Bileşikgiller Familyası Nedir

Bileşikgiller Familyası Nedir

• Bileşikgiller, bitkiler dünyasının en önemli familyasıdır: 1 000 kadar cinse ayrılmış yaklaşık 20 000 türü kapsar. Ekvatordan kutuplara kadar her yükseklikte yetişen bu bitkiler, her ortama uyabilmektedir. Yabanilerinin yanı sıra tarım bitkisi olanları da vardır.
• Familyanın adı, kömeç biçimindeki bileşik çiçeklerinden gelir: Az ya da çok yassı ve koruma yaprakçıklarıyla çevrili bir çiçekliğin üstüne oldukça sıkışık biçimde sıralanmış, çok sayıda küçük çiçeklerden oluşan bileşik çiçekler.
• Çiçeğine göre tacın görünüşü de değişiktir: Taç, beş taçyapraktan oluşur ve bu taç- yapraklar, «borumsu» denen çiçeklerde birleşip birbirine kaynaşarak uzun bir boru oluştururken; «dilsi» çiçekler de üçü ya da beşi birleşip kaynaşarak az ya da çok uzun bir dil gibi uzayan kısa bir boru oluştururlar. Kömeçteki çiçeklerin tümü, dilsi ya da borumsu olabileceği gibi, karma da olabilir: Koyungözünde (Chrysanthemum leucanthemum) iki çeşit çiçek vardır: Ortadaki sarı bölüm (disk) borumsu çiçeklerden, kenarlarsa (ışınsılar) taçyaprak görünümündeki dilsiçiçeklerden oluşur.
• Disk üstündeki her küçük çiçekte, beş erkek organ bulunur; bunlar, birbiriyle birleşip kaynaşarak dişicik boynunun çevresini bir yaka gibi sarar; dilsi çiçeklerdeyse, erkek organ bulunmaz. Çiçeklerin diplerinde bulunması gereken çanak, ya iyice körelmiştir, ya da hiç yoktur. Bazen de, kıldan bir taç biçiminde bir çeşit küçücük paraşüt gibi (kapçık) meyvenin ardında yeralır; bu kapçığın görevi, tohumların rüzgarla uçuşup dağılmasını kolaylaştırmaktır.
• Bileşikgillerde, yaprak ve saplar, çoğu zaman tüylerle kaplıdır; bu tüyler, kurak ve güneşli iklimlerde ya da Alp dağlarının tepelerinde yetişen yünsü görünüşte küçük bir bitki olan aslanayağı (Leontopodium alpinum) gibi çok yükseklerde biten bazı türlerde oldukça sıktır; bu durumda, tüylerin terlemeye ve aşırı güneşe karşı korunma bakımından büyük önemi vardır.
• Genellikle sık ve çok sivri dikenli bitkiler bileşikgillerde çok sayıdadır; en dikenli türler, Kuzey yarıkürede, tarım bitkileri arasında yetişen çakırdikenleridir.
• Bileşikgillerin genellikle otsu bir görünümü vardır; çalı görünümünde olanları varsa da, ağaçsı olanlara sık raslan- maz. Gene de bazıları düpedüz ağaç gibidir: Afrika sıradağlarında yetişen ve gövde yüksekliği altı metreyi aşan dev kuşotları (Senecio Johnstoni ve Senecio frieseorum) bunların başlıcalarıdır. And dağlarında bazı kuşotlarının görünümü, bazen kaktüsleri andırır.
• Bizimki gibi iklim bölgelerinde, bileşikgillerin boyu çok daha kısadır ve bunlar her yerde kendiliğinden, hem de çok sayıda biter; bir bölümü, çiçeklik işletmelerinde ve bahçelerde yetiştirilir. Deniz kıyısından dağa kadar bütün çayır ve otlaklar, «koyungözü» denen sarı ve beyaz kömeçli ilkbahar çiçekleriyle (Bellis perennis) doludur. Ormanlarda solidagolara (Solidago virga aurea), yol kenarlarında da yetişen küçük beyaz ya da pembe çiçekli binbiryaprakot- larına (Achillea millefolium), buğday tarlalarında mavi kantaronlara (Centaurea cyanus) çok sık raslanır.
• Bahçelerde yetiştirilen bazı türler yenilebilir; gerçekten, enginarın (Cynara scolymus) çiçekliği sebze olarak yenir-, yabani enginar (Cynara cardunculus), marul (Lactuca scariola), brüksel hindibası (Cichorium endivia) ve hindiba (Cichorium intybusJ, çiğ. pişmiş ya da salata olarak yenen sebzelerdir. Yabani olarak biten bazı türleri de yenebilir: Çok güzel salatası olan karahindiba (Taraxacum dens leonis), bunlardan biridir. Yerelması (Helianthus tuberosus) gibilerinin yumru, tekesakalı (Scorzonera hispanicaJ gibilerinin de kazık kökleri yenir.
• Bileşikgillerden bazıları, çeşitli özelliklerinden dolayı, hekimlik alanında İlkçağ dan beri bilinir, ancak günümüzde kullanılmaları pek yaygın değildir.
• Papatyadan tarhunotuna kadar, bileşikgillerin birçoğunda esans hücreleri vardır; bu nedenle hem ecza, hem bahar olarak kulanılırlar. Papatyanın (Matricaria chamomilla) kuru başlarının kaynatılmasından elde edilen suyun yatıştırıcı etkisini bilmeyen yoktur. Öküzgözünün (Arnica montana) köklerinden ve çiçeklerinden çıkarılan boyalı su, yara berelere çok yararlıdır, Miskotu ile küçükpapatya iç sürdürücü, solucan düşürücü ve uyarıcı özelliklerinden dolayı, eskiden çok sık kullanılırlardı; çok keskin ıtırlı kokusu ve tadı o- lan, likör yapımında kullanılan maddeler, genepi (Artemisia genepi) ve pelinden (Artemisia absinthium) elde edilir; pelin ayrıca, vermut yapımında da kullanılır.
• Salata olarak da kullanılan karahindibanın kökü, kavrulduktan sonra kahve gibi pişirilip içilir. Ayçiçeğinin (Helianthus annuus) tanelerinden yağ elde edilir. Geniş ölçüde yetiştirilen süs türleri, daha güzel çeşitler elde etmek amacıyla, araştırmalara konu olmaktadır; bu güzel çeşitler arasında zinya (Zinnia elegans), yıldızçiçeği (Dahlia variabilis), hint karanfili (Tagetes patulaJ, aynısafa (Calendula officinalis), bahçe yıldızları ve herdemtazeler sayılabilir

Yorum yazın