Bakteri Nedir

Bakteri nedir , Bakteri çeşitleri hakkında bilgiler.

Çevremiz göremeyeceğimiz kadar küçük canlı organizmalarla doludur. Bu çok küçük organizmalar toprakta, havada, suda ve besinlerde yaşar. Bunlar ayrıca bitkilerin ve hayvanların içinde ve üzerinde de yaşar. Vücudumuzun içinde ve üzerinde, özellikle burnumuz ve bağırsaklarımızda zararsız pek çok bakteri yaşamaktadır. Bakterilerin çok sıcak ve çok soğuk yerlerde de yaşadıkları saptanmıştır. Yüksek sıcaklık çoğu bakterileri öldürmekle birlikte, sıcaklığı 80°C’yi bulan sıcak su kaynaklarında bazı bakterilere rastlanmıştır. Bunun gibi güney kutbunun buzlu sularında yaşayan bakteriler de vardır.

Bakteri Nedir

Bakteriler, hayatın en küçük ve en basit biçimleri arasına girerler. Bunlar o kadar küçüktürler ki, ancak güçlü bir mikroskopla görülebilirler. Bakterilerin büyüklükleri hakkında bir fikir verebilmek için, bir kurşun kalemin sivri ucunun en iri bakterilerin bile 1 000 tanesini örteceğini, yetişkin bir insanın ağırlığının 70 trilyon bakterinin ağırlığına eşit olduğunu söyleyelim.

Bakteriler bu kadar küçük oldukları halde, son derece önemli ve yararlı organizmalardır. Hatta bazıları hayat için gereklidir, insanoğlu çoğu kez bakterileri kendisi için çalıştırır.

Her bakteri tek bir hücreden oluşur. Bu hücrenin sert bir çeperi vardır. Bu çeper, hücre içi maddesini çeviren ince bir zarı korur. Bir tek hücre içinde hayat için gerekli herşey bulunur.
Bakteriler son derecede basit organizmalar olduğundan bunların bitki mi, yoksa hayvan mı olduklarını belirlemek zordur. Bakteriler tıpkı hayvanlar gibi besinlerini bulmak zorundadırlar. Bitkilerin yaptığı gibi kendi besinlerini kendileri yapamazlar. Ama, basitlikleri yönünden mantarlara ve su yosunlarına benzerler. Belki de bakterilere protistler (tek hücreliler) demek yerinde olur. Bilim adamları bakteriler gibi hem hayvan, hem de bitki niteliklerini taşıyan basit organizmaları tanımlamak için bu sözcüğü kullanırlar. Bakterilerde üreme olayı da karmaşık değildir. Üreme sırasında her bakteri basit bir şekilde ikiye bölünür. Bu sürece ikiye bölünme denir. Meydana gelen iki bakteri ilk bakterinin özdeşidir. Ardından bunların her biri tekrar ikiye bölünür, böylece dört bakteri meydana gelir. Dört sekiz olur, sekiz on altı olur, böyle sürer gider.

Üreme temposu son derece hızlı olabilir, ideal koşullarda, bakteriler her 20 dakikada bir bölünürler. ideal koşullar, bakterilerin yeteri kadar besine, havaya, suya, yere sahip bulunmaları, gerekli sıcaklıkta olmaları demektir.

Bir bakteri 48 saat süreyle her 20 dakikada bir bölünmeye devam edebilseydi, 240 trilyon kere 100 milyar yeni bakteri oluşurdu. Bunlar da Dünya hacminin 4 000 katını kaplarlardı. Ancak ideal koşullar hiç bir zaman bu kadar sürmez. Var olan besin tüketilince, ya da sıcaklık değişince üreme hızı hemen yavaşlar.

Bazı bakterilerin, kötü koşullarda canlı kalabilme yolunda çok etkili bir yöntemleri vardır. Bunlar spor adı verilen yapılar oluştururlar. Hücre çeperinin içinde su geçirmez bir kapsül meydana gelir. Bu kapsül, hücrenin bütün yaşamsal maddelerini sarar. Zamanı gelince hücre zarı yırtılıp sporu salar.

