Michelangelo Kimdir

Michelangelo kimdir , Michelangelo hayatı ve eserleri hakkında bilgiler

Michelangelo Kimdirİtalyan heykelcisi, ressamı, mimarı ve ozanı (Gaprese, Toscana [Arezzo yakınlan], 1475-Roma, 1564).

Beş çocuklu bir ailenin en küçük oğlu olan Michelangelo Buonarroti, doğar doğmaz bir taş yontucusunun karısı olan süt annesinin yanına verildi. Babası resme olan eğilimini hiç desteklemiyordu, ama 1488’de oğlunun Floransak sanatçı Domenico Ghirlanda-io’nun atölyesine çırak olarak girmesine izin verdi. Ancak usta ile öğrencisi arasında çıkan bir anlaşmazlık sonucunda Michelangelo sözleşmenin bitiminden önce atölyeden ayrıldı.

 

 

ESKİÇAĞ PAGANLIĞI VE HIRİSTİYANLIK

Michelangelo’nun yaşamöyküsünü ilk olarak yazan Vasari ve Condivi’ye göre Michelangelo o sıralarda, bir akademi olarak kabul edilen ve Bertoldo di Giovanni’nin yönetiminde olan Me-dici bahçelerine gitmeye başladı. Genç sanatçı 1489-1492 yılları arasında sanat koruyucusu Lorenzo de’ Me-dici’nin koruması altına girdi ve bu sayede ailenin eşsiz antika koleksiyonunu inceleme olanağını buldu. Buna karşılık prensin çevresindeki Polizia-no, Marsilio Ficino, Pico della Mirándola gibi hümanistlerin düşüncelerinin genç adamın üstündeki etkilerini değerlendirmek ve sanatçının Eşkiça| paganlığınm özellikleriyle, sözgelimi Savonarola’nm Hıristiyan fanatizm; anlayışım nasıl bağdaştırdığını değerlendirmek güçtür. Daha sonraları Michelangelo’nun bu tür çelişkilere karşı duyarlı kaldığı görüldü. 1490-1492 yılları arasında Medici sa rayında kaldığı süre boyunca gerçekleştirmiş olduğu Merdivendeki Bakire ve Kentauroslarla Lapithlerin Savaşı adlı yapıtları sanatçının belli bir düzeye ulaştırmış olduğu mesleğini daha da yetkinleştirmek isteğini gözler önüne serer.

İLK YAPITLAR

Michelangelo’nun kısa bir süre Venedik’te bulunduktan sonra 1494’te, kaldığı Bologna kentindeki San Domeni-co Küisesi için yaptığı heykellerde Qu-ercia’mn etkisi görülür. Daha sonra Floransa’ya dönen sanatçı, 1496’da Roma’ya ilk gezisini yaptı. Bankacı İa-copo Galli için Sarhoş Bacchus adlı çalışmasını 1572’den başlayarak gerçekleştirdi (yapıt daha sonra Floransa’ya götürülmüştür); bunun hemen ardından kişiliğinin temel özelliklerini yansıtan ilk yapıtı olarak kabul edilebilecek olan Vatikan Pietâ ’sı heykelini (Roma’daki San Pietro) yaptı. Fransız kardinal Jean Bilheres de La-graulas’mn 1497’de sipariş verdiği bu yapıtı 1499’da tamamladı.Bakire Meryem’in dizleri üstünde İsa’nın cansız bedeninin yer aldığı söz konusu yapıtta, rölyefleri iyice belirginleştirilmiş olan her iki figür, XV. yy. Floransa üslubunu anımsatan ve çok ince bir biçimde işlenmiş olan bir bütün içinde birbirleriyle uyuşur. Bu,Miche-langelo’nun imzasını taşıyan tek yapıtıdır. 1501’de yeniden Floransa’ya giden sanatçı, dönüşünden kısa süre sonra Pietâ ’ya yakın bir üslupta Brug-ge Bakiresi ‘ni gerçekleştirdi. Anlatım açısından son derece yoğun olan bu yapıtın, ikinci derecedeki bazı bölümleri sanki tamamlanmamış gibidir. 1504’e doğru tondo (yuvarlak ya da oval biçimde gerçekleştirilmiş olan tablo ya da heykel) yapmaya başlayan Michelangelo, Tondo Pitti ve Tondo Taddei gibi heykellerden sonra,kimi zaman Signorelli’nin yapmış olduğu Tondo ya-(1490’a doğru) benzetilen Tondo Doni adlı tablosunu gerçekleştirdi. TondoDoni’de uyguladığı resim tarzı, Michelangelo’nun heykelci gibi çalışan bir ressam mı, yoksa, heykel yaparken sanki resim yapmaya devam eden, ressam gibi davranan bir heykelci mi olduğu sorusunun ortaya atılmasına yol açtı. Buna karşılık Kutsal Ailenin arkasında tondo’nun yarattığı perspektif etkileri, bu resim türünü özenticiliğin kaynağına yerleştirmeye olanak verir.
Öte yandan, sanatçının 1501-1504 yılları ünlü Davut heykelinin yapımıyla geçti; bu yapıt normal insan bedeninin boyutlarının şaşırtıcı biçimde dev boyutlara (4 m’den yüksek) aktarılması bakımından ilgi çekici olmakla birlikte sanatçının başyapıtı sayılmaz. Floransa’daki Signoria alanına 1504’te dikilen bu heykel,kısa sürede kentin en sevilen yapıtları arasına girmiş ve heykelciye ün sağlamıştır. Davut heykeli 1873’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne taşınmıştır; Palazzo Vecchio’nun önüne de bir kopyası yerleştirilmiştir.

