Sultan İkinci Abdülhamid’in Hayatı

Sultan İkinci Abdülhamid’in Hayatı Hakkında Bilgiler

Sultan İkinci Abdülhamid'in HayatıOtuz dördüncü Osmanlı padişahı (İstanbul, 1842-İstanbul, 1918). Padişah Abdülmecit’in oğlu olan Abdülhamit, Murat V’in tahttan indirilmesi üzerine 31 Ağustos 1876’da, Kanunu Esasi’yi ilan edeceğine söz vererek padişah oldu.

Tahta çıktığında Balkanlar’da, Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da ayaklanmalar vardı. Sırbistan ve Karadağ ile savaşlar sürüyordu. Bir süre sonra da Balkan sorunlarını görüşmek üzere İngiltere, Fransa, Çarlık Rusyası, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu arasında İstanbul’da bir konferans toplandı (23 Aralık 1876). Aynı gün Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak Abdülhamit II bir süre sonra Mithat Paşa’yı sadrazamlıktan azlederek Osmanlı sınırları dışına sürdü.

Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında 1877-1878 savaşı (Doksanüç Harbi adıyla bilinir) çıktı. Osmanlı ordularının Plevne’de, Doğu Anadolu’da bazı başarılar elde etmesine karşın, savaş Osmanh İmparatorluğu ’nun yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgiyi bahane eden Abdülhamit II, Şubat 1878’de, Meclisi Mebusan ile Meclisi Ayan’ı dağıttı ve kendi yönetimini kurdu.

Abdülhamit IInin padişahlık dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun, 1877-1878 savaşlarından ağır bir yenilgiyle çıktığı, 1881 yıhnda Osmanh borçlarının ve savaş tazminatının ödenmesi için kurulan uluslararası Düyûnu Umumiye (Genel Borçlar) yönetiminin mali denetimine girdiği dönem oldu. Bu olaylar Osmanh İmparatorluğu’nu büyük ölçüde yıkıma götürüyordu. Ancak bu dönemde Avrupa’daki büyük devletlerin birbirleriyle amansız bir rekabete girişmelerinden yararlanan Abdülhamit II, bu devletler karşısında hiçbirine yaklaşmayan, dengeli bir dış siyaset güttü. Kendinden önceki padişahların tersine, Avrupa’dan büyük ölçüde borç para alma yoluna gitmedi, borçların ödenmesi için büyük çabalar harcadı.

Ama, Abdülhamit II, Osmanlı aydınlarıyla pek olumlu ilişkiler içine giremedi. Mithat Paşa önderliğindeki Osmanlı asker ve sivil bürokrasisinin kendinden önceki iki padişahı tahttan indirmesini, bunlardan birinin ölümünü, öbürününse akıl dengesini yitirmesini unutamayan Abdülhamit II, tüm saltanatı boyunca aydınlara kuşkuyla baktı, onlarla mücadele etti. Buna karşılık Osmanlı aydınları da İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurarak Abdülhamit yönetimiyle muhalefete giriştiler. Bunun üzerine Abdülhamit II 1908’de Meşrutiyet’i yeniden ilan etmek zorunda kaldı. Bir süre sonra 31 Mart Olayı oldu ve Abdülhamit tahttan indirilerek (27 Nisan 1909) Selanik’e sürüldü. Balkan savaşları çıkınca yeniden İstanbul’a getirildi ve bu kentte 10 Şubat 1918’de öldü.

Yorum yazın