Balinalar

Balinalar Hakkında Bilgiler

Mavi balina, yeryüzündeki en büyük hayvandır. Hatta, bu balina belki de yeryüzünde şimdiye kadar yaşamış olan hayvanların en büyüğüdür. Boyu 30 metreyi bulabilir. 70 milyon yıl önce yaşamış olan dev dinozorlar bile, bu büyüklükte değillerdi.

öteki balina türleri daha küçüktür. Beyaz balinanın boyu 5,5 metre kadardır. Yunuslar ve ırmak-yunusları daha da küçük balina türleridir. Yunusların boyu üç metre kadar olur.

Balinalar balık biçiminde oldukları halde, memeli hayvanlardır, insan da bir memeli hayvandır. Memeli hayvanların yavruları, anne vücudunda gelişirler; yumurtadan çıkmazlar. Dişi memeliler, yavrularını sütle beslerler. Süt, dişi memelinin, memelerinde salgılanır.
Balinalar Hakkında Bilgiler
Memeliler, sıcak kanlı hayvanlardır. Sıcak kanlı hayvanların vücut sıcaklığı, dış ortamdaki sıcaklık ne olursa olsun hep belli bir düzeyde kalır, örneğin bir balina, ister kutup denizlerinde, ister tropikal denizlerde yüzsün, hep, aynı vücut sıcaklığına sahiptir.

Balinaların tüm yaşamı denizde geçer. Vücut yapıları suda yaşamaya elverişlidir. Vücudun ince uzun biçimi, hızlı yüzmelerini sağlar. Bu vücut biçimi, yüzme sırasında çok az sürtünmeye yol açtığı için, balinanın hızı kesilmez. Balinalar, kuyruklarını hızlı darbelerle yukarı ve aşağı doğru hareket ettirerek yüzerler. Kuyruk, iki tane enli, yatay uzantıyla sona erer. Oysa balıkların kuyruklarında dikey yüzgeçler vardır ve balıklar kuyruklarını sağa, sola hareket ettirerek yüzerler. Çoğu balinaların sırtında bulunan bir yüzgeç, bunların suda dimdik durabilmelerini sağlar. Vücudun ön tarafında bulunan, kürek biçiminde yapılar, yön değiştirmek için kullanılır.

Balinaların eski çağlarda karada yaşayan hayvanlardan türedikleri sanılmaktadır. Bu memeli türünün, büyük bir olasılıkla, sığır ve hipopotam gibi hayvanlarla akrabalığı vardır. Daha sonra, uzun yıllar süren evrimleşme sonunda, balinalar okyanuslarda yaşamaya başladılar.

Balina vücudunun ön tarafında bulunan küreğe benzer yapılar, aslında bu hayvanın ön bacaklarıdır. Ancak bir deniz hayvanı, bacağa gereksinme duymaz; çünkü yüzgeçlerden yararlanır. Küreğe benzeyen bu yapılarda, tıpkı kara hayvanlarının ön bacaklarında olduğu gibi kemikler vardır. Et içine yerleşmiş olan beş tane “parmak” bulunur. Balinalarda arka bacak yoktur. Ancak, kalça kemiklerinde, balinaların çok eskiden, arka bacakları da olduğunu gösteren iki küçük bölüm vardır. Bu bölümler, sırt kaslarının içine gömülüdür. • Bütün memeliler gibi, balina da hava solunur. Ancak bu hayvan, öteki deniz hayvanları gibi, suda bulunan oksijeni solunamaz. Balina, solunmak için, su yüzeyine çıkar. Su altına daldığı zaman soluğunu tutar. İspermeçet balinası, su altında bir saat kadar kalabilir. Oysa, tecrübeli bir dalgıç bile su altında soluğunu, ancak birkaç dakika tutabilir.

Balinanın, solunmak için başını sudan dışarı çıkarması gerekmez. Çünkü başının üst bölümünde bir veya iki tane soluk deliği vardır. Bunlar, burun delikleri gibi, havanın vücuda giriş yollarıdır. Balina suya daldığı zaman, soluk delikleri, kasların yardımıyle kapanır. Böylece, balinanın akciğerlerine su dolmaz. Balina, su altında beslendiği zaman, ağızla akciğer arasındaki geçit, kaslar tarafından kapanır. Bu durumda, suyun akciğerlere ağız yoluyle girmesi önlenmiş olur.

Balinalar, çok derinlere dalabilirler. Mavi balina ve Fin balinası türlerini içeren çatalkuyruklu balinagiller, genellikle 90 metre kadar dalarlar. Ancak, korktukları zaman, 360 metreye indikleri olur. İspermeçet balinası daha da derinlere inebilir. 1 000 metre, bu balinaların rahatlıkla inebildiği bir derinliktir.

