İvan Turgenyev Kimdir

İvan Turgenyev Kimdir , İvan Turgenyev hayatı ve eserleri hakkında bilgiler.

İvan Turgenyev Kimdirİvan Turgenyev  (d. 9 Kasım 1818, Oryol, Rusya – ö. 3 Eylül 1883, Bougival, Paris yakınları, Fransa), Rus romancı, şair ve oyun yazarı. Dvoryanskoye gnezdo (1859; Bir Asilzade Yuvası, 1946), Nakamune (1860; Devrim Öncesi, 1973/ Fırtına Öncesi, 1981) ve Otsi i deti (1862; Babalar ve Çocuklar, 1937, 1989/Babalar ve Oğullar, 1968, 1986) adlı romanlarıyla ünlüdür. 1856’dan sonra daha çok Almanya ve Fransa’da yaşamıştır.
Gençlik yılları ve ilk yapıtları. Emekli subay Sergey Turgenyev ile geniş Spassko-ye-Lutovinovo topraklarının sahibi Varvafa Petrovna’nın oğluydu. 1834’te ölen babası, Turgenyev üzerinde annesi kadar etkili olmadı; gene de anısı ileriki yıllarda onu meşgul edecek, tanınmış öyküsü Perveya Lyubov’daki (1860; İlk Aşk, 1931, 1972) baba portresine esin kaynağı olacaktı. Annesinin otoriter kişiliği ise en önemli yapıtlarındaki baskın kişilikli kadın kahramanlara örnek oluşturacaktı. Spasskoye mülkü genç Turgenyev için kırsal Rusya’nın ortasında bir soylu adası olmanın yanı sıra, köylülüğün köleleştirilmesindeki adaletsizliğin de simgesiydi. Yer yer yücelterek anlattığı Spasskoye Turgenyev’in geç dönem yapıtlarının birçoğunun arka planını oluşturdu, ayrıca uygarlıkla ilgili görüşlerine esin kaynağı oldu. Turgenyev’e göre uygarlık tıpkı insanlık ruhu gibi, etrafı çepeçevre bir karanlıkla kuşatılmış bir adaydı. Turgenyev toplumsal sisteme düşmandı ve aydınları kendilerini ülkenin toplumsal ve siyasal iyileşmesine adamış kişiler olarak görüyordu. Açıkça Avrupalı bir bakışa sahip tek Rus yazarıydı. Moskova ve Petersburg (bugün Leningrad) üniversitelerinde öğrenim görmekle birlikte, esas eğitimini 1838-41 arasında Berlin Üniversitesi’nde aldığım düşünüyordu. Anarşist devrimci Mihail Bakunin gibi kuşağının önde gelen kişilikleriyle orada tanışmış, onların etkisinde kalarak Hegel felsefesiyle ilgilenmeye başlamış, bir yandan da yaşamını ve yeteneklerini Rusya’nın geleceğine adamaya karar vermişti. Almanya’dan Rusya’ya döndüğünde Batı’nın üstünlüğüne inanıyor, Rusya’nın kurtuluşunun Batılılaşmaktan geçtiğini düşünüyordu.

Daha önce İngiliz şair Lord Byron’ın üslubunda bir manzum oyun ve pek özgün olmayan bazı şiirler yazmış olmasına karşın Turgenyev’in dikkati çeken ilk yapıtı 1843’te yayımladığı uzun şiiri Paraşa oldu. Turgenyev’in yeteneğini ilk fark edenlerden biri eleştirmen Vissarion Belinski’ydi. Sonradan yakın dost olduğu Belinski Turgen-yev’in edebiyat anlayışının gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Belinski’nin edebiyatın asıl amacının gerçekleri yansıtmak ve adaletsizliklere karşı eleştirel bir tavır almak olduğu düşüncesi, Turgenyev için neredeyse bir inanç kaynağı oldu. Gene de toplumsal sorunların sanattan önce geldiğine hiçbir zaman inanmadı. Belinski’nin etkisine karşın olaylara belli bir mesafeden bakmayı ve yer yer ironik olarak nitelendirilebilecek bir nesnelliği korumayı sürdürdü.

Yapıtlarında sık sık aşk konusunu işlemekle birlikte, Turgenyev büyük tutkuların insanı değildi. 1843’te tanıştığı ünlü şarkıcı
Pauline Viardot’ya duyduğu aşkın da platonik olduğu sanılır. Hiç evlenmeyen Turgenyev’in 1842’de Spasskoye’de bir köylü kadından bir kız çocuğu oldu; çocuğu Viardot yetiştirdi.

