Teknolojinin Gelişimi

Teknolojinin Gelişimi

Bilimsel düşüncenin tarihinde, araştırma için kendi içinde yok olma uğruha doğal olayları incelemek, daha açık bilgi edinmek arzusu için ileri atılmak, az görülür bir olaydır. Çoğunlukla başka etkenler de vardır, insanlar her zaman doğal dünyayla ilgili bilgi edinmek gereksinmesini duymuşlar ve çoğu kez bu merakı haklı göstermek için uygulamada birçok neden bulmuşlardır: önce doğanın içinde saklı bulunan tehdit ve tehlikelerden sakınmak, sonra da doğaya egemen olmak. Bu amaçlara ulaşmak için çağlardan günümüze değin, insanın kendi elleri ve uğraşıyla yaptıklarını kullanması, görünürdekiler arasında en etkilisi olmuştur. Doğal olarak, insan uygarlığının gelişmesinin belirli dönemlerinde, çeşitli yollar da denenmiştir. Özellikle, büyü aracılığıyla doğa ile ilişki kurmak için girişimler yapılmış ve bu yaklaşım normal olarak büyük bir teknik ilerlemeyle sonuçlanmıştır. Bununla beraber bu yol, diğer olumlu etkinlikleri harekete geçirmeye olanak sağlamış, adım adım araştırma alanlarının gelişmesine, simya, astroloji ve tıpla ilgili ilkel uygulamalarda olduğu gibi, kuramların genişlemesine neden olmuştur. Bunlar sonradan ilerlemiş ve temelden biçim değiştirmiştir. Sonuç olarak, bilimsel düşüncenin akışını buna eklemek son çözümdür. Bilim ve teknoloji arasındaki ilişki, belirgin bir biçimde kolayca tanımlanamaz ve daha sonraki ilerlemelerini düzenli olarak, önceden yapılan ilerlemelerin sonucu olduğu, zayıf bir tanımla, sınırlanamaz. Bu, büyük bir yanlış olurdu; tıpkı bütün bilim adamlarının, çalışmalarının her evresinde gözlerinin bir çeşit teknolojik uygulama üzerinde olduğunu söylemenin çok yanlış fikir vereceği gibi. Bilimsel araştırma ve teknolojik gelişme arasındaki bağ, aksine karmaşık ve içiçedir. Birçok uygulamalı başarı, kuramsal incelik bakımından doğrudan doğruya sorumlu olanların akıllarından başka desteğe sahip değildir. Benzer olarak, birçok bilimsel buluşun hiçbir zaman sonradan gelen pratik uygulaması yoktu. Eğer teknolojinin ileri ürünlerinin çoğunun kuramsal bilginin büyük ilerlemeleri tarafından desteklendiği doğruysa, bilimsel buluşların birçoğunun ancak teknolojinin uygun araştırma araçlarını sağlayabilmesinden sonra gerçekleştiği de o derece doğrudur. Bütün bunlar, bilim ve teknoloji arasındaki ilişkinin aşırı karmaşıklığını vurgular.

Bu yakın birlik, bilim adamı ve teknoloji uzmanını tanımlamayı ve birbirinden kesin olarak ayırmayı da güçleştirir. Eğer bir kişi bunu yapmayı denerse, o kişi yapay ve dengesiz tanımlamaları ortaya atma tehlikesine giriyor demektir. Bugünün ölçütü olan bir bilim adamı veya teknisyeni tanımlamak için, farklı dönemlerde, farklı derecelerde karşılaştırma yapan bireylere rastlanır, fakat onlar, çağdaşları tarafından bu özellikleri açısından güçlükle hatırlanıyorlar. Bu,’ eski Mısır’daki gözlemciler, Roma ve Yunan mimarları, Ortaçağ’daki çeşitli zanaatkarlar ve günümüz mühendisleri ve bilimsel araştırmacılar için geçerlidir. Bilim adamı ve teknoloji uzmanının bugün kesinlikle farklı olan işlevlerinin yakın ilişkide olduğu konusunda ısrar etmek tehlikeli vç belki de haksızlıktır: fakat bu belki, yaşamış olan bilim adamları içinde Eski Yunan düşünürleri için şüphesiz böyleydi. Bu insanlar, kendi belleklerini sadece kuram üzerine toplarken, tutsakların, her bakımdan elverişli olan doğanın düşünülebilir her işine girişmelerini gerekli bulurlardı; fakat uygarlığın yıkılması için savaştıkları zaman, kendilerine ait olan bilimsel başarıların tamamen etkisiz olduğu görüldü. Öte yandan Leonardo da Vinci, diğer dahiler arasında eşsiz bir örnek, bir bilim adamı ve teknisyen olarak, kendi yöntemiyle sorunların üstesinden geldi. Leonardo, insan etkinliğinin her yönünü benimsemesi nedeniyle, haklı nedenlerle bilimsel çağın sembolü olarak düşünülebilir.

Bilim ve teknoloji, biri diğerinden daha belirli ya da gelişme kaydederek, dünyanın yüzünü değiştirmiş ve insan yaşamının olaylarını gittikçe daha kararlı biçimde koşullandırmıştır. Önümüzdeki sayfalarda bu çok yönlü ve büyük başarının daha önemli görüntülerine bakacağız. İnsanın derece derece, karışık iletişim sistemleri ve hızlı ulaşımla, dünyanın, denizlerin ve göklerin nasıl efendisi olduğunu göreceğiz. Doğada varolan çeşitli enerji biçimlerini her an hizmete hazır, mekanik tutsak görevini üstlenen güçlü makineleri çalıştırmak için nasıl işleyip, yararlandığını göreceğiz. Ayrıca insan vücudunu tehdit eden hastalıklarla nasıl ve hangi yöntemlerle savaştığını göreceğiz. Şüphesiz bütün bu örneklerde olumlu ilerlemelerle karşılaştık. Doğa kuvvetleri üzerindeki egemenliğinin sayesinde uzaklıktan, iklim koşullarından, çevre tehlikelerinden doğan güçlükleri ve bir zamanlar öldürücü olan hastalıkları ortadan kaldıran insanoğlu, bugün daha korkutucu sorunlarla karşı karşıyadır. Dünyaya bakacak olursak, önemli kent merkezleriyle noktalandığını, kanallar, demiryolları ve karayollarıyla bölündüğünü, modern yöntemlerle büyük verim sağlandığını ve göklerinde sesten hızlı hava taşıtlarının uçtuğunu görürüz. Başka alanlarda ise, insanın hiç dikkate almadığı ya da önemsemediği bir takım felaketlerin varolduğunu gösterebiliriz. Her gün daha çok iç içe giren yer, gök ve deniz, çeşitli kirlenmeler yüzünden doğal koşullardan uzaklaşmakta ve yaşamaya elverişsiz duruma gelmektedir. Bazı hayvan türleri ortadan kalkmakta ya da sözü edilen tehlikelerle karşılaşmakta, daha da acısı, uygarlık ilerledikçe, ilkel insanların en son soyu da ortadan silinmektedir. Her zamandan daha fazla oranda insanoğlu açlık ve yoksullukla belirlenen düşük koşullarda yaşamaktadır. Ayrıca süper devletlerin elindeki atom depolarında, gezegenimizde tek bir canlı bırakmayacak miktarda bomba ve savaş donanımı vardır. Bu korkunç durum, teknolojinin başarısı olarak değerlendirilebilir mi? Şüphesiz ki, teknolojik gelişme bu durumun ortaya çıkmasına neden ve alet olmuştur, fakat bunun, teknolojik gelişmenin kaçınılmaz sonucu olduğunu söylemek tehlikeli olur. Bu konuda tam bir yargıya varmak güçtür. İyimserbir görüşle, şu anki gelişme durumumuzu sadece teknoloji ve bilime değil, bilim ve teknolojiyi kullanan, özellikle yönetimi elinde tutan kişilere bağlamamız gerekir. Yani herşeyden önce, insan soyunun yaşamını sürdürebilmesi, tarafsız insan ilişkilerinin daha da gelişmesine bağlıdır.

Etiketler: , ,

Yorum yazın