Albert Roussel

Albert Roussel , fransız bestecisi (Tourcoing 1869-Royan 1937). Sanayici bir ailenin oğludur; müziğe çok yatkın olduğu halde, aynı derecede meraklı olduğu denizcilik mesleğini seçti. 1887’de Denizcilik okuluna alındı; iki yıl çeşitli savaş gemilerinde bulundu. Ordudan ayrılarak Paris’e gitti; E. Gigout ile (1894), sonra Schola cantorum’-da V. d’lndy ile müzik çalıştı. Aynı okulda on iki yıl konlrapunto dersi verdi; Erik Satie, Paul Le Flem, Stan Golestan, Roland-Manuel, Félix Raugel, Guy de Lioncourt, Martinu gibi bestecileri yetiştirdi. Kendi e-serlerini otuz yaşından sonra vermeğe başladı: V. d’indy’nin etkisinde, 1902’de piyano, keman, viyolonsel için bir üçlü yazdı. Résurrection (Diriliş) ilk orkestra eseri, Debussy’nin etkisinde 1904-1905 yıllarında yazdığı Poème de la Forêt (Ormanın Şiiri) ise ilk senfonisidir. Cepheye gidip, sağlık durumu dolayısıyle çürüğe çıkarıldığı Birinci Dünya savaşına kadar şu besteleri yaptı: Divertissement (1906), birinci keman ve piyano sanatı (1908), Jean Aubry’nin le Marchand de Sable (Kum Taciri) adlı oyununa sahne müziği, piyano için «fa» diyez süit (1911), Sonatine (1912), Hindistan ve Kamboçya yolculuğundan Évocations (Anılar) [1910-1911]. 1912’de Jacques Rouché’nin Arts tiyatrosu için ısmarladığı bir bale besteledi: Festin de VAraignée (örümceğin Şöleni). Gilbert de Voisins’in bir yazısı üzerine yaptığı bu eser büyük başarı kazandı. Gene Jacques Rouché’nin, Paris operası için ısmarladığı ve librettosunu Louis Laloy’un yazdığı Padmâvati opera-balesi ancak 1923’-te temsil edilebildi. Bu sırada lirik dramın geçerli bir tür olmaktan çıktığına karar veren Roussel, izlenimciliği de terk etti. Pour une Fête de Printemps (Bir İlkbahar Bayramı İçin) [1920] ve ikinci senfoni (1921) bu tutumun örnekleridir. 1921’den sonra, eserlerinin çoğunu Dieppe civarında Vasteri-val’deki evinde yazdı: 1925’te Opera’da temsil edilen La Naissance de la Lyre (Lir’in Doğuşu) [1922-1924]; flüt ve piyano için Joueurs de Flûte (Flütçüler) [1924]; keman ve piyano için ikinci sonat (1924) ve Sérénade (1925) adlı eserleri ağır parçalardır. «Fa»Süit (1926), Concert ve piyano konçertosunda (1927) ise daha yüklü bir kontra-punto yazısına yöneldi.
Altmışıncı yılını kutlamak üzere Paris’te düzenlenen Roussel festivali (1929) dolayı-sıyle Psaume LXXX (Mezmur LXXX) adını verdiği eseri çalındı. Bunu izleyen yıllar sanatçının en verimli dönemidir: Petite Suite (Küçük Süit), flüt, viyola, viyolonsel için i-kinci üçlü (1929), üçüncü senfoni (1929-1930), tiyatro için Bacchus et Ariane (Bacchus ve Ariane) adlı bale (librettosu, Abel Hermant, 1931); opera-buf tarzında Le Testament de la Tante Caroline (Caroline Halanın Vasiyeti) [librettosu Nino, 1932-1933]; Aeneas adlı ikinci bir bale (1935). Son eserleri şunlardır: yaylı çalgılar Dörtlü’sü (1931-1932), flüt ve piyano için Andante ve Scherzo

(1934), Sinfonietta (1934), Flaman Rapsodisi

(1936), viyolonsel için konçertino, yaylı çalgılar için bir üçlü (1937). Roussel’in ilk bestelerinde göze çarpan V. d’İndy, C. Franck ve Debussy etkisi Padmâvati adlı eserinde ortadan kalkar. Roussel, sanatçı kişiliğini tam olarak Bir ilkbahar Bayramı İçin adlı eserinden sonra buldu. Flaman ruhu ile matematikçi eğitiminin dizginlediği ateşli mizacı, duygusallığı, sahne müziğinden çok oda müziği ve senfonik müziğe yatkındır. Keskin ritimleri ve cüretli harmonileri benimsemekle birlikte, Roussel, tonalitelerden vaz geçmez ve alışılagelmiş biçimleri kullanır. (L)

Yorum yazın