Kanuni Sultan Süleyman Kimdir

Kanuni Sultan Süleyman Kimdir , Kanuni Sultan Süleyman Hayatı ve Yaşamı

Süleyman I (kanuni). kanunî sultan Süleyman ve muhteşem Süleyman olarak da bilinir (d. Kasım 1494/Nisan 1495, Trabzon – ö. 6/7 Eylül 1566, Zigetvar, [Szigetvâr], Macaristan), en uzun süre saltanat süren Osmanlı padişahı (1520-66). Osmanlı Devleti’ni dönemin en güçlü imparatorluğu durumuna getirmiş, ceza, vergi, reaya ve bazı askeri sınıflara ilişkin yeni yasalar koymuştur.

Gençlik yılları ve tahta çıkışı. I. Selim’in (Yavuz) oğludur. Annesi Hafsa Sultan’dır.

Çocukluğu babasının sancakbeyi olarak bulunduğu Trabzon’da geçti. On beş yaşındayken dedesi II. Bayezid tarafından Karahisar (Şebinkarasihar) sancakbeyliğine atandı. Amasya’da sancakbeyi olarak bulunan amcası Şehzade Ahmed in itirazı üzerine bu görevinden alınarak önce Bolu’ya, oradan da Kefe sancakbeyliğine gönderildi. Buradayken Kırım hanı Mengli Giray ile birlikte babası Selim’e taht mücadelesinde destek sağladı. Selim tahta çıktıktan (1512) sonra Anadolu’da Korkud Çelebi ve Şehzade Ahmed’e karşı mücadele ederken, Süleyman da İstanbul’da saltanat naipliği yaptı. Kendine rakip kardeşlerini saf dışı bırakan Selim, oğlunu Manisa sancakbeyliğine atadı (1513). Süleyman, Selim’in Çaldıran (1514) ve Mısır seferleri (1517) sırasında Rumeli’ de güvenliği sağlamak göreviyle Edirne’de bulundu. Onun ölümü üzerine de 30 Eylül/l Ekim 1520’de tahta çıktı.

İç ayaklanmalar. Süleyman, Pîr Mehmed Paşa’yı sadrazamlık görevinde bıraktı. Lalası Kasım Paşa’ya vezirlik payesi vererek Divan-ı Hümayun üyesi vezirlerin sayısını dörde çıkardı. Padişahlığın ilk yılında Şam beylerbeyi Canberdi Gazali ayaklanarak Beyrut’u ele geçirdi ve Cebel Lübnan’da

Dürzileri ayaklandırmaya çalıştı. Halep’i kuşatan Canberdi Gazali Şubat 1521 ‘de Şam yakınlarındaki çarpışmada yenilgiye uğratılarak öldürüldü. Şam beylerbeyliğine Ayas Paşa getirildi. Süleyman, 1523’te İbrahim Ağa’yı (Makbul İbrahim Paşa) hasoda-başılıktan Pîr Mehmed Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirdi. İkinci vezir olduğu için geleneğe göre bu makama getirilmesi gereken Hain Ahmed Paşa, kendi isteği üzerine Mısır beylerbeyliğine atandı. Ahmed Paşa Mısır’da bağımsızlığını ilan ederek kendi adına hutbe okutup para bastırdıysa da, kısa bir süre içinde bu hareketi bastırılarak öldürüldü. Ama düzenin yeniden sağlanmasına değin Mısır’da karışıklıklar sürdü. 1526-28 arasında Anadolu’daki Celali Ayaklanmaları)*) yeniden şiddetlendi. Bo-zok’ta çıkan Baba Zünnun Ayaklanması’y-la(*) Sivas, Amasya ve Tokat’a yayılmış olan Kalenderoğlu(*) Ayaklanması büyük kayıplar verilerek bastırılabildi.

Batıya ve doğuya yaptığı seferler. Süleyman, Canberdi Gazali ayaklanmasının bastırılmasından bir süre sonra Macaristan’a sefer açtı. Bir aylık bir kuşatmadan sonra Ağustos 1521’de Belgrad’a girdi. Sefer sonrasında Ragusa Cumhuriyeti, Venedik ve Rusya elçilerini kabul ederek eski antlaşmaları yeniledi. Ardından Rodos Seferi’ne çıktı. Üzün süren bir kuşatmayı izleyen görüşmeler sonunda Aralık 1522’de adayı St. Jean Şövalyeleri’nden teslim aldı. İran şahı I. Tahmasb’ın Macar kralı II. Lajos ile Kutsal Roma-Germen imparatoru V. Karl’a ittifak önermesi ve Macarların Eflâk ve Boğdan’da karışıklık çıkarma çabaları üzerine Süleyman yeni bir Macaristan seferine çıktı. Ağustos 1526’da Mohaç Savaşı’nda(*) Macarları kesin yenilgiye uğratarak Budin’e (Buda) girdi. Macaristan’dan ayrıldıktan sonra çıkan iç savaşta, Mohaç Savaşı’nda ölmüş olan Lajos’un yerine kral seçilen Jânos Zâpolya’yı destekleyen Süleyman, Avusturya arşidükü ve II. Lajos’un kayınbiraderi Ferdinand’ın da (sonradan Kutsal Roma-Germen imparatoru I. Ferdinand) taç giyerek Budin’e girmesi üzerine 1529’da daha güçlü bir orduyla yeniden sefere çıktı. Önce Budin’i aldı, ardından da eylülde Viyana’yı kuşattı. Ama lojistik destek zorlukları ve kışın yaklaşması yüzünden kuşatmayı kaldırarak İstanbul’a döndü.

