Teleskop Nedir Kim Bulmuştur

Teleskop Nedir Kim Bulmuştur

Teleskop, gözlemevlerinde kullanılan kuvvetli bir dürbündür. Gemiciler çevrelerini sürekli olarak dürbünle izlerler. Topograflar karada kesin uzaklık ölçmeleri yaparlar. Bunun için de, teodolit denilen ve üç ayaklı sehpaya oturtulan küçük bir aygıttan yararlanırlar. Bir spor karşılaşmasında fotoğrafçılar ve TV ekipleri, telefoto objektifler kullanırlar. Astronomi uzmanları yıldızların fotoğrafını özel aygıtlarla çekerler.
Bütün bu örneklerde, teleskop denilen ve uzaktaki cisimleri yakında gösteren bir araç kullanılır. Teleskop, 400 yıl önce bulunmuş bir araçtır. Yakınımızda olmayan şeylere bakmak için kullanılır. Bir cep dürbünüyle, birkaç metre uzaktaki cisimlere bakınca, cisimler hem daha yakında, hem de daha büyük görünürler.
Teleskop aslında basit bir borudur. Bazı astronomi teleskoplarının uzunluğu 12 metreyi bulur. Borunun içinde özel şekilli cam parçaları (mercekler) vardır. Mercek, disk şeklindedir. Dışbükey (ince kenarlı) yani kenarlarda ince, ortada kalın mercek görüntüyü büyütür. İçbükey (kalın kenarlı), yani ortada ince, kenarlarda kalın mercekler de vardır.
Küçük teleskoplarda iç içe birçok boru bulunur. Borular iç içe girerek, kullanılmayan teleskopun az yer tutması sağlanır, iki göz için ayrı borusu olan dürbünler de bir çeşit teleskoptur.
En büyük teleskoplar, astronomi uzmanları tarafından kullanılır. Bunlar gökyüzünün her yanına yöneltilebilirler. Hareketleri, elektrikli motorlarla olur. Büyük mercekleri ve küresel aynaları vardır.
Mikroskoplar da, teleskoplar gibi, cisimleri daha büyük görmeyi sağlayan mercek düzenlemelerine sahiptirler. Fakat bunlar, yakındaki ve çok küçük cisimleri inceleyecek şekilde yapılmışlardır. Işık kırıcılar: Yukarıda açıklandığı gibi, bir büyüteç, bir çeşit mercekten başka bir şey değildir. Büyüteç, yakından bakınca, resimleri ve cisimleri daha büyük gösterir. Işık, pencereden merceğe ve oradan da bir kâğıda geliyorsa, kâğıt üzerinde pencerenin bir görüntüsü ortaya çıkar. Bu görüntü terstir, yani baş aşağı durumdadır.
Biçimleri nedeniyle, mercekler içlerinden geçen ışığın gidişini değiştirir ve bükerler. Uzaktan gelen ışınları da bir noktada toplarlar. Merceklerin ışığı böyle bükmesine, ışığın kırılması adı verilir. Görüntü, kâğıt olmaksızın da görülebilir. Merceği yukarı kaldırıp, içine doğru bakarsanız, pencereyi baş aşağı ve daha küçük olarak görürsünüz. Merceği hareket ettirerek, bu görüntüyü daha yakında veya uzakta görebilirsiniz. Arkasına ikinci bir mercek koyunca durum daha değişik olur. Görüntü düzelir ve yaklaşır, fakat cisimden küçük olur.
Basit teleskoplarda da buna benzer şekilde, bir borunun iki ucunda iki mercek vardır. Objektif denilen, cisim tarafındaki mercek, cismin görüntüsünü oluşturur. Bu görüntü, bakaç (oküler) denilen mercekte yeniden bir görüntü oluşturur. Bu görüntü, cismin baş aşağı görüntüsüdür. Teleskoplarda, bakaç olarak, bir yerine birkaç mercek vardır. Bunlar görüntüyü bir kere daha büyütürler. Teleskoplarda kullanılan merceklerin hepsi, ışığı kırıcı cinstendir.
Astronomide, görüntünün baş aşağı olmasının önemi yoktur. Astronomi kitaplarındaki resimler de, teleskoptaki gibi çok kere baş aşağı durumları gösterir. Fakat dürbünlerde olduğu gibi, bazı teleskoplara ek bir mercek takılarak görüntü cisimle aynı durumda yapılabilir.
