Büyük Petro Kimdir

Büyük Petro Kimdir

Büyük Petro KimdirRus çarı (Moskova, 1672-Petersburg [günümüzde Leningrad], 1725). 1682-1725 yılları arasında çarlık yapan Petro Alekseyeviç’in (Büyük Petro denir) hükümdarlığının en dikkati çeken yanı, Rusya’yı Avrupa’nın büyük güçleri araşma sokmuş olmasıdır.

SOFYA’NIN NAİBELİĞİ

Petro I, Büyük Çar Aleksey ile ikinci karısı Natalya Narişki’nin oğlu olan Büyük Petro (Petro I) 1682’de üvey kardeşi Fiyodor’un ölümü üstüne Rusya’nın başına geçti; ama kızkardeşi Sofya da na-ibeliğe atandı. Sofya’nın, yönetimde ağırlığını duyurması üzerine Petro, annesiyle birlikte çevre köylerden birine çekilmek zorunda kaldı; dolayısıyla saray yaşamından uzak büyüdü.

 

 

KENDİ KENDİNİ YETİŞTİRMESİ

Yakınları tarafından ihmal edilen, öğrenmeye ve etkinlik göstermeye susamış, askerlik tutkunu Petro, 1689 Eylülünde birkaç birlikle iktidarı gerçek anlamda ele geçirdi ve yönetimi annesi Natalya’ya teslim etti. 1694’te Karadeniz’deki Azov kentine saldırdı ve burayı OsmanlIlardan aldı. Sonra gizlice Avrupa’ya giderek Hollanda’da deniz ticaretini (limanda gemi yapımında dülger olarak çalıştı) öğrendi, İngiltere’de sanayi kolunu, madenleri, müzeleri, töreleri, siyaseti inceledi ve çevresine teknisyenler topladı.
Ardından kendisine karşı düzenlenen bir komployu bastırmak için ülkesine döndü; Streltsıyları (askeri birlik) ortadan kaldırdı (1698) ve bu fırsattan yararlanarak bazı Moskova geleneklerine son verdi (Boyarların sakallarını kestirdi)ve 1 Ocak 1700’den başlayarak takvimi değiştirdi.

FETİHLERİ

Avrupa’ya acılan bir pencere olarak gördüğü Baltık denizine bir çıkış arayan Petro I, Livonya’da İsveçlilere saldırdı; 1709’da Poltava’da onları kesin yenilgiye uğrattı. Daha önceden (1703) ele geçirmiş olduğu Neva ırmağı boyunca bataklıkları kurutarak, geleceğin başkenti Petersburg’u kurdurdu (bu kentin kurulması, Rusların Bal-tık’taki varlıklarını göstermesi ve Rusya’nın Batı’ya yakınlaşmasını simgelemesi bakımından önemlidir). Batılı sanatçıları, özellikle İtalyan ve Fransız mimarlarını ve heykelcilerini ülkesine çağırdı.

Fetihlerini yayma ve yerleştirme kaygısı, Petro I’i Baltık bölgelerini güvenlik altına alma amacıyla, İsveç’e karşı birçok sefer yapmaya zorladı: Nystad Anlaşması’yla(1721) Livonya, Estonya, İngriya ve Viborg limanıyla birlikte Karelya’nın bir bölümü Rusya’ya geçti.

1722’de, çar, Volga üstünden yüz bin kişilik bir orduyla Hazar Denizi’nin batı ve güney kıyılarına indi, Bakû’yu ele geçirdi. Bunun üzerine Senato kendisini imparator ilan etti,ona Büyük unvanını verdi.

REFORMLARI

Reformlar yapmak isteyen Büyük Petro, Avrupa’ya uzun bir yolculuk yaptı. Prusya’da, Hollanda’da kaldı ve Fransa’da çeşitli kurumlan gezdi, gözlemlerde bulundu. Edindiği bilgi ve deneyim, çevresine topladığı yabancı danışmanlar Rusya’da gerçekleştirmeyi düşündüğü reformlar için çok yararlı oldu. Ama, ordu mevcudunu yüz binde tutmak için sık sık kitle halinde askere almalar, vergiler, Urallar’da top döküm fabrikalarının kurulması, paranın değer yitirmesi, üretim tekelleri ve yabancı danışmanların varlığı büyük bir hoşnutsuzluğa ve ayaklanmalara yol açtı.
Buna karşın Büyük Petro tutarlı reformlarla, düzeni bozulmuş, yıpranmış ülkeyi canlandırmaya çalıştı. Yönettin ve vergi toplama açısından da yeni düzenlemeler getirdi. Ticaret ile sanayiyi geliştirerek, ülkesini zenginleştirmeye karar verdi. Tekellerin sayısı azaltıldı (tuz, tütün, potas, reçine); özel fabrikalar desteklendi (Urallar’ da demir-döküm fabrikası, Apraksin’ de dokuma fabrikası); sanayiciler de serf sahibi olma ayrıcalığını elde ettiler. Yeraltı zenginliklerinin işlenmesiyle ilgili geniş bir plan, bir maden kurulu tarafından gerçekleştirildi. Petersburg’da transit olarak yapılan ticaret gelişti.

REFORMLARIN ÖTEKİ YÜZÜ

Büyük Petro’nun girişiminin sonuçları son derece eşitsiz oldu. Kendini bütünüyle devlet başkanlığı görevlerine verdi ama bu görevler uğruna da her şeyini feda etti, hatta oğlunu düşmanların başında gördüğünde, öldürttü (1718). En büyük amacı, Rusya’yı, kendisine büyük güç sağlayacak Batı modeline dayalı bir ülke yapmaktı (1725’te Rusya’nın İngiltere’den daha fazla dökme demir ürettiği bir gerçektir). Ama bu çaba, etkinliğini, uygulanan baskı sistemiyle yitirdi. Kurallarda ve denetimlerde aşırıya kaçılması, keyfe bağlı baskı yöntemlerine başvurulması, hafiyelik ve işkenceler halkın büyük bir kesiminde bir hoşnutsuzluk yarattı ve yaşam koşullarını ağırlaştırdı. Yönetenlerle yönetilenler arasında derin bir uçurum açıldı. Böylece, imparatorluk rejimini sarsacak olan iç bölünme daha Büyük Petro’nun hükümdarlığı döneminde başlamış oldu.

Yorum yazın