MEZAR TRAJEDİSİ

Mart 1505’te papa Julius II,Michelan-gelo’yu yeni San Pietro bazilikasında bir mezar yaptırmak üzere Roma’ya çağırdı. Sanatçı papa için, süslemeleri kırk heykelden az olmayan, taştan üç katlı dev bir sanduka yapmayı tasarladı. Projesi kabul edilince, kullanacağı mermerlerin seçimi için Car-rara’ya gitti. Dönüşünde, julius II verdiği siparişi onaylamaktan kaçındı. Duruma son derece üzülen Michelangelo, “mezar trajedisi” diye adlandırdığı bu olaydan sonra Floransa’ya döndü.

Papanın 1513’te öldüğü sırada mezarının yapımı henüz başlamamıştı. Mirasçılarının benimsediği projede yirmi sekiz heykele yer verilmişti. 1532’de yapılan yeni pazarlıklardan sonra heykel sayısı altıya indirildi. Son olarak 1542’de anlaşmaya varıldı. Buna göre, Michelangelo’nun yalnız bir heykel,yani Musa heykelini yapması kararlaştırıldı; buna karşılık çevresindeki Rahel ve Lea figürlerinin yapımı Raffaetlo da Montelupo’ya verildi. julius H’nin mezarına ait heykeller büyük bir olasılıkla 1545 başlarında küçük San Pietro in Vincoli Kilise-si’ne yerleştirildi. Bu arada Michelangelo 1513’te mezarın oturtmalığı için yapmış olduğu iki Esir heykelini nerede kullanacağını bilmediği için bunları Roberto Strozzi’ye vermiş, o da heykelleri François I’e sunmuştu (heykeller günümüzde Louvre Müzesi’nde-dir).

Musa heykeli, gizemli, anlaşılması güç bir heykeldir. Freud’a göre bu tür sanat yapıtları tam anlamıyla anlaşılmaz; karşılarında hayranlık duyulur, etkilerine kapılınır, ama bizim için neyi temsil ettiklerini söyleyebilmek olanaksızdır. Gerçekten de, söz konusu görüşün, yapıtlarının hemen hemen tümü için geçerli olduğu söylenebilir.

SİSTİNA ŞAPELİ’NİN TAVANI

Bu mezar sorunu, gene de, Michelangelo ile papanın tümüyle aralarının açılmasına neden olmadı. Gerçekten de, bu olaydan bir süre sonra, julius H’nin ricalarını yinelemesi üstüne Michelangelo 1508 ilkbaharında Ro-ma’ya döndü. Artık mezarının yapımını düşünmeyen papa, sanatçının Sis-tina Şapeli’nin tavanıyla ilgili dekorasyon çalışmalarını üstlenmesini sağladı. Michelangelo böylece, son derece güç bir işe girişti ve nerdeyse insanüstü denebilecek bir çabayla çalışmayı dört yıl içinde tamamladı. Sonuç olarak yaklaşık 500 m-‘lik bir alana yayılan, toplam 340 figür yaptı (Rime [Kafiyeler] adlı yapıtında yer alan bir sonede bu dev yapıtın yaratmış olduğu güç koşulları betimlemiştir). Sis-tina Şapeli’nin tavanında temelde üç tema ele alınmıştır: Tekvin ile ilgili dokuz tablo (dünyanın yaratılışından Nuh’a kadar); on iki peygamber ve kâhinler; ignudiler (çıplak gençler). Eski Ahit’le ilgili sahnelerde peyzaj belli belirsizdir, hatta taslak biçimindedir. Bu resimlerde bedenler yüceltilmiş ve bunların ardından ruhların olağanüstü bir yaşamı yansıtılmaya çalışılmıştır.
Tavandaki resimler, birçok onarım (ilk onarım 1565’te yapıldı) nedeniyle soluklaşmış oldukları halde gene de eski güçlülüklerini korurlar.

