TAHKİM ( KONSOLİDASYON )

TAHKİM ( KONSOLİDASYON )

1 – Tahkimin Tanımı

Borçların konsolidasyonu deyince “kısa vadeli borçların , uzun vadeli yada süresiz bir borç haline getirilmesi anlaşılır.” Böyle olunca , kısa vadeli olarak verilmiş olan ödünçler , zamanında ödenemezse “donmakta” ve ekonomi üzerinde bir çeşit uzun vadeli borç ortaya çıkmış olmaktadır . Bu durumun saptanması anlamında zaman zaman kısa vadeli borçların “birikmiş ve donmuş” bakiyeleri uzun vadeli hale getirilmektedir .
Bunun sonucu da herşeyden önce , kısa vadeli ödenememiş bu borçların ödenememesi sonucunun verdiği borçluluk durumu ortadan kalkmakta ve bu durumun yarattığı sakıncalar ve mali sıkıntı giderilmiş olmaktadır ; görüldüğü gibi , daha çok dalgalı borçlar için uygulanmaktadır .

Bu şekilde süresi dolmuş yada kısalmış olan devlet tahvilleri , daha uzun vadeli tahvillerle değiştirilmektedir . Bunda yeni bir borç söz konusu olmamakta , fakat eski borç miktarı değişmeksizin bu borcun , vadesi yönünden yeni bir düzenleme yapılmaktadır . Ancak , çok kez alacaklıya yeni bazı çıkarlar da ( genellikle daha yüksek faiz oranı gibi ) tanınmaktadır . Devlet , konsolidasyon yoluyla süresi gelen borçların ödenmesini geri bırakmak suretiyle içinde bulunduğu sıkışık durumdan hiç olmazsa bir süre için kurtulmuş olmaktadır .

Bu açıklamamıza göre tahkimi , “kamu borçlarının süreler yönünden yeniden düzenlenmesidir” diye de tanımlayabiliriz . ( 1 )

Tahkim konusunda , genelde özel tahkim yasaları çıkarılmaktadır ; ancak , bazen bütçe yasalarına konulan özel hükümlerle de tahkimlerin gerçekleştirildiği görülür .

Tahkim TC Merkez Bankası bilançosunun aktif toplamı içinde yer alan “İtfaya Tabi Hesaplar” grubunun tali hesabı olarak “Tahkim Olunan Alacaklar” içinde yer almaktadır . Hazine de ise , “Konsolide Borçlar” grubunun tali hesabı olan “Tahkimler” içinde yer alır . ( 2 )

( 1 ) Tamamen başka anlamda hukuksal bir kavram olarak “tahkim” kavramı , 1999 seçimlerinden sonra IMF ile yeni stand-by anlaşması müzakereleri yapıldığı sırada tartışma konusu olmuştur . Tahkim , bu anlamda tamamen ticari ilişkilerle ilgili hukuksal bir kavramdır ve “Borç Yönetimi” ile ilişkisi yoktur ve mali bir kavram değildir . Bu iki farklı kavramı karıştırmayalım.
Özellikle , uluslar arası ticari sözleşmelerde bir anlaşmazlık çıktığı zaman , anlaşmazlığı yargı yoluyla çözümlenmesi yerine üç kişilik bir hakem heyeti yoluyla çözümüne gidilmektedir (taraflar birer hakem tayin eder ; üçüncü hake konusunda anlaşamazlarsa , “Uluslararası Ticaret Odası” ndan bu kişini tayini istenir . ) Kuşkusuz bu uygulama olağan yargı yoluna kıyasla , daha çabuk sonuç alıcıdır .
( 2 ) Tülay Evgin , Tahkim Kanunları ; Akademik Yorum , Haziran 2000 , Cilt : 2 , Sayı : 2 , S. 64.

Devlet konsolidasyona başlıca şu iki nedenle başvurur :

– Süresi gelen borçların ödenmesinde mali güçlükler olabilir . Devlet süresi olan uzun vadeli borçları ile biriken dalgalı borçları ödemede sıkışırsa konsolidasyona giderek bu güç durumdan kurtulmaya çalışır . Borçların ödenmesi böylece ileri bir tarihe bırakılmış olur .
– Piyasa koşullarının , borçların ödenmesi ile olumsuz bir yönde etkilenmesi , söz konusu olabilir . Özellikle , büyük miktardaki borç ödemeleri piyasada önemli dalgalanmalara yol açar ; Piyasaya birdenbire büyük bir satın alma gücünün akışı ekonomik dengeyi sarsabilir . Bu nedenle , devlet ekonomik dengeyi korumak zorunda olduğundan tahkim yoluyla borçların ödenmesini belirli bir süre için geciktirebilir .

