Deniz Kestanesinin Tarihçesi

Deniz Kestanesinin Tarihçesi

Denizkestanesini de kapsayan denizkestaneleri (Echinoidea) sınıfıfının öteki derisidikenliler sınıflarıyla ortak özelliği, yeryüzünde çok uzun süreden beri varolmalarıdır. Aslında, bu sınıftan organizmalar, 500 milyon yıl önce, Birinci zamanın Ordovisiyen devrinde yaşamışlardır.
Denizkestanelerinin yaklaşık olarak bir küre biçiminde olan yapısı yoğundur. Birbirine sıkıca oturmuş kalkerli tabakalardan oluşan ve üstderinin altında yatan iskelet, dikenler için topuzcuk (tüberkül) sıralarıyla ve ayakçıklar için deliklerle bezenmiştir. Yaşamda bu iskeletleri göremeyiz; ama denizkestaneleri ayıklanıp temizlendiklerinde ayırdedici düzenleri, sınıflama ve tanımlamada elverişli araçlar olarak kullanılır.
İskeletin küreye yakın biçimi, organizmanın dayanıklılığını artırır ve bazı denizkestanelerinin yaşadığı gelgit bölgelerindeki dalgaların çarpmasına karşı korunmasını sağlar. Yaşamak için derinliklerdeki sakin suları seçen denizkestaneleri de vardır. Yassılaşmış denizkestaneleri olan kumparaları, kıyıdan çok uzaklarda yaşarlar ve genellikle, yalnızca dalgalarla kıyıya vuran iskeletleri ele geçirilebilir.
Denizkestanelerinin başlıca ayırdedici özelliği, doğanın onlara aç flüşmanları uzaklaştırmak için verdiği dikenli zırhlarıdır. Bu dikenlerin biçim ve büyüklükleri birbirinden farklıdır; bazıları kalem biçiminde ve büyüklüğündedir; bazıları iğneye benzer; sopa biçiminde olanları bile vardır. Dikenler topuzcuklar üstünde yükseldikleri için, sıralar halinde dizilmişlerdir. Kimyasal bileşimleri büyük ölçüde kalsiyum karbonat ve biraz organik maddeden oluşur (bazı cinslerde, dikenler zehir bezleri taşırlar).
Başka bir savunma mekanizması da, sapların ucuna yerleşmiş ve dikenlerle karışmış küçük kıskaç sıralarıdır. Bu küçük kıskaçların bazıları zehirlidir; zehirleri kurbana verildiğinde sancı, felç, hattâ ölüme yolaçan küçük kıskaçlar, ayrıca yiyecek yakalar ve hayvanın yüzeyini temizlerler.

BİÇİMLERİN SONSUZLUĞU

Son derece uzun varlıkları süresince, denizkestaneleri, değişik jeolojik zamanlardan kalma fosillerin incelenmesi sonucu izlenebilen büyük değişiklikler geçirmişlerdir. İlk denizkestaneleri yarımküre biçiminde ve tam anlamıyla bakışımlıydılar. Bedenleri, bugünkü deniz- kestanelerininkine benzeyen uzun dikenlerle kaplıydı. Yiyeceklerini sudan süzerek, deniz dibinde hareketsiz yaşıyorlardı.
Daha sonraki denizkestaneleri hareketlilik kazandılar ve uzun evrim tarihçelerini başlattılar. İlk denizkestanelerinin biçimi, ağız kutbu aşağıda, boşaltım kutbu yukarda olmak üzere, bedenin ortasından geçen dikey eksene göre bakışımlıydı. Bazı denizkestaneleri bu bakışımı bugün de korumaktadırlar; bazıları ise hareket ettikleri yönle çakışan yönde, giderek uzunlaştılar.
Başlangıçta yukarda yerleşmiş olan boşaltım deliği (anüs) arkaya doğru kaydı ve evrimin daha yüksek bir evresindeki tiplerde alt yüzeye kadar geldi. Önemli derecede farklılaşan dikenler kısalıp incelerek, dikenden çok kaba kıllara benzediler. Bazı denizkestanele- rinde ayakçıklar, aşağı bölgeye kayarak ağız deliğinin kenarına bakışımlı olarak yerleşti; daha sonra da, hayvanın arka bölümüne yakın bir yerde yoğunlaştı. Bazı deniz kestaneleri de, külah yada kalbe benzer alışılmamış biçimler geliştirdiler.

Yorum yazın