BİLİM TEKNOLOJİ VE ÜNİVERSİTELER

BİLİM TEKNOLOJİ VE ÜNİVERSİTELER
Bilim bir süreç olup, sürekli üzerinde bir sistem dahilinde çalışılması gerekir. İnsanın bu süreçten elde etmiş olduğu birikim, tüm zamanların birikimi olarak günümüz insanları için hem kolay hem de çok zor bir dünya oluşturulmasına neden olmuştur. Çağımızın medeni toplumları arasında yer alabilmek,refah ve bilgi seviyesinin gelişmiş toplumlar düzeyinde olmasını gerektirmektedir.
Teknoloji ve onun kaynağını oluşturan bilimin doğrudan bir üretici güç haline gelmiş olması,çağımızın ayır edici özelliğidir. Artık üretimde yetkinlik,bilim ve teknolojide yetkinlik olarak anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bilim ve teknoloji,ekonomik büyüme ve toplumsal refah açısından stratejik bir önem kazanmıştır. Ülkelerin bilim politikaları da,bu değişime paralel olarak, “bilim ve teknoloji politikaları” haline gelmiş ve bu politikalar,bütünüyle,ekonomiye ve toplumsal yaşama ilişkin kavramlarla örülmeye başlanmıştır.
Gelişmiş ülkelerde yapılan bilimsel araştırmalar,bu araştırmalar sonucunda geliştirilen yeni teknolojiler ve bu teknolojilerin yeni üretim ve ürün teknolojilerine dönüşmesi süreçleri,iç içe,birbirini takip eden süreçler olarak ortaya çıkmaktadır.ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkeler bu kategoride yer almaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu süreçlerin entegrasyonu zayıftır. Türkiye gibi dünya bilim literatürüne katkısı az olan ülkeler ve hatta eski SSCB ve Hindistan gibi dünya bilim literatürüne katkısı yüksek ancak bu birikimi toplumsal refaha dönüştürememiş ülkeler ikinci sınıfa giren ülkeler olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’nin bilim alanında yetkinleşmesinin,teknolojide yetkileşmesi içinde sağlam bir temel oluşturacağı çok açıktır. Çünkü çağımız teknolojisinin kaynağı bilimsel bilgidir. Aslında bu tek yönlü işleyen bir süreç değildir. Teknolojide kaydedilen ilerlemenin,bilimsel bilginin sınırlarını genişletmede büyük bir etken olduğu bilinen bir gerçektir.
Yetişmiş insan gücünü nicelik ve nitelik olarak artırmaya,eğitim ve öğretime yine onunla entegre olarak işleyecek ve gelişecek olan AR-GE faaliyetlerine gerekli kaynaklar sağlanmalıdır. Bilim ve teknoloji yeteneğinin yükseltilmesi ve bunu sağlayacak insan gücünün yetiştirilmesi ile teknolojide yenilikler ve buluşlar yapabilecek aşamaya ulaşılması çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Ülkenin sahip olduğu finansman kaynaklarının yönetimine ilişkin politikalar belirlenirken,birincil alan;toplumsal,ekonomik ve uzun dönemdeki ulusal çıkarlarımız açısından önemli olan bilim,teknoloji,eğitim ve öğretim ile AR-GE alanları olmalıdır.
Pazar yönelimli,yenilikçi süreçler,her şeyden önce,ülkenin kendi bilim sisteminde bulunabilecek olan sağlam bir bilgi temelinde,üniversitelerde ve kamu araştırma kurumlarında yapılan ve büyük ölçüde kamu kaynaklarınca desteklenen temel araştırmalara dayandırılmalıdır.
Bilimsel ilerlemeler,teknik yeniliklerin (inovasyon) de başlıca kaynağıdır.

Yorum yazın