Sporlar hava akımlarıyla taşınabilecek kadar hafiftirler. Soluduğumuz havada spor vardır. Sporlar çok aşırı koşullara dayanabilirler. Kurumaya, kaynatmaya, sürekli donmaya karşı dayanıklı olup canlı kalırlar. Koşullar yeniden uygun duruma dönünce, spor çeperi yırtılıp ayrılır ve bir hücre zarı oluşur. O zaman bakteri yeniden üremeye başlar.

Bu minicik organizmalar pek çok bakımlardan yararlı olan organizmalardır. Bakterilerin en yararlı yönü, ölmüş hayvanları ve bitkileri ve canlı olmayan hayvansal ürünleri çürütmeleridir. Bu, “çürüme” veya “bozulma” adı verilen süreçtir, ölmüş şeyler üzerinde yaşayan bakterilere “çürükçüller” denir. Bakterilerin çoğu çürükçüldür. Bunlar çoğunlukla toprakta yaşarlar. Çürükçüller, ölmüş şeylerin bileşik maddelerini basit maddelere indirgerler. Bitkiler ve hayvanlar gelişmek için bu maddelerden yararlanırlar.

Bakteriler, özellikle çürüyen maddedeki azotu alıp toprağa verirler. Yeni hayat için azot gereklidir. Yeşil bitkiler dokularının yapımında azottan yararlanırlar. Hayvansal yaşam da bitkisel yaşama dayanır.

Yüz milyonlarca yıldan bu yana bakterilerin sağladığı çürüme, ölü dokuların çözüşüp yeniden kullanılmasını olanaklı kılmıştır. Çürüme olmasaydı bitkiler ve hayvanlar ölürler, fakat vücutları dağılmazdı. Yaşam için gerekli bütün maddeler -bitkilerin ve hayvanların dokularını meydana getiren yapı taşları- onların içinde “kilitlenir” kalırdı. Bu maddeler tüketile tüketile günün birinde yok olur giderdi, dünyayı ölü organizmalar kaplardı.

insanlar bakterilerden kanalizasyon temizleme işlerinde yararlanır. Bazı bakteri kolonileri pis sularla beslenir. Artıklardan katı cisimler ve gazlar meydana getirirler. Katı cisimler dibe çöker, gazlar da üste çıkar. Bu durumda temiz suyu ayırıp akıtmak olanaklı olur.

Bakteriler pisliğe etkiyip onda kimyasal bir değişme meydana getirirler. Birçok bakteri, başka maddelerde buna benzer değişmeler yaparlar. Böyle değişmelere “fermantasyon” yani mayalanma denir.

İnsanlar mayalanmadan besin hazırlamada ve daha başka endüstrilerde yararlanırlar. Sözgelimi, sirke ve peynir yapımında bazı bakterilerden yararlanılır. Daha başka bakterilerin mayalanma-sıyle boya, plastik, tatlı ve diğer ürünlerin yapımında kullanılan yararlı maddeler üretilir. Bakteriler, tarım için de önemlidir. Bitkilerin çoğu havanın azotundan yararlanamaz. Böyle bitkiler, içinde azot bulunan “nitrat” adı verilen bileşiklerden yararlanmak zorundadırlar. Oysa bazı bitkiler havadaki azottan bakterilerin yardımı ile yararlanırlar.
Bu bitkilerin en önemlileri, yonca, bezelye ve fasulye gibi baklagillerdir. Baklagillerin köklerinde, içinde bakterilerin yaşadığı yumrular vardır. Bu bakteriler bitkinin havadaki azottan yararlanmasını sağlar. Azot, baklagillerin dokularında depo edilir. Bunlar çürüyünce nitratlar toprağa bırakılır ve bu nitratlar da arı azottan yararlanamayan diğer bitkiler tarafından kullanılır. Bu nedenle, çiftçiler toprağı nitrat bakımından zenginleştirmek için baklagil ekerler.

Bir de sülfür ve demir bileşikleri gibi maddeleri parçalayabilen bakteriler vardır, insanlar bu bakterilerden maden ve petrol arıtımında yararlanırlar. Bakteriler katışık maddeleri yiyerek yok ederler, o madeni veya petrolü arıtırlar.