MEDİCİ ŞAPELİ

1519’a doğru papa Leo X ve yeğeni kardinal Giulio de’ Medici, Floransa’ da, ailelerinden dört kişi için. San Lo-renzo Kilisesi’ne bitişik bir mezar şapeli yaptırmayı tasarladılar. Söz konusu yapı Medici Şapeli’ydi; yapımı Michelangelo’ya verildiyse de 1527’de, hüküm süren ailenin düşmesi sırasında durduruldu (yapının, büyük bir bölümü, Vasari tarafından gerçekleştirildi). Şapelin içinde heykelci, biri Urbino dükü Lorenzo’ya, öbürü de Nemours dükü Giuliano’ya ayrılan iki anıt yaptı. Her bir anıtın planı, üç figür bütünü üstüne dayanır. Ölü, canlı ve oturmuş bir halde, bir duvar oyuğu içinde canlandırılmıştır; öte yandan, altta, taş sandukanın eğik kapakları üstüne iki alegorik figür uzanmıştır. Lorenzo’nun heykelinin dışa doğru çıkıntı yaptığı yerin altında, 1524 ile 1531 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan Alacakaranlık ve Şafak heykelleri bulunur. Giuliano’nunkinde bulunan Gündüz ve Gece heykelleriyse 1526 ile 1533 yılları arasında yapılmış ve bunların arasından yalnızca Gece tamamlanabilmiştir. Medici Şapeli’nde ayrıca mermerden yapılmış bir başka büyük heykel daha vardır: Bakire ve Çocuk İsa.

SON YARGI VE PAOLİNA ŞAPELİ

Sistina Şapeli’nde Son Yargı freskinin yapılması için alınmış olan karar, büyük bir olasılıkla 1533’te papa Cle-mens VH’nin sanatçıyla karşılaşmasından sonra durduruldu. 1535’te yeni papa Paulus III,verilmiş olan siparişi onayladı. Aynı yıl Michelangelo Roma’ya kesin olarak yerleşip çalışmaya koyuldu. Fresk 31 Ekim 1541’de törenle açıldı. Bu gerçek devler halkının yer aldığı dev kompozisyon yaklaşık 400 figür kapsıyordu. Michelangelo’ya nü çalışması için eşsiz bir fırsat veren bu yapıt, hiçbir zaman başkaları tarafından ulaşılmamış bir virtüözlük içinde gerçekleştirilmiştir. Dekor düzeni, Sistina Şapeli’nin tavanında olduğu gibi kornişler, duvarayakları, kemerler gibi mimarlık öğelerim ve gözaldatımlarma dayanmaz; doğrudan doğruya uzamın gösterimine bağlıdır. Kişiler birbirinden bağımsız gruplar içine katılmış ve bunlar merkezde yer alan İsa figürünün çevresine yerleştirilmişlerdir.

1564’te Trento Konsili bu figürlerden birçoğunu açık saçık bularak üstlerinin örtülmesini istedi. Daniele Ricci-arelli da Volterra bu sansür işine girişen ilk ressamdır.

Vatikan’daki Paolina Şapeli’ndeyse Michelangelo iki yeni fresk (son resim çalışmaları) yaptı: Aziz Paulus’un Düşüşü (büyük bir olasılıkla 1545’te tamamlandı) ve Petrus’un Çarmıha Gerilmesi (1550’de tamamlandı). Yangın ve ressamın sağlığının bozulması nedeniyle gerçekleş tirilmesi a r t arda kesintiye uğramış olan bu freskler, yapım açısından Son Yargı kadar hayranlık vericidir. Yapıtların özellikle perspektif etkileri izleyicinin, karşısında duran sahneyle bütünleşmesini sağlar.
Michelangelo’nun dehası mimarlık alanında da kendini göstermiştir. Bu düzlemdeki etkinlikleri arasında Me-dici Şapeli’nden başka şunlar sayılabilir: Campidoglio alanının çizimi (1538’e doğru); Porta Pia’nın yapımı (1560); Santa Maria degli Angeli’nin düzenlenmesi (1561-1566): Roma’daki San Pietro Kilisesi’nin kubbesi için hazırladığı proje.
Michelangelo Pietâ Rondan in i adlı yapıtını tamamlayamadan öldüğü zaman. 14 Temmuz 1564’te Floransa Güzel Sanatlar Akademisi, sanatçı için San Lorenzo’da bir cenaze töreni düzenledi.

