Lope de Vega Kimdir

Lope de Vega Kimdir

Vega, Lope de, tam adı lope félix de vega carpió, lakabı îspanya’nin ankasi, İspanyolca el fénix de España (d. 25 Kasım 1562, Madrid – ö. 27 Ağustos 1635, Madrid, İspanya), İspanyol edebiyatının Altın Çağ’ı-nın(*) en önemli oyun yazarı. Yazdığı 1.800 kadar oyun ve yüzlerce kısa oyundan 480 kadarı günümüze ulaşmıştır.

Yaşamı. Francisca Fernandez Flores ile nakışçı Félix de Vega’nın çocuğuydu. Cizvit okulunda Yunan ve Roma klasiklerine dayalı bir öğrenim gördü. Yeteneğine hayran kalan Ávila piskoposu tarafından, papazlık eğitimi görmesi için Alcalá de Henares Üniversitesi’ne (bugün Madrid Complutense Üniversitesi) kaydedildi (1577), ama çok geçmeden evli bir İcadına âşık olup Alcalá’ dan ayrıldı.

1580’lerde Madrid’de oyun yazarı olarak kendini kabul ettirmiş, toplumsal konuları ele alan trajikomik oyunlarıyla (comedia) geçimini sağlamaya başlamıştı. Çeşitli gönül maceralarından sonra, 1588’de çarptırıldığı sürgün cezasını Valencia’da tamamladı. Dönemin en önemli tiyatro merkezi olan bu kentte, oyun yazmaya ağırlık verdi. O dönemin gözde romancero{*) türünde de birçok ürün verdi.

1595’te Alba dükünün hizmetinden ayrıldı ve 1600’e değin Sarriâ markisinin (sonradan Lemos kontu) maiyetinde kaldı. 1605’ten ölümüne değin Sessa dükünün danışmam, sırdaşı ve sekreteri oldu; onunla uzun uzun yazıştı. 1609’da, kendi oyunlarını nükteli bir dille savunduğu Arte nuevo de hacer comedias en este tiempo’yu (Günümüzde Komedi Yazmanın Yeni Sanatı) yayımladı.

1610’da yoğun biçimde edebiyatla uğraştığı bir sırada Toledo’yu terk edip Madrid’e taşındı. Ama orada, en verimli olduğu dönemde üzücü olaylar yaşadı; art arda oğlu, karısı ve sevgilisi öldü. 1627’de, İskoçya kraliçesi Mary’nin yaşamını ve idam edilmesini anlattığı La corona trági-ca’yı (Trajik Saltanat) yayımladı. Papa VIII. Urbanus’a adadığı bu manzum destanla Collegium Sapientiae’den ilahiyat doktoru unvanını aldı ve Hospitalier tarikatına kabul edildi. Son yılları gene büyük acılarla geçti. 1634’te bir oğlu daha öldü ve aynı yıl küçük kızı kaçırıldı. Ertesi yıl Madrid’de ölen Vega için bütün İspanya yas tuttu.

Yapıtları. Oyun yazarı olarak Vega, Altın Çağ’ın yeni türü comedia ile özdeşleşmişti.

Verimliliği abartılmış olsa da, geride olağanüstü sayıda oyun bırakmıştır. Onun ilk

yaşamöyküsünü yazan Juan Pérez de Mon-talván, Vega’nın 1.800 oyun ve 400’ü aşkın auto sacramental (dinsel konulu kısa alegorik oyun) yazdığını belirtir. Vega da yazdığı oyunların sayısını 1603’te 230, 1632’de

1.500 olarak vermiş, bunların 100’den fazlasını 24 saatte yazıp sahnelemiş olmakla övünmüştür. 723 oyun ve 44 awío’nun başlığı bilinmektedir; günümüze ise 426 oyunla 42 auto kalmıştır. Ne zaman yazıldığı kesin olarak bilinen oyunları içinde en eskisi 1593 tarihlidir.

Valencia’lı oyun yazarı Cristóbal de Viru-és’ten (1550-1609) çok etkilenen Vega, son yıllarında yazdığı El laurel de Apolo’da (Apollon’un Çelengi), comedia’nm temelini trajedileriyle Virués’in attığını söyler. Viru-és’in 1579-90 arasında yazdığı beş trajedi gerçekten de, Yunan tragedyasının Romalıların yaptığı gibi basmakalıp biçimde taklidinden, romantik komediye doğru bir gelişme gösterir. Bu gelişim içinde, eski İspanyol oyunlarının özelliği olan beş perde üçe inmiş, klasik uşak rolü sırdaş rolüyle birleşmiş, klasik koronun yerini oyun içinde yapılan açıklamalar almış, zaman, mekân ve eylem birliği de yok olmuştu. On bir hecelik açık ölçünün (endecasílabo) yerini, durum ve ruh hallerine göre çeşitlilik gösteren ve kısa süre sonra komedinin temel unsurlarından birine dönüşen bir lirizmi yansıtan ölçüler almıştı. İspanyol oyun yazarlarının trajik etkiyi trajik olayların yan yana getirilmesi olarak görmesi de, dikkati ayrıntılı karakterlerden çok karmaşık olay örgülerine, harekete ve olaya kaydırmıştı. Bunun sonucunda entrika, yanlış anlama gibi teknikler ve çetrefil konular öne çıktı; dramatik türler arasındaki sınırların belirsiz-leşmesiyle de, comedia diye adlandırılan ve temelde karma bir tür olan trajikomedi doğdu.

