Arılar Hakkında Bilgiler

Arılar Hakkında Bilgiler

Arılar Hakkında BilgilerGüneşli havalarda, çiçekten çiçeğe konan arıları görmüşünüzdür. Arılar, çiçeklerde bulunan ve balözü (nektar) adı verilen şekerli özsuyu toplarlar. Ayrıca çiçeklerdeki çiçek tozunu (polen) da toplarlar. Balözü ve çiçektozu topluluğun bütün üyeleri tarafından kullanılır. Gerçekten de kimi arılar, kendine özgü ortak yaşama kuralları olan topluluklar halinde yaşarlar. Her arının toplu yaşama gereği üzerine düşen bir görevi vardır. Toplu olarak yaşayan böceklere “toplumsal böcekler” adı verilir. Arılardan başka, karıncalar ve beyaz karıncalar (termitler) da toplu olarak yaşarlar. Bu böceklerin incelenmesi oldukça ilgi çekici bir araştırma konusunu oluşturur..

En yaygın arılar, küçük ve kahverengi bal arılarıdır. Ancak arıların birçok türleri vardır. Çimen arısı, duvarcı arı, ocakçı arı, marangoz arı, yaprak yiyen arı bunların başlıcalarıdır. Arı türlerinin çoğu, balansının aksine toplumsal değildir. Bunlar toplu olarak değil fakat yalnız başlarına yaşarlar.

Bal arıları büyük topluluklar oluştururlar. Bir arı topluluğunda 80.000 kadar arı bulunabilir. Bütün arıların yapısı hemen hemen aynıdır. Vücut genellikle yuvarlaktır ve üzeri tüylerle kaplıdır. Arının iki çift kanadı ve altı bacağı vardır. Kanatlar
ve bacaklar vücudun merkez kısmına bağlıdır. Bu kısma arının göğsü adı verilir. Arının kafasında beş gözü ve iki duyargası vardır. Vücudun arka kısmına karın adı verilir.

Arı topluluğunda birbirinden farklı üç arı sınıfı vardır. Bunlar işçi arılar, erkek arılar ve kraliçe arı ya da bey arıdır.

Topluluktaki arıların çoğunluğu işçi arılardır, işçi arılar dişidirler, ancak yumurta yapamazlar. Toplulukta dört beş yüz dolaylarında da erkek arı vardır. Toplulukta yalnız bir ergin kraliçe arı bulunur. Kraliçe arı yumurta yapar; bir yıl içinde yaptığı yumurta sayısı birbuçuk milyonun üzerindedir.

işçi arılar, adlarından da anlaşıldığı gibi kovandaki bütün işleri yaparlar. Besin maddelerinin birik-tirildiği ve yumurtaların konduğu bal peteğini yapar, yavru arıları besler ve dışarıdan besin toplarlar. İşçi arıların aynı zamanda kraliçe arıyı da beslemeleri gerekir. Bunun yanında kovanı temizler ve onarırlar, dışarıdan gelebilecek bir hücuma karşı savunurlar.

İşçi arılar, çiçeklerdeki balözü ve çiçek tozlarını toplamaya elverişli bir yapıya sahiptirler. Çiçeklerdeki balözünü toplamalarına yarayan tüp şeklinde uzun bir ağızları vardır. Çiçek tozları da arının vücudundaki tüylü kısımlar arasında biriktirilir. Daha sonra buradan alınarak “çiçek tozu sepeti” denilen yere doldurulup sıkıştırılır. Tüylerle kaplanmış bir aralık biçimindeki bu sepetler işçi arılarda her iki arka ayağın dış kısmındadır. Vücudunun en arkasında arının iğnesi vardır, işçi arılar, iğneyi savunma amacıyle kullanırlar. İğnenin ucu sivridir, iğne genellikle arının soktuğu hayvanın veya insanın üzerinde kalır. Bu durumda işçi arının kendisi de ölür.

Erkek arılar, işçi arılardan büyük, fakat kraliçe arıdan küçüktür. Bunların daha kalın vücutları ve güçlü kanatları vardır. Erkek anlarda çiçek tozu sepetleri ve iğne bulunmaz. Bu arılar çalışmazlar. Kovan içinde kalırlar ve işçi arıların balözün-den ve çiçek tozlarından yaptıkları balı yerler. Kraliçe arı, işçi arılardan hemen hemen iki kat büyüktür. Çiçek tozlarını biriktirmeye yarayan sepetleri yoktur; küçük bir dili vardır. Tek başına yaşayamaz; işçi arılar tarafından beslenmesi gerekir.