Michelangelo Buonarroti , İtalyan heykeltıraşı, ressamı, mimarı ve şairi (Caprese, bugünkü Caprese Michelangelo [Arezzo ili] 1475-Roma 1564). Floransa’lı eski bir ailedendi. Michelangelo beş erkek çocuktan ikincisiydi. öğrenimine hümanist Franceşco da Urbino yönetiminde başladı. Sanata karşı büyük istidadı vardı. Zaman bulunca şurada burada resim çizer ve ressamlar yanında çalışırdı. Bu ressamlar arasında en çok Francesco Granacci’ye yakınlık gösterirdi. Granacci’den cesaret alarak, babasının ve ailesinin karşı koymasına rağmen, nisan 1488’de ressam Domenico ve David Ghirlandaio’nun atelyesine yerleşti. Fakat orada uzun süre kalamadı. 1489’dan itibaren San Marco’daki Medici’lere ait bahçelerdeki eski heykellerle çağdaş resini’ taslaklarını inceleyerek, Donatellonun öğrencisi ve iş arkadaşı Bertoldo di Giovanni rehberliğinde heykel yapma tekniğini öğrendi, ilk yıllarda, eski ustaların özellikle, Giotto ve Massaccio’nun figürlerinden kopyalar yaptı (Paris, Louvre, Viyana, Albertina). Serbest bir yorumlama ürünü olan, anıtsal bir etki yaratan bu resimler, genç sanatçıdaki tenkidi eğilimi ve kişisel kabiliyeti açıkça ortaya koyar. San Marco bahçelerinde pişmiş topraktan birkaç ufak figür ve bir de mermerden Kır Tanrısı Başı yaptı (bu eserler kaybolmuştur). Muhteşem Lorenzo’nun dikkatini çekti. Lorenzo onu Via Larga’dakî sarayına aldı. Burada kendini Poliziano’ya sevdiren Michelangelo, Ficino’dan Pico della Mirandola’ya, Landino’ya ve G. Benivieni’ye kadar Medici’lerin çevresindeki birçok hümanistle ilişki kurdu; kültürünün temelini oluşturan Eflatun’cu öğretileri benimsedi. 1490-1492 Arasında, Merdivendeki Meryem ile Kentauros’larla Lapith’lerin Savaşı adlı heykelleri yaptı (Floransa, Buanarroti evi). Bir «yassı» kabartma olan birinci esere katı bir anıtsallık havası vermeğe çalışmıştır, ama bu, Donatello’nun eserlerindeki «yassılık»tan çok uzaktır. Poliziano’nun isteği üzerine, Ovidius’tan ilham alarak yaptığı mitolojik konulu ikincî eser ise, atletik bedenlerle dolu bir yüksek kabartmadır.

Michelangelo’nun bazı temel motiflerini kapsayan her iki eserde, eski Toscana, gotik ve ilk Rönesans geleneklerinin etkisi görülür.

 

Muhteşem Lorenzo’nun ölümü üzerine, Michelangelo baba evine dönerek heykelciliğe devam etti (normal boyutlardan büyük bir Herkül heykeli yaptı, fakat eser kayboldu. Varlığı bazı kaynaklardan biliniyor). Bu arada, Santo Spirito manastırı başpapazı için tahtadan bir isalı Haç (Floransa, Buonarroti evi) yaptı ve onun yardımıyle, gizlice temin ettiği kadavraları kesip biçerek, anatomi üstündeki çalışmalarını yoğunlaştırdı. 1493-1494 Arasında Savonarola’nın heyecanlı vaızları sanatçının ruhunda derin bir etki yaptı. Ekim 1494’te Medici’lerin kısa zamanda düşmesine yol açan karışıklık ve ayaklanmalar, Charles VIII ordularının yaklaşması karşısında rahatı kar çan Michelangelo, Floransa’yı terkederek önce Venedik’e, sonra Bologna’ya sığındı. Bologna’da bir yıl kadar Gianfrancesco Aldrovandi’nin yanında kaldı. Ev sahibine, toscanalı şairlerin eserlerini tanıttı ve San Domenico kemeri için birkaç figürle (Aziz Proculus ve Aziz Petronius), Diz Çökmüş Melek’i yaptı. 1495 Sonunda Floransa’ya dönerek orada altı ay kaldı ve Uyuyan Cupido ile Aziz Yuhanna adlı eserlerini yaptı (bu heykeller kayıptır). Sonra Ro-ma’ya gitti. Bankacı icopo Galli için 1Bacchus (1496-1497; Floransa, Bargello müzesi), fransız kardinali Jean Bilheres de Lagrau-las için de Vatikan Pietası adlı eserleri yaptı ve birkaç yıl içinde ün kazandı. Her iki heykelde ortak özellik, yorumdaki büyük ustalıktır. Heykelci, Bacchus’âe helen heykelciliğinin hayalci ve duygusal natü-ralizmini taklit etti. Ayrıntılar üstünde büyük özen gösterdiği Pieta’da ise, XV. yy. Floransa geleneğinin ahenkli kompozisyonu ve anatomi mükemmelliği ağır basar. 1501 ilkbaharında Floransa’ya dönen sanatçı, orada dört yıl kaldı. Bu süre içinde, özel kişilerden, senyörlükten, en güçlü korporas-yonlardan önemli siparişler aldı. Daha otuzuna basmamış olan sanatçı, Toscana’nın en büyük heykelcilerinden biri olmuştu. Brugge’de (Notre-Dame) bulunan Meryem ve /sû’nın sert çizgileri üslûp bakımından Vatikan Pieta’sına yaklaşır. Daha sonra yaptığı Tondo Pitti (Meryem, Oğlu ve Aziz Yuhanna) [Floransa, Bargello Millî Müzesi] ve Tondo Taddei (Londra, Royal a-cademy), ince taslağı, gölge ışık oyunları ve figürlerinin ahenkli birleşimi bakımından Leonardo’nun etkisindedir. O yıllarda Floransa’da bulunan Leonardo, Santissima Annunziata’da Azize Anna adiyle yaptığı resim taslaklarını sergileyerek büyük hayranlık toplamıştı. Michelangelo, 1502’de senyörlüğün, mareşal Pierre de Rohan için ısmarladığı bronzdan Davud heykelini yarım bıraktı (eser 1508’de Benedetto da Rovezzano tarafından bitirildi; XVII. yy.da Fransa’da kayboldu). Fakat ağustos 1501 ile, nisan 1504 arasında sanatçıyı en çok uğraştıran eser Santa Maria del Fiore için düşünülen, ama Signoria sarayının girişine yerleştirilen mermerden Davud heykeli (Floransa, Akademi galerisi) oldu. Sanatçı, kırk yıl önce Agostino di Duccio’nun başladığı mermer blok halindeki taslağı, büyük bir ustalıkla işledi. Mermere başka parça eklemeden yaptığı dev heykel, güçlü gövdenin yapısı ve en ince anatomik ayrıntılar ıyle bir şaheserdir. Gövde âdeta gerilmiş ve hareket etmeğe hazır gibidir. Heykelin yüzü ise, özgür ve kendi kaderini yaratan ideal Rönesans insanını yansıtır.

