İKTİSAT TEORİSİNDE TEKNOLOJİ VE İSTİHDAM

İKTİSAT TEORİSİNDE TEKNOLOJİ VE İSTİHDAM
Teknolojik değişim sürecinde kavramsal olarak üç aşama vardır: Buluş, yenilik, yayılma. Buluş ekonomide uygulanma potansiyeli olan yeni bir düşüncenin oluşturulmasıdır. Buluşların sıklığının bilimsel bilgi birikimi tarafından belirlendiği, buluşların zaman içinde adeta tesadüfi bir şekilde dağıldığı varsayılır. İkinci aşama, yenilik, buluşun ilk ticari uygulama aşamasıdır. Yeniliklerin geliştirilmesi büyük ölçüde yenilik yapan firmanın içinde bulunduğu teknolojik ve ekonomik koşullar tarafından belirlenir. Yenilikler belli dönemlerde ve sektörlerde yoğunlaşabilir çünkü köklü bir yeniliğin tüm teknolojik potansiyelinin kullanılabilmesi için genellikle pek çok tamamlayıcı yeniliklere ihtiyaç vardır. Başarılı, köklü bir yenilikten sonra teknolojik değişim “teknolojik yörünge” olarak tanımlanan belirli bir yol izler. Teknolojik değişme sürecinde üçüncü aşama, yeniliğin diğer işyerleri ve sektörlere yayılmasıdır. Teknolojik yeniliğin ekonomik etkisi, yeni teknoloji pek çok işyeri tarafından kullanılmaya başladığı için bu aşamada ortaya çıkar.
İktisatçılar teknolojik yenilikleri ikiye ayırmaktadır: Ürün ve süreç yenilikleri. Tamamen yeni bir ürünün ilk ticari üretimi veya mevcut bir ürünün kalitesini arttıran değişikler “ürün yeniliği” olarak tanımlanmaktadır. Süreç yeniliği ise mevcut bir ürünün yeni bir süreç ile üretilmesidir .
Gerçek yaşamda ürün ve süreç yenilikleri arasındaki ayrım çok net olmayabilir. Örneğin sermaye malı üreten sektörlerdeki bir ürün yeniliği, bu üretim aracını kullanan işyerleri için süreç yeniliği olmaktadır. Ayrıca bir ürün yeniliğinin uygulanması tamamlayıcı bir süreç yeniliği gerektirebilir. Tam tersi de geçerlidir. Bu zorluğa karşı ürün ve süreç yeniliği ayrımının kullanılmasında yarar vardır çünkü ürün ve süreç yeniliklerinin, yenilik yapan işyerine etkisi farklıdır. Bir ürün yeniliği yeni ürün için yeni bir piyasa yaratabilir veya mevcut ürüne olan talebi arttırabilir. Süreç yeniliği ise işyerinin maliyet yapısını etkiler. Süreç yenilikleri işyerinin üretim maliyetini düşürerek arzın artmasına yol açar. Böylece toplam arz da artmış olur.
Süreç yenilikleri sonucu maliyet yapısındaki değişmeler ekonometrik analiz yoluyla tahmin edilebilir. Fakat ürün yenilikleri üzerine kapsamlı veri olmaması ürün yeniliklerinin etkisinin incelenmesini güçleştirir.
Teknolojik değişmenin üretim üzerindeki etkisi, ilk yaklaşım olarak, neoklasik üretim fonksiyonu kavramı kullanarak inceleyelim. Üret,m fonksiyonu, teknolojik olarak etkin girdi ve çıktı bileşimlerini tanımlar. Üretim fonksiyonunu, eş-ürün eğrisi ile gösterelim. Eş-ürün eğrisi belirli miktarda ürün için kullanılacak teknikler setini tanımlar. Şekil-1’de eş-ürün eğrisi iki girdinin (işgücü ve sermayenin) olduğu bir üretim fonksiyonunda Q miktar çıktı üretmek için kullanılabilecek etki teknikleri göstermektedir.
Neoklasik teori, firmaların tüm üretim teknikleri hakkında eksiksiz bilgiye sahip olduğunu ve böylece işyerlerinin karlarını en çoklaştıran tekniği kullandıklarını varsayar. Bu bağlamda teknolojik değişme eş-ürün eğrisinin orjin noktasına doğru kaymasına neden olur diye tanımlanır. Şekil 1’de Q eş eğrisinin Q’ olarak kayması sonucu aynı miktarda çıktı daha az işgücü ve sermaye kullanılarak üretilebilmektedir. Örneğin A tekniğini kullanan bir firma teknolojik değişmeden sonra B tekniğini kullanarak aynı miktarda ürünü daha az işgücü ve sermaye ile üretebilecektir.