Yine denilebilir ki konsolide bütçe içinde uzun süreli borçların gerek GSMH ve gerek konsolide bütçe içindeki payı düşüktür . Buna karşılık kısa vadeli borçlar zamanla önemle tutarlara ulaştığından ve genellikle de zaman içinde ödenebilirliği olanaksız hale geldiğinden konsolidasyon zorunlu olmaktadır ve tıkanıklık giderilerek rahatlama sağlanır .( 3 )

2 – Tahkimin Çeşitleri
Tahkim başlıca iki şekilde görülür :

a ) Zorunlu Tahkim ( Mecburi Tahkim ; Consolidation Forcée )

Devlet bu tahkim işine tek yanlı bir kararla gitmekte ve alacaklıların rızasını aramamaktadır . Zorunlu tahkimde , devlet , tahvil sahiplerinden tahvillerini daha uzun süreli tahvillerle değiştirmelerini ister ; yada değiştirmeye gerek göstermeksizin süresi gelen tahvillerin sürelerinin belirli bir süre için uzatılmış olduğunu ilan eder . Alacaklılara herhangi bir seçim hakkı verilmediği gibi , çok kez yeni bir çıkar tanınması da söz konusu olmaz . Bununla birlikte , devletin çoğunlukla ve tek yanlı bir kararla az bir faiz artışı kabul ederek daha önce borç veren kişi ve kuruluşları , yeni koşulları kabule zorunlu tuttuğu daha çok görülmektedir .

Pek çok kimse bu tür tahkim şeklinin hukuk ilkelerine aykırı olduğunu ve devletin borçlanma koşullarını bu şekilde bozmuş olmasının doğru olmayacağını ileri sürürler . Bunlara göre , geçici bile olsa devletin taahhütleri dışına çıkmamamsı gerekir . Birinci dünya Savaşı’ndan sonra çeşitli ekonomik bunalımlarla karşılaşan Belçika , İtalya , Çekoslovakya gibi ülkelerde zorunlu tahkimlere başvurulmuştur . Açıklanan nedenlerden dolayı bu çeşit tahkim işlemleri büyük tepkilerle karşılaştığından , Devletler büyük ölçüde kaçınmaya çalışırlar. Ancak , uygulamada tam zorunlu olmasa da bu tahkim şekline Devletlerin zaman zaman başvurma zorunda kaldıkları görülmektedir. Biraz sonra da anlaşılacağı gibi ülkemizde de genel uygulamanın bu şekilde olduğu söylenebilir.

( 3 ) “Konsolidasyon” kavramı ile ilgili olarak , yine 1999 stand-by müzakereleri sırasında , bir kavram kargaşası yaşanmıştır . IMF heyeti , Türkiye Masası Şefi Carlo Cotarelli yaptığı basın toplantısında ülkemiz ekonomisinin “Fiscal Consolidation” gereksiniminden söz edince , ekonomide enerdeyse bir panik yaşandı . Borsa hızlı ve ani düşüşe geçti . Burada söz konusu olan “Consolidation” , tamamen ayrı bir anlamda ve “Türk mali sisteminin sağlamlaştırılması” anlamında kullanılmıştır . Bunun için Cotarelli , Türk Maliyesinin istikrar ve güç kazanarak bir bütün olarak ele alınması ve bütçe dışı unsurları da kapsayacak biçimde toplam kamu açığının disipline edilmesinden söz etmiştir .

b ) İsteğe Bağlı Tahkim , ( İhtiyari tahkim ; Consolidation Volontaire ) :

Üzerinde daha fazla durulması gereken ve uygulamada çok sık görülen konsolidasyon şekli budur . İsteğe bağlı tahkim şeklinde , alacaklıya tercih hakkı verilir . Alacaklı elindeki kısa vadeli senetler karşılığında yeni çıkan uzun vadeli senet almak yada parasını geri istemek şıklarından birini seçebilir . Çok kez , kısa vadeli borç verenlerle uzun vadeli borç verenler aynı kimseler olmayacağından tahkim işlemi alacaklıların da değişmesine yol açabilir . Bu tercihi kullanmayanlar için tahkim yapılmamış olur . İhtiyari tahkim iki şekilde görülür :

– Ya dolaylı bir yol olarak , devlet uzun vadeli yeni bir borçlanmaya girer ve burdan sağladığı paranın bir kısmı yada tamamı ile eski kısa vadeli borçları öder . Bu şekilde eski borçla yeni borcun alacakları genellikle değişir .
– Yada dolaysız bir yol olarak , devlet yeni uzun süreli borçlanmaya giderken bir kısım vadesi gelmiş ( yada kısa vadeli ) borç senetlerinin para karşılığı olarak yeni senetlerin satın alınmasında kabul edilebileceğini duyurur . Ancak , tahvil sahipleri bu olanağı kullanıp kullanmamakta tamamen serbesttir . Kabul etmedikleri takdirde tahkim yapılmamış olur . Uygulamada daha çok görülen isteğe bağlı tahkim şekli budur .