Süleyman, I. Ferdinand’ın Budin’i kuşatması üzerine Nisan 1532’de Macaristan’a yeni bir sefer açtı. Alman Seferi olarak bilinen bu seferde bazı Macar kalelerini aldı ve Budin’i Avusturya kuşatmasından kurtardı. Ardından Viyana yolu üzerindeki Güns (Köszeg) Kalesi’ni uzun bir kuşatmadan sonra ele geçirdi. Süleyman bu kaleyi kuşatmakla, Viyana üzerine yürüyeceği izlenimi vererek Ferdinand’ı bir meydan savaşma çekmek istemişti. Ama bu gerçekleşmedi ve Süleyman yılın sonlarında İstanbul’a döndü. 1533’te Ferdinand’ın isteği üzerine Avusturya ile bir ateşkes antlaşması yaptı. Bu antlaşmayla Macaristan’ın doğusu Osmanlı Devleti’nin korumasındaki Jânos Zâpolya’ya, batısı da Ferdinand’a bırakıldı. Süleyman bu barış ortamından yararlanarak doğuya yöneldi. Doğuda Osmanlı toprakları için bir tehlike olarak gördüğü Şii hükümdar 1. Tahmasb’a karşı sefere çıktı (1534). Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’mn parlak zaferlerinin ardından önce Bağdat’a, sonra da Tebriz’e girdi. Irakeyn Seferi olarak bilinen bu sefer dönüşünde Fransa ile iki ülke arasında sürekli barışı öngören ve Fransa’ya ticaret kolaylıkları sağlayan bir sözleşme imzaladı (1536). On altı maddeden oluşan bu sözleşme yabancılara verilmiş ilk önemli kapitülasyondu. İki ülkede ve karasularında karşılıklı ticaret ve taşımacılık serbestliği, ölenlerin mallarının kendi ülkelerindeki vârislerine verilmesi, ticaret gemilerine devletçe el konmaması, din ve ibadet özgürlüğü gibi hükümler içeriyordu. Ama yalnızca Süleyman ile Fransa kralı I. François’nın yaşadıkları sürece geçerli olacaktı, devletleri bağlayıcı değildi.

Süleyman, amiral Andrea Doria’mn Koron (Koröni) ve Pâtras’ı (Pâtrai) alması üzerine Akdeniz seferlerine önem verdi. Kaptanıderya Barbaros Flayreddin Paşa uzun bir hazırlık döneminden sonra 1536’da Akdeniz’e açılırken, kendisi de bu sefere karadan katıldı. Korfu’nun geri alınmasına karşın bu seferden beklediği sonuçları elde edemeyen Süleyman, kıyıda ve Macaristan’da birçok kaleyi ele geçirdi. Bu arada Venedik’le anlaşmış olan Boğdan voyvodasına karşı yeni bir sefer düzenleyerek Boğ-dan’ı yeniden Osmanlı egemenliği altına aldı (1538). Öte yandan Portekizlilere karşı yardım isteyen Gucerat sultanına Hadım Süleyman Paşa komutasında bir donanma gönderdi. Eylül 1538’de Preveze Deniz Savaşı’nda(*) Andrea Doria’nın komutasındaki Haçlı donanmasına karşı kazanılan zaferle Akdeniz’deki askeri üstünlük OsmanlIlara geçti. Akdeniz’deki Osmanlı-Ve-nedik çarpışmaları Ekim 1540’ta yapılan bir barış antlaşmasıyla sona erdi. Venedik bu antlaşma uyarınca 300 bin duka altını savaş tazminatı verdi ve Mora’da Osmanlı egemenliğini tanıdı. Macaristan kralı Jânos Zâpolya’nın 1540’ta ölüp yerine çocuk yaştaki oğlu Jânos Zsigmond’un seçilmesi üzerine Avusturya Macaristan’a müdahale edince, Süleyman yeni bir Macaristan seferine çıktı. Orta ve Güney Macaristan’ı alarak Budin Eyaleti’ni oluşturdu (1541). İlk beylerbeliğine de Macar asıllı Süleyman Paşa’yı getirdi. Peşte’nin kuşatılması nedeniyle Avusturya’ya karşı yeni bir sefer açtı. Valpo, Peçuy (Pecs), Siklos (Siklös) ve Estergon (Esztergom) gibi önemli kaleleri ele geçirdi. Barış istemek zorunda kalan Avusturya, Haziran 1547’de yapılan antlaşmayla Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödemeyi kabul etti. Ertesi yıl İran’a yeni bir sefer açan Süleyman, Tebriz’i işgal ettikten sonra Van’ı teslim aldı.

