Derisi dikenliler nedir

Derisi dikenliler nedir

Bazı canlı varlıkların biçimleri öylesine şaşırtıcıdır ki, sıradan bir insan onların yabancı bir gezegenden geldiklerini sanabilir. Birçok ilkel canlının biçimi buna benzer bir çağrışım yapabilir. Biçimleri garip, ama çoğunlukla da güzel olan bu hayvanlar derisi dikenliler filumundandırlar.
Derisi dikenliler, Birinci zamana kadar uzanan eski hayvanlardır. Bu filumun günümüzdeki temsilcileri, atalarından biraz farklıdır ve bize yaşam biçimlerinin belirgin bir yönde evrim geçirdiğini kanıtlar. Kuşkusuz, hayvan biçimlerinin kaynağı tekhücreli yaratıklardır. En eski filumlar süngerler (Porifera) ve selenterelerdir. Bu gerçekten ilkel gruplardan, evrim yoluyla iki temel grup türemiştir: Eklembacaklılar (böcekler, örümcekler v.b.) ve kordalılar (ilkel omurgalılar). Derisidikenliler, selenterelerden daha gelişmiş yaşam biçimlerine doğru evrimde önemli bir grup oluştururlar.

İLKEL YAPILAR

Yaşamın en ilkel biçimi, içinde yaşadıkları denizden besin alan, tekhücreli organizmalardır. İkinci aşamada çokhücreli canlılar türedi ve gövde bölümlerinde işlev farklılaşması başladı. Evrim ilerledikçe, canlılar farklılaşmış organların yanısıra, farklılaşmış sistemlere de kavuştular.
Canlı organizmalarda yapılarının karmaşıklığı göz önüne alınarak bir sıralama yapılırsa, sünger, tekhücrelinin üstündeki basamakta yer alır; çünkü, beslenmesini ve benzer ihtiyaçlarını sağlayan farklılaşmış bir dokusu vardır. Üstelik, süngerin yapısı, suyun hareketinden yararlanarak besin almasına olanak sağlar. Bununla birlikte, sünger hareketsizdir; bir yere bağlı durumdadır. Bu yüzden, hareket edebilen bir canlı da, beslenme şansı daha yüksek olduğu için, süngerden üstündür.
Hareket tipleri arasında belirli bir ayrım yapılabilir. Edilgin hareketli canlılar akıntı ve dalgalarla sürüklenirler. Edilgin hareket, bir yere bağlı olma durumundan daha avantajlıdır ve canlıyı besin bulabileceği yerlere sürükleyebilir; öte yandan, tersi de olabilir ve canlı, besin bulamadığı gibi, bir başka canlıya besin de olabilir. Bu yüzden duyu organlarıyla yönlendirilen istemli hareketin daha avantajlı olduğu kuşku götürmez.
Bir fabrikanın örgütlenmesi ve işleyişiyle, bir canlının gövdesinin örgütlenmesi ve işlevi arasında bir benzerlik kurulabilir. Bir fabrikada, hammadde, işleneceği yere yerleştirilir ve çıkan ürünler alınır. Fabrikanın değişik bölümleri, değişik biçimlerde düzenlenebilir; ama aralarındaki bağdaşma eksiksiz olmalı, hiç bir bölümün işleyişi aksamamalıdır. Üretim süreci hareket halindeyken sürdürülüyorsa
—yani işlemler bir vapur yada uçakta yapılıyorsa— örgütlenme olanakları sınırlıdır; çünkü, az yere birçok araç sığdırmak ve verimin yüksek olmasını sağlamak, oldukça zordur.
Aynı biçimde, bir canlı da çevresiyle madde alışverişinde bulunmak zorundadır. Canlının organları değişik biçimlerde düzenlenmiş olabilir, ama bu organlar arasında organik bağdaşma kurulmalı, böylece çevresiyle başa çıkabilmesi sağlanmalıdır.
Derisi dikenliler, hem hareketli, hem de hareketsiz halde bulundukları için, bu fabrika benzetmesine çok iyi uyarlar. Derisi dikenliler üstündeki çalışmalar, yapılarının evriminin, bu ikili duruma bağlı olduğunu göstermiştir.

DERİSİDİKENLİ FOSİLLERİ
Birinci zaman tabakalarındaki bugün soyu tükenmiş derisi dikenliler sınıfları konusunda oldukça bilgi toplanmıştır. Bununla birlikte, yalnızca iskeletleri bulunabildiği için, bedenlerinin öteki bölümleri konusunda yazılanların çoğu, birer varsayım olmaktan ileriye gitmez. Günümüzde yaşayan derisi dikenliler arasında deniz laleleri en ilkel olanlardır. Deniz laleleri, bir yere bağlı saplı deniz lalelerini de, sapsız serbest yaşayan tüylü yıldızları da kapsar. Eski jeolojik dönemlerde görülen deniz laleleri, önemli işaret fosilleridir. Deniz lalelerinin en çok sayıda ve türde bulundukları devir, yaklaşık 435 milyon yıl önce başlamış olan Silüryen devridir.

Yorum yazın