Vega’nın yalnızca Virués’ten etkilendiği söylenemez. 16. yüzyıl başlarında Bartolomé de Torres Naharro, orta sınıf törelerini yansıtan pelerin ve kılıç oyunlannı(*) andırır yapıtlar vermişti. Virués’ten 10 yıl önce de Juan de la Cueva, eski İspanyol tarihinin tiyatro için ilginç bir kaynak olduğunu ve konularını tarihten alan oyunların milliyetçiliğe düşkün İspanyol toplumuna çekici geleceğini keşfetmişti. Bu mirası devralan Vega, bunu kendi yaratıcılığıyla birleştirerek comedia türünü doruğuna ulaştırdı ve El arte nuevo de hacer comedias en este tiempo adlı incelemesiyle türü temel tanımına kavuşturdu. Bu yapıtında, klasik ve yeni klasik kuralları yadsıyor, komedi ile trajedinin kaynaştırılması gerektiğini belirtiyor, ölçüde çeşitliliği yeğliyor ve tiyatroda halkın beğenisinin temel alınması gerektiğini savunuyordu.

Böylece comedia kral, kilise ve insan kişiliği gibi konularla ilgili yerleşik toplumsal değerlere yeni yaklaşımlar getiren bir türe dönüştü. Bu oyunların, bu arada Vega’nın da en önemli konularından biri “onur”du; erkeklerden cesur ve gururlu, kadınlardan ise yalnızca iffetli ve sadık olmaları bekleniyordu. Sonuçta bu tür oyunlarda, karakterden çok eylem ve entrika öne çıktı; bunlar da trajedinin özünü yakalamaktan genellikle uzaktı.

Vega’nın oyunlarından çok azı kusursuz sayılabilir. Buna karşın Vega, tarihinin en parlak döneminde yaşadığının farkında olan Ispanyol izleyicisini uyaracak tema ve ayrıntıları kullanmada çok ustaydı. Bu sayede comedia’yı, İspanyol bilincini bütün boyutlarıyla yansıtan gerçek bir “ulusal tiyatro”ya dönüştürmeyi başardı.

Vega’nın oyunları, konusunu ulusal bir öykü ya da efsaneden almış tarihsel oyun ile o dönemin töre ve entrikalarının konu edildiği pelerin ve kılıç oyunu olmak üzere iki türde toplanabilir.

Vega tarihsel oyunları için ortaçağ vakayinamelerinden, romancero’lardan, halk efsaneleri ve şarkılarından yararlanmıştı. Çoğunlukla da, İspanyol ulusal kimliğine cevap verecek ya da ulusal dayanışmayı güçlendirecek türden kahramanlıkları konu almıştı. En güzel oyunlarından bazıları, kralın adaletin temeli ve zulme karşı çaresizlerin koruyucusu olduğu görüşüne dayanıyordu. Peribáñez y el comendador de Ocaña (Peribáñez ve Ocaña’nm Kumandanı), El mejor alcalde, el rey (En Büyük Efendi Kral), Fuente Ovejuna (Koyun Pınarı) ve El caballero de Olmedo da (Olmedolu Şövalye) bugün hâlâ anılmaya değer oyunlardır. Fuente Ovejuna’da derebeyinin öldürülmesinin sorumluluğunu kralın karşısında bütün köy birlikte üstlenir ve sonunda aklanırlar.

Vega’nın pelerin ve kılıç oyunları ise hep aynı öğelere, aynı durumlara dayanır, genellikle de durmadan âşık olan çapkın erkeklerle kadınları konu alır. Uşaklar ana olayın taklidini ya da parodisini yapar ve içlerinden biri (eğlendirici rolleri oynayan gracioso) aklını ve sağduyusunu kullanarak efendilerinin çılgınlıklarını eleştirir. El perro del hortelano (Bahçıvanın Köpeği), Por la puente Juana (Köprünün Karşı Yakasında Juana), La dama boba (Kuş Beyinli Kadın), La moza de cántaro (Testili Kız) ve El villano en su rincón (Köylünün Evi Onun Şatosudur) bu tür önemsiz, ama eğlendirici niteliğini hâlâ koruyan oyunlarının en iyileridir. Vega’nın bütün oyunları, izleyicinin yenilik arzusunu doyurmak için aceleyle yazılmış olmaları yüzünden bir ölçüde değer yitirir. Aceleyle çözülen düğümler, gerçeklik duygusunu zedeler ve öyküyü psikolojik açıdan yetersiz kılar. Özellikle de pelerin ve kılıç oyunlarında, durum ve temalarda sık sık tekrara düşmüştür.

Vega tiyatro dışında da çeşitli türlerde birçok ürün vermiştir. Çoğu kaybolan bu yapıtlar arasında pastoral romanslar, güncel olaylarla ilgili manzum öyküler, İspanyol azizlerinin manzum yaşamöyküleri, uzun epik şiirler, bu tür yapıtlarla ilgili bürlesk-ler, düzyazı öyküler ve Ariosto ile Cervantes uyarlamaları yer alır. Aynca yaklaşık 1.600 soneyle balad, ağıt ve manzum mektup türlerinde de sayısız ürün veren Vega, abartılı eğretilemelerle dolu bu yapıtlarda kendi duygusal yaşamına ilişkin bilgiler verir. Oyunları dışında kalan anılmaya değer yapıtlan arasında, Apollon’un İspanyol şairlerine Helikon’da taç giydirmesini anlattığı, o günün şairlerini ele aldığı için önemini koruyan yedi bin dizelik Laurel de Apolo (1630), yazılan içinde en olgunu sayılan diyalog biçimindeki otobiyografisi La Dorotea (1632) ve oyunlan için yol gösterici bir kaynak niteliğindeki Arte nuevo de hacer comedias en este tiempo’dur.

Yorum yazın