Turgenyev 1840’larda daha çok uzun şiirler ve eleştiri yazıları kaleme aldı. Petersburg Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine kabul edilmedi. Devlet memurluğunu da bırakarak kısa düzyazı yapıtlar yayımlamaya başladı. Bunlar, o kuşağın “iradesiz aydın” larıyla ilgili incelemelerdi. İçlerinde en ünlüsü Turgenyev’in yapıtlarında olduğu kadar genel olarak Rus edebiyatında da yaygınlıkla görülen zayıf iradeli aydınlara yönelik “fuzuli adam” sözünün ilk kez kullanıldığı “Fuzuli Bir Adamın Günlüğündü (1850).

Turgenyev bir yandan da oyun yazmayı denedi. Bazı oyunlannda açıkça Nikolay Gogol’ü taklit etti. Oyunlarından yalnızca Holostyak (1849; Bekâr, 1946) o dönemde sahnelendi, ötekiler resmî sansüre takıldı. Tiyatro alanındaki başyapıtı sayılan Mesyats v derevne (1855; Köyde Bir Ay, 1946) ayrıntılı psikolojik incelemelere yer veriyordu. Bu oyun profesyonel bir topluluk tarafından ilk kez 1872’de sahnelendi, ama gerçek değeri ancak 1898’den sonra, Anton Çehov’un oyunlarının Moskova Sanat Ti-yatrosu’nda başarıyla sahnelenmesinin ardından anlaşılabildi. 1909’da ünlü yönetmen Stanislavski tarafından sahnelenen oyun Rus tiyatrosunun en önemli yapıtlarından biri olarak gerçek değerini buldu.

Kırsal yaşamla ilgili öyküler. Turgenyev 1847’de yurtdışına gitmeden önce Sovre-mennik adlı edebiyat dergisine Oryol bölgesindeki bir av gezisi sırasında rastladığı iki köylüyü anlattığı “Hor ile Kaliniç” adlı yapıtını bırakmıştı. “Bir Avcının Notlan” altbaşlığıyla yayımlanan yapıt kısa sürede büyük ilgi topladı. Bunu izleyen Zapiski Ohotnika (1852; Avcının Notları, 1955) adlı dizi de Turgenyev’e kalıcı bir ün kazandırdı. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı öykülerinin çoğu soylulan, toprak sahiplerini ve malikânelerdeki yaşamı anlatıyordu. Bunların içinde en önemlileri, iki despot serf sahibini ele aldığı “İki Toprak Sahibi”, “fuzuli adam” sorunuyla ilgili en derin, etkileyici çözümlemelerden birini içeren “Şçigrovski Eyaletinin Hamlet’i” ve Tur-genyev’in av gezileri sırasında köylülerle karşılaşmalarını konu alan öykülerdi. Turgenyev bu öykülerde, doğanın kendilerine vaat ettiği özgürlüğü arasalar da köylülerin her zaman serflik gerçeğiyle karşı karşıya olacağını ima ediyordu.

Sevecen gözlemleriyle Turgenyev son derece canlı ve etkileyici portreler çizdiyse de, köylülere karşı onları anlayan bir yabancıdan daha yakınmış gibi davranmayı denemedi. Yapıtları, yüksek sınıfın köylülüğün insani özelliklerini görmesinde etkili olmakla kalmadı, aynı zamanda 1861’de serilerin özgürleştirilmesiyle sonuçlanan reform isteğinin gelişmesinde de önemli bir rol oynadı. Turgenyev Avcının Notları’nâa yer alan öyküleri Sovremennik’te yayımladıktan sonra toplu olarak basıldığında tutuklandı, Petersburg’da bir ay hapiste kaldı, ayrıca 18 ay süreyle Spasskoye’de zorunlu ikâmet cezası aldı. Bu kovuşturmanın görünürdeki nedeni Gogol’le ilgili bir anma yazısında sansür kurallarını çiğnemiş olmasıydı. Ama asıl neden. Notlarda toprak sahiplerinin köylülere karşı zalimce davranışlanm sergilemesi ve serflik kurumuna yönelik eleştirileriydi.

İlk romanları. Turgenyev Petersburg’da tutuklu bulunduğu sırada sertliğin acımasızlığını anlattığı “Mumu”yu yazdı. Bunu, derin karakter incelemelerine yer verdiği

Yakov Pasinkov (1855) ve aşkı incelikli ama kötümser bir üslupla ele aldığı “Faust” ve “Bir Yazışma” gibi yapıtları izledi. Gene bu yıllarda, bir yandan da Rusya’nın değişen koşullarının baskısını hissetmeye başlamıştı. Rusya’nın Kırım Savaşı’nda (1853-56) yenilgiye uğramasıyla birlikte Turgenyev’in kuşağı geçmişte kalmaya başlamıştı. 1850’lerde yayımlanan Rudin (1856; Rudin, 1951) ve Bir Asilzade Yuvası adlı romanları, bu kuşağın zayıflıkları ve başarısızlıklarını hem nostaljik, hem de alaycı bir gözle yansıtır.

