Telefonun İcadı ve Gelişimi

Telefonun İcadı ve Gelişimi

Telefon, günlük hayatta en çok alıştığımız aygıtlardan biridir. Dünyanın her tarafında milyonlarca ev, mağaza, işyeri ile fabrikada ve kuşkusuz kent sokaklarında uygun yerlere konulmuş telefon kulübelerinde telefon bulunmaktadır. Kimse dünyada tam olarak kaç adet telefon olduğunu bilmez; ama bu sayının 275 milyonu aşkın olduğu kestirilebilir. Yalnız İngiltere’de 15 milyonun üzerinde telefon vardır. Türkiye’de ise bu sayı 1,5 milyona ulaşmıştır. Kilometrelerce uzaklıklardaki insanların birbiriyle telefon görüşmesi yapabilmeleri, yaşamı dolduran işlerin çok kolaylaşması demektir.
“Telefon” sözcüğü Eski Yunanca tele — uzak ve phone — ses sözcüklerinden gelmektedir. Bu sözcükler telefonun ne yaptığını tam olarak anlatmaktadır. Telefon, elektrik akımını kullanarak, sesi uzaklara taşır.

ALEXANDER GRAHAM BELL

Telefonun nasıl ortaya çıktığını anlamak için, iletişimde elektriği tek kullanma yerinin telgraf olduğu günlere, 100 yılı aşkın süre geriye doğru gitmeliyiz. Telgraf haberleri bir kodu çevirip tellerle uzağa elektrik işaretleri şeklinde göndermektedir. İşaretler diğer uçta deşifre olur, yani açılır. Bilim adamları konuşulan sözcükleri doğrudan doğruya telgraf telleriyle gönderebilmiş olsaydı, bunun büyük bir yarar sağlayacağı kesindi. Ama, bu konuyu Alexander Graham Bell’in 1876 yılında gerçekleştirmesine kadar bir başarı sağlanamadı.
Alexander Graham Bell (1847 – 1922) Edin- buıg’da doğdu. 23 yaşındayken Kanada’ya ve daha sonra ABD’nin Massachusetts eyaletinde Boston kentine gitti. Ses ve sesin oluşumu ile sağır insanların sorunlarını inceliyor, boş zamanlarımı elektrik deneyleri yaparak değerlendiriyordu. Diğer bilim adamları da, aynı zamanda telefon üzerinde çalışmış olduğu halde, genellikle telefonun bulucusu olarak Graham Bell tanınır.
10 Mart 1876 gecesinde, Bell telefon aygıtı üzerinde çalışıyordu; kaza ile giysisi üzerine biraz asit dökülmüştü. Birdenbire yandaki odada bulunan yardımcısını telefonuyla çağırdı: “Bay Watson, buraya geliniz. Sizi istiyorum”. Bu tarihsel sözcükler elektrikli bir telefon aygıtında konuşulan ve açık olarak duyulan ilk sözcüklerdir.
Telefon sesle iletişime hazır ve bekleyen bir dünyaya tanıtıldı. İlk deneysel telefon hatları kilometrelerce uzakta bulunan yerler arasında konuşmalar yapılabileceğini kanıtladı. Kısa süre sonra telefon hatları gittikçe daha uzaklara doğru erişmeye başladı. Avrupa’da, Londra’dan Paris’e ilk telefon hattı 1891’de açıldı.


TELEFONUN BÖLÜMLERİ

İlk telefon aygıtları çok kabaydı. Çağımızın aygıtlarıysa, daha verimli olup sesi daha net olarak iletir. Ama, bunlar da ilk modeller gibi, aynı görevi aynı şekilde yerine getirir. Telefonun çalışma ilkeleri o zamandan beri değişmemiştir.
Her telefon şu ana parçalardan oluşur: Bir verici, bir alıcı, verici ile alıcıyı bağlamak için teller ve bir sinyal aygıtı.
Verici sesi almak ve sesleri elektrik işaretlerine dönüştürmek için kullanılır. Verici, içine konuştuğumuz telefon parçasıdır.
Alıcı, diğer uçta bulunan verici tarafından gönderilen elektrik işaretlerini duyulabilecek sese dönüştürmek için kullanılır. Alıcı kulağımız üzerine koyduğumuz telefon parçasıdır.
Bir telefonun vericisini diğer telefonun alıcısına bağlamak için kablolar kullanılır. Teller elektrik sinyallerini her iki yönde taşır. Telefondan çıkan teller telefon direklerindeki ya da yer altındaki bir çift tele bağlanır.
Aranan kimsenin dikkatini çekmek üzere bir işaret ya da sinyal aygıtı da var olmalıdır. Arama işareti genel olarak zildir; ama bazen vızıltılı ses ya da yanıp sönen ışıklar kullanılabilir. Telefonun zili çalıp telefon yerinden kaldırıldığı zaman, zilin çalması durur; alıcı ile verici konuşmaya olanak sağlayacak şekilde bağlanırlar.