Yaz aylarının başlarında kraliçe arı, erkek arılarla birlikte uçmaya başlar. Erkek arılardan biri kraliçe ile birleşerek onun yumurtalarının döllenmesini sağlar. Birleşme sonunda erkek arı ölür; çünkü birleşmenin sonunda kraliçe arıdan ayrılırken vücudunun bir kısmı kopar. Birleşmeden sonra kraliçe arı kovana döner ve yumurtalarını bal peteği içine bırakır.

Bal beteği işçi arılar tarafından yapılır, işçi arılar biriktirilmiş balı yerler. Sonra bacakları ile birbirlerine tutunarak asılırlar. Karınlarından küçük balmumu parçacıkları salgılarlar. Öbür işçi arılar balmumunu toplarlar. Bunu yumuşayıncaya kadar çiğnerler ve bal peteğini yaparlar.

Petek, uç uca eklenmiş altı köşeli küçük gözlerden oluşur. Yan yana oluşan petekler araşında çok az bir aralık vardır. Bunlar arasındaki aralık ancak bir arının sığabileceği kadardır, işçi arılar balözünü toplarlar ve bundan bal yaparlar. Balın yapılması, balözü içindeki suyun alınması ile olur. Bu şekilde balözü koyulaşır. Daha sonra bal, peteğin üst ve alt yanlarında bulunan gözlere konur.

Yumurtalar, peteğin orta ve alt kısımlarına bırakılır. Çiçek tozları ise bal ve yumurtaların bulunduğu gözlerin arasında biriktirilir.

Kraliçe arının yumurta yapmasından önce bütün gözler işçi arı tarafından temizlenir. Kraliçe arı bir günde 3.000 yumurta yapabilir. Kraliçenin bu kadar çok yumurta yapması zorunludur; çünkü işçi arılar çabuk ölürler ve yerlerini yenilerinin alması gerekir.

Her yumurtadan bir arı oluşur, ancak arılar doğrudan doğruya yumurtadan çıkmaz. Yumurtadan ilk önce larva çıkar; daha sonra larva gelişerek pupa biçimine dönüşür.

işçi arıların her gün larvaları beslemeleri gerekir. Yumurtadan çıktıktan yedi gün sonra larva yemek yemeği bırakır, işçi arı da gözlerin üstünü örter.

Larvalar önce “kral peltesi” adı verilen bir madde ile beslenir. Bu madde, işçi arıların salgıbezleri-nin salgıladığı özel bir tükürüktür. Eğer larva sadece bu madde ile beslenirse kraliçe arı olur. Eğer larvalar önce kral peltesi, daha sonra da çiçek tozu ve bal ile beslenirlerse işçi arı olurlar. Aynı şekilde beslenen, ancak döllenmemiş yumurtalardan çıkan larvalar ise erkek arı olurlar. Böylece besinlerin ayarlanmasıyla topluluktaki üç sınıf arı sayısı ayarlanır.

Gözlerden çıkan işçi arılar hemen çalışmaya koyulurlar. Başlangıçta bu arılar daha yaşlı arılar tarafından beslenir, ancak çabucak kendi kendine beslenmesini öğrenirler, işçi arıların ilk görevi, yumurta gözlerinde bulunan larvalara besin vermektir. Yumurta hücrelerinin hemen yanında olan gözlerden bal ve çiçek tozu taşırlar. Balmumu bezleri gelişince işçi arılar bal yapmaya başlarlar ve peteğin eskiyen yerlerini onarırlar.

Topluluktaki arı sayısı arttıkça işçi arıların yeni bal peteği yapması gerekir. Bu arada, bir süre sonra genç işçi arı kovanın dışında kısa uçuşlar yapmaya başlar. Bu ilk uçuşlar, işçi arının balözü toplamaya başlayınca kolayca geri dönebilmesi için çevreyi tanıması amacıyle yapılır.

Bundan sonraki aşamada işçi arı çiçektozu ve balözü biriktirmeye başlar. Kovanın ağzında daha yaşlı arıların dönmelerini bekler. Bu arıların getirdiği çiçektozunu ve balözünü alır ve bunları bala dönüştürür. Yaptığı balı ve çiçektozlarını peteğin boş gözlerine doldurur.