Sanatçı ayrıca Bayraktar Soderini’nin siparişi üzerine, Palazzo Vecchio’nun Beşyüz-ler salonu için Cascina Savaşı adlı freski yaptı (aynı yerde daha önce Leonardo da, Anghiari Savaşı tablosunu yapmakla görevlendirilmişti). Taslak, mart 1505’te hazırdı. Fakat çalışma kesintiye uğradı, 1550’-de parçalara ayrılan taslak da daha sonra kayboldu (sadece bazı bölümlerin kopyaları kaldı). Leonardo’nun tasarladığı, bayrak etrafında toplanmış insan ve atların göğüs göğüse vahşice savaşmalarına karşı, Michelangelo, hareket halindeki birçok çıplak figürünün temsili yoluyle insan eylemini yüceltmeğe çalışıyordu. Daha sonra, Cascina Sflvojı’ndan önce, Agnolo Doni için Kutsal Aile (Floransa, Galleria degli Uffi-zi) adlı yuvarlak yağlıboya tabloyu yaptı. Esçr, ilk plandaki spiral bir hareket zincirinin düğümlediği üç göçlü figür ve renklerinin ışıltısı ile maniyerist ressamlara özgü motifleri müjdeler.

Guilio II tarafından Roma’ya çağrılması (mart 1505) ve papanın anıt mezarını yapmakla görevlendirilmesi, sanatçının fantezi duygusunu alevlendirdi. Büyük bir hevesle çalışmağa koyuldu. Eskiçağ anıt-mezarla-rının yüceliğine meydan okuyacak bir mi-maji bütün tasarladı. Eser, yalnız papayı değil, aynı zamanda kiliseyi de yüceltecek bir nitelik taşıyacak, hattâ bütün insanlığın manevî tarihinin epik bir timsali olacaktı. Projeye göre, Anıt, kubbeyle örtülü bir mezar hücresini kapsayan dikdörtgen biçiminde bir yapı olacaktı. Dışta, aşağı kısımda bulunan dört cephedeki a-yaklar üzerinde, Esir figürleri ve Zaferler konulu resimler bulunan gözler vardı. Daha yukarıda dört büyük figür, Eski ve Yeni Ahit (Musa ve Aziz Paulus), Dış ve İç Hayatı temsil etmekteydi. Tepelik, Gök ve Yerin alegorik figürleriyle kaplı idi. Michelangelo, gerekli mermerlerin seçilmesi ve çıkarılması için sekiz ay Carrara’da kaldıktan sonra Roma’ya döndü. Yapıya başlamak için sabırsızlanıyordu. Fakat bu arada fikir değiştiren papa, yeni San Piet-roryu Bramante’nin planlarına göre yaptırmak düşüncesine kapıldı. Anıt için gerekli ödeneği sağlamak üzere papanın yanına giden Michelangelo, huzura kabul edilmeyince, yeni bazilikanın ilk taşını koymadan
Roma’yı terketti ve Floransa’ya kaçtı (ağustos 1506). Papanın, ardından haberciler ve tehdit mektupları göndermesi sonuçsuz kaldı. Michelangelo, Giuliano da Sangallo aracılığıyle papaya, anıtla ilgili çalışmalarına Floransa’da devam etmeyi teklif etti. Bu şehirde üç ay kalarak Cascina Savaşı ve Aziz Matta (Floransa, Akademi galerisi) duvar resimleri üzerinde çalışmağa koyuldu. Kasım sonunda Soderini’nin devamlı sıkıştırması üzerine, Giulio II ile Bologna’da buluşmağa razı oldu. Şehre girer girmez papa ile barıştı ve onun bronz heykelini yapmayı kabul etti. Michelange-lo’yu bir yıldan fazla uğraştıran heykel, şubat 1508’de San Petronio’nun cephesinc yerleştirildi. Ancak üç yıl sonra Bentivog-lio’ların dönüşüyle tahrip edildi. Capella Sistina kemerinin fresklerle süslenmesi için mayıs 1508’de bir sözleşme imzalandı. Michelangelo görevi istemeyerek kabul ettiyse de, bir süre sonra esere tutkuyle sarıldı. Programı genişleterek bütün düşüncesini, Giulio II’nin mezarı için hazırladığı ilk projelerden beri içinde biriken bulanık görüşleri bu eser üstünde topladı. Açılışı 13 ekim 1512’de yapılan Sistina kemer fresklerini bitirdikten sonra, Giulio IFnin mezarı üstünde