Verimlilik Nedir – Verimlilik yönetimi

VERİMLİLİK
İlk kez XVI. yüzyılda Agricola tarafından kullanılan (Gürçay, 1985, s. 28) verimlilik (productivity) teriminin ulusal refahı arttırmadaki rolü, bugün herkes tarafından kabul edilmektedir. İster gelişmiş, isterse gelişmekte olan, serbest piyasa ekonomisi ya da merkezi planlama uygulayan tüm ülkelerde ekonomik gelişmenin temel kaynağı verimlilik artışıdır. Buna karşın, gelişmenin yavaşlaması, durgunluk ve gerilemeye ise daima ya verimlilik ya da verimlilik artışındaki düşme eşlik etmekte, ya da neden olmaktadır. (Prokopenko, 1998, s. 1). Çoğu kimse için kaynakların etkili kullanımı, yalnızca teknoloji ve kurumun geliştirilmesi anlamına gelir. Oysa insan faktörünün de bu etkileşime dahil edilmesi toplam verimlilik artışına yol açacaktır. Sözünü ettiğimiz bu faktörlerin kullanıldığı ve verimlilik artışının gerçekleştiği yer işletme ya da firmadır.
İşletmeler, ekonomik yönleri en güçlü olan kuruluşlardır. Dolayısıyla bu yönlerini insanlar için fonda yaratmak amacıyla kullanılmalıdır. Bu kullanımın rasyonel olmaması ve işletmenin sürekli değişen çevreye uyum sağlayamaması durumunda çok etkili ve kendini işine adamış yöneticiler bile ayakta kalamazlar. Değişimin kavranması ve yönetimi verimlilik artışında yaşamsal bir rol oynar. (Prokopenko, 1998, s. 1) İşte bu nedenle, belirli bir teknik güce de sahip olan işletmeler, en az harcamayla (örnek; zaman, enerji, hammadde gibi) üretimde tutulmalıdır. Maddesel anlamda bu güç, verimlilik gücüdür. Verimlilik, temelde üretim içi bir düzen ve uyumun sonucu olarak görülmektedir. Bir işletmede üretim öğeleri arasında her yönüyle uyum varsa hiçbir öğede aylak üretim gücü kalmayacak ve her üretim öğesinin verimi en çok ölçüyü bulacaktır (Demir vd. 1995, s. 13)
Genel bir tanımlama yapılırsa, verimlilik, bir üretim yada hizmet sisteminin ürettiği çıktı ile, bu çıktıyı almak için kullanılan girdi arasında ilişkilidir.
Bu nedenle verimlilik, çeşitli mal ve hizmetlerin üretimindeki kaynakların etkin kullanımıdır. (Prokopenko, 1998, s. 3)
Verimlilik, kelime anlamı olarak karşılığı Fransızca’dan alınma “productivite”nin dilimizde “prodüktivite” olarak kullanılmasıyla adlandırılmakta ve bu işlerle ilgili olarak 17.04.1965 gün ve 580 sayılı yasa ile kurulan resmi devlet organının da adı Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) olarak geçmektedir.
Bu genel kullanım aslında yanlıştır. “Verimlilik”, İngilizce’deki “productivity” kelimesinin dilimizdeki anlamsal karşılığıdır. Ancak, kelimenin sözlük karşılığı, “üretkenlik” olarak verilmektedir ve üretkenlik ile verimlilik farklı kavramlardır. Üretkenlik, genel olarak bir yeteneği tanımlar. Bu anlamda, iş yapabilme yeteneğine sahip üretim faktörleri kombinasyonuna ait bir özelliktir. Dolayısıyla verimlilik bir ölçü olarak performans göstergeleri içerisindeki yerini alırken, üretkenlik de bir özellik olarak ifade edilmektedir. (Kuruüzüm, 1992, s. 9)
Benzer bir yaklaşım da Fransızca dilinden alınan “productivite” sözcüğü üzerine yapılmıştır. “Productivite”, “produire” kökünden türetilmiş bir kelimedir. Üretmek anlamındaki bu kelime “productivite” ile “üretebilme yeteneği” anlamlara gelir. Dilimizde “üretme”, “üretebilme yeteneği” ve “verimlilik” farklı anlamlara gelmektedir. Verimlilik bir sonuç göstergesi olup, üretebilme yeteneğinin gerçekleşmesi ile meydana gelir (Gürsoy, 1985, s. 10). Bu tanımlamalar neticesinde verimlilik kavramı ile produktivite kavramı aynı anlamda kullanılmamalıdır.