Avusturya’nın barışı ihlal etmesi üzerine 1551’de Sokollu Mehmed Paşa’yı Avusturya üzerine gönderdi. Bu seferde Beçe ve Beçkerek kaleleriyle Temeşvar ele geçirildi. Süleyman, 1553’te İran’a karşı Nahçıvan Seferi’ne çıktı. Şirvan’a girerek Revan (Erivan), Nahçıvan ve Karabağ yörelerini ele geçirdi. Seferden dönüşünde İran şahı 1. Tahmasb’m barış isteği üzerine Mayıs 1555’te Amasya Antlaşması’nı(*) imzalayarak, yıllardır aralıklı olarak süren Osmanlı-İran savaşlarına son verdi. Karısı Hurrem Sultan’ın da etkisiyle başlamış olan şehzadeler kavgasında açık biçimde Selim’i (sonradan II. Selim) destekledi. Konya yakınlarındaki savaşta Selim’e yenildikten sonra İran’a sığınan Bayezid ve oğullarının 1561’de Kazvin’de boğdurulmalarını sağladı. Osmanlı Devleti’nin Akdeniz ve Orta Avrupa’da üstünlüğünü yitirmeye başladığı bir sırada Sokollu Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa atadı. Mayıs 1566’da hasta ve yaşlı olmasına karşın sadrazamın önerisine uyarak Zigetvar Seferi’ne çıktı. Zigetvar Kalesi alınmak üzereyken çadırında öldü; cenazesi İstanbul’a getirilerek türbesine gömüldü.

Değerlendirme. I. Süleyman en ünlü OsmanlI padişahlanndan biriydi, saltanat yılları da Osmanlı Devleti’nin özellikle askeri başarılar açısından son parlak dönemi oldu. Bunda Makbul İbrahim Paşa, Rüstem Paşa ve Sokollu Mehmed Paşa gibi sadrazamlar ve Ebussuud Efendi ile Kemalpaşazade gibi şeyhülislamlar önemli roller oynadılar. Süleyman, yönetim ve maliye alanlarında yeni yasalar koyarak önemli düzenlemeler yapmıştır. Sultan Süleyman Kanunnamesi olarak bilinen bu yasalar, Fatih Kanunnamesinden sonra en önemli yasalardı. Daha önceki padişahlar döneminde konmuş olan bazı yasaları da içeren kanunnameler, padişahın birinci derecedeki yardımcıları nişancılar ve müftülerce kaleme alınmıştır. Kanunname-i Âl-i Osman (1913; yay. Mehmed Arif) adı altında I. Süleyman’ın kanunnamelerini bir araya getiren kanun mecmuasının nişancı Şeydi Bey tarafından düzenlendiği sanılır. Kanunnamelerin öbür yazmalarında ise başka kişilerin adları verilmiştir. Üç ana bölümden oluşan Sultan Süleyman Kanunnamesi, tımarlı ve zeametlilerin hak ve sorumluluklarından pazar düzenine, kı-lık-kıyafet zorunluluklarına kadar çok değişik alanlarda düzenlemeler getiriyordu.

Süleyman, başta İstanbul’da olmak üzere birçok Osmanlı kentinde camiler, medreseler, sukemerleri, imaretler, ele geçirdiği yerleri korumak için sağlam kaleler yaptırmıştır. Bunların en ünlüsü İstanbul’da Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye Külliye-si’dir(*). I. Süleyman, Ebussuud Efendi, Baki, Kemalpaşazade, Mimar Sinan, Alaed-din Ali, Fuzulî, Hayalî Bey, Taşlıcalı Yahya, Lâmiî Çelebi, Şehî Bey, Latifi, Âşık Çelebi gibi döneminin ünlü şair, sanatçı ve bilginlerini korumuş, kendisi de Muhibbi mahlasıyla bir divan (Divan-ı Muhibbi, 1891; yb 1980, 3 cilt, yay. haz. Vahit Çabuk) oluşturacak kadar şiir yazmıştır. Yaşamı ve savaşları Süleymanname(*) olarak bilinen yapıtlara konu olmuştur.

Yorum yazın