3 – Tahkimin Etki ve Sonuçları :

Tahkim işlemi “olağanüstü bir yönetimi” işlemi olarak ekonomide bazı etkilere yol açar . Ancak , bu borçların uzun dönemde ödenmesindeki yararlar açısından bazı kuşkular ve tartışmalar ileri sürülebilir . Çünkü geriye ödenemeyen kısa süreli borç , ödenmesi gerektiği andan başlayarak , ekonomide mal ve hizmet akımları ile nakit alımları dengesini nakit alımları yönünden mal ve hizmet akımları aleyhinde bozmuş ve enflasyonist etkisini ( çarpan ve hızlandıranın karşılıklı işlemleri ile ) ortaya koymuş olmaktadır . Bu durumda , örneğin , yüzyıl süreyle bu borcun ödenmesi bütçede her yıl belli bir miktar fazlalık için çabayı zorunlu kılmaktadır . Buna karşılık enflasyonist finansmana , çeşitli yollardan başvurulmaktan kaçınılmamaktadır .

Bu gibi nedenlerle tahkim edilmiş borçların sürelerinde ödenmesinde pekçok ülkeler gerekli şekilde uymamaktadırlar . Ülkemiz için de bu durumun büyük ölçüde geçerli olduğu söylenebilir . Bir tahkim işleminin etki ve sonuçlarını alacaklılar açısından ayrı , devlet ( genel ekonomi ve toplum ) açısından ayrı düşünmek gerekir .

a ) Alacaklılar Açısından :

Daha çok zorunlu tahkimde alacaklılar açısından bir olumsuz etki söz konusudur . Bu şekilde , alacaklılarda , kamu kredisine karşı güvensizlik doğabilir ve yeni borçlanmalar güçleşebilir . Çünkü , parasını almayı ve bir işte kullanmayı tasarlayana tahvil sahipleri beklemedikleri bu durum karşısında hayal kırıklığına uğrayacak yada en azından üzüleceklerdir .

b ) Devlet ve Ülke Ekonomisi Açısından :

Tahkimin devlet açısından etkileri üç grupta toplanabilir ( 4 )

( 4 ) M. Yaşa ; Age ; S.152

– Tahkim sonucu devlet , borçlarını uzun süreli bir ödeme planına bağlamak olanağını kazanır . Özellikle birikmiş ve süresi gelmiş borçlarını devletin ödeme gücüne göre yeniden düzenlemesi ve bir plan ve program çerçevesi içine alması , ekonomik düzende doğabilecek olumsuz etkileri önlemek açısından da iyi bir şeydir . Devlet bu şekilde içinde bulunduğu sıkışık durumdan kurtularak borçlarını zamanla daha kolay bir şekilde ve yeni ödeme olanakları yaratarak itfa edebilecektir .

– Tahkim , devletin borç yükünü arttırır . Bu , faiz yükünün artması sonucudur . Kısa vadelilere kıyasla uzun vadelilerin faiz oranı yüksek olduğundan tahkim sonucu hem faiz oranı yükselmekte hem de vade uzamaktadır . Bunun sonucu , devletin faiz yükü artacaktır . Ancak , çok kez uygulamada kısa vadeli borçlar için Merkez Bankası alacaklı olduğundan devlet faiz oranını fazla yükselmek ihtiyacı duymadan yada aynı faiz oranıyla gidebilir . Ülkemizde yapılan büyük tahkim işlemlerinde bu niteliklerin ağır bastığı görülmektedir .

– Tahkimin belki de en önemli sonucu , bunun ekonomik düzende deflasyonist bir etki yapmasıdır . Piyasada talep eksikliği hissolunuyorsa , tahkim yoluyla fertlerin eline yeni satın alma gücü ve olanaklarının geçmesinin önlenmesi , deflasyonist eğilimleri daha da şiddetlendirir . Bu nedenle , tahkime deflasyon dönemlerinde başvurmamak gerekir . Buna karşılık enflasyon dönemlerinde devletin borç gelirine ihtiyacı olmasa bile , kısa vadeli borçların tahkimi bu enflasyonist baskılara karşı en etkili araçlardan bir olmaktadır . Süresi dolan büyük miktardaki borcun ödenerek piyasaya büyük miktarda likit atılması enflasyonist etki demektir. Tahkim bunu önlemektedir.