Şekil 1. Teknolojik değişme ve üretim fonksiyonları

2.1.Teknolojik Değişimin Yönü
Üretim fonksiyonundaki kayma paralel değil ise teknolojik değişimin yanlı olduğu söylenebilir. Aynı göreli girdi fiyatları düzeyinde teknolojik değişme sonucu işgücünün toplam çıktı içindeki payı değişmiyorsa veya aynı şekilde sermaye/işgücü oranı değişmiyorsa teknolojik değişme tarafsızdır. Teknolojik değişme sonucu işgücünün çıktı içindeki payı azalıyorsa veya sermaye/işgücü oranı artıyorsa teknolojik değişme işgücünden tasarruf etmektedir.
Şekil 2’de tarafsız ve işgücünden tasarruf eden süreçler görünmektedir. Karını en çoklaştıran bir firma süreç yeniliğinden önce A tekniğini, yenilikten sonra B tekniğini kullanmaktadır. (Firma karını en çoklaştırmak için, eş ürün eğrisinin eğiminin ücret/sermaye fiyatı oranına eşit olduğu noktadaki tekniği kullanacaktır.) Tarafsız değişmede karı en çoklaştıran tekniğin sermaye işgücü oranında bir değişme yoktur. İşgücünden tasarruf eden değişimde ise sermaye yoğunluğu (sermaye/işgücü oranı) artmaktadır (A ve B teknikleri). Değişim sonucu B tekniğini kullanan firma gerçekte A tekniğine göre aynı miktarda çıktı üretmek için daha az işgücü kullanmaktadır fakat bu değişim için “işgücünden tasarruf eder” denilmemektedir. Çünkü neoklasik iktisat tanımı işgücünün göreli kullanım düzeyine göre yapılmaktadır. Teknolojik değişme her iki girdiye olan talebi azaltabilir, fakat işgücünden tasarruf eden değişimde işgücü üzerindeki etki daha fazla olacaktır.

Şekil 2. Tarafsız teknolojik gelişme ve işgücünden tasarruf eden değişme

2.2. Teknolojik Değişmenin İstihdam Üzerine Etkileri
Teknolojik değişmenin istihdam üzerindeki etkisi, öncelikle değişimin tipine bağlıdır. Ürün yenilikleri daha çok talebi etkilerken, süreç yenilikleri maliyet yapısını ve böylece arzı etkilemektedir.bu iki yenilik tipinin etkileri basit bir arz talep çerçevesinde gösterilebilir.
Ürün yeniliği, talep fonksiyonun D’den D’ ’e kaymasına yol açarak denge üretim miktarını arttırır. Bu nedenle, sektör düzeyinde ürün yeniliği işgücü talebini arttırabilir. Ekonomi düzeyindeki etki ise bütün sektörler arsındaki etkileşime bağlıdır.Örneğin, yenilikten önceki ekonomi tam istihdam düzeyinde ise işgücü talebindeki artış gerçek ücretlerin artmasına yol açacak, böylece diğer sektörlerde istihdam azalacaktır. Bu durumda ürün yeniliğinin istihdam üzerindeki olumlu etkisi artan ücretler tarafından giderilecektir.
Süreç yenilikleri üzerinde durmaya çalışacağım. Süreç yeniliklerinin istihdam üzerindeki etkileri üç şekilde olabilmektedir: Firma(mikro), sektör(mezo) ve ekonomi(makro). Firma düzeyinde süreç yeniliği girdilerden tasarruf ettiği için, b,r,m üretim maliyetini düşürür. Süreç yeniliğinin ilk etkisi işgücünden tasarruf edilmesi olacaktır. Bu nedenle firma düzeyinde yapılan çalışmalarla teknolojik gelişmenin işgücü talebini azalttığı

Şekil 3. Ürün ve süreç yeniliklerinin arz ve talep fonksiyonlarına etkisi

yolunda sonuçlar elde edilmesi olağandır. İşgücü talebindeki düşme, teknolojik değişmenin hızı ve yönü,girdiler ikame esnekliği gibi çeşitli etkenlere bağlıdır.

Yenilik yapan firma maliyetini düşürdüğü için, fiyatı da düşürerek satış miktarını ve karını arttırabilir. Düşük fiyatlarda rekabet edemeyen firmalar üretimlerini düşürecek, istihdamı azaltacak ve hatta kapanabilecektir. Bu durumda yeni teknoloji, o sektördeki çıktının daha büyük kısmının yeni teknoloji kullanılarak üretilmesi anlamında, yaygınlaşmış olacaktır. Etkin çalışamayan işyerlerindeki istihdam kaybı, daha etkin olan, yeni teknolojiyi kullanan işyerlerinin büyümesi ile kısmen telafi edilecektir. Sektör düzeyinde net istihdam etkisi ürüne olan talepteki artışa bağlıdır, talep artışı da talebin fiyatın esnekliği, ölçek ekonomileri, yenilik yapan firmanın piyasa gücü, uluslararası rekabet ve teknolojik değişmenin hızı ve yönü tarafından belirlenir. Köklü teknolojik değişim durumunda üretim maliyeti büyük ölçüde düşürülecek ve toplam arz fonksiyonu büyük ölçüde sağa doğru kayacak, sonuç olarak ürünün fiyatı düşecek ve toplam üretim miktarı artacaktır. Sektörel istihdam ancak üretim artışı birim işgücü ihtiyacındaki düşmeden daha yüksek olduğu durumda artacaktır. Yenilik yapan firma piyasada tekel haline gelirse, tekelci kar elde etmek için ürün fiyatının düşmesini kısıtlayacaktır. Bu durumda üretim artışı ve dolayısıyla istihdam artışı daha az olacaktır. Belirli bir fiyat düşüşünde, talepteki artış talebin fiyat esnekliğine bağlıdır. Talep esnek ise ürün fiyatındaki küçük bir düşme bile talebi büyük ölçüde arttırabilecektir. Uluslararası rekabet de teknolojik değişmenin istihdam üzerindeki etkisini belirleyen faktörlerden birisidir. Yerel firmalar süreç yeniliği sonucu uluslar arası piyasalardaki payını arttırabilirlerse, üretim ve istihdamda da bir artışı sağlayacaktır.
Süreç yenilikleri büyük bir olasılıkla işyeri düzeyinde işgücü talebini azaltacaktır. Fakat bu olumsuz etkiyi zayıflatabilecek bazı telafi mekanizmaları da mevcuttur. Firma verili toplam talep durumunda piyasa payını arttırarak, veya iç ve dış fiyatı düşürüp talebi, üretimi ve istihdamı arttırabilir. Bu nedenle süreç yeniliğinin sektörel düzeydeki istihdam etkisi teorik olarak belirsizdir:Süreç yeniliği, birim girdi gereksinimini büyük ölçüde düşürürse veya işgücünden tasarruf etme eğilimi güçlü ise istihdam da azalmaya yol açabilir. Piyasa ve talep yapıları da önemlidir: Üretim artışı sonucu istihdamdaki telafi edici artış monopolist piyasalarda ve talebin fiyat esnekliğinin düşük olduğu durumlarda daha az olacaktır.
Yeni teknolojinin istihdam üzerindeki etkisi ancak makro düzeyde, sektörler arasındaki bağlantılar ve ekonomi düzeyindeki telafi mekanizmaları gözönüne alındığında tam olarak değerlendirilebilir. Makro düzeyde beş telafi edici mekanizma vardır. İlk olarak, süreç yeniliği büyük bir olasılıkla ürün fiyatında bir düşmeye yol açacaktır. Bu durumda bu ürünü kullanan sektörlerin üretim maliyetleri düşecek ve üretim miktarları artacaktır. Ayrıca süreç yeniliğinin diğer sektörlere yayılması da mümkündür. İkici olarak yenilikleri genellikle yeni makine ve teçhizat için talep yaratırlar. Ayrıca yenilik sonucu artan üretim için yeni yatırımlara ihtiyaç vardır. Böylece sermaye malı üreten sektörlerde de talep ve istihdam artışı beklenebilir. Yeni yatırım talebinin istihdam yaratıcı etkisi yapılan çalışmalarla ortadadır. Üçüncü olarak, ürün fiyatlarındaki düşüş sonucu gerçek ücretler artacak, böylece tüketim malları talebinde de bir artış meydana gelecektir. Bu nedenle, tüketim malları sektöründe de istihdam artışı beklenebilir. Dördüncü olarak, işgücü piyasaları da önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin neoklasik iktisatçılar yeni teknolojinin istihdam kaybına yol açmayacağını, çünkü ücretlerdeki ayarlamalar yoluyla işsizliğin ortadan kalkacağını ifade etmektedirler. Bu önemeye göre yeni teknoloji sonucunda işsizlik olursa ücretler düşecek, ücretlerin düşmesi firmaların karlılığını arttıracak, karlı firmalar üretimlerini ve işgücü taleplerini arttıracaklardır. Böylece işgücü piyasalarındaki ayarlamalar sonucu teknolojik işsizlik ortadan kalkacaktır. Bu noktada Vivarelli’nin “Pigou etkisi”ne değinmekte yarar vardır. Buna göre; süreç yeniliği sonucunda gerçekleşen fiyat düşüşleri para talebini azaltacak, bu durum faiz oranlarının düşmesine ve yatırımların dolayısıyla istihdamın artmasına yol açacaktır.
İstihdama ilişkin en önemli gerçeklerden biri, uzun dönemde haftalık çalışma süresinin kısalmasıdır. Diğer telafi edici etkilerin etkisi ne olursa olsun, süreç yeniliklerinin getirdiği üretkenlik artışları, daha az çalışılmasına olanak sağlamaktadır. Bu nedenle haftalık çalışma süresindeki azalma uzun dönemdeki en önemli telafi edici mekanizma olarak görünmektedir.
Yeni teknolojinin makro etkilerinin değerlendirilmesi için (hanehalkı ve sermaye piyasası dahil) tüm sektörler arasındaki etkileşimin modellenmesi gereklidir. Böyle bir değerlendirme çok büyük boyutta modelleme ve veri derleme çalışmasına ihtiyaç duyar.

Yorum yazın