Özellikle 1960’lı yıllarda teknolojik gelişmelerin tek başına arzu edilen ekonomik büyüme ve gelişmeyi gerçekleştirmeye yeterli olmadığını fark eden, işletme yöneticileri, fiziksel ve insan gücü kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlamak için, verimliliği arttırıcı faktörlere daha fazla önem verme gereği duymuşlardır (Witt, 1978, s. 1)
Verimliliğin gerek makro ve gerekse işletme düzeyinde değişik açılardan büyük önem taşımasına, sözcüğün XVI. yüzyıldan bu yana kullanılmasına karşın, bugün dahi üzerinde tam bir görüş birliği sağlanmış tanımının uygulamamış olduğu görülmektedir. Ancak, verimlilik kavramı çok değişik biçimlerde tanımlanmakla beraber, tüm tanımların ortak özelliği, verimliliğin “belirli bir zamanda üretim faktörlerine ve özellikle iş gücüne isabet eden üretim miktarı” olarak kabul edilmesidir. (Doğan, 1987, s. 19)
Çok kullanılan ve genellikle performans kavramıyla karşılaştırılan (aynı anlamda kullanılabilen) bu kavramın bir çok tanımı yapılmıştır. Bunlardan bazıları şöyle ifade edilmişlerdir:
 Verimlilik, çıktı (üretim sonucu) ile çıktının üretiminde kullanılan girdiler (üretim öğeleri) arasında ilişki kuran bir kavramdır. En basit anlamda verimlilik, elde edilen toplam fiziksel gelirin fiziksel gidere oranıdır. (Demir vd., 1985, s. 13)
 Verimliliğin ölçülebilir (teknik) tanımı, bir üretim ilişkisinde mal veya üretim miktarları ile bu mal veya hizmet üretimini sağlayan kaynakların miktarı arasındaki ilişkisidir. Bir nedenle verimlilik, çeşitli mal veya hizmetlerin üretimindeki emek, sermaye, arazi, bilgi gibi üretimden önce de sonra da var olan kalıcı üretim faktörleri (kalıcı girdiler) veya üretimden önce var olan, ancak üretim esnasında ürünün bünyesine geçerek yok olan hammadde yarı mamul, malzeme, enerji gibi üretim faktörleri (girdiler) için tek tek ölçülebilir (Karacaer, 1998, s. 3)
 Üretim işlemine dahil olmuş öğelerin, karşılıklı etkileşim sonunda, hasılası optimal noktaya çıkaracak bir miktar (quatity – kantite) ilişkisi içinde olmalarına “verimlilik” denir. (Gürsoy, 1985, s. 3)
 Verimlilik minimum olanaklarla maksimum sonuçları çözümlemeye çalışan bir ekonomik prensiptir. Geniş anlamda ise “sonuçlar/olanaklar” biçiminde bir oranıdır. (Küçükberksun, 1976, s. 168)
 Kabu, verimliliği üretkenlik olarak ele almakta, “üretim faktörlerini en uygun biçimde kullanarak gerçekleştirilen üretim düzeyi veya daha kısa bir ifade ile, fert başına yaratılan fayda” olarak tanımlayarak bu tanımın en az iki üretim döneminin birbiriyle kıyaslanması sonucu bir anlam ifade edebileceğini belirtmektedir. (Kabu, 1987, s. 4)
 Kavunanbaşı, (1995, s. 10) “çıktı/girdi” oranı veya ilişkisi şeklinde yapılan verimlilik tanımının dar olduğunu ileri sürmekte ve verimliliği, örgütsel amaçların gerçekleştirilmesinde kalite, zamanlama ve maliyet – etkililik olarak tanımlamaktadır. Bu anlamda, verimlilik yalnızca sistemin fiziksel anlamda çıktılarına bağımlı kalmamaktadır. Başka bir anlatımla, üretilen çıktı miktarı değişmese de, çıktının kalitesinin yükseltilmesi verimliliği de yükseltecektir.