4 – Ülkemizde Tahkim Uygulamaları

a ) 1950 Yılından Önceki Tahkim İşlemleri :

Ülkemizde tahkime başvurmanın çeşitli örnekleri olmuştur . Ancak , bu tahkim işlemlerinin nedenleri ve nitelikleri çok kez birbirinden değişiktir . Cumhuriyetin ilk yıllarında borçlanmaya arşı duyulan çekingenliği biliyoruz . Ancak , cumhuriyet hükümetlerine devredilen eski bazı borçlar için kısa zaman sonra bazı tahkim işlemleri zorunlu oldu . Özellikle 1929 – 1938 yılları arasında süreleri 4 ila 20 yıl arasında değişen bu tahkim işlemlerini şu şekilde özetleyebiliriz . ( 5 )

Bu tahkim işlemlerinden ilki , Sivas ve Kayseri illerinde 1330 ( 1914 ) yılından itibaren hükümet tarafından imar ve resmi binalar yapma amacıyla yıktırılmış bulunan bazı binaların bedelleri için söz konusu oldu . Daha sonra bu yıktırılan bina sahiplerine verilecek tazminatı cumhuriyet hükümeti ödemeyi üzerine almıştır . Bunun için çıkarılan 2354 sayılı kanunla hükümetçe istimlâk olunan bu bina ve arsalara ait borçlar , saptanan değerleri üzerinden yirmi eşit taksitte ve yirmi yılda ödenmek üzere çıkarılan tahvillerle tahkim olunmuştur .

( 5 ) Bu konuda daha geniş bilgi için ; H.Ü.Arsan ; Age; S. 35 – 36

Yine , 3523 sayılı 28 Haziran 1938 tarihli bir kanunla ( Gayri Mübadil İstihkakların tasfiyesine Dair Kanun ) Yunanistan’da gayrimenkul bırakmış olan Türk gayrı mübadillerinin

takdir edilen ve bono yada para ile ödenmemiş olan istihkaklarının bir kısmı tahkim edilmiştir . Sözü geçen borçların %10’unun dört yılda itfa edilmesi ve çıkarılan %5 faizli hazine tahvilleriyle ödenmesi kabul edilmiştir .

Bir de Kurtuluş Savaşımız sırasında TBMM Hükümetince yapılmış bir çok satın almalar ve istimlakların bedelleri o günkü koşullar içinde halka hemen ödenemediğinden borç karşılığı olmuştu . Cumhuriyetin ilk bütçelerinin yetersizliği , bu borçları karşılamak üzere bütçelere ödenerek konulmasını uzun yıllar geciktirdi . Bunlar daha sonraki yıllarda tahkim edilerek parça parça ödenmişti .

Bu konuda söz edilmesi gereken bir başka işlemde TC Merkez Bankasının kurulmasıyla ilgili kanunla oluşmuştur . Daha önce 30 Aralık 1925 ( 1341 ) ve 701 sayılı kanunla tedavüle çıkarılmış bulunan kağıt paraların ( evrak – ı nakdiye ) yeni kanunla Merkez Bankasına devredilmesi öngörülmüştür . Sözü edilen bu 1715 sayılı 11 Haziran 1930 tarihli Merkez Bankası kanununun beşinci maddesi gereğince 158.748.563 TL. tutarında olan bu kağıt paraların Merkez Bankasına devri karşılığında hükümet %1 faizli devlet tahvilleri vermiştir . Ancak , bu tahviller şekil yönünden , Maliye Bakanlığınca TC Merkez Bankası’na yazılmış senetler şeklindedir . Yapılan bu işlem , hazinenin teorik anlamda dalgalı bir borcunun tahkiminden başka bir şey değildir .

Daha sonraki yıllarda özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmış olması nedeniyle yapılan borçlarla ilgili tahkim işleminden söz etmek gerekir . Buna göre , hazineye ( 7 Haziran 1941 tarihli ve 4058 sayılı kanunla ) tasarruf bonoları çıkarma yetkisi verilmiştir . Bonolar üç ay , altı ay ve bir yıl olmak üzere kısa sürelidir . Bu şekilde tasarruf bonoları satışından 1941 – 1943 yılları arasında sağlanan 75 milyon TL. , hazineye devredilmiş ve hazinece milli savunma hizmetlerinde kullanılmak üzere gelir kaydedilmiştir . Bu borçların 19.6.1942 tarih ve 4275 sayılı kanunla öngörülen milli savunma istikrazına kadar sürdüğünü görüyoruz . Milli Savunma istikrazının bir özelliği de , sözü geçen bonoların bu istikraz tahvillerin satın alınmasından para yerine kabul edilmesi başka deyişle değiştirilmesiydi . Bu şekilde bu kısa süreli tasarruf bonoları 20 yıl süreli ve %7 faizli yeni bir borçlanma ile tahkim edilmiş oluyordu .

