Louis Pasteur Kimdir

Louis Pasteur Kimdir , Louis Pasteur Hayatı ve Buluşları Hakkında Bilgiler

Louis Pasteur KimdirFransız kimyacısı ve biyoloji bilgini (Dole, 1822-Marnes-la-Coquette, 1895).Napolyon’un ordularında askerlik yapan ve daha sonra Restorasyon’un ilk yıllarından başlayarak aileden gelen sepicilik mesleğini sürdüren Jean Joseph Pasteur’ün oğlu Louis Pasteur, Arbois Koleji’nde,BesançonLisesi’nde ve Paris’teki Saint-Louis Lisesi’n-de okudu. 1843’te École Normale Supérieure girdi. 1857’de, öğrenim görmüş olduğu ve yaptığı çalışmalarla ün kazandırdığı bu yüksekokulun bilimsel araştırma yöneticiliğine getirildi. Bilimler Akademisi’nin sürekli sekreteri, Fransız Akademisi’nin ve birçok önemli yabancı bilimsel toplulukların üyesi oldu.

BİLLURBİLİM ÇALIŞMALARINDAN MAYALARIN İNCELENMESİNE

Pasteur’ün ilk araştırmaları billurbilimle ilgilidir. Tartarik asidin tuzlarının billurları üstüne yaptığı incelemelerle farklı dış özelliklerin, farklı bir molekül yapısına uygun düştüğünü gösterdi. Billursu özellikleri optik bir özellikle birleştirerek ve çok sayıda fiziksel özelliklerin billursu bakışımsızlıkla sıkı bir ilişkisi olduğunu ortaya koyarak stereokimyamn temelini attı. Pasteur, billurbilim ve molekül kimyası araştırmalarından mayaların incelenmesine geçti, çünkü birçok kimyasal olayda bakışımsızlığın önemine inanmıştı. Amonyum tartaratın çok küçük mantarların etkisiyle mayalandığını saptadı ve yaptığı ayrıntılı deneyler sonucu belirgin bakışımsızlığı ortaya çıkardı. Tartarik asit aracılığıyla küflenmeyi besledi ve böylece, bir mikropla tamamlanmış özel bir çalışmanın ilk örneğini verdi.
1854’te yeni Lille Fen Fakültesi’ne dekan olan Pasteur bira ve damıtma sanayilerini inceleyerek, mayalanmanın küçük canlı bir varlıktan (sonradan Sedillot bunu mikrop olarak adlandıracaktır) ileri geldiğini ve her mayalanmanın kendine özgü bir tek mikrobu olduğunu ortaya koydu. Demek ki bir mayalanmayı incelemek için, yalnızca özel mikrobunun yer aldığı ortamların bulunması gerekiyordu. Bu, günümüzde klasikleşmiş olan katışıksız kültür kavramıydı. Pasteur. böylece ilkeleri ve tekniğiyle mikrobiyolojiyi kurdu. Gerçekten de alkol mayalanması ile laktik mayalanma konusundaki iki inceleme yazısı, mayalanmaların ve bulaşıcı hastalıkların sistemlerini açıklayan, mikroplarla ilgili bütün bir öğretiyi kapsıyordu. Pasteur’e göre mayalanmaların nedeni çok küçük organizmalardır ama bu küçük varlıklar da mayalanma halindeki maddelerde kendiliğinden mi ortaya çıkarlar? Bu kendiliğinden üreme sorununu, Pasteur 1859-1861 yılları arasında yaptığı son derece kesin deneylerle çözümledi ve kendiliğinden üremenin bir düş olduğunu ortaya koydu. Pasteur açısından yeryüzünde-ki bütün canlıların mayalanma, çürüme ve bozulmalarında rol oynayan bu son derece küçük organlaşmış varlıkların dünyanın genel yapısında önemli bir işlevi vardır; onlarsız yaşam olanaksızlaşır, çünkü ölüm olayı tam olarak gerçekleşmemiş olur. Pasteur daha sonra bu aynı varlıkların insanlarda ve hayvanlarda (sözgelimi, ipekbö-ceklerinde) bulaşıcı hastalıklara yol açtığını (1863-1865) ve bunların mikroplarla ürediğini ileri sürdü. Tıp ve cerrahiyi kökünden değiştiren mikrop kuramını ortaya attı.
Ameliyat aletlerinin ve yarayı temizlemede kullanılan gereçlerin mikroptan arındırılmasının cerrahi için ne kadar gerekli olduğunu kanıtladı.

AŞIYI BULMASI

Tıp ve veterinerlikle ilgili bilgilere yabancı olan Pasteur, tavuk kolerası, şarbon hastalığı, kangrenli septisemi, zatürree gibi hastalıkları inceledi. Birbirlerini izleyen kültürlerle, mikropların etkileme gücünün azaldığını saptadı ve böylece aşıyı buldu. Aşı yoluyla, etkileri azaltılmış mikropların bedene girmesi sonradan ağır bir hastalığı engelleyecekti. Artık genel bağışıklık yöntemi bulunmuş, bağışıklık bilim yöntemi kurulmuştu. Pasteur tavşanların omuriliklerini inceleyip çeşitli işlemlerden geçirdikten sonra onlara kuduz hastalığını aşıladı ve bu hastalığın mikrobunun etkisini yok etmeyi başardı. Bu aşıyı ilk kez bir insan üstünde 6 Temmuz 1885’te denedi (hasta kişi kuduz bir köpek tarafından ısırılmış olan joseph Meister adlı Alsacelı bir çocuktu).

Pasteur’e ve onun mikroplara ilişki kuramına, bu görüşleri desteklemeyen hekimler şiddetle karşı çıktılar.
Ama Pasteur ölmeden önce, düşüncelerinin büyük bir başarı sağladığını görme sevincine erişti. 27 Aralık 1892’de, 70. yaşgünü Fransa’da bi yük bir törenle kutlandı. Sağduyulu, iyiliksever, çıkar gütmeyen Pasteur’ün sağladığı başarı, alçakgönüllüğünü hiçbir biçimde etkilimediği gibi, onu XIX. yy’ın en önem kişilerinden biri yaptı.

Yorum yazın