Balinalar, su yüzüne hızla çıkabilirler. Su yüzüne hızla çıkmaları, dalgıçlarda ani basınç değişmeleri nedeniyle meydana gelen dalgıç hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açmaz. İnsanlarda ortaya çıkabilen dalgıç hastalığına, kanda kabarcıklar meydana gelmesi neden olur. Kabarcıkların oluşmasına, dalgıcın soluduğu hava içinde bulunan azot yol açar. Balinalar akciğerlerine çok az hava doldurarak daldıkları için, bu sakıncayla karşılaşmazlar. Çünkü kanlarına çok az azot girer.

Balinaların soluk delikleriyle akciğerlerini birleştiren borucukta köpüksü bir madde vardır. Bu madde, solunan havadaki azotu soğurur. Balina, su yüzeyine çıktığı zaman, akciğerlerindeki havayı dışarı üfler. Bu durumda, azot içeren köpüksü maddenin bir bölümü de solukla dışarı atılır. Böylece balina azot gazından kurtulmuş olur. Köpüksü maddenin, tanecikler halinde havaya yükseldiği görülür. Azot gazının bu şekilde havaya dağılışı önceleri su püskürtülmesi sanılırdı. Balina, suya daldığı zaman, kalp atışları yavaşlar.
Vücudunda bulunan kalın toplardamarlar genişler. Böylece, bu damarlardan geçen kanın hızı azalır. Küçük kan damarları, daha da daralır ve bunlara kan gelmez olur, kandaki oksijenin daha küçük bir bölümü kullanılmaya başlanır. Bu nedenle balina oksijen sağlamak için daha fazla hava solumak gereğini duymaz. Kalp, beyin ve kaslar gibi dalış sırasında önemli olan organlardaki kan akımı normal düzeyini korur.

Çoğu memelilerin vücutları tüylerle veya postla kaplıdır. Tüyler ve post, hayvanın vücut sıcaklığının korunmasına yardımcı olurlar. İnsanlarla balinaların vücutları çok tüylü değildir. Balinaların çenelerinde, ağızlarına yakın bir yerde, birkaç tüy vardır. Bu tüyler tıpkı kedilerle köpeklerin bıyıkları gibi duyarlıdırlar. Vücutlarındaki kalın yağ tabakası, balinaların sıcak kalmalarını sağlar. Derinin hemen altında yer alan ve balina yağı diye bilinen bu kalın yağ tabakası, tıpkı tüyler gibi, vücudun ısı kaybetmesini önler. Bazı türlerde yağ tabakasının kalınlığı, 2,5 santimetre kadardır. Mavi balinalarda 30 santimetre kadar olabilir. İspermeçet balinasında ise yağ tabakasının kalınlığı bunun iki katını bulabilir. Çoğu balinalar, kış aylarını güney ve kuzey kutuplarındaki soğuk denizlerde geçirirler. Bu dönemde ısınmak için, vücutlarında kalın bir yağ tabakası oluştururlar.

Balina vücudundaki kalın yağ tabakası, balinanın vücut sıcaklığının belli bir düzeyde tutulması açısından çok önemlidir. Bu yağ tabakası içinden çıkıp, deri yüzeyine ulaşan birçok damar vardır. Bu damarlar, kasların yardımıyle, genişletilip daraltılabilirler. Balina çok ısındığı zaman, damarlar genişleyip, vücut yüzeyine yaklaşırlar. Damarlardan geçen sıcak kandan çevreye ısı kaybı olur.

Balinanın vücut sıcaklığı düşmeye başladığı zaman, damarlar daralıp, vücut yüzeyinden uzaklaşarak, iç bölümlere kayarlar. Böylece ısı, balinanın vücudunda kalmış olur.
İnsanlar balinayı, vücudundaki yağ tabakası için avlarlar. Bu yağ kaynatılarak sabun, margarin, mum, kozmetik ve mum boya gibi çeşitli tüketim maddelerinde kullanılan bir tür yağ elde edilir. Balinalarda, koklama duyusu hemen hemen hiç gelişmemiştir. Bu hayvanlar için görme duyusu da önem taşımaz. Çünkü, su dibinde ve özellikle Güneş ışınlarının etki gösteremediği derinliklerde, görme kolay değildir. Balinalar, yiyecek bulmak ve yüzerken önlerine çıkan nesnelere çarpmamak için “sonar” diye bilinen bir yöntem uygularlar. Balina su içinde hızla yayılan sesler çıkarır. Ses dalgaları bir nesneye çarptıklarında, yeniden balinaya dönerler. Balina, bu sesi, nesnenin bir yankısı olarak algılar. Yankı, nesnenin konumunu belirler. Balina, bu verileri aklında tutabilir. Böylece, görme duyusu gelişmiş hayvanların çevreleri ile ilgili bilgileri görsel algılarla edinmelerine karşılık, balinalar bulundukları ortamı seslerin yardımıyle tanırlar.