TELEFON NASIL ÇALIŞIR?
Telefonun sesi nasıl gönderdiğini anlamak için, sesin ne olduğunu düşünmek zorundayız. Herhangi bir ses kaynağı, ister çarpılan bir kapı, bir müzik aleti ya da isterse sizin sesiniz olsun, havada basınç dalgaları oluşturur. Bunlar havuza atılmış bir taş parçasının oluşturduğu ufak dalgacıklar gibi, çevreye yayılır. Basınç dalgalarının frekansı; yani, bir saniyede verilen bir noktadan
geçen dalga sayısı sesin tınısını belirler. Genlik; yani her dalgada bulunan basınç ses yüksekliğini gösterir. İşittiğimiz seslerin pek çoğu ayrı frekans ve genliklerdeki ses dalgalarının karışımıdır.
Bir telefonda konuştuğumuz zaman, sesimizin oluşturduğu ses dalgaları verici tarafından elektrik işaretlerine dönüştürülür. Verici gerçekte bir karbon mikrofonudur. Kömür tanecikleri ile doldurulmuş küçük bir kutuyu örten ufak, ince bir metal levha ya da diyaframdan yapılmıştır.
Diyafram ile kömür tanecikleri kutusu arasından sürekli olarak bir elektrik akımı geçer. Ses dalgaları diyaframa çarpınca, tanecikler sıkışır. Elektrik akımının kuvveti, sözcükler söylendikçe, ses dalgalarındaki değişmelere göre, azalır ya da çoğalır. Akımdaki değişmeler konuşan kimsenin sesinden elektrik işareti ya da modellerini oluşturur.
Vericide üretilen ve yükselip alçalan elektrik akımı uzaktaki bir telefon alıcısına ulaşmak üzere tellerde hareket eder.
Alıcıda elektrik dalgaları tekrar ses dalgalarına dönüştürülür. Alıcı bir mıknatısa yakın olarak yerleştirilmiş diyaframdan oluşur. Mıknatıs diyaframı sürekli olarak çeker. Mıknatısın çevresine çok ince telli bir sargı sarılmıştır. Vericinin üretmiş olduğu azalıp çoğalan elektrik akımı bobine verildiği zaman, mıknatısın çekim kuvvetini değiştirir. Bu işlem diyaframa titreşim yaptırır. Bunu yaparken, vericinin almış olduğu ilk dalgalara uygun olan ses dalgaları da havada oluşur. Sonuç olarak, verici tarafından verilen seslerin çok benzerini dinleyebilirsiniz.

BİR NUMARAYI ÇEVİRME
Çoğu telefonların üzerinde bir kadran vardır.
Kadran istediğiniz numarayı “makine diline” çeviren bir alettir. Kadran, bir yaya karşı saat yelkovanı yönünde döndürülebilen, yuvarlak bir levhadan oluşur. Yay kadranı bırakılır bırakılmaz, başlangıç noktasına getirir. Üzerinde ne kadar döndürülmesi gerektiğini gösteren 10 delik bulunur. Delikler 1’den 9’a kadar ve sonra 0 olarak numaralanmıştır. Delikler arasında görülebilecek şekilde sayılar kadran arkasındaki plaka üzerine konulmuşlardır. 5’i çevirmek için, bir parmak, üzerinde 5 sayısı görülen deliğe sokulur ve kadran levhası, parmak, metalden yapılı durdurma parçasına gelinceye kadar, saat yelkovanı hareketi yönünde çevrilir. Daha sonra, parmak çıkarılır ve kadran yay etkisiyle geri gider. Bunu yaparken de, bir şalteri beş kez açıp kapar ve tellerle beş akım işareti gönderir. Çevrilen her numara için, kadran doğru sayıda akım işareti ya da vuruşları oluşturur. Sıfır çevrildiği zaman, 10 işareti ya da vuruş gider, çünkü sıfır sayısı makine dilinde 10 ile gösterilir. Bazı ülke telefonlarında kadran plakasındaki deliklerin sayılar gibi harflerle de işaretlendiğini görebilirsiniz. Bu konuşmacının telefon numaralarını kolay anımsaması içindir.

HABERLERİN İLETİMİ
Telefonun bulunmasını izleyen yıllarda, birçok deneyciler çeşitli bölümlerini geliştirdiler. Günümüzde özel gereksinmeler için çeşitli biçimlerde telefonlar vardır.
İş binaları için geliştirilen bir model, birkaç gelen, giden telefon ile ofis içi görüşmeleri aynı anda sağlayabilir.
Diğer bir tür telefonun ayrı duran bir mikrofonu ve bir hoparlörü vardır. Kullanıcı bunların hiçbir kısmına dokunmadan çalıştırabilir.
Alışılagelen numara çevirme şeklinin yerine batı ülkelerinde tuşla numara çevirme yaygın duruma gelmektedir. Gene batının bazı büyük kentlerinde video telefonlar görüşmecilere birbirlerini görmelerini de sağlamaktadır.


