Çar İkinci Nikolay

Çar İkinci Nikolay
NIKOLAY II (Tsarskkoye Selo 1868 – Yekaterinburg [bugün Sverdlovsk] 1918), son rus çarı (1894-1917), Aleksandr IH’ün büyük oğlu. Çok iyi bir öğrenim ve eğitimden sonra Asya’ya yaptığı bir yolculukla görgüsünü genişletti (1890-1891). Fakat babası ve rus devlet adamı Konstantin Pob-yedonostsev oııu otokrasinin üstünlüğüne inandırdıklarından siyasî eğitimi ihmal e-dilmişti. Zayıf bir adamdı, Aleksandra Fyodorovna adiyle imparatoriçe olan (kasım 1894) karısı alman prensesi Alix von Hessen’in etkisinden kurtulamadı. Gösterişten ve saray hayatından nefret eden imparatoriçe, Nikolay’ı dört kızı ve oğlu ile birlikte hemen her zaman Tsarskoye Selo’da yaşamağa ikna etti. Bu sebeple çar ailesi halktan ve hattâ rus yüksek sosyetesinden uzak kaldı.

Dışta barışçı bir hükümdar olmak isteyen Nikolay II ilk milletlerarası barış konferansına önayak oldu (La Haye 1899) ve Makedonya yüzünden bir savaştan kaçınmak için Avusturya imparatoru Franz Joseph ile anlaştı (29 eylül 1943). Fransa ile de dostça ilişkilerini muhafaza ediyordu. İlk Paris yolculuğunda (1896) büyük bir coşkunlukla karşılanmasına rağmen Wilhelm II’ye kanarak Björkö’de (temmuz 1905) bir alman-rus antlaşma tasarısını imzaladı. Fransa da bu antlaşmaya katılmaya davet edilecekti. Lamsdorf bu antlaşma ile Fransız-Rus antlaşmasının uzlaşamaya-cağını büyük güçlüklerle çara anlatabildi. Uzakdoğu’da Fransa’nın onayı olmaksızın Çin’i Japonya’dan kurtarmağa (1895) kalkışan Nikolay II, Mançurya’da bir genişleme siyasetine sürüklendi. Muhaliflerin çok küçümsediğinden, otokrasi’nin savunucularıy-le birlikte «devrim dalgasını durdurmak i-çin zaferle sonuçlanacak küçük bir savaşın» yeterli olduğuna inanmıştı. Vitte’nin muhalefetine rağmen doğrudan doğruya kendine bağımlı bir Uzakdoğu Kral naipliği kurdu ve ülkesini bozgunla sonuçlanan Rus-Ja-pon savaşına (J 904-1905) soktu. Ama bozgunlar ve ayaklanmalar sonucunda, A.B.

D.’nin arabuluculuğunu ve Mançurya ile Sahalin’in güneyindeki haklarından vaz geçmeyi kabul etmesine rağmen barışı şerefli şartlarla imzalamakta (eylül 1905) diretti ve özellikle Japonlara savaş tazminatı ödemeyi reddetti. Bu yenilgi yurt içinde mutlakıyet idaresinin sonunu getirdi. Nikolay II, saltanatının başlangıcında otokrasi ilkesini kesinlikle kabul etti ve 1905’e kadar Pobyedonostsev’in öğütlerine körü körüne uydu. O güne kadar dokunulmayan fin-landiya halkının ruslaştırılmasına girişildi (1898). Geliri giderinden çok bir bütçe hazırlayan çarlık maliye bakanı Vitte, fran-sız malî yardımı ile Rusya’yı sanayileşme yoluna sokarken liberal bir ortamda zenginleşen burjuvalara çar hiç bir taviz vermedi. Büyük şehirlerin çevresinde yoksul yığınları toplayan veya bu yığınları Sibirya’ya sevkeden bu evrimin sosyal sonuçlarına aldırış etmedi. 1898’de kurulan marksist eğilimli Sosyal Demokrat partinin desteğiyle kısa süre sonra grevler başladı. Devlet bankasının verdiği tarım kredileri aslında küçük köylülerin topraklarını satın alan orta sınıf köylünün işine yaradığından, tarım meselesi günden güne ciddileşiyordu. Tahıl ihracatı devam ederken kıtlığın önü alınamıyordu. Kanlı ayaklanmaları kışkırtan ve 1901’den itibaren tekrar faaliyete başlayan Devrimci Sosyalist parti, köylülerin memnuniyetsizliğini körüklüyor ve tedhiş hareketlerine girişiyordu. Korkuya kapılan Nikolay II, sert bir bastırma hareketine girişti. Polis teşkilâtı işçi kuruluşlarında bölücü propaganda yapıyordu. Yahudilere karşı yarı resmî pog-rom’lar başladı. Kudretli içişleri bakanı P-leve’nin öldürülmesi (1904), Uzakdoğu’daki ilk bozgunlar, zemstvo’ları temsil eden liberaller meclisini meşrutî bir rejim istemeğe teşvik etti. Tek başına kalmış olan Nikolay II, boş vaatlerle herkesi oyalamağa çalışıyordu. Fakat Petersburg’da barışçı işçi gösterilerinin kanlı bir şekilde bastırılmasına («Kızıl pazar») göz yumdu. Şiddet hareketleri, herkesin çara karşı birleşmesine yol açtı. Orduda ve donanmada isyan ve ayaklanmalar, grevler çoğaldı. Bunun üzerine Vitte, çarın 30 ekim 1905’te meşrutî rejim vaat eden bir bildiri yayımlamasını sağladı. (Duma seçimi, toplantı, birleşme ve ibadet hürriyeti). Aslında çar ha-sımlarını bölmek için gerçek niyetini gizliyordu.