 Yüksek verimlilik, aynı miktar kaynakla daha çok üretmek ya da aynı girdiyle daha çok çıktı elde etmektir. Verimlilik, aynı zamanda sonuçlarla, bu sonucu elde etmek için harcanan zaman arasındaki ilişki olarak da tanımlanabilir. Zaman çoğu kez evrensel bir ölçü olduğu ve insan denetimi dışında kaldığından iyi bir faydadır. İstenen sonucu sağlamak için harcanan zaman azaldıkça, sistemin verimliliği artar. (Prokopenko, 1998, s. 3)
 Aynı nitelikteki ve nicelikteki çıktıyı daha az kaynakla elde etmek ya da aynı kaynak kompozisyonu ile tanımlanmış daha fazla çıktıyı elde etmektir. (Kuruüzüm, 1992, s. 1)
 Hangi düzeyde ele alınırsa alınsın verimlilik, sonuç itibariyle belirli bir dönemde yaratılan çıktılarla kullanılan girdiler arasındaki orandır. (Kuruüzüm, 1992, s. 12)
 Verimlilik çıktının elde edilmesinde kullanılan girdi bileşimi ile çıktı arasındaki orantıdır. (Guzzo, 1988, s. 63) Buradan da anlaşılacağı üzere, ortalama verimlilik yalnızca bir girdi türü değil, bu girdiler bileşimi için de tanımlanabilir.
 Anonim bir tanımlamaya göre verimlilik, mümkün olan en düşük kaynak harcaması ile en yüksek sonuca ulaşmaktır.
 Drucker’a göre verimlilik, en az çaba ile en çok çıktıyı verebilecek bütün üretim kaynakları arasındaki dengedir. (1977, s. 44)
 Verimlilik, çıktının girdiye oranı olup kaynakların ve ölçüde etken ve etkili kullanıldığına ilişkin bir ölçüdür. Örgütsel performansın daha çok fiziksel bir ölçümüdür. (Lawlor, 1985, s. 290)
 Verimlilik, bir üretim sürecinde her ikisi de fiziksel büyüklükler ile ölçülen kullanılan kaynaklar başına mal ve hizmet çıktılarıdır. Verimlilik, bir maliyet merkezi veya tek bir ürün ölçülebileceği gibi, tesis, teşebbüs, endüstri veya ulusal ekonomi düzeyinde de ölçülebilir. (Sedler, 1982, s. 2 – 3)
 Verimlilik, mevcut üretim sürecinde uygulanan yöntemlerde, girdi miktarında, üretim kapasitesinde, çıktı karmasında oluşan tüm değişimlerin “çıktı/girdi” ilişkileri düzeyinde göstermesidir. (Akal, 1996, s. 25) Bu değişimler kabaca üç biçimde görüntülenir:
1. Aynı girdi ile daha çok çıktı sağlamak
2. Aynı çıktıyı daha az girdi ile sağlamak
3. Çıktıyı girdi artışından daha yüksek düzeyde arttırmak
 Formülasyonun da sırasında kullanılan iş gücü, makine ve amaç gibi üretim araçları, hammadde, malzeme, enerji gibi tüm üretim etmenleri hesaba katılıyorsa, “toplam verimlilik” ya da “toplam faktör verimliliği” bulunur. Ancak bu tür verimliliğin hesaplanması güçlük gösterdiğinden pek kullanılmamaktadır.