HABERLERİ ULAŞTIRMA

Bir zamanlar, her telefon görüşmesi telefon santralındaki operatörler aracılığıyla sağlanmak zorundaydı. Operatör, arayan kimseyi aranan kimseye anahtar tablosu yardımıyla bağlıyordu. Günümüzde operatörler yerine büyük çapta elektronik düzenler kullanılmaktadır. Telefonla arama şimdi otomatik olarak ve eskisinden çok daha hızla yapılmaktadır.
Telefon konuşmalarını uzaklara taşımak için gereken yalnızca bir çift teldir. İlk telefon sayısı arttıkça daha çok sayıda tel ve direk gerekiyordu. Bu sorun telefon kablolarının kullanılmasıyla çözülmüş bulunmaktadır. Bir kablo, her biri ayrı telefona bağlı, 2.000 çift tel kapsayabilir. Böyle kabloların ülkemizde yollar boyunca dikili direklerde asılmış olduğunu görebilirsiniz. Kentlerde kablolar genel olarak caddelerin altına kazılmış olan tüneller içinde bulunmaktadır.
Bununla birlikte kablolar, her gün yapılan milyonlarca kentler ya da ülkeler arası görüşmeyi sürdürmeye yeterli değildir. Böyle uzak kent ya da ülkelere ekonomik telefon hizmeti vermek için, bilim adamları özel telefon sistemleri geliştirmektedir.
Bu sistemlerden birisi, aynı anda bir çift tel üzerinde pek çok sayıda görüşme ya da ses kanalının taşınmasına olanak sağlar. Bu, aynı eksenli (Koaksiyel) kablo diye bilinen özel bir boru hattı kullanarak yapılır. 1970’lerin başlarında, böyle bir kablo kullanan telefon sistemleri herhangi bir anda 36.000 ses kanalını taşıyabiliyordu. Mühendisler 90.000 görüşmeyi bir anda taşıyacak geliştirilmiş bir aynı eksenli kablo hazırlamaya çalışıyorlardı.
Pek çoğu aynı eksenli kablo olmak üzere, 130.000 kilometre kadar kablo okyanusların diplerinde uzanmaktadır. Bu geniş ağ, Güney Kutup bölgesi dışında dünyanın bütün anakaralarını birbirine bağlar. 1886’da döşenen ilk derin deniz kablosu, Newfoundland ile İngiltere arasında haberler taşıyordu. Son zamanlarda geliştirilen derin deniz kabloları ile 6440 kilometrelik uzaklığa aynı anda 800 ses kanalı taşınabilmektedir.
Kablo kullanmayan diğer telefon sistemine “çok kısa dalga radyo rölesi” adı verilmektedir. Radyo dalgaları tanındıktan ve elektronik tüpler bulunduktan sonra, ses dalgaları radyo dalgalarına ve radyo dalgaları yeniden ses dalgalarına dö- nüştürülebiliyordu. Radyo dalgalan uzayda hareket edebilen elektromanyetik dalgalar (ışık ve ısı gibi) dır. Boyu 30 santimetreden daha küçük olanlara çok kısa dalga denir. Çokalsa dalgalar uzak yerlerle telefon görüşmelerine çok uygundur. Bunlar bir el fenerinin ışınları gibi hedefe yöneltilip yansıtılabilir. Böylece doğru hat’durumunda gidip gelirler. Çok kısa dalgalar bir röle istasyonundan diğerine gönderilir. Her röle istasyonu bunları yakalar, belli yöne doğru dar bir alan içinde odaklar ve bunları bir ilerideki röle istasyonuna gönderir ve bu böylece sürer. Bu şekildeki telefon görüşmesi binlerce kilometre uzaklarla yapılabilir.
En iyi telefon sisteminde, röle istasyonları yerine, yapay uydular kullanılır. İlk haberleşme uydusu 1962’de fırlatılan Telstar’dı.
Son zamanlarda geliştirilmiş haberleşme uydu sistemi, international Telecommunications Satellite Consortium (İntelsat) adıyla bilinen ve 77 uluslu bir grup tarafından örgütlenmiş bir kuruluşundur. Her Intelsat uydusu dünya yüzeyinden 35.887 km. yükseklikte yörüngesine yerleştirilmiştir. Bu yükseklikte uydu, dünyanın dönüş hızına eşit hızla dünya çevresinde ve aynı yerde kalarak döner. Dünya çevresinde uygun noktalara yerleştirilmiş üç uydu dünya üzerinde herhangi bir yerden görüşmeyi alıp bunu dünya üzerindeki herhangi bir yere taşıyabilir. İntelsat uyduları, gökte asılı duran çok büyük telefon santrallarına benzer.

Yorum yazın