Paul Tillich Kimdir

Paul Tillich kimdir , Paul Tillich hayatı , eserleri ve kitapları hakkında bilgiler.

(d. 20 Ağustos 1886, Starzeddel, Brandenburg, Almanya -ö. 22 Ekim 1965, Chicago, ABD), Alman asıllı ABD’li ilahiyatçı ve düşünür. Tanrı ve inanç üzerine görüşleri geleneksel Hıristiyanlık ile çağdaş kültürü bağdaştırma yönünde etkili olmuştur.

Gençlik yıllarını Elbe Irmağının doğusundaki Schönfliess’te geçirdi. Yaşadığı çevrenin ve din adamı olan babasının tutucu ilahiyat anlayışının etkisiyle tarihsel süreklilik ve doğa bilincinin yanında kiliseye bağlılık duygusu da gelişti. Königsberg-Neumark’taki ortaöğrenimi sırasında klasik çağın özgür düşünce ülküsüyle tanıştı ve bu ülküyü coşkuyla benimsedi. Bu karşıt etkilenimler sonucunda dışerklik (heteronomi; geleneksel ölçü ve değerlerin kalıplaşmasıyla dışsal istemlerin kişinin bireysel özgürlüğünü tehdit etmeye başladığı kültürel ve dinsel koşullar) ile özerklik (otonomi; dış-erkliğe karşı girişilen, ama her türlü ölçü ve değeri yadsıma eğilimini de uyandıran kaçınılmaz ve haklı başkaldın) arasındaki ilişki ve bunlann tannerkliği (teonomi; ölçülerin ve değerlerin özgür bir toplum içindeki özgür bireylerin kanılannı ve üstle-nimlerini yansıttığı durum) içinde bir senteze kavuşturulması olanağı Tillich’in ilk ilahiyat yapıtlannın ana konusunu oluşturacaktı. Ona göre bu üçlü hem bireysel hem de toplumsal yaşamın temel dinamiklerini oluşturuyordu.

Bu sorunla eksiksiz biçimde Halle Üniver-sitesi’ndeki ilahiyat eğitimi sırasında (1905-12) yüzyüze geldi. Burada, Lutherci Kilise’ nin öğreti düzeyinde yerleşik inanç belgelerine dayalı konumu ile o dönemde Almanya’da etkili olan liberal ilahiyatı ve bilimdeki deneyciliği bağdaştırmak sorunuyla karşılaştı. Felsefi sorunlann çözümünde F.W.J. von Schelling’in (1775-1854) yapıtlanndan ve ilahiyat öğretmeni Martin Kaehler’in derslerinden yararlandı. Schelling’in Tillich’in doğa duygusuna seslenen doğa felsefesi, doğayı Tanrı’nın yaratıcı tininin dinamik dışavurumu olarak yorumlayan bir kavramsal çerçeve sunuyordu. Buna göre Tann’nın yaratıcı tininin doğadaki amacı, bireysel yaşam ile evrensel zorunluk arasındaki ikiliği aşan bir özgürlüğü gerçekleştirmekti. Kaehler de, Martin Luther’in Aziz Paulus’a dayanarak savunduğu iman yoluyla aklanma öğretisini vurguluyordu. Tillich “Protestanlığın ilkesi” olarak tanımladığı bu öğretinin eskisinden çok daha geniş kapsamlı ele alınabileceği görüşündeydi. Bu öğreti, günahkâr insanın Tann’nın nzasına nasıl layık olabileceği gibi klasik dinsel sorunlarla sınırlanmadan, insanın zihinsel yaşamına, dolayısıyla bütün deneyimlerine de uygulanabilirdi.

Tıpkı günahkânn Tann’nın gözünde aklanması gibi, kuşkuya düşmüş kişi de doğruyu bulmaktan umut kesmiş olsa bile gerçekte içine işlemiş olan doğrunun denetimi altındaydı; dolayısıyla kültürel yaşamda hem eleştirel yadsıma hem de cesurca olumlama yan yana bulunuyordu. Tillich’in bu görüşlerinin aynntılannı işlediği ilk yapıdan Schelling’le ilgili felsefe doktorası (1912) ve ilahiyat lisansı tezleriydi. Özellikle lisans tezi olan Mystik und Schuldbewusstem in Schellings philosophischer Entwicklung’da (Schelling’in Felsefi Gelişmesinde Mistisizm ve Suçluluk Bilinci) “Protestanlığın ilkesi”nin gerçekliğin doğası ve yapısıyla ilgili sonuçlannı ortaya çıkarmaya yönelik bir arayış görülüyordu.

Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra Lutherci Kilise’de rahipliğe atanan

Tillich, I. Dünya Savaşı boyunca orduda din adamı olarak görev yaptı. Savaş ve sonrasındaki deneyimleri onda Batı uygarlığının gerçekten sonuna yaklaştığı, 19. yüzyıl hümanizminin artık iflas ettiği görüşünü uyandırdı. Buna tepki olarak, yaklaşan kültürel yıkımın toplumsal düzeyde yaratıcı bir yeniden yapılanmaya girişmek için çok önemli bir fırsat sağladığını ileri süren Dinsel Sosyalistler akımına katıldı. Berlin, Marburg, Dresden, Leipzig ve Frankfurt üniversitelerinde katıldığı tartışma gruplarında insanlık durumunu anlamaya yönelik yeni yaklaşımlar üzerinde durdu. 1919-33 arasında 100’den fazla deneme, makale ve inceleme kaleme aldı.

Das System der Wissenschaften nach Gegenständen und Methoden (1923; Konularına ve Yöntemlerine Göre Bilimlerin Sistemi) Tillich’in insanın tinsel uğraşlarını sistematik biçimde açıklama çabasının ilk ürünüydü. 1925’te Marburg’da, daha sonra başyapıtı olarak ünlenen üç ciltlik Systematic Theology (1951-63; Sistematik İlahiyat) üzerinde çalışmaya başladı. Bu arada özgürlük tutkusuyla, Hitler’e ve Nazizme ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı. Kendi deyimiyle, Yahudi olmadığı halde Alman üniversitelerinde ders vermesi yasaklanan ilk akademisyen olmakla “onurlandırıldı”. New York’ta-ki Birlik İlahiyat Okulu’ndan aldığı çağnyı kabul etti.

Yeni bir dilin getirdiği sorunlara ve düşüncelerini Amerikalıların pragmatik zihinsel alışkanlıklarına uydurabilmenin güçlüklerine karşın Tıllich yeni ülkesinde II. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda “Tann’mn şüphecilere gönderdiği havari” olarak tanındı. Birlik İlahiyat Okulu’yla (1933-35) Harvard (1955-62) ve Chicago üniversitelerinde (1962-65) mezuniyet öncesi ve sonrası programlarda öğrencileriyle insan varoluşunun anlamı üzerinde yoğun bir diyaloga girdi. Halka açık konuşmaları ve kitapları genellikle dinsel sorunlarla ilgilenmeyen geniş kitlelerin de ilgisini çekti. En çok okunan kitapları The Courage to Be (1952; Var Olma Cesareti) ve Dynamics of Faith’te (1957; İmanın Dinamiği) insanın en derin kaygısının, onu kendi sonlu varlığım aşan bir gerçeklikle yüzyüze getirdiğini savundu.

Yapıtlarında insanlık durumu üzerinde yürüttüğü tartışmalar Tillich’in modem psikanaliz ile varoluşçu felsefenin aydınlığa kavuşturduğu sorunları derinden kavradığını gösterir. Systematic Theology insanın araştırıcı usunun ortaya attığı sorular ile vahiy deneyiminin verdiği ve iman yoluyla ahnan yanıtlar biçiminde kaleme alınmıştır. Buna karşılık Tanrı ve iman konularını tartışırken kullandığı felsefi terminoloji Tillich’in anlaşılmasını güçleştirmiştir. Onu agnostik ya da ateist sayanlar büyük ölçüde onu yanlış yorumlamaktadır. Tillich, Hıristiyanlığın yaygın biçiminin öngördüğü, kişisel bir varlık taşıyan antromorfik Tanrı kavramım gerçekten reddetmekle birlikte Tann’mn gerçekliğini yadsımaz. Tillich’in görüşlerini “Tann öldü” sloganlannı desteklemek için kullanan çağdaş “Hıristiyan ateistler” de, Tillich’e göre elverişsiz bir Tann kavramının ortadan kalkmasının daha kapsamh bir Tann kavramının doğuşunun başlangıcı olduğunu ihmal etmektedir.
tillit, bir kayaç hamurunun (ufalanmamış kayaç matrisi) içinde yer alan çimentolanmış bloklardan (ufalanmamış iri, açılı kayaç kütleleri) ve buzul sürüntülerinden (buzul buzlannca çökeltilen aynşmamış ve katmanlaşmamış kayaç malzemesi) oluşan tortul kayaç. Kayacın büyük bölümünü oluşturan hamur çoğunlukla koyu gri ile yeşilimsi siyah arasında değişen renklidir ve açılı kuvars ve feldispat taneleri ile çok ince taneli kayaç kınntılanndan oluşur. Tillitler jeolojik geçmişte güçlü ve yaygın buzullaş-malann gerçekleşmiş olduğuna işaret eder. Karasal buz örtülerince çökeltilmiş olan tillitler, bugüne değin en iyi korunmuş olanlardır.

Yorum yazın