Hacı Bayram Veli Kimdir

Hacı Bayram Veli Kimdir

HACI BAYRAM VELİ, türk mutasavvıf ve şairi (Solfasol, Ankara ?-ay.y. 1429). önce Ankara’da Karamedrese’de, sonra Bursa’da müderrislik yaptı. Aksaray’a giderek zamanın ünlü mutasavvıflarından Hamid-i Veli’ye intisap etti. Bir süre onun yanında çile doldurdu. Şeyhiyle hacca gitti. Tasavvuf konularını işleyen şiirler de yazan Hacı Bayram Veli’nin ancak ikisi aruz, üçü heceyle yazılmış beş şiiri ele geçmiştir, ölümüne kadar şeyh Hamid-i Veli’nin hizmetinde bulundu. Şeyhin ölümünden sonra kendi düşüncelerini yazmağa, çevresine toplanan müritlerine tasavvufla ilgili görüşlerini a- çıklayıp anlatmağa başladı. Kısa bir süre içinde ünü bütün Anadolu’ya yayıldı. Uzaktan yakından gelen birçok tasavvuf âşıkları, çevresinde toplandı. Davranışları yüzünden, bir ara zamanın yöneticilerince sorguya çekildi. Birtakım söylentilere göre el ve a- yaklarına zincir vurularak Edirne’ye sürüldü. Sonra; Sultan Murad II tarafından bağışlandı. Ankara’ya dönerek sürekli dersler vermeğe başladı. Bir yandan dersler ve va- ızlar veren Hacı Bayram Veli, bir yandan da geçimini sağlamak için tarımla uğraşırdı. Yaşadığı sürece kendisine verilen armağanları ve bağışları yoksullara dağıttı.
Hacı Bayram Veli, Halveti ve Nakşibendî tarikatlarının genel kurallarını, inanç ve törenlerini kendi görüş açısından yorumlayarak Bayramiye tarikatını kurdu. Bu tarikatın temeli «zikir»dir. Zikir, insanın her varlıkta Tanrı’yı görmesi, gönlünde Tanrı nurunun ışılmadası için tutulan manevî bir yoldur, insan her nefes alış verişinde Tanrı adını anar, onun yüceliklerini söylerse, zamanla her şeyde Tanrı’yı görmeğe, her varlık türünde Tanrı’yı dile getiren bir niteliğin bulunduğunu anlamağa başlar. Bayramiye tarikatında zikir ikiye ayrılır. Birincisi belli törenlerle belli elbise ve takkeler giyilerek topluca yapılan sesli zikir (cehrî zikir), i- kincisi, her türlü tören ve kisveden uzak, tekkelerden ayrı kişisel zikirdir. Her iki zikrin de amacı insanın kendi benliğinden sıyrılması, bütün varlık türlerinin özünde Tan- rı’yı görmesi, Tanrı’dan başka bir şeyin varlığına inanmamasıdır. Buna tarikat deyimiyle «lâ mevcudu illâllah» (Tanrı’dan başka varlık’ yoktur) denir. Her varlık Tan- rı’dan gelir, sonunda gene Tanrı’ya döner, insan, kendisini zikre vermekle basamak basamak yükselir, Tanrı’mn özünde erir, ö- lümsüzliiğe ulaşır. Görünüşte ayrı ayrı cilan varlık türleri gerçekte birdir. Bu görüş tasavvufta varlık birliği (vahdeti vü- cud) olarak anlaşılır. Bayramîliğin üç ana ilkesi vardır: a) bütün işlerin, eylemlerin Tanrı’dan geldiğine inanma; b) bütün varlıklarda Tanrı’nın «tecelli» ettiğine inanma; c) her sıfatın bir «zâtı tecelli» olduğuna, Tanrı bilgisinde her varlığın bilinen bir ilke niteliği taşıdığına inanma. Tarikata giren kimse (sâlik) zikir ile yavaş yavaş olgunlaşarak bu «mertebe»lerin özünü kavrar. Bu üç mertebenin, özünü bildiren üç ayrı deyim vardır: tevhid-i e fal (bütün eylemlerin tek kaynak olan Tanrı’dan gelmesi); tevhid-i sıfat (bütün ayrı ayrı görünen niteliklerin gerçekte bir olması); tevhid-i zât (değişik türler bulunmasına karşılık tek varlığın Tanrı oluşu). Bunlara, insanın Tanrı özünde yok olması anlamına gelen fena’i-efal, fena-i sıfat, fena-i zât (eylemlerin yok oluşu, niteliklerin yok oluşu, insanın yok oluşu) gibi adlar da verilir.
