Asalak Nedir

Asalak Nedir

Asalak NedirBir başka canlının içinde veya üzerinde yaşayan canlılara asalak denir. Asalak, besinini canlının dokularından elde eder. Besin sağlayan canlıya konak denir. Kimi asalaklar konağın derisinde, kimileri ise konağın vücudunda yaşarlar.

Canlılar genellikle öteki canlılarla, besin, yaşayacak ve barınacak bir yer ve su için yarışma halindedirler. Buna karşılık bir arada ve uyum içinde yaşayan canlılar da vardır. Bu canlılardan her biri gereksindiği şeyleri ötekinden elde eder. Bazen de yalnız bir tanesi gereksindiklerini ötekinden sağlar, öteki canlı ise bu durumda zarar görür. Asalak, besin olarak gereksinme duyduğu şeyleri bir başka canlının vücut dokularından sağlayan bir organizmadır. Asalak bu nedenle konağa zarar verebilir. Ancak konak genellikle bu beraberlikten olumsuz bir biçimde etkilenmez.
Kimi canlılar da aynı besin kaynağını paylaşırlar. Bu tür canlılar asalak değildirler; çünkü biri, ötekini yemez. Bu canlı çiftinin biri yarar sağlıyor, öteki de zarar görmüyorsa ilişkiye ortakçılık denir. örneğin birçok kabuklu deniz hayvanının içinde solucanlar ve daha küçük kabuklu deniz hayvanları yaşar. Bu konuk hayvanlar, konağın kabuğu tarafından korunurlar. Konağın besininden çaldıkları yiyecek parçacıkları ile beslenirler. Bu konuklar, konağa zarar vermeden yarar sağlamış olurlar. Konuk hayvanlarla konağa ortakçı denir.

Kimi zaman, her iki canlı da yarar sağlar. Bu ilişkiye ortakyaşama (sembiyoz) denir. Beyaz karıncalar insanlara zarar veren böceklerdir. Bu hayvancıklar, tahta yedikleri için evlere ve mobilyalara zarar verirler. Ancak, beyaz karıncalar tahtayı parçalayıp sindirerek özümleyemezler. Bu işlemler, beyaz karıncaların bağırsaklarında yaşayan çok küçük tekhücreliler tarafından gerçekleştirilir. Tekhücreliler beyaz karıncaların vücudunda barınır v^onların besininin bir bölümünü yerler. Bu hayvancıklar beyaz karıncaların vücudundan çıkarıldıklarında ölürler. Beyaz karıncalar da açlıktan ölürler. Beyaz karıncalarla tekhücrelilerin yaşamlarını sürdürmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Sığırların yaşamı da midelerinde yaşayan küçük organizmalara bağlıdır. Bakteri denilen bu organizmalar sığırların besinlerini parçalarlar.

Çoğu hayvanlar yiyecek sağlamak için avlanırlar. Bu hayvanlar, avlarıyla beslenirler. Bir başka hayvanı avlayarak öldüren hayvanlara avcı hayvan denir. Aslanlar, denizyıldızları ve köpekbalıkları avcı hayvanlara örnek olarak gösterilebilir. Bir hayvan besin sağlamak için bir başka hayvanı öldürür. Avlanan bu hayvan ise daha önce bir başkasını öldürmüştür. Böylece sürüp giden bu süreç, doğadaki hayvan sayısının olağanüstü çoğalmasını önleyen bir mekanizmadır, örneğin bir geyik sürüsü, avcı hayvanlara karşı korunursa, aşırı bir biçimde çoğalır. Geyikler için gerekli besin kaynakları, zamanla bu hayvanlara yetmez ve bu durumda açlık nedeniyle birçoğu ölür. Asalaklar avlarını avlamayıp, onların üzerinde yaşarlar. Asalaklar konaklarını yerler; ancak çoğunlukla onları öldürmezler. Çünkü bu durumda kendileri de ölürler. Asalaklar çeşitli hastalıklara yol açmaları nedeniyle insanları yakından ilgilendirirler. Bu organizmalar hayvanlara ve ekinlere zarar verirler. Ancak çoğu asalaklar zararsızdır. Konak, yaşamını sürdürür ve asalağı besler. Hatta asalağın varlığını bilmeyebilir bile.