Bir başka tahkim işlemi bu tasarruf bonolarıyla birlikte çıkarılan ve hazine bonoları çıkarılmasını öngören 4060 Sayılı Kanunla ilgilidir . Bu kanun hükümleriyle bankalara , anonim ortaklıklara ve bazı kamu kuruluşlarına ihtiyatları ve kanuni mükellefiyetlerin dışındaki bir kısım fonlarını devlete %5 faizli ve kısa süreli hazine bonoları karşılığı ödünç verme zorunluluğu konulmuştur . Daha sonra çıkarılan 11 Haziran 1947 tarih ve 5072 sayılı kanun , sözü geçen bu kısa süreli ve %5 faizli “Hazine Bonoları”nı 20 yılda ve eşit taksitte ödenmek üzere %6 faizli “Hazine Tahvilleri” ile tahkim etmiştir .

b ) 1950 Yılından Sonraki Tahkim İşlemleri :

1950’den sonraki yıllarda ülkemizde görülen tahkimlerin daha büyük önem taşıdığını söyleyebiliriz . 1950’den sonra dış borçlarda ilk tahkim işlemi yer almış olduğu ve aynı zamanda girişilen tahkimlerin daha büyük meblağlarla ilgili olduğu görülmektedir .

Bu dönemde çeşitli nedenlerle birikmiş bulunan Toprak Mahsülleri Ofisinin
Hazine kefaletini Haiz bonolarından 550 milyon TL. ‘lık kısmının Mayıs 1955’de dolaylı bir şekilde tahkim edilişi gerçekten önemli bir mali olaydır .Bu borçların büyük bir kısmı dalgalı borç olmakla birlikte , Toprak Mahsülleri Ofisinin yanlış politikası ve çeşitli siyasi oyunların sonucu günden güne artmış ve ödeme olanağı ortadan kalkarak ağır bir borç şeklini almıştır.

Biriken ve büyük bir meblağa ulaşan bu borçların Hazineye devredilerek iptal olunması ve borç yükünün azaltılması için bir tedbir olarak 18 Mayıs 1995 Tarih 6571syılı Kanunla özel bir ödeme ve amortisman metodu uygulanmasına gidilmiştir. Bu kanun hükümlerince Ofisin Hazine kefaletlerini haiz bonolarından 550 milyon TL.’ lık kısmı iptal edilmiş ve Merkez Bankası senetler cüzdanında ,”Mahsuba Tâbi Matlubat” adlı bir hesaba nakledilerek ödenmesi öngörülmüştür. Belirli bir süre belirtmemekle birlikte daha sonra borca karşılık ayrılan kaynaklar borcun 15-20 yılda ödenebileceğini göstermektedir.

Bu şekilde yapılan bir aktarma Hazine zimmetine geçirildiği halde bu borçların uzun süre ( 1960 yılı sonuna kadar ) konsolide iç devlet borçları içinde gösterilmesi acı bir şekilde eleştirilmesi gereken bir noktadır ; Çünkü , iç politika çekişmeleri nedeniyle bu şekilde bir borç gizleme çabasına girildiği anlaşılmaktadır. 1961 başından itibaren bu yanlış tutum bırakılmıştır. 1960 sonu itibariyle bakiyesi 265 milyon TL.’sına çıkan bu borçlar daha sonra 1960’da 154 Sayılı Kanunla yapılan en büyük tahkim işlemi içine alınmıştır.

Öte yandan , söz konusu 6571 sayılı Kanun çıktığı sıralarda daha küçük ölçüde olmak üzere 20 Mayıs 1955 tarih ve 6583 sayılı Kanunla 60 milyon TL.’lık ikinci bir tahkim işlemi olmuştur. Bu kanunla T.C. Emekli Sandığı’na ödenmesi gereken borçlar için Hazineye borçlanma yetkisi verilmiş Hazinenin süresiz ve ödenmesi gereken borçları 20 yıl süreli borç haline gelmiştir.

Ülkemiz, mali tarihinin 1960 yılına kadar gerçekleşenlerin en büyük tahkim işlemi , 6 Aralık 1960 tarih ve 154 sayılı kanunla yapılmıştır. Daha önce ülkemiz ekonomisinin geçirdiği önemli sarsıntı nedeniyle yeniden istikrara ulaşmasını sağlamak amacıyla kabul olunan ve 4 Ağustos 1958 tarihinde yürülüğe giren program esaslarına uygun olarak kamu sektörüne ait borçların tasfiyesi için çıkarılan bu kanunla bir mâli operasyon ve bir reform olanağı doğmuştur.

Bu şekilde 154 sayılı Kanunla Hazinenin , İktisâdi Devlet Teşekkürlerinin Merkez Bankasına, Amortisman ve Kredi Sandığına , İşçi Sigortaları Kurumuna ve T.C. Emekli Sandığına genellikle kısa süreli olan borçları,Hazinece tahvil verilmek suretiyle uzun vadeli bir borç haline getirilmiştir. Devlet sektörüne ait alacak ve borç ilişkilerini düzenleyen ve daha iyi bir şekle sokan bu operasyon sonucunda Hazine , T.C. Merkez Bankasına 5.316.822.027;Amortisman ve Kredi Sandığına 975.198.244; Emekli Sandığına 674.325.791

ve İşçi Sigortaları Kurumuna da 137.912.110 TL.’lık tahvil senedi vermiş bulunmaktadır. Böylece, yapılan tahkim işleminin toplamı 7.104.168.172.TL’dir.

