Beyindeki Alfa Dalgaları

Beyindeki Alfa Dalgaları Nedir , Beyindeki Alfa Dalgaları Ne İşe Yarar

Boston Çocuk Hastahanesi’nde Dr Frank Duffy’e getirilen, okuma yeteneği bulunmayan altı yaşındaki çocuğa sanıldığı gibi bir okuma testi yapılmadı. Onun yerine küçük hasta, başına 20 adet elektrot bağlanmış halde ses geçirmez bir kabinin içine oturturdu. Bu kabinde kaldığı sürenin bir kısmında gözleri kapalı, geri kalanında ise açıktı. Bir masal dinleyip, stroboskopik ışığı seyretti ve anlamsız ‘Kimura’ şekillerini ezberledi. Gene hiçbir anlama gelmeyen bazı yazılarla satır çizgileri gösterildi ve sonra çizgiler yeniden gösterilerek ilişkili olduğu yazıyı anımsaması istenildi.
Beyinin belli bölgeleri belli faaliyetleri yapmakta ve her görev beynin belirli bölgelerini harekete geçirmek amacım gütmektedir. Küçük çocuk Dr Duffy’nin ekibinin kendisine sunduğu görevleri düşündükçe, beyninde meydana gelen elektrik tepkiler banda kaydedilip, BEAM ( Beyin Elektrik Faaliyet Haritası) bilgisayarına verilmekteydi. Bilgisayar yarım saatin içinde kendisine verilen datayı (veriyi) analiz etmişti. Ve elektriksel faaliyetini şekilleri, stilize edilmiş bir insan beyni içinde hareket eden renk kodlu haritalar şekilinde BEAM’in televizyon ekranında göründü.

Alfa Dalga Faaliyeti
Renk düzenlerindeki değişme okuma problemleri olan diğer çocuklarınkilerle uyuyor, normal çocuklarınkinden ise farklılık gösteriyordu. Dr Duffy, alfa dalgalan adı verilen faaliyette bir farklılık olduğunu açıkça görebiliyordu. Normal olarak, bu düşük frekanslı (8-12 Hz), yüksek voltajlı, düzenli dalgalar gözler kapalı olduğu zaman – beyin dinlenme halindeyken- en belirgin haldedirler. Fakat bu olayda, tıpkı diğer okuma güçlüğü çeken çocuklarda gözlendiği gibi, beynin karmaşık motor faaliyetlerinin yapıldığı bölümünde alfa dalgaları normalden fazlaydı.
İlk kez doktorlar beynin bu bölümünün okuma problemleri ile bağlantılı olduğunu düşünmekteler. Dr Duffy araştırmalarını daha da geliştirilmesinden sonra, BEAM’in, çocuklar daha okula başlamadan, ileride okuma konusunda herhangi bir problemleri olup olmadığını saptamada kullanılacağım ifade etmekte.
Beyin yüzeyinden elektriksel faaliyetlerin kaydedilmesi aslında yeni bir fikir değil. Ancak 1920’lerde ilk kez insan beyninin elektriksel faaliyetlerinin elek- troansefologram’ı (EEG) çıkarıldığından bu yana bilim adamları, “beyin dalgalarının” değişen genişlik ve frekanslannı açıklamaya çalışmaktaydılar.
Epilepsideki kıvranma ve katılıp kalmaların nedeni beynin içindeki çılgın ve kaotik aşın elektriksel faaliyettir. Ve EEG uzun bir süredir epilepsi ve beyin tümörlerinin teşhisinde kullanılmakta olan, ancak geliştirilmesi gereken bir sistemdir.
Bir hastanın EEG’sini çıkarmak için kafasına 20 elektrot bağlanmakta ve farklı elektrot çiftlerinin arasındaki faaliyeti gösteren enformasyon kanalları izlenmektedir. BEAM’in geliştirilmesine kadar EEG kullanımında karşılaşılan en büyük sorun, EEG ile az enformasyon değil, tersine çok fazla enformasyon elde edilmesiydi.
Her EEG izlemesi, hem genişlik hem de frekans enformasyonunu içermektedir. Kafa yüzeyi üzerine dağıtılmış elektrotlardan alman çok kanallı kayıtlar ile doktorlar, EEG şekillerin zaman ve mekan içindeki anlamını çıkarmaktadırlar.
Beynin “çağrışım potansiyelleri” -sözsel veya görsel bir uyanma karşı elektriksel tepki-.BEAM tarafından, gerçek voltajların görsel bir benzeri olarak, renkli bir “film” e çevrilir. Uyarımdan sonra yarım saniye içindeki karşılık (cevap) 128 ayn kareye bölünür.
Her resmin sağ tepesinde kare numarası ve, saniyenin binde birinde kaydedilen uyarıcının zamanı bulunmaktadır. Bir renkli grafik renklerin gerçek çağrışım potansiyel değerlerine -mikrovolt olarak- çok çabuk ve kolay bir şekilde çevrile- bilmesine olanak vermektedir.
Beynimizin kendi işleyişini anlaması güç bir görevdir. Ama BEAM’e bağlandığımız takdirde, kendimizi bu bilmeceyi düşünüp taşınırken izleyebiliriz.

Yorum yazın