çalışmağa koyuldu. Papanın ölümünden sonra, ikinci bir sözleşme imzalayarak (mayıs 1513) asıl projeyi kısmen değiştirdi, büyüttü ve üç yıl içinde Esirler (Paris, Louvre) ve Musa heykellerini yapti. Başknldıran Esir, vah§î bir güçle gelişmiş kaslarını gererek, kendisini tutan bağları parçalamağa çalışırken; Can Çekisen Esir, yılan gibi bükülen esnek gövdesiyle uyanmağa çalışan ergen bir insanı canlandırır. Daha sonraları San Pietro in Vincoli anıtının alt duvarına yerleştirilen Musa figürü, gergin bedeniyle insanüstü enerjiyi dile getirir. 1516’da, küçük boyutta bir anıt projesi için sözleşme imzalandı. Ancak; eser o zamanda sanatçının a-ğır çalışması yüzünden bitirilemedi. 1526 ve 1532 tarihli projeler de (mirasçıların dava açmak tehdidi üzerine) aynı akibete uğradı. Yalnız anıtın altıncı versiyonu (1542) bitirilebildi ve San Pietro in Vin-coli’ye yerleştirildi. Böylece sanatçının «mezar trajedisi» olarak tanımladığı yorucu bir çalışma sonuçlandı. Giulio Il’den sonra; 1513’te, Leo X adiyle papa olan kardinal .Giovanni de’Medici, gençliğinden beri Micnelangelo’ya yürekten bağlıydı. Sanatçıya verdiği ilk önemli görev, mimarî alanında oldu: Floransa’da San Loren-zo’nun cephesi. Sanatçı bir kere daha, büyük bir hevesle çalışmağa koyuldu. Kısa sürede modeli hazırladı (mayıs-eylül 1517), Carrara ve Pietrasanta ocaklarından merimi getirtmeğe çalıştı. Ancak mart 1520’de, papa sözleşmeyi iptal ederek, sanatçıyı San Lorenzo’nun bir şapelini Medici’Jerin cenaze şapeline çevirmekle görevlendirdi. Mic-belangelo, kırgınlığını yenerek yeni görevi kabul etti. Roma’lı dostlarının ve özellikle Sebastiano del Piombo’nun ricalarına rağmen, Raffaello’nun ölümüyle yarıda kalan papalık sarayını tamamlamak için Ro-ma’ya dönmedi, FJoransa’da kaldı. San lorenzo’nun Sacrestia Afı/ova’sının kesin projesi 1521 başında onaylandı. 1525’te yapı büyük kısmiyle bitmişti. Bir yıl önce de Urbino dükü Lorenzo’nun ve Nemours dükü Giuliano’nun mezarları için heykel yapımı başlamıştı. Michelangelo, Sacrestia Vecchia’yı yapan Brunelleschi’nin üslûbuna has elemanları kökünden değiştirdi. Duvarlara beyaz anıt cepheleri yerleştirdi. La-hitlerin üzerlerindeki Gündüz ve Gece, A-laca Karanlık ve Şafak adlı güçlü figürler ölümlü dünyanın simgeleridir. Sacrestia Nuova için yapılan çalışmalar San Loren-zo manastırı yapımıyle aynı zamana rastlar. Manastırın yapılması için Clemens VII, 1523 yılı aralık ayında Michelange-lo’yu görevlendirdi. Bina için, dikdörtgen biçiminde bir salonla, bir girişi öngeren ilk projeler onaylandıktan sonra, ağustos 1524’-te yapıma başlandı. Bu sırada, sanatçı değerli kitaplara ayrılacak olan «gizli bir kitaplık» ve kapılar üzerinde çalıştı. Daha 1526’da kesintiye uğrayan çalışmalara ancak 23 yıl sonra yeniden başlanabildi. Bunu takip eden dönem, sanatçı için kaygılarla dolu güç bir dönem oldu. Michelangelo, Roma’nın yağma edilmesinden ve Medici’-lerin Floransa’dan kovulmasından sonra, Cumhuriyetçi davaya dört elle sarılarak «Dokuz Milis» lere katıldı ve «Şehir surlarının yapımı ve tahkimi için genel yöneticilik» gibi önemli bir görevi kabul etti (6 nisan 1529). Ünlü Savunma yapılarını incelemek için Feırara’ya gitti. Duka, d’Este Alfonso I kendisini kabul etti. Sanatçı duka için, sonradan kaybolan, «Leda» tablosunu yaptı. Floransa’ya döndü. Orada, Niccolo Capponi’nin karşı koyması yüzünden gerçekleşmeyen bir dizi duvar ve kapı projeleri (Buanarroti evi) hazırladı. 