Daha sonra , 16 Temmuz 1965tarih ve 691 sayılı kanunla belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluş ve işletmelerin borçları tahkim edilerek Hazine iç borçları hesabına alınmıştır. Bu şekilde borç yükü altında ezilen ve malî sıkıntı içinde bulunan belediyelere ferahlık sağlanmıştır. Kesin borç miktarı hesaplanıp saptanmadığından 1966 mali yılı bütçe tasarısı gerekçesinden yer almayan bu borçların miktarı 1967 gerekçesinde 1.762.700.000TL. faiz tutarı ise 350.700.000TL. olarak görülmektedir.(47)

691 sayılı belediyelerin borçları ile ilgili bu tahkim yasasının ardından , yine1376sayılı Bütçe Yasası ile (28 Şubat 1971 tarihli) , bazı belediye borçlarının tahkimi gerçekleştirilmiştir.

Daha sonra çıkarılan 1902 sayılı (22 Mayıs 1975 tarihli) yasa ile belediyelerin “Belediyelerin ,Belediyelere Bağlı Müessese ve İşletmelerin, köy tüzel kişiliklerinin , KİT’lerin ve Tekel Genel Müdürlüğünün bir kısım borçlarının “tahkim edildiğini görüyoruz.

Daha sonra çıkarılan 2143 sayılı(28 Şubat 1978tarihli) 1978yılı bütçe yasası ile, T.C. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Satış Kooperatifleri Birlikleri için 1974 – 1975 yıllarında TC Merkez Bankasından sağlamış bulunduğu 5,900 milyon TL’lik destekleme kredilerinden doğan borç tahkim edilerek , TC Merkez Bankası’na , hazineden 100 yıl süreli ve faizsiz hazine tahvilleri verilmiştir .

Daha sonra , 2569 sayılı ( 30 Aralık 1981 tarihli ) yasa ile , “TC Ziraat Bankası’nın , TC Merkez Bankası’na olan bir kısım borçlarının hazineden ve bazı kuruluşlardan olan alacakları karşılığında tahkim edilmesi” gerçekleştirilmiştir .

Bu tahkim yasasından sonra çıkarılan 2974 sayılı ( 31 Ocak 1984 tarihli ) tahkim yasası , “Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Borçlarının Tahkimi Hakkında Kanun”dur . Bu yasaya göre , 37 adet “daire , idare, teşekkül , banka , kurum ve kuruluşların , 31 Aralık 1983 tarihindeki birbirlerine olan borçları takasa ve mahsup yoluyla tasfiye edildikten sonra hazinece devralınarak tahkime tabi tutulması ve TC Merkez Bankası bilançosunda aktifleştirilmesi öngörülmüştür .

En son olarak “Kamu Kurum ve Kuruluşların birbirlerine olan borçların tahkimi hakkında kanun” adını 3836 sayılı , 11 Temmuz 1992 tarihli tahkim yasası ile KİT’lerin birbirlerine olan , anapara faiz gecikmeye ilişkin cezalar dahil , vergi , hazine , devirli dış kredi , SSK borçları ve görev zararı alacakları tahkim edilmiştir .

II. Olağanüstü Bir Borç Yönetimi Olarak Tahkim

Türkiye’de 1930’lu yıllardan beri kullanılan bir borç yönetim tekniği olan tahkim kavramı ve Türkiye’deki uygulamaları , önemi açısından ayrı bir bölümde ele alınmayı gerektirmektedir.

Tahkim Kavramı ve Ekonomik Etkileri

Tahkim kelimesinin anlamı ”sağlamlaştırma , berkitilinme olup , zaman zaman konsolidasyon olarak da kullanılmaktadır . Ancak , genel olarak bu tür düzenleme ile ekonomik bünyenin ”sağlamlaştırılması”ndan çok mevcut kamu borçlarının vadesi çok uzun zamana yayılarak , bu borçların ödeneceği görünümü verilirken , faizleri enflasyon oranının çok altına çekildiğinden , aslında zaman içinde enflasyonun borcu sıfırlaması hedeflenmektedir.