Hacı Bayram Veli’nin ölümünden sonra Bayramiye tarikatı ikiye ayrıldı. Cehrî zikri benimseyenler Akşemseddin’in kurduğu Şemsiye koluna, benimsemeyenler ise Bursalı Ömer Dede’nin kurduğu Melâmiye koluna bağlandılar. Tarikat kuralları ve temel i- nançları bakımından iki kol arasında önemli bir görüş ayrılığı yoktur. Bu iki koldan birkaç başka kol türedi, onların da ana kaynak olan, Bayramiye tarikatıyle aralarında önemli ayrılıklar yoktur. Bayramîlerde gönlü, dünyanın geçici heveslerinden, duyu e- ğilimlerinden, dünyaya bağlayan tutumlardan kurtararak Tanrı’ya yöneltmek için «gizli zikir» esası vardır. Buna, «gönül arıtma» derler. Melâmiler, «gönül arıtma» yerine «gönül bekleme» deyimini kullanırlar ve buna «teemmül-i derûnî» de derler. Gizli zikir yapılırken bayramîler gözlerini yumar, ellerini kavuşturur ve derin bir düşünceye dalarlar. Bu davranış, dünya işlerinden el- çekerek kendini Tanrı’ya verme anlamına gelir. Zikrederken biraraya toplanan bayra-
mîler, zikre konu olan bir dairenin bulunduğuna, bu dairenin gönülde başlayıp gönülde bittiğine inanırlar. Bayramiye tarikatında görülen bu daire inancı, kaynağını Pythagoras’- ta bulan, en olgun, en yüce biçimin daire olduğu görüşüne dayanır. Sonradan Aristoteles’in ele aldığı bu daire düşüncesi yeni- eflatun’cu felsefe çağının kurucusu Plotinos tarafından geliştirildi, İslâm ülkelerinde doğan birçok tarikatlarca benimsendi, ayrı bir açıdan yorumlandı. Bayramiyenin bu ilkçağ kaynaklı daire inancına göre, Tanrı, zikir sırasında coşan, kendinden geçen dervişin bir daire olan gönlünde «tecelli eder». Gönlün karşılıklı iki yayı (kavsi)’ vardır. Birine kavs-i kalbî (gönül yayı), ötekine kavs-i â- fâkî (ufuklar yayı) denir. Kavs-ı âfâkî birlikten (vahdet’ten) başlar, gönüle ulaşır. Kavs-i kalbî ise gönülden çıkan yaydır (kavs). Bu iki yayın birleştiği yer Tanrının «tecelligâhı» görünüş alanıdır. Bayramiye tarikatına girenlerin taçları beyaz keçeden ve altı dilimlidir. Bu taçların sofilere göre değişik anlamları vardır. Bayramîlerde her dilim bir yönü gösterir. Altı dilim ise sağ, sol, alt, üst, ön ve arka yönleri belirtir. Altı yön bütün varlık türlerini kapsayan evreni (kâinatı) kuşatır. Şeyhler beyaz, halifeleri ise bal rengi taç giyerler. Bayramiye tarikatı Anadolu’nun birçok yerlerinde, özellikle orta ve güneydoğu illerinde yaygındı.
Bayramiye tarikatının ve kurucusu Hacı Bayram Veli’nin gerek halk ve gerekse divan edebiyatı üzerinde geniş etkisi oldu. Bayramiye inançlarını işleyen birçok şairler yetişti. Bibliyo.)
Hacı Bekçi kolu, XIX. yy.da bir ortaoyunu topluluğu. Ünlü ortaoyunu sanatçısı Kavuklu Hamdi sanata bu kolda başlamış, kavuklu arkası olduktan sonra Hacı Bekçi’- den icazet almıştı,

Yorum yazın