Objektif ve bakaç mercekleri arasındaki uzaklık, cismin uzaklığına göre ayarlanmamışsa, görüntü bulanık olur. Teleskopun ayarlanmasına odak ayarı denir. Tek borulu teleskoplarda ve dürbünlerde, bakaç, bir vida yardımıyla, ileri geri hareket ettirilebilir. Gemici teleskoplarında ise, bakılan taraftaki boru, diğeri içinde kaydırılarak ayarlama yapılır.
İlk teleskop, 1608’de Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey tarafından yapılmıştır. Bu teleskop, daha sonra, gökyüzünü teleskopla inceleyen, İtalyan bilim adamı Galileo tarafından geliştirilmiştir. Galileo, Aydaki dağları, Jüpiter’in dört uydusunu ve Güneşteki lekeleri bulmuştur. Gözle görülemeyen birçok yıldızı görmüştür. Ayrıca Samanyolunun binlerce yıldızdan oluştuğunu gözlemiştir.
Galileo’nun ilk teleskobun un boyu birkaç santimetre idi. Cisimleri üç kere daha geniş ve üç kere daha yüksek gösteriyordu. Dolayısıyle, teleskopta, bulundukları uzaklığın üçte biri uzaklıkta olmaları halinde çıplak gözle görülecekleri gibi görünüyorlardı.
Daha sonra Galileo, 33 kat büyütebilen bir teleskop yaptı. Daha sonraki yüz yıl içinde 30 metre boyunda ve yüzlerce kere büyüten teleskoplar yapıldı. Fakat görüntüler zayıftı ve hep, renkli bantlar şeklinde oluyordu. Çünkü ışık, renklerin bir karışımıydı. Beyaz bir cisimden gelen ışıkta birçok renkler vardı. Kırmızı bir cisimden gelen ışıkta bile, kırmızının çeşitli tonları bir aradadır. Işığın değişik renkleri, mercekte değişik açılarla yollarını değiştirirler. Bir cisimden gelen kırmızı ışınların oluşturduğu görüntü, mor ışığın görüntüsünden daha uzakta oluşur. Diğer renkli ışınların görüntüleri ise, bu ikisinin arasında oluşur. Teleskoptaki bakaç merceklerinde bunlar değişik ölçülerde büyütülürler ve renkli bantlar ortaya çıkar. Bu etkiye, “renk sapması” adı verilir. Bu olay ilk teleskoplarda çok önemli yan etkiler ortaya çıkarmıştır.
XVIII. yüzyılda renk sapmasını azaltıcı yollar bulundu. Akromat denilen, değişik camlardan yapılmış mercekler kullanıldı. XX. yüzyılda 100 cm. çaplı mercekler yapılarak renk sapması azaltıldı.
XVII. yüzyılda Isaac Newton, objektifte mercek yerine ayna kullanarak, yansımalı teleskopu yaptı. Bunun için içbükey bir ayna kullanmıştı. Traş aynaları da içbükeydir. Bunlara bakınca, yüzünüzü aynı şekilde fakat büyük olarak görürsünüz. Fakat uzaktan bakınca yüzünüz, ters ve küçük görünür. Bu görüntü, bir perde üzerine düşürülebilir. Ancak perdenin, aynayla cisim yani yüzünüz arasında olması gerekir.
Yansımalı astronomi teleskopunda, özel şekilli bir aynada görüntüler aynanın çok uzağında oluşur. Görüntünün yerine ilk odak adı verilir. Çok büyük teleskoplarda, ilk odağa bir fotoğraf makinesi koyarak görüntünün fotoğrafı çekilebilir. Fotoğraf makinesi ışığın bir kısmını tutarak, parlaklığını azaltır.
Görüntüyü ilk odakta oluşturmak çok elverişlidir. Newton, teleskopun asıl aynasıyla ilk odağı arasına bir düz ayna koymuştur. Büyük aynadan yansıyan ışık, küçük aynaya geliyor ve teleskopun dışına doğru yansıtılıyordu. Işığın yoluna konan bakaçtan ise görüntü izlenebiliyordu.
Başka düzenlemeler de yapılabilir. Cassefrain teleskopunda, küçük ayna, ışığı yeniden büyük aynaya yansıtır. Işık, bu aynanın ortasındaki bir delikten geçerek görüntüyü oluşturur.

Yorum yazın