Tahkim, faiz yükünü azaltmak amacıyla yüksek faizli tahvillerin daha düşük faizli tahvillerle değiştirilmesi olan konversiyondan farklı bir yapıya sahiptir. Tahvillerin ihraç edildiği dönemdeki koşullar zaman içinde değişime uğrayabilir Örneğin , piyasa faiz oranında meydana gelen bir düşme devletin daha yüksek bir borç yükü ile karşı karşıya kalması sonucunu doğurabilir ve bu durumda , daha önce satılan yüksek faizli tahviller cari piyasa faiz oranlarına uygun yeni tahvillerle değiştirilme yoluna gidilebilir.

Tahkimin birbirine anlamca yakın birkaç tanımı vardır . Tahkim , vadesi gelen veya kısalan bir borcun vadesinin uzatılması , yani orta ve uzun vadeli bir borca dönüştürülmesidir . Bir başka tanıma göre tahkim , kısa vadeli bir borç yerine aynı miktarda uzun vadeli bir borcun geçirilmesidir . Bu şekilde süresi dolmuş yada kısalmış devlet tahvilleri daha uzun vadeli tahvillerle değiştirilmektedir . Burada yeni bir borç söz konusu olmamakta , fakat eski bir borç miktarı aynı kalırken borcun koşulları değişmektedir . Örneğin , genellikle vadesi uzatılan borca daha yüksek faiz oranları tanınmaktadır . Kısaca , tahkim , kamu borçlarının süreleri yönünden yeniden düzenlenmesidir mahsuplaşması anlamı da bulunmaktadır ki Türkiye’de tahkim uygulamaları genelde bu şekilde yapılmaktadır.

Türkiye’de Tahkim Uygulamaları ( 6 )

Cumhuriyet döneminde, birbirlerinden farklı özellikler gösteren bir çok tahkim uygulamasına başvurulmuştur. Tahkim operasyonları, özellikle l950’ler sonrasında devalüasyonla birlikte geçmiş onar yıllık dönemlerde izlenen ekonomik politikaların ekonomide yarattığı olumsuz etkilerini hafifletmek amacıyla kullanılmıştır .

Türkiye’de kısa vadeli devlet borçlarının alacaklılarının önemli bir kısmı başta Merkez Bankası olmak üzere kamu bankaları, kamu sektörüne dahil teşebbüsler ve kamu kuruluşlarıdır .Önceleri, kamu kredisini düzenlemek, borçların itfa süresini uzatarak bütçe ve iktisadi devlet teşekküllerinin normal gelir kaynaklarının daha başka alanlarda kullanılmasını sağlamak gibi amaçlarla tahkime gidilirken, son yıllarda kısa vadeli borçların baskısından kurtulmak amacıyla tahkime başvurulmaktadır.

Tahkim kanunlarınca kapsama alınan alacak-borç ilişkilerini, KİT’lerin birbirlerine, Hazineye (vergi idarelerine, genel ve katma bütçeli diğer kurumlara), Emekli Sandığına, SSK’ya, Merkez Bankası’na olan borçları; yerel yönetimlerin Hazine’ye, iller Bankası’na ve KİT’lere yönelik borçları şeklinde özetlemek mümkündür .

Tahkim Kanunlarıyla ilgili işlemlerin yapılabilmesi için Bütçe Kanunlarında hükümler yer almaktadır. Ayrıca, Bütçe Kanunlarında, Hazinece üstlenilerek tahkim olunan borçlar için yapılacak faiz ve anapara ödemelerinin gerektirdiği tutarda alacaklı kuruluşlara özel tertip devlet tahvili verileceğine ilişkin hükümler de vardır.
Bundan başka, 1978 ve 1989 Mali Yılı Bütçe Kanunlarında da olduğu gibi, konulan hükümlerle, borçlu kurumların, borçlu oldukları kurumlardan olan alacaklarına mahsuben de tahkim işlemi yapılabilmektedir. Ayrıca, tahkim işlemleri ile ilgili olarak bütçeye gelir ve yeniden açılacak tertiplere yeteri kadar ödenek ve gider kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

( 6 ) ” Büyük ölçüde 154, 250, 325, 691, 1376, 1902, 2143, 2569, 2974, 3512 ve 3836 sayılı Tahkim Kanunları’ndan yararlanılmıştır.

TABLO : XI

TÜRKİYE’DE SON YILLARDA ÇlKARILAN TAHKİM KANUNLARI

Kanun Tarihi Konsolidasyon Sayısı AÇIKLAMA
06.12.1960 154 Hazine ve İDT’lerin Merkez Bankası , Emekli Sandığı , Amortisman Sandığı , İşçi Kurumuna olan borçları
12.06.1963 250 Bütçe Kan. Kamu Kur. Ve Kur. Birbirine borçları
16.07.1965 691 Belediyeler ve Bağ-Kur borçları
28.02.1971 1376 Bütçe Kan. Kamu Kur. Ve Kur birbirine borçları
22.05.1975 1902 Belediye , Köy. Tüz . Kiş,KİT ve Tekel borçları
28.02.1978 2143 Bütçe Kan. Bazı kamu kur. Ve kur. Borçları
30.12.1981 2569 TC Ziraat Bank. Hazineye olan borç ve alacakları
31.01.1984 2974 Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının birbirine borçları

1960 yılından sonra ülkemizde görülen tahkimler , miktarları ve etkileri itibariyle daha büyük önem taşımaktadır.