Bunun yerine uygulamada üretime katılan temel etmenlerden biri, toplam üretime oranlanarak bulunan “kısmi verimlilik” kullanılmaktadır. (Can, 1991, s. 238)
 Mali (1978, s. 6) ve Bain (1982, s. 4 ve s. 31) çalışmalarında etkinlik ve etkililik kavramıyla da verimlilik tanımını şu şekilde yapmaya çalışmışlardır.
Verimlilik = elde edilen çıktı/kullanılan girdi
= Başarılan performans / Kullanılan kaynaklar
= Etkililik / Etkinlik
 Kuruüzüm, (1992, s. 4) bu tanımlamalara ek olarak bazı kronolojik verimlilik tanımlarını şöyle listelemiştir.
Littre (1983) – Üretme Yeteneği
Early (1900’ler) – Ürünler ile onun üretiminde kullanılan kaynaklar arasındaki ilişki
OEEC (1950) – Çıktının üretim faktörlerine bölünmesi ile elde edilen oran
Davis (1955) – Kullanılan üretim faktörlerine göre elde edilen ürün miktarındaki değişim
Kendrick ve Cramer (1965) – Kısmi, toplam faktör ve toplam verimlilik kavramları ile yapılan tanımlamalar
Sumoth (1979) – Toplam verimlilik, gerçekleşen çıktının kullanılan girdiye oranıdır.
Kendrick ve diğerleri (1980) – Temel iş gücü ve insan dışı kaynakların fiziksel birimlere çevrilerek çıktılarla karşılaştırılması
Bain (1982) – Çıktıların kendileriyle ilgili bir takım girdilere oranıdır.
Kopelman (1986) – Üretim sürecinde kullanılan bir veya daha fazla fiziksel girdi ile yaratılan fiziksel
Sözü edilen bu tanımlamalardan sonra, verimliliğin formal ile gösterilişi şöyledir;
Verimlilik = Çıktı/girdi
= Üretim Sonucu/üretim öğeleri
Bu oranın hesaplanmasında, ölçümü yapılan sistemin çıktı ve girdilerinin belirlenmesi için sistemin sınırlarının tanımlanmış olması ve dönem süresinin belirlenmesi önemlidir. Verimlilik oranları belirli bir dönem sonunda gerçekleşen etkinlikleri değerlendiren, işletmede neyin ne kadarla üretildiğini gösteren araçlardır.
Verimlilik kavramının bir çok yaygın kullanım alanı bulunmaktadır.
Bunlar:
 Ekonomi kuramı açısından, en dar anlamda verimlilik, üretim sürecinde boşluk olmadan verilen bir takım girdiler ile en yüksek üretimin sağlanmasıdır.
 İktisadi açıdan verimlilik, kaynak kullanımının etkinliğidir.

Mühendislik açısından verimlilik;
a. Gerçekleşen çıktının arzulanan çıktı ile karşılaştırılması, başka bir deyişle, ortaya konulan çıktının arzulanan (planlanan) çıktıya oranlanmasıdır. (Demir vd., 1995, s. 14)
b. Bir üretim sürecinin potansiyel çıktıları ile gerçekleşen çıktıları arasındaki etkinlik olarak değerlendirilmektedir. (Ghodian ve Husband, 1990, s. 1435)
Teknolojik olarak verimlilik, üretimde kullanılan girdilerle yaratılan çıktılar arasındaki orandır. (Ghadian ve Husband, 1990, s. 1435)
Daha önce “toplam faktör (öğe) verimliliği (TFV)” ve “kısmi verimlilik (KV)” olarak ikiye ayırdığımız bu kavramı ilgili ifadelere göre yeniden formüle edebiliriz.
