İbrahim Şinasi Kimdir

İbrahim Şinasi kimdir , İbrahim Şinasi hayatı , eserleri , şiirleri ve edebi kişiliği hakkında bilgiler.

İbrahim Şinasi KimdirTürk şairi ve yazarı (İstanbul 1826 – ay.y. 1871). 1828 Türk – Rus savaşında şehit düşen (1829) topçu yüzbaşısı Mehmed Ağanın oğlu. İlköğrenimini Tophane Feyziye mektebinde yaptı. Tophane Müşiriyeti kalemine memur olarak girdi. Burada İbrahim Efendi adlı bir memurdan eski doğu bilimleri ve Arapça, müslüman olduktan sonra Reşat Bey adını alan eski bir fransız subayından da (Châteauneuf) Fransızca öğrendi. 1849’da devlet hesabına maliye öğrenimi için Fransa ya gönderildi. Dönüşünde bir süre aynı kalemde görev yaptı. Reşid Paşanın yardımıyle Meclisi Maarif üyeliğine getirildi (1855). önce Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval (1860), sonra tek başına Tasvir-i Efkâr (1826) gazetelerini çıkardı. Bu dönemde, Yusuf Kâmil Paşa, Subhi Paşa, Ahmed Vefik Paşa ile dost oldu; onların Tasvir-i Efkâr’a yazı yazmalarını sağladı. Namık Kemal ve genç neslin öteki yazarları gazeteye aynı yıl içinde katıldılar. Şinasi, kendi matbaasında bastığı kitaplarla bir kütüphane kurmağa çalıştı. Gazetede tefrika edilen yazılarıyle Fenelon’un Télé-maque tercümesini, Koçi Bey Risalesi’m bastı. 1863’te, gazetesinde, devlet işlerinin iyi yürümediğini yazdığı için Meclisi Maarifteki görevine son verildi, iki yıl kadar
İstanbul’da kalarak yalnız gazetesinin işleriyle uğraştıktan sonra, gazeteyi Namık Kemal’e bırakarak, Paris’e kaçtı (1865). Beş yıl kaldığı Paris’te özellikle dil konusuyle ilgilendi; Türkçenin büyük bir lügatini hazırlamağa girişti. Lûgatçi Littré ve yazar Ernest Renan ile dostluk kurdu. Paris’teki Yeni Osmanlılar ile de görüştü; ancak siyasete girmekten kaçındı. 1870’te İstanbul’a döndü, matbaa işleriyle uğraştı. Bir yıl kadar sonra (13 eylül 1871) beyninde çıkan bir ur yüzünden öldü.

Şinasi, XIX. yy.ın ikinci yarısından sonra Batı’ya yönelmeğe başlayan yeni türk edebiyatının ilk ve en etkili temsilcisidir. Asıl kültürünün türk-islâm kaynaklı olmasına karşılık, Reşid Paşanın kendisini öğrenim için Paris’e gönderişi ve daha sonraki gidişi, Şinasi’nin Batı’daki düşünce metodunu ve edebiyat hareketlerini yerinde tanımasını sağladı. Şinasi’nin eserlerinde, doğu ve batı kültüründen gelen birçok özellik yan yana görülür. Kendisinden önce divan şiirinin ve klasik inşanın (nesir) sınırları içinde, yüksek zümrenin tekelinde kalan türk edebiyatında, tiyatro, tenkit, gazete makalesi, Batı’dan manzum tercüme gibi türlerle folklor çalışmaları, Şinasi ile başladı.

Şinasi şiirde yeni olmasa da yalın bir dil aradı; Münacaat, İlâhi gibi şiirlerinde aşırılığa kaçmayan sade bir türkçe kullandı. Yabancı kelime ve dilbilgisi şekillerini kullanmadan, «safi türkçe» kaydıyle bazı şiirler yazdı; yazı diliyle konuşma dilinin ortak olması görüşünü ortaya koydu. Şiirlerinde eski edebiyatın söz oyunlarını bıraktı. Eski nazım biçimleri içinde, yeni ve toplumsal bir öze yöneldi. Reşid Paşa için yazdığı kasidelerde, yeni bir insan ve dünya görüşünü ortaya koydu. Yeni kavramlar (medeniyet, hak, hukuk v.b.) getirdi. İnsanı, eski edebiyatta olduğunun tersine, kadercilik anlayışının dışına yöneltmeğe çalıştı (Nef’i’ye naziresi). Bağlı bulunduğu toplumun hayat düzeyini, gerilik sebeplerini kavramış bir şair olarak, heyecanlar yerine düşünceye önem verdiğinden, Reşid Paşa için yazdığı kasideler ve Münacaat dışındaki şiirleri kuru bir anlatım taşır. Şinasi, nesirde bağ fiillerle uzayıp giden cümleyi, secilerden ve edebî süslerden kurtararak, düşünceyi ve anlaşılmayı ön plana aldı. Bunun için, çıplak ve topluma dönük düşüncelerle desteklenen bir nesir yapısı kurdu. Nesirde noktalama işaretlerini ilk kullanan da Şinasi oldu.

Şinasi’nin bütün çalışması, halkın uyanmasına yönelmişti; bu yüzden akılcı bir tutumla, gazete yazılarına önem verdi. Böy-lece toplumu bilgiyle donatmak, kendi meseleleriyle ilgilendirmek amacını güdüyordu. Bu amacı, Türkiye’de ilk defa ortaya koyduğu fıkra türündeki yazılarıyle gerçekleştirmeğe çalıştı. Yine aynı sebeple, gazete dilinin yalın olması konusu üstünde durdu.

Türkçe ilk tiyatro eserini, Şair Evlenmesi adiyle Şinasi yazdı. Bu eserle, Karagöz ve ortaoyunu tekniğinden yararlanarak ve kişilerini halk tabakasının çeşitli katlarından alarak türk tiyatrosu için olumlu bir başlangıç yaptı.

Edebiyat tenkidinin ilk olumlu örneklerini verdi. Fatin Tezkiresi’nm basımı için ileri sürdüğü planda, edebiyat tarihiyle ilgili ilk müspet teklifleri getirdi.

Batı şiirinden ilk tercümeleri yaptı ve bunları Terceme-i Manzume adlı eserinde topladı. La Fontaine, Lamartine, Racine ve Fenelon’dan çevirdiği şiirleri, asıllarıyle birlikte yayımlayarak, gençlerin fransızca çalışmalarına yardımcı olmak istedi. Şinasi’nin Türk edebiyatındaki önemi, birçok yeni düşünceyi ilk olarak ortaya atması ve bu yolda sonuna kadar çalışmasından dolayıdır. Eserleri: Terceme-i Manzume (fran-sızca adı; Extraits de Poésies et de Prose Traduits, en Vers du Français en Turc «Fransızcadan Türkçeye Manzum Olarak Çevrilen Şiir ve Nesir örnekleri» [1859]); Şair Evlenmesi (oyun, 1860); Müntaha-bat-ı Eş’ar (Şiir Antolojisi, 1860); Du-rub-ı Emsal-i Osmaniye (Osmanlı Atasözleri, 1863); Müntahabat-ı Tasvir-i Efkâr (Tasvir-i Efkâr’dan Seçmeler, siyaset ve edebiyat yazıları, 3 cilt, 1885-1895). [-» Bibliyo.] (M)

Yorum yazın