Birçok bakteri, bitki ve hayvanların içinde ve üzerinde yaşar. Bunların pek çoğu zararsız olduğu gibi, bazıları üzerinde veya içinde yaşadıkları hayvana yardımcı bile olurlar. Sözgelimi, bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler bunlardandır. Bu bakteriler zararsız olup bazıları sağlığımız için gereklidir. Sığırların midelerinde bakteriler bulunur. Bu bakteriler sığırın yediği otu sindirmesine yardım ederler. Böylece bakteriler ineğin süt vermesine yardım etmiş olurlar.

Bunlar, bakterilerin yardımcı oldukları pek çok durumdan yalnızca bazılarıdır. Buna karşılık bazı bakteriler bitkilere ve hayvanlara zararlı olurlar. Canlı dokularla beslenirler. Bu türlü bakterilere “asalak” (parazit) bakteriler denir.

Gerçekte, asalak bakteriler oldukça azdır. Bunlardan çoğu kez zararlı bakteriler, ya da mikroplar diye söz edilir. Bunlar bitki ve hayvanların içinde yaşar ve hastalık yaparlar. Bu tür yaygın hastalıklardan bazıları tüberküloz, zatürree, tifo, kuşpalazı ve şarbondur.

Doktorlar bu tür birçok hastalığı antibiyotiklerden yararlanarak tedavi ederler. Antibiyotikler, bakterileri öldüren ilâçlardır. Doktorlar insanların bazı hastalıklara yakalanmasını önlemek için ölü bakterilerden, ya da onlar tarafından üretilen zehirlerin zayıflatılmış şekillerinden yararlanırlar. Bu maddeleri vücudumuza şırınga ederler. Bunlar insana zarar vermez, tersine vücudun bu hastalığa karşı savunma hazırlığı yapmasını sağlarlar. Difteri, tifo ve tetanoz aşıları bu konuda örnek verilebilir.

Bakteriler bitkileri de hasta eder. Bu durum çoğu zaman ürünlere çok zarar verir. Sözgelimi, lahanadaki kırmızı leke, armuttaki kara leke hastalığına bakteriler yol açar.

İnsanlara zarar verebilecek diğer bakteriler, sütün kesilmesine, besinlerin bozulmasına sebep olan bakterilerdir. Ama çoğu zaman bu tür zararı kokusundan farkeder, ya da gözle görürüz. En tehlikeli bakteriler, yiyeceklerde gözle görülmeyen değişikliklere sebep olan bakterilerdir. Besin zehirlenmesine işte bu bakteriler yol açar, özetlersek, bakteriler hem yararlı, hem de zararlı organizmalardır. Bakterilerin incelenmesine “bakteriyoloji” denir. Bakteriyoloji çok önemli bir bilim dalıdır. Zararlı bakterilerin nasıl denetim altına alınabileceğini, yararlı bakterilerden ise en iyi şekilde nasıl yararlanılabileceğini öğretir.

Farklı birçok bakteri türü bulunduğunu gördük. Gerçekte, 2 OOO’den fazla bakteri türü vardır. Ancak bakterilerin yalnızca üç ana biçimi vardır: Küresel, çomak biçimli, tirbuşon biçimli.

Küresel bakteriler, Latince “böğürtlen” anlamına gelen coccus sözcüğünden gelen koklar olarak bilinir. Çomak biçimli bakterilere Latince “ço-makçık” anlamına gelen basiller adı verilir. Tirbuşon biçimli bakterilere Latince “sarmal” anlamına gelen spiraller adı verilir.

Mikroskop ile bakıldığı zaman bakterilerin çoğu kez gruplar halinde yaşadıkları görülür. Koklar, çoğunlukla kümeler oluştururlar. Bunların bazıları üzüm salkımına benzeyen kümeler meydana getirir. Bunlara stafilokok denir (Staphyle Yunan-cada üzüm salkımı anlamına gelen bir sözcüktür). Başka koklar zincir halinde dizilirler. Bu bakterilere streptokoklar denir. (Streptos, Yunanca büküm büküm olmuş anlamına gelir). Daha başkaları çifter çifter bulunurlar. Bunlar diplokoklar olarak bilinir.

Çomak biçimli bakteriler, ya da basiller, çoğukez kılı andıran kamçı adlı çıkıntılarla kaplıdır. Flagel-lum da denilen kamçılar,-bakterilerin içinde yaşadıkları sıvıda ilerlemelerini sağlayan hareketleri yaparlar.