İki grup balina vardır. Bunlar farklı yiyeceklerle beslenirler. Gruplardan biri, yunusları, ispermeçet balinalarını, katil balinaları, gagalı balinaları vb. içerir. Bu gruptaki balinalar çeşitli balıkları yiyebilirler. Avlarını yakalamak ve ağızlarında tutabilmek için dişleri vardır. Bu nedenle dişli balinalar diye adlandırılırlar, örneğin ispermeçet balinasının alt çenesinde 50 kadar diş vardır; üst çenesinde ise hiç diş yoktur. Bu balinalar, çoğunlukla, boyları 15 metreyi bulan mürekkep balıklarıyle beslenirler. Bu dev mürekkep balıkları çok derinlerde yaşarlar. Ancak ispermeçet balinaları bu derinliklere dalıp, avlarını kolayca yakalarlar.

İkinci balina grubu, dişsiz balinalar adını alır. Bunlar okyanuslarda, suyun yüzeyine yakın kesimlerde yaşayan mikroskobik hayvanlarla ve bitkilerle beslenirler. Bu hayvan ve bitkiler toplu olarak plankton diye adlandırılırlar. Bu balina grubunun dişleri yoktur. Dişler yerine damaklarında üç yüz kadar, üçgen biçiminde pul vardır. Bu pulların kenarlarında, ağzın içine doğru sarkan uzun ve sert yapılar bulunur. Balina çubuğu denilen bu yapılar, süzgeç görevini görürler. Balina, planktonların arasında, ağzı açık olarak yüzdüğü zaman, bu hayvancıklarla bitkiler balina çubuklarına yapışırlar, su ağız dışına çıkar. Balina daha sonra, ağzını kapar. Diliyle planktonu ağzının gerisine iter ve yutar.

Güney kutbunda yaşayan dişsiz balinaların hemen hemen tek besini, karidese benzer küçük bir hayvandır. Norveçli balina avcıları bu hayvana “kril” adını takmışlardır. Balinalar, kriller ve planktonun mikroskobik bitkileri, bir besin zinciri oluştururlar. Kriller bitkileri ve balinalar da krilleri yerler. Dişsiz balinalar güney kutbu denizlerinden uzaklaştıkları zaman, mürekkep balıkları, sardalye ve ringa balıkları ile beslenirler.

Dişsiz balinalar grubu, mavi balina, Fin balinası, gök balina, kambur balina gibi türleri içerir. Kimi balinaların vücutlarının alt kesimlerinde, ağızdan başlayıp vücudun yarısına kadar uzanan derin oluklar vardır. Bu oluklar, ağzı genişleterek, balinanın bir defada daha çok besin yutmasını sağlarlar.

 

Balinalar, yılın çeşitli aylarında çiftleşip, ürerler. Genellikle her doğumda bir yavru doğar; ancak balinaların ikiz doğurdukları da olur. Yavru balina, annesinin vücudunda 10-15 ay kadar geliştikten sonra doğar. Dişi balina yavrusunu, su yüzeyine iterek, ilk soluğunu almasını sağlar. Yavru balina, bir yıl kadar anne sütüyle beslenir. Balina yavruları iki üç yıl içinde erginleşirler.

Balinalar çok akıllı hayvanlardır. Birbirleriyle, kendilerine özgü sesler çıkararak anlaşırlar. Duruma göre, homurdanmaya, inlemeye, cızıldamaya veya müzikal titreşimlere benzer sesler çıkarırlar. Bilim adamları, bu sesleri çözmeye çalışmaktadırlar. Bugüne kadar binden fazla değişik ses saptanmıştır. Kambur balina, en çok ses çıkaran balina türüdür. Bu balinaların çıkardıkları sesler, banda alınmıştır. Balinalar bu anlaşma yönteminden yararlanarak, büyük toplumsal gruplar oluştururlar.

Balinalar orta çağdan beri yağları ve etleri için avlanmaktadırlar. 1930’larda bazı büyük balina türleri hemen hemen ortadan kalkmışlardı. Bu nedenle, 1946 yılında balina avcılığını bazı kurallara bağlamak amacıyle, bir Uluslararası Balinacılık Komisyonu kuruldu. Günümüzde, bazı balina türlerinin öldürülmesi yasaklanmıştır. Bunlar arasında mavi balina, kambur balina ve gri balina vardır. Ayrıca, balinaların belli bir büyüklüğe ulaşmadan önce öldürülmeleri de yasaktır. Gebe balinaların avlanması da kurallara aykırıdır. Günümüzde en çok avlanan balina türleri Fin balinası ve ispermeçet balinasıdır. Ayrıca her yıl avlanılabilecek balina sayısı da dondurulmuştur.

 

 

Etiketler: , , , ,

Yorum yazın