Beslenme Nedir

Beslenme Nedir

Canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek için çeşitli besin maddelerine gereksinme duyarlar. Yeryüzünde her türün kendine özgü bir beslenme biçimi vardır.

• İnsanların beslenme biçimi de, belli besinlere düşkünlük de, günümüzde toplumdan topluma değişir. Sözgelimi İtalyanlar makarnayı çok sever, Fransızlar alkollü içkilere, özellikle de şaraba düşkündür, İngilizler için çay vazgeçilmez bir içecektir, ülkemizde baklava, börek gibi hamurlu yiyecekler soframızı sürekli süsleyen besinlerdir.
• Bir yiyeceğin değeri, yalnızca bedenimizde oluşturacağı kalori oranıyla ölçülmez. Günümüzde artık, insanlar gereksinim duydukları kadar, zevk aldıkları için de beslenmektedir. Rahatlık yarışında, çoğu hazır olan yiyeceklerimiz,giderek çeşitlilik kazanmaktadır. Bunu anlamak için, bir süpermarketin yiyecek bölümünü dolaşmak ya da televizyondaki bu konuyla ilgili reklam programlarını izlemek yeterlidir.

BESİN KATEGORİLERİ

• Her organizma, hem dokularını çalıştırmak ve yenilemek için (besinlerin doku yapıcı bir işlevi vardır), hem de çalışmasına gerekli enerjiyi elde etmek için (besinlerin enerji yapıcı işlevi de vardır), besleyici maddelere gereksinme duyar.
• Besinler, organizma için gerekli, az ya da çok karmaşık kimyasal bileşiklerin karışımlarıdır. Genellikle, bu bileşiklerden birinin oranı yüksek olur; bu da, besinleri çeşitli «yalın besinler»e ayırma olanağını sağlar. Ette, sütte, yumurtada proteinli maddeler (protitler) bulunur. Tereyağında, sıvı yağlarda, sütte yağlı maddeler (lipitler) vardır. Şeker, meyveler, buğday
(dolayısıyle ekmek ve unlu maddeler), kuru sebzeler (fasulye, nohut), karbonhidratlı bileşiklerdir (glüsitler). Ayrıca, yiyeceklerin çoğunda su, madensel tuzlar ve vitaminler bulunur.
• Lipitler ve karbonhidratlar, her şeyden önce enerji veren besinlerdir; protitler, su ve madensel tuzlar ise yapıcı besinlerdir. Çok küçük dozlarla iş gören vitaminlerse, ne enerji, ne de yapı maddeleridir; bunlar, yaşamı düzenleyici bir görev yaparlar.
• Bu değişik yalın besinlerden, organizmanın her gün belirli bir miktar alması gereklidir; ama bu miktar, yaşa, cinse, işe ve iklime göre değişir. Ortalama bir çalışma günü için bir kişiye günde 75 gr protein (et ya da balıkla alınır), 300- 400 gr glüsit (yaklaşık 500 gr patates ve 500 gr ekmek) gereklidir; ama ağır çalışma ya da spor çalışmaları yapanlar için bu miktarı 600 grama çıkarmak gerekir. Gerekli lipit miktarına gelince, o da alışkanlıklara ve iklime göre değişir: Ortalama 70 gr’dır (sözgelimi 50 gr sıvı yağ ya da tereyağı ve yarım litre süt); Kuzey uluslarında bu miktar 100- 200 gr’a çıkar.

TUZLAR VE VİTAMİNLER

• Sodyum, potasyum, fosfor, kalsiyum ve demir gibi elementler, proteinli ya da şekerli yiyeceklerin hemen tümünde az ya da çok oranda bulunur; bu yiyeceklerin sağladığı mineral madde miktarı genellikle yeterlidir. Yalnızca, kalsiyumun yeterli miktarda
olup olmadığına bakmak gerekir; çünkü çocuklarda, büyüme çağında iskeletin gelişmesi için kalsiyum önemlidir.
• Mineral maddeleri, bize sebzelerle meyveler de verir. A- ma bunlar, özellikle vitamin ve provitamin kaynağıdırlar. Havuç gibi turuncu renkli sebzeler ya da yeşil sebzeler A provitamini bakımından, turunçgiller C vitamini, tahıllarsa B1 ve B2 vitaminleri açısından zengindir. Bununla birlikte, pişirmenin ve yüksek sıcaklıkla sağlanan konserve tekniklerinin, vitamin oranını zayıflattığını unutmamak gerekir. Su gereksinimi, her şeyden önce doğrudan doğruya su içilerek ya da başka içecekler (süt, şarap, bira, rakı) alınarak sağlanır; kaldı ki, alkollü içkiler, ayrıca küçümsenmeyecek oranda enerji de verir.
• Beslenme biliminin özel bir dalı olan perhiz düzenleme, besinlerin en uygun bileşimini ve oranını inceler; çeşitli fizyoloji koşullarına göre gerekli olan çeşitli beslenme rejimlerini belirlemeyi öngörür.
• Bir besinin sağlayabileceği kalori miktarına göre besleyici niteliğini gösteren cetveller yapılmıştır. Ayrıca, bir organizmanın kendinden beklenen çabaya göre ne kadar kaloriye gerek duyduğunu hesaplamak için de çeşitli yöntemler bulunmuştur. Spor yapanlar, ağır işte çalışanlar, oturarak iş görenler ve yaşlılar için düzenlenmiş çeşitli cetveller vardır.
• Büyüme yolunda olan organizma için (çocuk beslenmesi) ya da şeker hastalığı gibi bazı hastalıklar sonucunda ortaya çıkan dengesizlikleri gidermek için, özel beslenme rejimleri uygulanır.
• Yetersiz beslenmenin pek çok kötü sonuçlan vardır, özellikle protein eksikliği, çocuklarda korkunç kvasiorkor hastalığına yolaçar. Ortalamanın iki üç kat üstünde ölüme neden- olan bu hastalık, Afrika’da olduğu kadar Latin Amerika’da da çocukları kırıp geçirmektedir.
• Bir de yemeklerin bir güne dağıtılması sorunu vardır. Bu bakımdan alışılmış düzen (sabah hafif bir kahvaltı, bir öğle yemeği ve ağır bir akşam yemeği) bir günlük çalışma için gerekli enerjiyi dengeli olarak sağlamaya yeterli değildir. Kahvaltıda da, öteki yemeklerde olduğu gibi besin alınmalıdır. Çünkü öğle yemeğine kadar dört beş saat zaman geçecektir. Öte yandan, öğleyin, üç saatte zor sindirilecek ağır bir yemeği, hem de çoğu zaman oturmuş durumda sindirmek gerekli midir? Hafif, ama yapıcı bir öğle yemeği, ağır bir sindirimin verdiği uyuklamadan sizi koruyacaktır.

Yorum yazın