İşçi arının ayrıca kovanın içinde çeşitli işleri de yapması gerekir. Bunlar arasında kovanın temizlenmesi ve toplanan pisliklerin dışarı atılması vardır. Kovanın düşmanlardan korunması da gereklidir. İşçi arının önemli görevlerinden biri de petek gözlerindeki yumurtaların uygun sıcaklıkta olmalarını sağlamaktır. Yumurtalar çok sıcaksa işçi arı kanatlarını yelpaze biçiminde kullanarak onları serinletir. Yumurtalar soğuksa, bu sefer işçi arılar gözler çevresinde bir araya gelerek onları sıcak tutmaya çalışırlar, işçi arılar aynı zamanda kraliçe arıyı da beslerler.

İşçi arılar, yumurtadan çıktıktan üç hafta sonra yiyecek toplamak için dışarı çıkarlar. Çiçektozu ve balözü kaynaklarına ulaşmak için oldukça uzun yol alırlar. 12 km. kadar uçabilirler. En iyi çiçekleri görebilmeleri amacıyle görme ve koku alma duyuları da oldukça gelişmiştir.

İşçi arılardan biri iyi bir besin kaynağı bulunca kovana dönerek bunu diğer arılara anlatır. Arılar, besin kaynağının ne yönde olduğunu öbür arılara anlatmak için çeşitli uçuşlardan oluşan bir sistem geliştirmişlerdir. Eğer besin kaynağı kovanın 10 m. kadar uzağında ise, işçi arı peteğin etrafında ilk önce bir yönde, daha sonra öbür yönde uçar. Besin daha uzak bir yerde ise bu kez arka kısmını sekiz rakkamını oluşturacak biçimde oynatır. Besin kaynağını bulan arının üzerine sinen kokudan çiçeğin cinsi anlaşılır.

İşçi arılar, çok çalıştıkları için birkaç hafta sonra ölürler. Ancak kış aylarında doğanlar, bu süre içinde yapacak pek fazla iş olmaması nedeniyle 6 ay kadar yaşayabilirler.

Bu nedenle yaz ayları boyunca bir arı kovanı içinde büyük bir hareket görülür, işçi arılar, sürekli olarak kovanla çiçeklerin olduğu yer arasında mekik dokurlar. Kovan içinde ise işçi arılar topladıkları maddeleri biriktirirler, bal peteği yaparlar ve yavruları beslerler.

Yaz mevsiminin sonuna doğru kovan içinde bir değişiklik başlar. Çalışma temposu daha da artar arılar sürekli olarak sağa sola uçuşurlar. Birçok işçi arı kovanın girişinde toplanarak büyük bir çoş-kunluk içinde uçuşurlar. En sonunda kraliçe arı da arıların bir kısmı ile birlikte yeni bir kovan oluşturmak için dışarı çıkar. Buna kovanın yavrulaması adı verilir. Eski kovanda az arı kalır. Rakiplerini iğnesi ile sokup öldüren yeni bir kraliçe başa geçer ve kovandaki hayat eskisi gibi sürmeye başlar. Kış aylarında arılar daha evvel sakladıkları balları yiyerek beslenirler.

Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde ve Orta Amerika’da yaşayan iğnesiz arı da bal arılarına benzer bir biçimde topluluklar halinde yaşar. Bu bölgede yaşayan yerliler bu arıları bal elde etmek amacıyle yetiştirmişlerdir.

Toplumsal arılar, insanlar için çok yararlıdır. Ancak arı türlerinin çoğu yanlız yaşar. Bu tür arılar topluluklar biçiminde değil, tek tek yaşarlar. Dişi arı kendi yuvasını yapar ve bir keresinde 12 yumurta yumurtlar. Bunlar için bir başka arının yardımına gereksinme duymaz.

Bireysel arıların çoğunun adlandırılması, bu arıların özelliklerine göre yapılır, örneğin duvarcı arısı taş parçalarını bir araya getirerek onları bir duvarcı gibi örer. Bu şekilde yaptığı yuvayı genellikle bir duvar veya kaya üzerinde kurar. Yaprak yiyen arı, ağaç yaprağını veya çiçekleri çenesi ile keser. Bu şekilde kestiği yaprakları yuva ve yuvasının gözleri arasında bölmeler yapmak için kullanır.
Bütün arılar insanlar için yararlıdır. Arılar, bitkiler için de çok önemlidir. Çiçekten çiçeğe dolaşmaları sırasında çiçeklerin erkeklik organlarındaki çiçek tozları arıların vücutlarına ve bacaklarına bulaşır. Arı bir başka bitki üzerine konduğu zaman üzerindeki çiçek tozları, çiçeğin dişilik organına bulaşır. Bu şekilde bitkiler döllenmiş ve tohum yapmaları sağlanmış olur.

Etiketler:

Yorum yazın