Tahkim İsleminin Kapsamı

06.12.1960 Tarih ve 154 Sayılı Kanun :
Hazinenin ve bu Kanuna bağlı cetvelde gösterilen daire, teşekkül, banka ve kurumların;
• birbirlerine,
• T.C. Merkez Bankasına,
• T.C. Emekli Sandığına,
• Amortisman ve Kredi Sandığına, .İşçi Sigortalan Kurumuna, olan borçları

12.06.1963 Tarih ve 250 Sayılı Kanun :
154 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının birbirlerine olan borç alacak ilişkilerini düzenleyen ek Kanun

05.09.1963 Tarih ve 325 sayılı Kanun :
KİT’lerin 1960 ve daha önceki Bütçe yıllarına ait bir kısım vergi borçları

16.07.1965 Tarih ve 691 Sayılı Kanun :
Belediyeler ve belediyelere bağlı müessese ve işletmelerin devlete ve katma bütçeli idarelere olan borçları

28.02.1971 Tarih ve 1376 Sayılı Kanun :
1971 Mali Yılı Bütçe Bütçe Kanunundaki kamu kurum ve kuruluşlarının birbirlerine olan borçları

22.05.1975 Tarih ve 1902 Sayılı Kanun :
• Belediyelerin ve belediyelere bağlı müessese ve işletmelerin, Köy Tüzel Kişiliklerinin Hazineye ve KİT’lere,
• KİT’lerin birbirlerine ve Merkez Bankası’na,
• Tekel Genel Müdürlüğü’nün Merkez Bankası’na, olan borçları

28.02.1978 Tarih ve2143 Sayılı Kanun :
1978 Mali Yılı Bütçe Kanununun 69. maddesine göre, T.C. Ziraat Bankası’nın Tarım Satış Kooperatifleri Birliği için T.C. Merkez Bankası’ndan sağladığı destekleme kredilerinden doğan borç

30.12.1981 Tarih ve 2569 Sayılı Kanun :
T.C. Ziraat Bankası’nın Hazineden ve bazı kuruluşlardan olan alacakları karşılığında tahkim edilen Merkez Bankası’na olan borçları

21.01.1984 Tarih ve 2974 Sayılı Kanun :
Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının birbirlerine olan borçları

25.12.1988 Tarih ve 3512 Sayılı Kanun :
1989 Mali Yılı Bütçe Kanununun 45. ve 46. maddelerine göre,
• KİT’lerin Hazineye,
• Eximbank’ın T.C. Merkez Bankası’na ve Sosyal Sigortalar Kurumu’na,
• Tarım Satış Kooperatifleri Birlik\erinin T.C. Ziraat Bankası ‘na,
olan borçları

02.07.1992 Tarih ve3836 Sayılı Kanun :
KİT’lerin vergi borçlan, Hazine devirli kredi borçları, Hazineye temettü ve ikraz borçlan, Emekli Sandığına ve SSK’ya olan borçlar vb.

Ülkemizde 1960’11 yıllarda gerçekleştirilmiş tahkim işlemlerinin en büyüğü, 6 Aral1k 1960 tarih ve 154 sayılı kanun1a yapılmış olanıdır. Söz konusu Kanun, ekonomik istikrarın sağlanması amacıyla kabul edilen ve 4 Ağustos 1958 yılında yürürlüğe giren istikrar programı esaslarına uygun olarak kamu sektörüne ait borçların tasfiyesi için çıkarılmıştır. Bu şekilde 154 sayılı Kanunla Hazinenin ve bazı İktisadi Devlet Teşekküllerinin Merkez Bankası’na olan borçları Hazinece 1 00 yıl vadeli, yüzde 0,5 faizli taİ1vil verilerek; Amortisman ve Kredi Sandığı’na, Emekli Sandığı’na, İşçi Sigortaları Kurumu’na olan borçları da 25 yıl vadeli, yüzde 6 faizli taİ1vil verilerek uzun vadeli bir borç haline getirilmiştir . Merkez Bankası tarafından açılan kısa vadeli avanslar ilk defa bu Kanunla tahkim kapsamına alınmıştır .

154 sayılı Tahkim Kanunu, bütün kamu kesimi kısa vadeli borçlarının tahkimi işleminde yetersiz kaldığı için. 12 Haziran 1963 yılında 250 sayılı , kanunla yeni bir tahkim işlemine girişilmiştir .

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yazın