Canlılarda Kamuflaj – Benzerleşme

Canlılarda Kamuflaj – Benzerleşme

• Omurgalı ya da omurgasız birçok hayvanda, avcı bir düşmandan kaçınmak ya da tersine, avından gizlenmek ve birden onu yakalamak için güze çarpmama (kamuflaj) olguları görülür. Benzerleşme denen ve yalnız gözle algılamaya dayanan bu göze çarpmama olguları, üç ayrı biçimde olabilir: Tipteşlik (homo- tipi); reııkteşlik (homokromi); asıl benzerleşme (mimetizm). Bu sonuncu durumda, hayvan çoğu zaman, caydırma silahlarıyla (zehir, pis koku) donanmış bir türün biçimini, rengini, hattâ davranışını benimser, böylece kendinde bu silahlar olmadığı halde düşmanını ürkütüp kaçırabilir.
• Renkteşlik (homokromi), hayvanın çevresiyle aynı renge bürünmesidir. Bu tür göze çarpmama, birçok hayvan şubesinde görülür: Çayırlarda yaşayan çok sayıda çekirge yeşil renkte olduğu gibi, bazı papağanların tüyleri de yapraklarınkine yakın renktedir. Soğuk bölgelerde yaşayan bazı memeli küçük hayvanların postu, kışın beyaz, yazın koyu renge bürünür.
» Birçok tavşan türünde görülen bu renk değişiklikleri, karlı dönem süresine bağlıdır. Aynı dağ kütlesinde Lepus amerucanus 900 m yükseltide yaşadığı için haziranda yaz postuyla örtülü olduğu halde,
1 300 metre yükseltide yaşayanlar daha kış postundadırlar. Bu renk değişimleri aynı zamanda, gündüz ve gece süresinin uzunluğuna da bağlıdır. Sürekli karanlıkta tutulan beyaz tavşanlar, post rengini değiştirmezler. Tersine, kutup tilkisi ılıman bölgelere getirilirse, orada tavşanlar bütün yıl “esmer kaldıkları halde, bu tilkiler renk değiştirme ritmini sürdürürler. Kar kekliği de, aynı renk değişikliğini gösterir.
• Yerde yaşayan hayvan türleri çoğu zaman, yaşadıkları yerdeki toprağın rengine işyarlar. Çöl bölgelerinde yaşayan kertenkeleler, yılanlar, kemirgenler ve küçük etçiller kum rengindedir. Ağaçların gövdelerinde yaşayan hayvanların rengi boz, yaprakların arasında yaşayanlarınki yeşildir. Kafkasya agaması (sürüngen), yaşadığı kayalık yerlerin rengi gibi bozdur; ama daha çok kırmızımsı kayalıklarda bulunanlar, turuncu ya da kiremit rengi beneklerle kaplıdır. Kireçli bölgelerde yaşayan kelebeklerden Satyrus Semele’nin alt yanı, aynı türün bataklık bölgelerde yaşayan çeşitlerine göre daha açık renktedir.
• Renkteşlik bazen çok hızlı bir uyum gösterir. Yakın zamanda İngiltere’nin sanayi bölgelerinde, gececil kelebek türlerinin» özellikle gündüzleri ağaçların gövdelerine ve kayalara tutunarak hareketsiz kalanların, koyu bir renk aldığı görülmüştür. Bu kararmış kelebekler, sanayinin neden olduğu çevre kirlenmesi yüzünden doğadaki her şey isle karardığı için, kendilerini avlayacak kuşların gözünden saklanmış olurlar. Çevre kirlenmesinin olmadığı yerlerde, bu kelebekler gene alacalı bulacalıdırlar ve ağaçların gövdesini saran likenlerin rengiyle tam anlamıyla uyuşurlar. Bu olağanüstü olguya «sanayi karalığı» adı verilir.
• Renkteşlik, bulunulan yere uyumu hemen sağlayabilir; bu olay, dilbalığı, pisibalığı ya da kalkanbalığı gibi bazı yassıbalıklarda değişkendir de. Kumlu bir zemine oturan dilbalığı, tekdüze bej bir renk alır. Kayalık bir zeminde koyu gri olur ve değişik renkli çakılların üstünde koyulu açıklı beneklerle donanır. Daha başka birçok türde de, bulundukları ortamın rengine her an uyabilme yeteneği vardır: Bukalemun; geko; karides; mürekkep- balığı; bazı kurbağalar.
• Bu renk değişimleri, «kromatofor» adı verilen boyalı deri hücrelerinden ileri gelir. Bu hücrelerde’ki boyamaddeler, ışığın gözdeki ağtabakayı uyarmasıyla ilgili olarak, sinirsel ya da hormonsal dürtülerin etkisi altında büzülür ya da genişleyip yayılır. Gözleri kör edilen bir dilbalığı, renk değiştiremez.
• Kurbağada renk uyumu, gelen ışık / yerden yansıyan ışık oranına bağlıdır. Zemin koyu ise bu oran yüksektir ve bir hormon (intermedin) boşalması, kurbağanın koyulaşmasını sağlar. Renk değişikliğinin hızı, hayvandan hayvana çok değişir; değişim hızı, kurbağa gibi hayvanlarda – hormonsal bir mekanizmaya, bazı balıklardaysa sinirsel ya da karma bir mekanizmaya bağlıdır. Karideste olgu, yalnızca hormonsal etki altında ve çok ağır gerçekleşir. Buna karşılık mürekkepbalığmda, yalnızca sinirsel etkiye bağlı olduğu için, çok hızlıdır.
