Botanik Nedir – Bitkibilim Nedir

Botanik Nedir – Bitkibilim Nedir

• Bitkibilim (botanik) tarihini, özellikle de yakın geçmişini incelediğimizde, bu bilim dalının yalnızca tanımlayıcı niteliğinden giderek uzaklaştığını görürüz.
• Eskiden bitkibilimin temel uğraşı, türler arasındaki ayrılıkları incelemek ve 380 000 kadar bitkisel organizma çeşidini az çok akla yakın bir biçimde sınıflandırmaktı. Böyle bir işin gerçekleştirilmesi olanaksız görünüyor ve 1735’te Cari von Linne, hem hayranlı İt, hem de bıkkınlıkla «Birbirine benzeyen iki bitki bile yok» diye bağırabiliyordu. O zamanlar bitkibilimci, bir «bitki derleyicisi» sayılırdı. Doğayı dolaşırken bitki derlemekten, elindeki ünlü «ikili adlandırma anahtarı»na göre adlandırmaktan ve derlediklerini kurusunlar diye kağıtlar arasına yerleştirerek üstlerine günlük dildeki adları ile bilimsel adlarını gösterir etiketler yapıştırmaktan başka amaç gütmüyordu.

• Hücrebilim (sitoloji), geçen yüzyılın sonlarına doğru, bitkilerde ilk bakışta göze çarpan biçim, renk ve boyut aykırılıklarının mikroskobik düzeyde bulunmadığını gösterdi. Kuşkusuz, kırmızı, mavi, sarı, beyaz ya da mor çiçekler, boyu mikronla ölçülen diyatomeler ve yüksekliği 150 metreyi bulan ağaçlar vardır. Ama hücre tipleri, belirli bir sayıdan öteye geçmez. Elektron mikroskobu, bu görüşü doğruladı; molekül biyolojisi de çarpıcı bir açıklığa kavuşturdu.
• Günümüzde derli toplu bir görünüm kazanan bitkibilim. hücreden başlayarak dokuya, bitkiye ve bitki topluluğuna doğru yükselir. Bitki hücrebilimi (fitositoloji), bitkilerle ilgili bütün bilimlerin ortak yanını oluşturur. Bu bilim alanında önemli ilerlemeler gerçekleşmiştir. Artık, bütün hücresel öğelerin mikroanalizi yapılabilmektedir: Selüloz; çeper; hücre içi sarnıç sistemi (endoplazmik retikulum); ribozomlar (Palad tanecikleri); diktiyczomlar (Golgi aygıtları); mitokondriler (kondriyozomlar); kloroplastlar; lökoplastlar; kofullar; vb.
• Çekirdek, tek başına çok ilginç bir inceleme konusudur; taslakçekirdeklilerde (bakteriler, mavi suyosunları) pek belirgin olmayan çekirdek, •«gerçek çekirdekliler» denen öteki türlerin niteleyici özelliğidir. Kromozomları, kalıtımsal niteliklerin iletiminden sorumlu genleri taşır; tümü de- zoksiribonükleik asitten (D.N. A.) oluşmuştur: Türün genetik şifresini taşıyan bu nükleik asit, hücre bölünmesi sırasında kendini eşleyebilir ya da protein sentezi sırasında şifreyi verir.
• Bitkilerin çeşitli yapısal düzeni, hücreden başlanarak incelenir. Söz konusu yapıların en yalın biçimi, tek bir hücrenin tam bir organizma
yerini tuttuğu ilkel bitkilerdir (bakteriler, mavi suyosunları, suyosunları ve mikroskobik mantarlar). Bakteribilim, özellikle Pasteur’den bu yana, bağımsız bir gelişme eğilimi göstermiştir.
• Talli bitkilerle (thallophy- taJ daha üstün bir yapı düzeyine varılır: Henüz az farklılaşmış hücreler, yığın halinde bir aradadır. Bu bir aradalık, yalın topluluk, örtü ya da yalancı doku halinde olabilir. Suyosunlarının karmaşık dünyasını yosunbilim (algoloji), mantarları mantarbilim (mikoloji), likenleri likenbilim (likenoloji) inceler.