Asalakların hepsi tüm yaşamları boyunca asalak değildir. Çoğu mantarlar, dökülmüş yapraklar ve hayvan leşleri gibi, ölü ve çürüyen maddeler üzerinde yaşarlar. Ölü madde üzerinde yaşayan organizmalara çürükçül denir. Çürükçüller, canlı organizmaların vücuduna geçebilirler. Bu kez canlı organizmanın etiyle beslenirler ve asalak olurlar. Bu olaya rastlantısal asalaklık denir. Bu tür asalaklar tehlikeli hastalıklara yol açıp, sonuçta konağın ölmesine sebep olabilirler.

Başarılı asalaklar, konaklarını öldürmezler. Konak ve asalak birbirlerine uyum yapmışlardır. Bu tür asalaklar çok seyrek olarak öldürücü hastalıklara yol açarlar. Ancak, konağın güçsüzleşmesine sebep olmaları nedeniyle, çoğunlukla zararlı sayılırlar.

Asalaklar canlıların ayrıldığı çeşitli sınıflardan herhangi birine girebilirler. En küçük asalaklar virüslerdir. Bu organizmalar yalnız elektron mikroskobuyla görülebilirler. Mikroskop, virüslerin gerçek boyutlarını 200 000 kez büyütebilen çok güçlü bir aygıttır. Virüslerden daha büyük asalaklara bakteri denir. Bakteriler, normal bir mikroskopla görülebilen tekhücreli organizmalardır. Mantarlar çoğunlukla asalaktır. İnsan vücudunun özellikle nemli bölümlerinde virüs, bakteri ve mantar gibi çeşitli asalaklar vardır. Bunlar vücudun olağan konuklarıdır ve genellikle zararsızdırlar. Bu tür asalaklar, ancak vücut bakteriler ve virüsler tarafından güçsüz duruma düşürüldüğü zaman zarar verirler. Örneğin vücuda grip virüsü girdiği ya da beslenme yetersizliği söz konusu olduğu zaman, asalakların olumsuz etkileri ortaya çıkar.

Asalaklar başlıca üç grupta toplanırlar. Bu gruplar tekhücreliler, solucanlar ve eklembacaklılardır. Böcekler, yengeçler ve İstakozlar eklembacaklılar grubuna girerler.

Birçok böcekler ve eklembacaklılar dış asalaktır. Dış asalaklar, konak vücudun dışında yaşarlar. Pireler ve bitler en yaygın örneklerdir.

Konak vücudun içinde yaşayan asalaklara iç asalaklar denir. Bunlar tekhücreliler ve splucanlar-dır. Şeritlerle kelebekler (örneğin akciğer kelebeği) iç asalaklara örnek verilebilir. Uyku hastalığına uyku hastalığı kamçılısı (Trypanosoma) denilen bir tekhücreli yol açar. Sıtma asalağı (Plasmodium) ise sıtmaya sebep olan tekhücrelidir. Asalaklar, yaşam koşullarına uyum sağlamak için büyük ölçüde değişmişlerdir. Konağın dokularında veya bağırsaklarında yaşayan asalaklar bacaklara, gözlere ve kulaklara gereksinmezler. Bu ortamlarda iyi korundukları için, çevrelerine özgür yaşayan hayvanlar gibi tepki göstermelerine gerek yoktur. Ayrıca bu tür asalakların, koruyucu bir kabuk içinde bulunmaları da gerekmez. Bu nedenle yalnız basit bir sinir sistemleri vardır. Kendilerini sıcak tutacak bir kürke veya tüylere de gereksinme duymazlar. Şeritlerin besinlerini parçalayacak bir sindirim sistemleri bile yoktur. Bu hayvancıklar, besinleri derileri yoluyla alırlar.