2.1.1. Toplam Faktör Verimliliği
TFV = Toplam Üretim Miktarı / Üretimde kullanılan Toplam üretim öğeleri
= Toplam çıktı / toplam girdi
2.1.2. Kısmi Verimlilik ise:
İşgücü verimliliği = Toplam üretim / Toplam iş gücü girdisi
Sermaye verimliliği = Toplam üretim / Toplam sermaye girdisi
Makine verimliliği = Toplam üretim / Toplam makine girdisi
İşletme ekonomisi açısından verimlilik, hem miktar, hem de tutar olarak belirlenebilir.
Bir işletmede verimliliğin aynı kalması, artması veya azalması aşağıdaki durumlarda gerçekleşebilir. (Haftacı, 1988, s. 71, 72)
Bir işletmede şu durumlarda verimlilik değişmeli
Aynı üretim = Aynı üretim öğeleri
Üretimde artış = Üretim öğelerinde aynı oranda artış
Üretimde azalış = Üretim öğelerinde aynı oranda azalış
Verimlilik Şu Durumlarda Artar:
Aynı üretim = Daha az üretim öğesi
Üretimde artış = Aynı üretim öğesi
Üretimde artış = Üretim öğelerinde daha az artış
Üretimde azalış = Üretim öğelerinde daha çok azalış
Verimlilik Şu Durumlarda Azalır:
Aynı üretim = Daha az üretim öğesi
Üretimde azalış = Aynı üretim öğesi
Üretimde azalış = Üretim öğelerinde daha az azalış
Üretimde azalış = Üretim öğelerinde daha çok artış
Bütün bu tanımlamalara rağmen verimlilik, “verim” ile ve “karlılık”la da karıştırılmaktadır.
Verim, yüksek kaliteli malları mümkün olan en kısa sürede üretmektir. Oysa bu mallara gereksinme olup olmadığını da dikkate almak zorundayız.
Karlılık, verimlilikte düşme olmasına rağmen fiyatların yükselmesi nedeniyle kendiliğinden de oluşabilir. Öte yandan, verimli üretilen her mala mutlaka talep olmayacağından, yüksek verimlilik, yüksek kar elde etmek demek değildir. (Prokopenko, 1998, s. 5)
2.1.3. Verimliliğin İşletmeler Açısından Önemi
Bir ülkede yaşam düzeyini belirleyen en iyi ölçülerden biri de verimliliktir. Daha az çaba ile daha fazla çıktı elde etmeyi başaran ülkelerin arzulanan refah seviyesine ulaşmaları hiç de zor değildir.
İşletme ekonomistleri tüm ülke ekonomisine ilişkin verimlilik projeksiyonlarının gerek ulusal ekonomideki büyüme hızını, gerekse bireysel işletmelerin Pazar potansiyellerini belirlemede hareket noktası olduğu görüşü etrafında birleşmişlerdir. Bu belirlemeye rağmen bir işletmenin, bir üretim biriminin, bir ürünün verimlilik performansını ölçmede şimdiye kadar kalıcı ve net bir yöntemin olmadığı da bir gerçektir. Mevcut yöntemlerle yapılan verimlilik ölçümlerinin işletmelerde şu yararları sağladığını söyleyebiliriz.
İşletmenin belirli bir dönem sonundaki başarı derecesini gösterir.
Verimlilik, teknoloji kullanımı ile orantılı olduğundan, işletmenin teknoloji kullanma düzeyini gösterir.
Serbest rekabete dayalı bir ekonomide işletmelerin uzun dönemdeki karlılık oranları belirlenerek gelecek planlaması yapılabilir.
Verimlilik ölçümleri işletme yöneticileri için etkin bir denetim mekanizması olarak kullanılabilir.
Verimliliği arttırmak için her ne koşulda olursa olsun yapılması gerekenler ve bu gerekliliğin sonuçları bir spiral şeklinde ifade edilebilir. Kısaca verimlilik ya da üretkenlik spirali adı verilen yol şu şekilde oluşturulabilir.