21 Eylülde Baglioni’nin ihanetini senyörlüğe bildirdi, fakat sözünü geçiremeyerek Floransa’yı birdenbire terketti ve Venedik’e sığındı. Fransa’ya kadar gidip gitmediği belli değildir. Cumhuriyet yönetiminin ülkeden sürdüğü Michelangelo, 15 aralıkta imparatorluk ve papalık kıtalarının kuşattığı şehre dönerek tahkimat çalışmalarına yeniden başladı. Şehir düşünce (12 ağustos 1530) Clemens VII tarafından bağışlanıncaya kadar, öc almak isteyenlere karşı korunmak için saklandı. Af üzeıine Medici-lerin yarım kalmış mezarlarının yapımına döndü, bu arada galiplerin verdikleri siparişleri kabul etmek zorunda kaldı; bir Davud-Apollon (Floransa, Bargello müzesi), papalık komiseri Baccio Valori için bir ev planı, Vasto markisi için Noli me tangere konulu bir taslak yaptı (kayboldu), 1532-1534 Arasında Zafer adlı bir erkek figürü (Floransa, Palazzo Vecchio) ve Giulio H’nin mezarı için dört Esir (Floransa, Akademi galerisi) heykeli yaptı. Floransa’da yaratılan yeni siyasî duruma üzülen ve babasının ölümünden sonra artık şehirle hiç bir bağı kalmayan Michelangelo, Clemens VH’nin çağrısını ve Capella Sistina’nın sunak duvarına Mahşer’) çizmek görevini kabul etti ve 1534 yılında Ro-ma’ya yerleşti. Clemens VU’nin ölümüyle, görevi yeni papa Paulus III tarafından o-naylandı ve 31 ekim 1541’de freskin açılışı yapıldı.
Temanın geleneksel şemasını alt-üst eden sanatçı, insanlık tarihinin son perdesini sonsuz bir boşluk, alt kısmı kurşunî maviyle aydınlatılmış sınırsız bir gökyüzü içinde temsil etti. Göğün karşısında, keskin kontrastlı, plan ve büyüklük düzeninden yoksun biçimde kümelenmiş dört yüz kadar figür uzanır. Figürler âdeta bir türbin içine sürüklenir, hareketleri, cehennemliklerin umutsuzluğu ve azizlerin, din kurbanlarının, mutluların korkuları ortasında görünen Hâkim-lsa tarafından zincirlenmiş gibidir. Mahşer ile Michelangelo, çağdaşlarının gözünde artık yalnız bütün bir yüzyılın sanat geleneğinin zirvesine ulaşmış, biçim ve ideal bakımından eşsiz devrim yapmış sayılmaktadır. Malı-şer, inkârcılarla Michelangelo hayranları arasında büyük tartışma doğurdu. Aretino, dine aykırılık, geleneklerden kopma, açık saçıklık suçlamalarını derledi (1545), Va-sari Hayatlar (1550) adlı eserinin ilk baskısında Michelangelo’nun eserlerini büyük bir olgunun sonucu, Floransa geleneğinin başarısı olarak övdü ve Mahşer’de daha devrimci bir anlatım yoğunluğuna ulaştığını ileri sürdü. Dölce, bu düşüncelere verdiği karşılıkta, Michelangelo «çizgisini» tek yanlı, aşırı ve monoton virtüozlukla suçladı. Brutus’un Büstü (Floransa, Bargello müzesi), Mahşer ile aynı zamana rastlar. Bunu takip eden on yıl içinde sanatçı, Giulio H’nin mezarını San Pietro in Vincoli’ye yerleştirdikten ve mezar için Lea ve Rahel figürlerini tamamladıktan sonra, Cappella Paolina için, SauVun Hıristiyan Olması (1542-1545) ve Aziz Petrus’un Din uğrunda Kurban Edilmesi (1546-1550) adlı eserleri yaptı. Michelangelo bu iki eserinde Mahser’in bileştirici motiflerini geliştirerek ve anıtsal heykelleri tabiatdışı bir boşlukta yoğunlaştırıp seyrekleştirerek, papanın özel şapelinde Roma kilisesinin kurucu havarilerini yülcelterek, hıristiyan hayatının iki temel anım (din değiştirme ve din uğrunda kurban edilme) temsile yöneldi.