özgür yaşayan hayvanlar gibi çoğu asalaklarda da iki cinsiyet vardır. Eğer bir konakta rastlantısal olarak asalakların yalnız dişisi ya da erkeği yerleşmişse, bunlar çoğalamazlar. Dişinin ve erkeğin birlikte bulundukları durumlarda asalaklar çoğalırlar. Bundan sonra yumurta ya da larva şeklinde konaktan ayrılırlar. Larvalar konağı terket-meyip orada büyüselerdi, besin kaynakları yeter-sizleşir ve konak ölürdü. Bu nedenle yavrular yeni bir konağa bulaşıncaya kadar, kendi başlarına gelişirler.

Asalakların çok az bir bölümü, aynı cins bir hayvandan ötekine doğrudan doğruya geçer. Bazı asalakların yavruları toprakta büyürler. Ancak çoğu aslak yavruları yeni konaklarına bir böcek tarafından taşınırlar. Bu taşıyıcıya portör de denir. Larvalar taşıyıcı içindeyken genellikle daha da gelişirler; kimi larvalar iki taşıyıcıya gereksinme duyabilirler. Asalak uygun olmayan bir konağa geçtiğinde ölür. Çiftleşme, çoğalma, büyüme ve yeni bir konak bulma süreçleri tehlikelerle doludur. Bu nedenle dünyaya gelen asalakların çok az bir bölümü yaşamını sürdürür.

Asalaklar, özgür yaşayan hayvanlarda bulunmayan bazı yapılara sahiptirler. Örneğin çoğu asalak solucanların çekmenleri vardır. Solucanlar bu yapılardan yararlanarak, konağın, örneğin bağırsaklarına solungaçlarına veya derisine yapışırlar. Mideden veya ince bağırsaktan geçen solucanların dericik (kütiküe) denilen sert bir dış dokuları vardır. Bu yapı asalakların konaklarının sözü edilen kesimlerinde salgılanan sindirim salgılarından zarar görmelerini önler.

Hastalıklara yol açan asalak taşıyıcıları genellikle omurgasız hayvanlardır. Böceklerle, salyangozlar en yaygın taşıyıcılardır, insanlar her zaman insan asalaklarının son konağı değildirler. Son konak, asalağın erginleşip çiftleştiği konaktır. Sıtma asalağı insan vücudunda iken henüz erginleşmemiştir. Bu asalak, taşıyıcısı olan sivrisineğin vücudunda erginleşir.

İnsan hastalıklarına yol açan bakteriler ve tek-hücrelilerin bazı ortak özellikleri vardır. Her iki organizma da bölünme yoluyla çoğalır. Bölünme sonucu iki yeni hücre oluşur. Bu hücrelerin her biri başka hücreler üretmek için bölünürler ve bu süreç bu şekilde sürer gider. Böylece, birkaç organizma, bir hafta içinde milyonlarca döl üretebilir. Bu nedenle bu asalakların yol açtığı hastalıklar hızla yaygınlaşır.

Bakterilerle tekhücrelilerin yol açtığı hastalıklar vücudun doğal savunma mekanizmasını harekete geçirir. Vücut asalak’arın istilasına karşı genellikle başarılı bir biçimde karşı koyar. Asalaklar, fagosit denilen akyuvarlar tarafından yutulurlar. Ayrıca vücutta, başka savunma mekanizmaları da harekete geçer. Ancak vücut asalaklarla başa çıkamıyorsa, hastayı ilâçla tedavi etmek gerekir.