Şekil 1: Verimlilik (Üretkenlik Spirali)
2.1.4. Verimlilik Sınıflandırılmaları
Verimliliğin sadece üretimde uygulanabileceği düşüncesi uzun bir süreden beri değişmiştir. Gerçekte verimlilik, hizmetler, özellikle bilgi dahil herhangi bir örgüt ya da sistem için de söz konusudur. Bu nedenle verimliliğin niteliksel boyutundan bahsetmek mümkündür.
Niceliksel verimlilik, ölçülebilir girdi ve çıktı ilişkisini ortaya koymakta olup, ölçümü kolaydır. Niteliksel verimlilik ise ölçümü oldukça zor olan ve hizmet sektöründeki işletmelerin müşterilerine hizmet verebilme becerisini ifade etmektedir. Ölçümü çok zor olan ama önemi giderek artan niteliksel verimliliği ölçmede kullanılan ölçütler üç grupta toplanabilirler. (Jeot ve Shortell, 1983, s. 427)
 Yapısal ölçütler olarak adlandırılan örgütün iç yapısı ve çalışanları ile ilgilidir.
 Süreç ölçütleri olarak adlandırılan örgütsel etkinliklerin ne derecede ve uygunlukta gerçekleştirildiği ile ilgilidir.
 Sonuç ölçütleri olarak adlandırılan üretim süreçlerinin sonuçları ile ilgilidir.
2.1.5. Hizmet Sektöründe ve Bankacılıkta Verimlilik
Temel amacı kazanç elde etmek olmayan örgütlerin bile faaliyetlerini ekonomik yaklaşımlar doğrultusunda sürdürmeleri kaçınılmazdır. Yeni kazanç amacı gütmeyen ve sosyal nitelikleri daha ağır basan kuruluşlar (non-profit organizations) bile ayakta kalabilmek, daha iyi hizmet verebilmek için ekonomik ilişkilerinde ölçülü ve hesaplı olmak zorundadırlar. Çünkü bu örgütler, kazanç amacı gütmeseler bile, diğer örgütler gibi toplumun kat kaynaklarını kullanmaktadırlar ve kendilerine ayrılan kaynakları akılcı biçimde kullanmalıdırlar.
Bu kuruluşlarda görev yapan yöneticiler, kendi işverenlerine, üstlerine ya da örgütlerinin bağlı olduğu üst kurumlara, örgüte maddi ve sosyal yardım sağlayan destekçilere karşı sorumludurlar. Hizmet kullananlara karşı sorumluluk, (tüketici sorumluluğu), toplumsal sorumluluk gibi sorumluluklar da bir anlamda örgütsel amaçların başarılması için yöneticilerin başında “Demokles”in Kılıcı” gibi durmaktadır.
Yasal sorumluluklarla da pekiştirilen bu baskı ortamı, yöneticileri etkili ve verimli çalışmaya zorlamakta ve yönetmektedir. İşletme yöneticileri, örgütsel performanstan sorumlu olan ilk birimdir. Yönetici çevresel değerleme, strateji belirleme, politika değiştirme rollerine sahiptir. Yöneticilerin bu rolleri gereği gibi yapması soncu örgüt başarısı gerçekleşebilir. Başarılı bir yönetim için de sistemin “Girdi – Dönüşüm – Çıktı” aşamalarından oluşan geri bildirim sürecinin bir “Karar Destek Sistemi” olarak değerlendirilmesi gerekir.

Şekil 2: Temel Geri Bildirim Süreci
Yapılan araştırmalar, yönetim uygulamalarının verimliliği arttırıcı etkisinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Yönetim işlevi olarak düzeltici ve önleyici anlamda koordinasyon ile verimlilik arasında güçlü bir ilişkinin bulunduğu ortaya konulmuştur. (Longest, 1974, s. 64 – 78)

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın