Süruri Kimdir

Süruri Kimdir

Sürurî, asıl adı muslIhİddİn mustafa (d. 1491, Gelibolu – ö. 1562, İstanbul), daha çok şerh ve hâşiyeleriyle tanınmış Ösmanlı bilgin ve divan şairi.

Hacı Şaban adlı zengin bir tüccarın oğluydu. Döneminin tanınmış bilginlerinden ders aldı. Hocası Fenerizade Muhyiddin Efendinin İstanbul kadılığı sırasında naibi. Anadolu kazaskerliği sırasında da tezkirecisi oldu. Daha sonra Nakşibendiye tarikatı şeyhlerinden Mehmed Çelebi’ye bağlandı. Çeşitli medreselerde ders verdi. I. Süleyman (Kanuni) tarafından Şehzade Mustafa’nın hocalığına getirildi. Şehzadenin I. Süleyman tarafından öldürtülmesinden (1553) sonra inzivaya çekildi.

Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere üç dilde şiirler yazan Sürurî, şairliğinden çok çevirileri, çeşitli alanlardaki yapıtlara yazdığı şerh ve hâşiyeleriyle ünlüdür. Başlıca yapıtları arasında, Hâşiyetü’t-Telvih, Şerh-i Mesnevi, Şerh-i Divan-ı Hafız, Şerh-i Gülistan sayılabilir.

Sürurî, tam adı osman sürurî (d. 11 .Şubat 1752, Adana – ö. 2 Şubat 1814, İstanbul), ustaca düşürdüğü manzum tarihleriyle tanınan Osmanlı divan şairi.

Öğrenimini Adana’da tamamladı. Genç yaşta Hüznî mahlasıyla şiirler yazdı. 1779’da Kadı Yahya Tevfik Efendi ile birlikte İstanbul’a gitti. Onun isteğiyle Sûrun mahlasını aldı ve Şeyhülislam Esadzade Mehmed Şerif Efendiden mülazim oldu. Çeşitli kasabalarda kadı naipliği ve Eski Zağra kadısı Sünbülzade Vehbî’nin kethü-dalığını yaptı. Aynca, Yenipazar ve Mostar kadılıklarında bulundu.

Sürurî asıl ustalığını kaside ve gazellerinde değil, Havayî mahlasıyla yazdığı mizah, hiciv, hezel türündeki şiirlerinde, özellikle de manzum tarih düşürme sanatında göstermiştir. Tarih düşürme sanatı onun elinde günlük yaşama açılmış, toplumun her kesiminden insanı içine almış, ayrıca mizah ve hicivle beslenmiştir. Mısır’ın Fransızlarca işgaline birbirinden değişik 68 tarih düşüren Sürurî, Divan’mm (1839) büyük bölümünü yalnızca tarihlere ayırmıştır. Ahmed Cevdet Paşa tarafından yayımlanan Sürurî Mecmuası (1882) adlı yapıtı, kendinden önceki ve çağdaş şairler ile kendinden seçtiği tarih dizelerinden oluşur. Bu kitapta yer alan bazı tarihler Divan’ında bulunmaz. Hezeli-yat-ı Sürurî Merhum ise (ty) mizah, hiciv ve hezel türündeki şiirlerini içerir.

Sürurî (Sİllelİ) (d. Sille – ö. 1855, İstanbul), 19. yüzyılda saz ve söz ustalığıyla tanınmış âşık.

Yaşamına ilişkin fazla bilgi yoktur. Kısa bir süre medreseye devam ettiği, öğrenimini yanda bırakarak ayrıldığı sanılmaktadır. Daha sonra Sille’den ayrılarak İstanbul’a gitmiş ve bir süre orada kalmıştır. Yetişmesinde, ünlü âşık Konyalı Şem’î’nin önemli katkısı olmuştur. Sürurî’nin İstanbul’da rakiplerince zehirlenerek öldürüldüğü söylenir.

Koşmalarıyla tanınan Sürurî, bütün öteki âşıklar gibi şiirlerinde daha çok sevda ve doğal güzellikleri konu etmiştir. Divan şiirinin etkisiyle yabancı sözcük ve tamlamalara da yer vermekle birlikte, dili içten ve akıcıdır. Hece ölçüsünün yanı sıra aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Ayrıca saz çalmada da usta olduğu. İstanbul’da sarayda büyük ilgi gördüğü kabul edilmektedir. Şiirleri, yaşamı ve sanatına ilişkin bilgilerle birlikte Saadettin Nüzhet Ergun tarafından XIX. Asır Saz Şairlerinden Silleli Sürurî (1933) adıyla yayımlanmıştır.

Yorum yazın