İNOVASYONDA YETKİNLİK İÇİN BİLİM VE TEKNOLOJİDE YETKİNLİK KAZANMAK

İNOVASYONDA YETKİNLİK İÇİN BİLİM VE TEKNOLOJİDE YETKİNLİK KAZANMAK
Bir ülkenin inovasyonda ki yetkinliği, yalnızca bilim ve teknolojiyi ekonomik yada toplumsal bir faydaya dönüştürmede göstereceği beceriye değil; bununla birlikte, bilim ve teknoloji üretmede göstereceği başarıya da bağlı olduğu içindir ki, başta sözü edilen Industrial Researc Institute ‘un bildirisindeki üç talepten ilki ‘teknolojik inovasyon’ la ilgili iken (ilkinde,”özel sektörün teknolojik inovasyon yapabilmesi ve rekabet gücünü sürdürebilmesi için ekonomik iklimin iyileştirilmesi.” Talep edilmektedir.) Üçüncüsü, “devletin bilim ve mühendislikte insan bilgisini ilerietmeyi hedef alan üniversiteler de akademik araştırmanın desteklenmesindeki güçlü rolünün sürdürülmesi” ile ilgilidir.
Geliştirdiği teknolojik inovasyon yeteneği ile dünya pazarlarında önemli bir paya sahip olan Japonya ve onun yolunu izleyen G.Kore, rekabeti üstünlüklerini sürdürebilmek için teknolojik inovasyonun ana bilgi kaynağını oluşturan bilimsel araştırmalarda da yetkinlik kazanma peşindedirler ve bu amaçla, ulusal planlar, araştırma program ve projeleri yürürlüğe koymuşlardır.
Bilimsel araştırma, ana bilgi kaynağı olmanın ötesinde, teknolojik inovasyon sürecinde yer alacak araştırmacıları yetiştirebilmek iiçin de mükemmel bir araçtır. Dahası, başta ABD olmak üzere, pek çok ileri sanayi ülkesinde görüldüğü üzere, yazılım, biyomedikal malzemeler, yeni biyoteknoloji, gen mühendisliği gibi ileri teknoloji alanlarında ortaya çok an yeni şirketlerin çoğu akademik araştırma kaynaklıdır; bu araştırmalarda bilgi ve deneyim kazanmış araştırmacı ve mühendisler bu şirketleri kurmuşlardı (pavitt, K., 2000a; 2000b; 2002). Nanoteknoloji, yapay doku mühendisliği, protein mühendisliği gibi yeni yükselen ileri teknoloji alanlarında bu gidiş daha da güç kazanacaktır.
Bilim, teknoloji ve inovasyon üçlü bir sarmalın kolları gibidir. Kollardan birinin yükselmesi diğerlerinin de yükselmesine bağlıdır. Bu bağlamda, inovasyon politikaları ile bilim ve teknoloji politikaları arasında tam bir bütünlük vardır ve çoğu durumda bilim ve tekoloji politikaları doğal olarak inovasyon politikalarında içermektedir. Bir ülkenin inovasyon politikasından söz edildiğinde, bu politikanın ardında, mutlaka bunu destekleyen bir bilim ve teknoloji politikası olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Gerçektende ikinci dünya savaşı sonrasında önceleri bilim politikaları daha sonrada bilim ve teknoloji politikalara olarak anılan bu politikalar incelendiğinde görülecektir ki ana motif, ülkenin Ar_Ge yeteneğinin artırılması olduğu kadar Ar_Ge sonucu ortaya koyan yeni bilimsel ve teknolojik bulguları, kısacası üretilen bilim ve teknolojiyi ekonomik ve toplumsal bir faydaya dönüştürme becerisini de kazanmak ve geliştirmektir. Bu nedenle sadece ‘inovasyon politikası’ da dense bundan anlaşılması gereken ‘bilim, teknoloji ve inovasyon politikası’ dır.
İnovasyon sürecinde Ar-Ge önemli bir yer tutar. Ancak firmaların hepsi Ar-Ge’ye yatırım yapacak güçte değildir. Özellikle küçük firmalar, varolan ihtiyaçları için en uygun teknolojiyi bulup adapte ederek inovasyon sürecine dahil ederler. Hiçbir şekilde şirket içinde teknoloji geliştirme yeteneği olmayan firmaların, gereksinim duydukları teknolojilerin tedarikçilerinin kimler olduğunu bilmeleri, bu tedarikçilerle bir ağ oluşturmaları ve bu teknolojileri etkin şekilde kullanmayı ve gereksinimlerine uyarlamayı bilmeleri gerekir.

Yorum yazın