Batı liberalizmini özleyen birçok muhafazakâr, oktyabrist’ler ve kadet’ler, çarın Ekim bildirisini uygulayacağına inandılar. Tek başlarına kalan aşırı devrimciler işçi meclislerine (sovyetler) dayanarak silâhlı ayaklanmalara giriştiler; fakat özellikle Moskova’da kanlı çarpışmalardan sonra ezildiler (aralık 1905-ocak 1906). Bu başarıyı sağlayan çar, batı liberalizmine hayranlığını bağışlamadığı Vitte’yi Fransa’dan önemli bir yardım sağlamasına rağmen görevinden aldı, sonra da çar Duma’nın elinden bütün yetkileri alan yasalar çıkardı (10 mayıs 1906). Kadet’lerin çoğunlukta olduğu ilk meclis, parlamenter bir rejim istemesi üzerine 1906 temmuzunda dağıtıldı. O tarihten sonra kral otoriter ve kararlı bir muhafazakâr olan Stolıypin’i iş başına getirdi. Stolıypin, Duma’yı yeniden dağıttı (haziran

1907), seçim sistemini gerici bir anlayışla değiştirdi ve üçüncü bir Duma’nın, istediği kimselerden meydana gelmesini sağladı. Devlet reformunu yürürlükten kaldırdı ve zengin köylüleri veya kulakları destekleyerek otokrasiye sağlam dayanaklar hazırladı (mir usulünü kaldıran ve şahsî çiftlikler kurulmasına izin veren 9 kasım 1906 ukaz’ı). Stolıypin’in öldürülmesinden (eylül 1911) sonra Nikolay II, siyasetini sağlam bir şekilde devam ettiremedi. 1912’den itibaren devrimci çalkantı yeniden başladı. 1912’de seçilen dördüncü Duma’da muhalifler çoğunluktaydı; 1905’ten sonra imparator ve imparatoriçe üstünde büyük etki kazanmış olan Rasputin’in rezaleti patlak verince, muhalifler tenkitlerini şiddetlendirdiler. Dışta, Nikolay II, 1905’ten sonra ı-lımlı bir siyasete döndü. Fransa’nın yar-dımıyle imzalanan lngiliz-Rus antlaşması (31 ağustos 1907), iki ülke arasındaki bütün meseleleri çözümledi. Ama 1909 martında Izvolskiy’in tedbirsizce taraf tutmağa sürüklediği çar, Bosna buhranında merkez devletlerine boyun eğmek zorunda kaldı (1908-1909), 1912’de yeniden düzenlenen ordunun kumandanları, Nikolay’ı Balkanlar’-da daha faal bir siyaset uygulamağa sürüklediler. 1912-1913 Savaşma yol açan Balkan birliği onun etkisiyle kurulduysa da, çar doğrudan doğruya savaşa katılmadı. 1914 Temmuzunda Nikolay II, önce Avusturya-Sırbistan anlaşmazlığını La Ha-ye Adalet divanına götürmeyi ileri sürdü, ama 30 haziran 1914’te, kumandanların baskısı üzerine, Fransa’nın haberi olmaksızın Almanya’ya karşı genel seferberlik i-lân etti; bunu bahane eden Almanya 1 ağustos 1914’te Rusya’ya savaş açtı. Çar, ordunun kumandasını önce amcası Niko-lay’a bıraktı, ama 1915 yenilgilerinden sonra kumandayı kendisi aldı. Nikolay II’nin Duma’ya dayanmayı reddetmesi moral çöküntüyü daha da arttırıyordu (eylül 1915), çara, Stürmer (şubat 1916) ve Protopopov gibi hem kamuoyunun hem de müttefiklerin şüpheyle karşıladığı bakanları seçtiren ve büyük dük Nikolay ile dul kraliçenin teşebbüslerine rağmen görevlerinden alınmalarını sağlayan Rasputin’in sebep olduğu genel hoşnutsuzluğu, yiyecek ve yakıt sıkıntısı bir kat daha fazlalaştırıyordu; sonunda Rasputin öldürüldü (aralık 1916), ikmal işlerini zemstvo’lar yüklendi, Petersburg ve birçok şehirde ayaklanma halinde grevler patlak verdi (1917 başları). Başkentteki garnizonun da desteğini sağlayan halkın baskısıyle bakanlar istifa ettiler ve Duma bir hükümet kurdu (28 şubat – 13 mart), ordu kumandanlarının ve Duma’nın gönderdiği iki ılımlı siyasetçi Guçkov ve Şul-gin’in isteği üzerine, Pskov’da imparatorluk treni içinde, demiryolu işçileri tarafından durdurulan Nikolay II, ağabeyi büyük dük Mihail lehine tahttan feragat etti; fakat Mihail’in tahta çıkmayı kabul etmemesi Rusya’da monarşinin sonu oldu. Orduya veda bildirisinden sonra (25 mart) Nikolay II ailesiyle birlikte Tsarskoye Selo’-da gözaltına alındı. Çarın Rusya dışına bırakılmasını isteyen müttefiklere geçici hükümet ret cevabı vermişti. Batı Sibirya’da Tobolsk’a nakledilen (eylül 1917) çar ailesi, monarşi taraflılarının darbe yapabilecekleri düşüncesi ile komünistler tarafmdan Yekaterinburg’a (bugün Sverdlovsk) yerleştirildi. Fakat ülkelerine dönmek isteyen çek askerlerinin ilerlemesinden paniğe kapılan Ural sovyeti, imparatorluk ailesinin öldürülmesi emrini verdi. Nikolay
II, imparatoriçe, çareviç, çarın dört kızı ve maiyetinde bulunan on kişi, Yekaterin-burg’da, Ipatyev evinin bodrumunda geceleyin tabanca ile öldürüldüler (16/17 temmuz 1918). [L]

Yorum yazın