Bakteriyologların, incelemekte oldukları bakterilerin türünü kesinlikle saptayacak çeşitli yöntemleri vardır. Bakterinin ne tür besinlerle beslendiğini, nerelerde yaşadığını, ne meydana getirdiğini, ne tür boyalarla boyanabildiğim, vb. incelerler. Ama bunun yapılabilmesi için belli türlerin öbürlerinden ayrılması gerekir.

Sözgelimi, bilim adamı çürümüş bir besinden
alınmış bir bakteri karışımını inceliyorsa karışık bakterilerden küçük bir örnek, içinde “agar” denen özel bir jöle bulunan düz bir kaba yerleştirilir.

Bakteriler ağarın üzerine bir tel halka ile yayılır. Bu yayılış, genellikle bakterilerin birbirlerinden ayrılmalarıyla sonuçlanır. Her bakteri ağarla beslenmeye ve bölünmeye başlar. Böylece kap birkaç gün sonra incelenirse sivilceleri andıran koloniler görülür.

Bir bakteri kolonisi çıplak gözle görülebilir. Bu koloni üst üste yığılmış milyonlarca bakteriden oluşur. Her kolonide genellikle tek tür bakteri bulunur.

Bakteri kolonileri çeşitli renk ve biçimlerde olur. Bu da araştırmacıya araştırmakta olduğu belli bakterinin türünü anlamak olanağını verir. Koloniler beyaz, gri, siyah, yeşil, kırmızı ya da sarı renktedirler. Ayrıca pütürlü, düzgün, yuvarlak veya eğri büğrü olabilirler.

Bir telin ucu koloniye batırılır, ufak bir koloni parçası alınarak, içinde bir sıvı bulunan bir tüpe aktarılır. Bakteri üretilen sıvılara “besi yeri” denir.

Bir koloniden birkaç örnek alınır. Bu örnekler besi yerlerine ekilir. Bunların hepsinde farklı besinler vardır. Belli bir besi yerinde yalnızca tek bir tip bakteri üreme olanağı bulduğu zaman, “saf kültür” elde edilmiş olur. Saf kültür, bakteri türleri konusunda daha fazla bilgi edinmek üzere incelenir.
Bakterilerin ve öbür mikroorganizmaların bulunması ve incelenmesi mikroskopun bulunmasıyla başlamıştır. Bakteriler ilk olarak 1693’te HollandalI Anton van Leeuvvenhoek tarafından tanımlandı. Ama bu buluş uzun süre hiç bir yeni ve yararlı fikre yol açmadı.

Ancak XIX. yüzyılın ortalarında büyük Fransız bilgini Louis Pasteur ve Alman Robert Koch, belli hastalıklara belli mikroorganizmaların yol açtığını gösterdiler.

Yaşam konusundaki bilgilerimizde bir başka büyük ilerleme de gene Pasteur tarafından gerçekleştirildi. Yaşamın ölü organik maddelerden kendiliğinden meydana geldiği konusunda yaygın bir inanç vardı. Çünkü çürüyen ölü şeyler, etkin bir yaşamın varlığını gösteriyordu. Buna, “kendiliğinden üreme” deniliyordu. Pasteur yaşamın ancak bir canlıdan meydana gelebileceği görüşünü öne sürdü. Yaşam, ölü hücrelerden meydana gelemezdi. Pasteur çürümeye yol açan şeyin mikroorganizmalar olduğunu gösterdi.

Yüzyılımızda bakteriler üzerindeki denetim ve onlardan sağlanan yararlar hızla arttı. Tehlikeli bakterilerden korunmanın türlü*yolları bulundu. Aşılardan ve ilâçlardan yararlanarak, suyu ve lâğım suyunu işleme tabi tutarak hastalıklar denetim altına alındı. Bugün doktorlar salgın hastalıkların tanısını yapıp hemen tedavisine başlamaktadırlar.

Daha önce de görmüş olduğumuz gibi, bakterilerden tarımda ve endüstride geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Bakteriler aynı zamanda bilimsel araştırma yönünden de önem kazanmıştır.

 

Etiketler: , , ,

Yorum yazın