Son yirmi yılda şöhretin en yüksek noktasına ulaşan, genç kuşakların hayranlığını kazanan Michelangelo’nun ilgisi, resim ve heykelden mimarîye yöneldi. Gerçekten bu devrede Michelangelo, bir yandan Biblioteca Laurenziana’nın yapımı ile ilgili son çalışmalar için Floransa’ya talimat gönderirken, öte yandan Campidoglio meydanının perspektif ve anıtsal düzenlenmesini planladı. Meydan, şehir için en uygun merkez olarak düşünülüyordu. Sanatçı ayrıca, San Giovanni dei Fiorentini kilisesinin merkezî planlı inşaatı (1550 – 1559), Santa Maria degli Angeli bazilikasına bağlı Diocletianus kaplıcalarının tepidarium kısmının tadilâtı (1561’de başlayan çalışmalar dört yıl sonra yarıda bırakıldı ve Michelangelo’nun büyük düşüncesi asıl biçimini yitirdi), Sforza in Santa Maria Maggiore şapeli ve Porta Pia için projeler yaptı. Genç Antonio da Sangallo’nun ölümünden (1546) sonra, Farnese sarayının son katı, giriş kapısı üstündeki büyük pencere ile büyük korniş kısımlarını yaptı ve özellikle yeni Vatikan bazilikasının (1547’-de başladı) yapım işlerini yönetti.
Raffaello Sangallo’nun projelerini bir yana bırakarak, Bramante’nin merkezî planına dönmek istedi. Bu plan «sade, fakat ferah, aydınlık ve etrafı tecrit edilmişti». 1549’da, papa kendisine «oradaki her şeyi yapmak ve bozmak, büyütmek ve kendi zevkine göre değiştirmek» yetkisini verince, yapıyı dev gibi bir plastik organzma şeklinde tasarladı. Son yıllarında yaptığı, Palestrina Pieta’sından (Floransa, Akademi galerisi), Floransa katedralindeki Pieta Rondanini’ye (Milano, Castello müzesi) kadar olan heykellerin hepsi tek bir tema etrafında toplanır: ölmüş İsa’nın aıdından duyulan acı. Son iki heykelde bu tema, acıyı yenmek şeklinde yorumlanır: İsa’nın acısında bütün insanlığın aiınyazısı ve kurtuluşu tamamlanır. Bu eserler, son desenlerde olduğu gibi, bir çeşit «zihnî dua» gibi sunulur ve «tanrının mistik görünüşlerinin tecellisi olarak anlaşılabilir. Bu mistik görünüşler, sanatçının ruhunu içgüdülerin ötesine yükseltmeyi amaç edinen manevî bir çaba ile yaratılmıştır» (Tol-nay). Michelangelo’nun eserlerinde her türlü biçimsel ve gövdesel güzellik arayışı, «ruhun aydınlanmasına» terkedilmiş veya onun yan unsuru olmuştur. Bu eserler, dinî ilhamlardan yola çıkarak, daha yoğun ve yüce bir anlatıma ulaşır. Bunlarda Rönesans’ın sanat biçimleri ve idealleriyle, Michelangelo’nun idealleri arasında, giderilmesi imkânsız bir çatışma ortaya çıkar. Michelangelo’dan günümüze sayısız meıctuplarla üç yüz kadar şiir kalmıştır. Şiirle rinden pek azı 1520’den sonraya rastlar. Sanatçının şiire ilgi duymasında, sanat oluşumunu son derece canlı bir kültür çevresinde geçirmiş, bu çevreden «gerçek ahlâk felsefesi» çıkarmış olmasının da etkisi vardır (Vasari). Bu çevrede edindiği alışkanlıklarla, edebiyat çalışmalarında, düşüncelerini ve ruh durumunu açıklamağa çalıştı. Fakat birçok deneme ile kendi anlatım ölçüsünü bulduktan sonra belirli bir titizlikle kendini şiire verdi. Canzoniere’sinin temel motifleri, sevgi üstüne platonik kuramlar haline geldi. Son yıllarda yazdığı şiirlerde dinî karakter ağır basar. Bunlarda, ölüm düşüncesi, günah duygusu, umutsuzluk, yakarışlar gibi temaları işledi. Michelangelo’nun mektupları da çok yüksek bir insanlık belgesidir. Bunlar, sanat çalışmalarından pek söz etmedikleri halde, sanatçının iç dünyasını aydınlatır, onun aile ocağına bağlılığını, babasına duyduğu candan sevgiyi, özellikle sabırsız ve çileci ruhunu, yalnızlığını, tutkulu cömertliğini ortaya koyar. Michelangelo kısa süren bir hastalıktan sonra, 18 şubat 1564’te Roma’-da, Macel dei Corvi’deki evinde 88 yaşında öldü. Yeğeni Leonardo, cenazesini gizlice Floransa’ya götürdü ve Santa Crcce’de toprağa verildi

Yorum yazın