Birkaç tekhücreli türü, insanlarda birtakım hastalıklara yol açar. Afthipler, amipli dizanteriye sebep olurlar. Bu hastalığa yakalanan kişiler, sancı-l lı kramplardan ve kanlı ishalden şikâyet ederler.! Amiplerin ara konağı yoktur, insandan insana yi-| yeceklerve kirli eller yoluyla geçerler. Uyku has-l talığı kamçılısının birkaç türü Afrika ve Güneyi Amerika yerlilerinde hastalıklara yol açar. Bul tekhücrelilerin flagellum denilen uzun bir kamçı-l ları vardır. Asalak bu yapının yardımıyla yüzer.I Afrika’daki uyku hastalığı kamçılısını insanlara! çeçe sineği bulaştırır. Asalak solucanlar üç grubal ayrılırlar. Kelebekler yassı ve yaprak biçiminde-! dirler. Yuvarlak solucanlar parlak, beyaz, pürüz-l süz ve yer solucanına benzer yapıdadırlar. Şerit-1 ler ise adlarından da anlaşılacağı gibi yassı vel uzundurlar. Bunlar birçok bölütten oluşurlar. I Son bölütler, şerite zarar vermeksizin kopabilir, j Karaciğer kelebeği adlı bir kelebek çok yaygın bir I hastalık taşıyıcısıdır. Bu asalağa Güney Amerika’ nın kuzey yörelerinde ve Afrika’da rastlanır. Erişkinleri, karaciğerdeki damarlarda yaşarlar. Bunlar çiftleştiklerinde, yumurtalar vücut dışına çıkarlar. Asalakları taşıyan kişi bir akarsuya veya havuza dışkılanmışsa yumurtalar suya geçer. Yumurtalar kırılınca, larvalar bir karındanayaklı-nın vücuduna girerler ve bir başka insana geçinceye kadar burada büyürler. Eğer bir kimse bu suda yıkanır veya yüzerse, larvalar, deri yoluyla bu insanın vücuduna girerler, ¡nsan vücuduna girdikten sonra larvalar erişkin solucanlara dönüşürler.

Bu süreç, bir asalağın yaşam çemberinin ne denli karmaşık olabileceğini göstermektedir. Ayrıca sağlık kurallarına özen göstererek bazı hastalıkların yayılmasının nasıl önleneceği de anlaşılmaktadır. Kurtlar yalnız uygun karındanayaklı türlerinin yaşadığı sulara bırakılınca çoğalabilirler. Hastalıkla mücadele ya erişkin kurtları taşıyan bütün kişilerin tedavisiyle veya karındanayaklıları yok etmek yoluyla yapılır. Afrika’da sulama projelerini gerçekleştirmek amacıyla kazılan hendeklerin sayısı son yıllarda artmıştır. Bu hendeklerde çok sayıda karındanayaklı yaşar. Sulama projeleri için kazılan hendeklerin çevresinde yeni köyler kurulmaktadır. Bu durum hastalıkların hızla yayılmasına yol açmaktadır.

Kancalı kurt kuzey Amerika’da yaygın olan tek yuvarlak solucan türüdür. Bu asalak bağırsak çeperlerine yapışır. Bağırsaklarına yerleştiği kişinin kanını emer ve güçsüzleşmesine yol açar. Kancalı kurt hastalıkları, yumurta içeren dışkılardan geçer. Yumurtalar nemli toprakta çatlarlar. Larvalar bir başka kişiye deri yoluyla geçerler. Bu olay, asalağı taşıyan bir kimsenin toprağa dışkılaması ve bir başka kişinin burada yalınayak dolaşması sonucu meydana gelir. Larvalar sağlıklı kişiye, çıplak ayağının derisinden geçerler.

Asalak hastalıkları tropikal ülkelerde daha yaygındır. Sıcak ve nemli hava, taşıyıcı böceklerle asalak larvalarının gelişmesini hızlandırır. Bu bölgelerde yaşayan halkların yaşama düzeyleri genellikle düşüktür. Bu nedenle yetersiz beslenme sözkonusudur. Hastalık gerektiği gibi beslenmeyen kişilere daha kolay geçer. Bu kişiler iyi beslenen kişilere oranla daha çabuk hastalanırlar. Ancak yaşama koşulları geliştikçe, salgın hastalıkların önüne geçilir. Ayrıca, kültür düzeyinin gelişmesi kişilerin sağlık kurallarına uyma alışkanlığını arttırır. Birçok insanda ve hayvanda çeşitli asalaklar vardır.

 

 

Etiketler: , , , , ,

Yorum yazın