• Karayosunları (bryophyta), talli bitkilerle üstün yapılı bitkiler arasında kalan küçük bir grubu, karayosunlarıyla ciğer- yosunlarını kapsar. Üstün yapılı bitkiler de, eğreltilerle (eğreltiotu, atkuyruğu) tohumlu bitkileri (çiçekli bitkiler: Kapalıtohumlular ve açıktohumlular) içerir. Kesinlikle kara yaşamına uymuş bulunan üstün yapılı bir bitkide, üç özel organ yeralır: Kök; sap; yaprak.
• Her üstün yapılı bitki, az ya da çok özgülleşmiş dokulara ayrılır: Bitki dokubilimi
(bitki histolojisi), bunları incelemekle görevlidir. Birincil ve ikincil büyütkendokular (prokambiyum ve kambiyum.),
bütün öteki dokuların anasıdır: Özekdoku ya da parankima (klorofil, yedek besin, su ve hava depolama dokuları); koruma dokuları (deri, kıl, tüy, mantar); destek dokuları (değirmi ve köşeli pekdokular, telsel sertdoku ya da taş hücreleri); salgı dokuları; iletim dokuları (odun ve soymuk damarlar; soymuğa, «kalbursu doku» da denir).
• Bitki fizyolojisi, dokubili- min verilerini bütünler. Bitkinin enerjiyi elde etme ve dağıtma biçimiyle uğraşır. Bazı üstün yapılı bitkiler, asalaktır (inekbuğdayı, ökseotu, canavarotu); ama çoğunluğu kendibeslektir; yani, mineral
maddelerden besin yaparak beslenirler.
• Bitkilerin güneş enerjisinden yararlanarak su ve kar- bondioksidi birleştirip şeker yapması sürecine, «ışılbire- şim» (fotosentez), «klorofil ö- zümlemesi» ya da «yeşil bitkilerin karbonla beslenmesi» gibi adlar verilir. Bitki fizyolojisi aynı zamanda, bitkilerin su ve madensel tuzlan (potasyum, sodyum, magnezyum, kalsiyum, klorürler, nitratlar, sülfatlar, fosfatlar) nasıl sağladıklarını araştırır. Ayrıca, her türün büyüme biçimiyle (boyuna, enine, mevsimlik, vb.) ve bu gelişmeye yön veren hormonların (oksinler ve jiberelinler) etkisiyle uğraşır.
• Genetiğin konusu, kalıtımsal özelliklerin kuşaktan kuşağa iletilmesidir; embriyoloji i- se, yumurtanın ya da zigotun oluşunu inceler (zigot, erkek gamet ya da anterozoyitin, dişi gamet ya da oosferle birleşmesinden olur). Bu iki bilimde çok büyük ilerlemeler gerçekleştirilmiştir. Büyütkendo- kudan alınan ve cinsel olmayan birkaç hücreden, tam bir bitki elde edilebilmektedir. Hücrelerin birleştirilip kaynaştırılması ve yumurtalann kolşisinle etkilenmesi yoluyla, doğada bulunmayan türler yaratılmaya başlanmıştır.
• Bitki sınıflandırması, oldukça karmaşık bir iştir. Bunun için, bitkibilime yardımcı çeşitli kaynaklardan, özellikle fosil bitkilerin (paleobotanik) ve çiçek tozlarının incelenmesinden (polinoloji) yararlanır. Bakteriler bir yana, bitkiler birçok büyük gruba ya da dala aynim Mavi suyosunlari; kırmızı suyosunlari; sarı suyo- sunlari; yeşil suyosunlari; mantarlar; likenler; karayosun- lari; eğreltiler; tohumlu bitkiler. Bu sonuncular da, «açık- tohumlular» (kozalaklılar) ve «kapalıtohumlular» diye ikiye bölünür. Kapalıtohumlular da kendi aralarında «birçenekliler» ve «ikiçenekliler» diye ikiye ayrılır (hiç değilse eski sınıflandırmada böyle yapılır; çünkü Fransız bitkibi- limci Emberger, yakın dönemde bambaşka bir sınıflandırma düzeni benimsemiştir).

Yorum yazın