Raffaello Hayatı ve Eserleri

Raffaello Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgiler
Ghirlandaio ve Verrochio gibi yetkin ustalar kuşağının bir temsilcisi de Umbria bölgesinden, Urbino kasabasından gelen Perugino’dur. O dönemde Perugino çok sevilen bir sanatçıydı. Dükkanında çalışan çeşitli kalfalar arasında Raffaello adında genç, sevimli ve yetenekli biri vardı. Perugino, kendisinden önce gelen sanatçıların, bu arada özellikle Leonardo da Vinci’nin resim tekniğini iyice özümlemiş bir sanatçıydı.
Raffaello, ustasının yanında resim tekniğini iyice geliştirdikten sonra, Floransa’ya geldi. Burada ondan yaşça oldukça büyük iki dehayla bir yarış ortamı içinde buldu kendisini. Bu iki usta o zamana kadar kimsenin düşleyemediği yapıtlar, daha doğrusu mucizeler yaratıyorlardı. Bir başkası olsa bu rekabetten ürküntü duyabilirdi, ama Raffaello için durum farklıydı. O bilmediklerini öğrenmeye ve yaratıcılığının sınırlarını araştırmaya kararlıydı.
Raffaello belki, Michelangelo’nun Tanrı figüründeki insan kavrayışına tam olarak ulaşamamış sayılabilir. Ama o bugün için kolaycı bir sanat işçiliğinin ürünü sayılan Meryem Ana tablolarıyla daha sonraki kuşaklara yepyeni bir sanat anlayışı, kalıt bırakmış bir ustadır. Gerçekte bu tabloların görüntüsel yalınlığı-, derin bir düşüncenin, dikkatli bir hesaplamanın ve sonsuz bir sanatsal bilgeliğin bileşimidir.
Rafaello bu yalınlığa ve katışıksızlığa varmak için çok uğraşmıştır. Tablolarda en küçük bir ayrıntıya dokunacak olsanız, tablonun genel uyumunun ve yetkin dengenin altüst olacağını hemen sezinlersiniz.
Raffaello,Floransa’da birkaç yıl kaldıktan sonra Roma’ya gitti. O dönemde Michelangelo, II. julius’un emriyle Şistine Kilisesi’nin tavanındaki ölümsüz yapıtım yaratıyordu. II. Juliusgenç Raf- faello’ya da iş verdi. Vatikan Sarayının kimi odalarının duvarlarına freskler yapmasını istedi. Ortaya çıkan görüntüler, onun freskte çizim ve kompozisyon bütünlüğüne tam anlamıyla egemen olduğunu ortaya koydu. Daha sonra klasik öykülerden esinle, başka fresk çalışmaları da yaptı. Botiçelli’nin “Venüs’ün Doğuşu”adlı tablosuna esin kaynağı olan Poliziano’nun destanı onun için de konu yaratmıştı.
Raffaello ünlü Galateia tablosunu böyle bir ortamda tamamlamıştır. Bu tabloda yer alan figürlerin güzelliği karşısında şaşkına dönen bir saraylı, kendisine bu güzel yüzleri nereden aldığını sorduğunda, bir modeli olmadığını, kafasında oluşturduğu imgelemlerden yola çıktığını söylemiştir. Bu daGgösteriyor ki, Raffaello o güne kadar yaşayan ustaları gibi yalnızca doğanın görüntülerini resimlerinde yansıtmakla kalmayıp kendi imgelem evrenine başvurmuştur.
Raffaello da daha sonraları kiliseler, konaklar saraylar tasarımlayan bir mimar oldu. Ancak o Michelangelo gibi geçimsiz ve sert mizaçlı değil, tersine toplumsal ilişkilerinde yumuşak ve geçim- liydi. Bu yüzden çok büyük üne ve seçkin dostlara kavuştuğu gibi, iyi bir servet de yaptı.
Ne yazık ki bu seçkin sanatçı, en verimli çağında, daha otuz yedi yaşındayken öldü. Bu kısacık yaşam içine sığdırdığı sanat ürünlerinin güzelliği ve zenginliği çağının en ünlü bilge kişilerinden Kardinal Benbo’nun mezar taşına şu iki dizeyi koydurmasına neden olmuştur..
Rafaello yatıyor burada.korktu Doğa Ana Yaşadıkça o, yenilmekten, ölünce de ölmekten onunla.

VENEDİK OKULU
İtalyan Rönesansı’nın Floransa’dan sonra ikinci önemli okulu Venedik Okuludur. Bu okul en parlak dönemini XVI. yüzyılda yaşadı; Giorgione, Tintoretto, Veronese ve Tiziano gibi büyük renk ustaları yetiştirdi. En önemli özelliği “renk” konusundaki üstünlüğüdür. Floransa Okulunun İnsan bedenini kavraması gibi, Giorgione’nin öncülüğünde Venedik Okulu doğayı kavrayıp, resme soktu, insanı ise, doğanın bir parçası olarak ele aldı.
İtalyan Rönesansı’nın bu iki okuldan bağımsız çalışan bir büyük ressamı daha vardır ki o da Corregio (Koreç’yo) dur. Corregio ileride, özellikle XVIII. yüzyıl Fransız ressamları üzerinde önemli etki yapmış bir sanatçıdır.

Yorum yazın