Turgenyev’in Rus intelligentsiya’sımn tarihini anlatırken benimsediği nesnellik, daha ilk romanlarında belirgindi. Kırım Savaşı’n-dan sonra ortaya çıkan genç radikal kuşağın bazı düşüncelerini kendine uzak hissetse de bu genç insanların özlemlerini dürüst ve tarafsız bir bakışla sergilemeye özen gösterdi. Nikolay Çernişevski ve Nikolay Dobrolyubov gibi eleştirmenler başta olmak üzere radikal aydınların Turgenyev’e bakışı ise mesafeli ve eleştireldi. Turgenyev’in kuşağının liberalizmi ile genç kuşağın devrimci özlemleri arasında gerçek bir uzlaşma artık mümkün değildi.

Turgenyev’in Devrim Öncesi adlı romanı, Kırım Savaşı arifesinde genç aydınların karşılaştığı sorunları ve serfliğin ortadan kaldırılmasından hemen önce Rusya’nın gebe olduğu değişimi konu alır. Turgenyev’in en önemli romanı Babalar ve Oğullar, kuşaklar arasındaki çatışmayı derinlemesine ve dengeli bir bakışla sergiler. Romanının başkahramanı, doğa bilimlerinin yasalarından başka hiçbir yasa ya da değer tanımayan, sonunda aşka yenik düşen nihilist Bazarov tipi Turgenyev’in yarattığı kişiliklerin en güçlüsüdür. Roman bir bakıma Turgenyev’in bir üyesi olduğu kır kökenli soylu aydınların kent kökenli radikal aydınlara yenik düşüşünün öyküsüdür. Tur-genyev nesnel betimlemeleri, konuya hakim olmadaki büyük ustalığı ve bütün karakterleri gerçek yaşamın içine oturtmadaki başarısıyla öyküye trajik bir boyut katmayı başarır. Roman ilk yayımlandığında radikal aydınlar kitabı kendilerine yönelik bir karalama olarak nitelendirdiler; tutucular ise Turgenyev’i Nihilizme karşı fazla yumuşak olmakla suçladılar.

Turgenyev 1863’te, nerdeyse hep bir ağızdan eleştirilmesine tepki duyarak Rusya’yı terk etti. Almanya’nın güneyine, Viardot’ nun bulunduğu Baden-Baden’e yerleşti. Tolstoy ve Dostoyevski ile olan kavgaları ve Rusya’daki edebiyat çevrelerine yabancılaşması sonucunda gerçek bir sürgün gibi yaşamaya başladı. “Hayaletler” (1864) ve “Yeter” (1865) adlı yapıtlan Rusya’nın kendisini reddetmesinden duyduğu kırgınlığı yansıtır. Bu dönemdeki tek romanı, Baden-Baden’de geçen Dim’da (1867; Duman, 1932, 1982) Rus aydınlarının hem sağ hem de sol kanatlarının karikatürlerini çizer.

1870-71 Fransız-Alman Savaşı yüzünden Viardot’lar Baden-Baden’i terk etmek zorunda kalınca Turgenyev de onların peşinden önce Londra’ya ardından Paris’e gitti. Orada George Sand, Gustave Flaubert, Goncourt kardeşler, genç Emile Zola ve Henry James gibi ünlü yazarlarla yakınlık kurdu ve yazıştı. 1878’de Paris Uluslararası Edebiyat Kongresi’ne başkan yardımcısı seçildi. 1879’da Oxford Üniversitesi tarafından onursal bir unvanla ödüllendirildi. Rusya’ya yaptığı yıllık ziyaretlerde saygıyla karşılandı.
Turgenyev’in son dönem yapıtlan, geçmiş özleminin belirgin olduğu Stepnoy Korol Lir (1870; Bozkırda Bir Kral Lear, 1946) ve Veşniye Vodi (1872; Bahar Seli, 1958, 1969) gibi yapıtlarıyla Klara Miliç (1883; Klara Miliç, 1944) gibi yarı fantastik temalı öykülerden oluşur. Son önemli yapıtı Stiçotvore-niya v proze (Düzyazı Şiirler) Rusçaya yaptığı övgüyle ünlüdür.

Turgenyev’in Türkçeye çevrilmiş öbür yapıdan arasında Düellocu (1934), Anuşka (1943), Taşralı Kadın (1945) ve Parasızlık (1946) sayılabilir.

Etiketler: , ,

Yorum yazın