• Renkteşlik, bulunulan çevredeki bir biçimin taklit edilmesi anlamına gelen tipteşlikle bütünlenir Gözden daha iyi saklanmak için eklembacaklıların birçoğu, buğdaygillerin saplarını, yeşil ya da kuru yaprakları, çam iğnelerini, taneleri, liken dikenlerini, kamış saplarını, hattâ kuş dışkılarını taklit eder. Bazı düzkanatlılar (phasmalara yakın phylliumlar) ve bazı kelebekler, üstünde yaşadıkları ağaççığın yapraklarına çok ilginç bir biçimde, damarlarına kadar, hattâ bir tırtılca kemirilmiş yerlerine ve küf lekelerine kadar, benzemektedirler. Bu yüzden phasma cinsinden böceklere «çalı parçası» dense yeridir. Uzun odun çubuklarının birleşimine benzeyen bedenleri, üstünde yaşadıkları bitkinin girinti çıkıntılarını andıran dikenlerle bezenmiştir.
• Brezilya’da yaşayan bir kelebek, Anophyla magnifica kuş dışkılarını andırır. Geometridae familyasından kelebeklerin tırtılları, tutundukları dalın üstünde kuru bir dalcık görünümü alırlar. Bir cecidomyla (ikikanatlılardan) kurtçuğunun kundağı, tıpkı bir ladin tomurcuğuna benzer; zaten kurtçuk, tomurcuğun bozulmasını sağladıktan sonra onun yerini alır.
• Göze çarpmamanın etkili olması için, hayvanın dış bölümlerinin düzensiz olması gerekir; bunu da bir ölçüde, hayvanın çok karşıt renkli benek ve çizgilerle bezeli olması sağlar; bu durum onun bedeni ile yaşadığı yer arasında bir bütünlük görüntüsü verir. Askerlerin kamuflaj giysisi de bu ilkeye dayanır.
• En yalın durumlarda bile karın rengi, her zaman sırt renginden daha açık olur. Bu
durum, hayvanla bulunduğu yer arasındaki karşıtlığı azaltır. Bu «ters gölge» olgusuna, omurgalılarda olduğu kadar o- murgasızlarda da raslanır. Nil cüceyaymında bu açık-koyu renklilik ters olduğundan, erişkin balık, elden geldiğince göze çarpmamak için karnı yukarda olarak yüzer.
• Asıl benzerleşme biçimleri, renkleri ve davranışlarıyla başka hayvan türlerini taklit etmeyi gerektirir. Biyoloji uzmanı H. Bates Brezilya’da, el- conidae familyasından olduklarını sanarak piperidae familyasından kelebekler yakalamıştır. Tümü bu görünüşte olan piperidae kelebekleri, kendilerini yiyecek kuşlardan hiç korkmuyorlardı. Durumu inceleyen bilgin, elconidae familyasından kelebeklerin tiksindirici bir madde çıkardığını ve bu yüzden kuşlarca yenmediğini gördü. Demek ki elconidae kelebeklerine benzeyen ve tiksindirici maddeden bütünüyle yoksun bulunan piperidae kelebeklerini böcekçil kuşlar, elconidae sandıkları için yemiyorlardı.
• Yenmeyen bir türün biçimini ve rengini kopya etmek
olan benzerleşmeye, pis bir koku çıkaran coccinellaları andıran bazı hamamböceklerinde, karıncaları andıran bazı karıncayiyen örümceklerde, zar- kanatlıları andıran bazı sineklerde (syrphidae) ve kelebeklerde, zehirli yılanları taklit eden bazı zararsız yılanlarda da raslanır. Güney Amerika’daki «mercan» yılanlar arasında yalnız kobragiller (elopidae) son’ derece zehirlidir. Bunlar, birçok zararsız yılan türüne model yerine geçer.
• Tersine bir olguya da bazı balıklarda raslanır. Temizlikçi balık (Labroides dimidiatus), özel bir dans yüzüşüyle işaret vererek büyük balıkları temizlenmeye çağırır. Temizleme işlemi, büyük balıkların ağzının içinde de sürdürülür ve büyük balıklar işlem boyunca hareketsiz kalırlar. Kılıçdişli horozbina (Aspidontus taeniatus), temizlikçi balığın yalnız dış görünüşünü değil, temizlenmeye çağrı davranışını da başarıyla taklit eder ve aldanmış o- lan konağının hareketsizliğinden yararlanarak ondan et parçaları koparır.
• Guguk yumurtasının benzerleşmesi, henüz bütünüyle aydınlatılamamış bir sorundur. Dişi guguk her zaman, içinde rengi ve biçimi kendisininkine benzeyen yumurtalar bulunan bir yuva seçer. Bu yumurtaların rengi bireylere göre değişir: Çalıbülbüllerinin yuvalarına yumurta bırakan guguklar, esmer benekli beyaz yumurtalar yumurtlar; kızılgerdanın yuvasına yumurtlayanların yumurtaları ise, esmer benekli pembemsidir.
• Bir başka göze çarpmama yolu daha vardır: Bedenin bir bölümünü ya da bütününü çevredeki gereçlerle kaplamak. Phryganeaların (trichoptera) kurtçukları, bedenlerini, derenin ya da bataklığın dibinde neler varsa ona, göre, yani ya kum tanecikleriyle ya da bitki kırıntılarıyla yapılmış bir barınakta gizlerler. Birçok yengeç, özellikle deniz örümceği denen yengeçler, bağalarını suyosunlarıyla, çakıllarla ve gerekirse kavkı kırıntılarıyla örtüp gözden saklarlar.
• Kurbağa balığı (Phrynelo.v scaber) gibi bazı balıklarda, pek çok deri uzantısı, hayvana, suyosunlarıyla kaplı bir kaya görünümü verir. Çoğunlukla baş bölgesinde beliren solucanımsı bir uzantı, avları çekmede tuzak yemi olarak kullanılır.

Yorum yazın