REASÜRANS TEKELİ

REASÜRANS TEKELİ
Gelişmekte olan ülkelerde genellikle sigorta işleri yabancı şirketler taralından yürütülür. Reasürans işleri de yerli reasürans şirketlerine verilmek yerine yine yabancı reasürans şirketlerine devredilir. Bu yüzden gelişmekte olan ülkelerde reasürans şirketleri sayıca oldukça azdır. Sektördeki bu boşluğu kapatmak ve elde edilen primlerin büyük kısmının yurtdışına çıkmasını engellemek için devlet tarafından kurulan ve kontrol edilen yerli reasürans şirketleri bu soruna bir çözüm olarak değerlendirilmektedir. Hatta devlet destekli kurulan bu reasürans şirketlerine yerli sigorta şirketlerinin zorunlu olarak devir yapmaları sağlanabilir. Bu durumda ülke içindeki sigorta şirketlerinin mecburi olarak yerel bit reasürans şirketiyle çalışmaları sağlanmış olacak ve böylelikle yabancı reasürörler ile olan iş kapasitesinde bir azalma olacaktır. Ayrıca bu mecburiyet ülke içindeki sigorta şirketlerinin daha disiplinli çalışmalarını da temin edecektir ki bu da yabancı reasürörlerce olumlu karşılanacak bir durumdur.
Gelişmekte olan ülkelerde Devlet tarafından kurulan yerel reasürans enstitülerinin sağlayacağı faydaların en önemlisi hiç kuşkusuz ülke içi saklama payının mümkün olduğunca yüksek tutulması ve bu yolla yurtdışına daha az döviz transfer edilmesini sağlamaktır. Böylece yurtiçi kapasite tam anlamıyla kullanıldıktan sonra yurtdışı teminatı aranacaktır. Ayrıca reasürans enstitüsünün kapasitesi kullanıldıktan sonra kalan kısım yurtiçindeki sigorta şirketlerine reasüre edilirse bu durumda Önemli bir miktar reasürans primi de sigorta şirketlerine geri dönmüş olur. Yerel sigorta şirketlerinin henüz gelişmemiş olduğu ülkelerde, bu şirketleri yabancı sigorta şirketlerinin rekabetlerine karşı korumak ve gelişmelerine fırsat tanımak bu yolla mümkün olacaktır.
Yerel reasürans enstitüleri genellikle ülke içindeki tüm sigorta branşlarında faaliyet gösterdiklerinden sektörle ilgili pek çok istatistiki veriye ve bilgiye sahiptirler. Bu yüzden sektörde yol gösterici ve şirketler arası rekabeti azaltıcı rol oynarlar.
Gelişmekte olan ülkelerde sigorta şirketleri tek başlarına yurtdışına reasürans plase ettiklerinde pazarlık güçleri zayıf olduğundan ve konuya hakim eleman bulmakta güçlük çektiklerinden gereğinden fazla prim devri yapmak zorunda kalmaktadırlar. Oysa yerel reasürans enstitüsünce toplanan primler yurtdışına plase edildiğinde pazarlık aşamasında daha suçlu olunacağından ve konunun uzmanları tarafından yapılacağından yurtdışına daha az prim devredilmiş olunacaktır.
Bütün bunların yanısıra yurtiçindeki tüm branşlardan iş kabulü yapan bu yerel reasürans enstitüleri mali açıdan güçlü olduklarından ve bünyelerinde tutmak zorunda oldukları yüklü miktardaki rezervleri bir şekilde değerlendirmeleri gerektiğinden kalkınma projelerinde yatırımcı olarak iştirak etme olanağı da bu enstitülerin sağlayabileceği yaralar arasında yer alacaktır.
Yerel Reasürans enstitülerine 3 şekilde mecburi devir yapılabilir:
1- Ülke içindeki yerli yabancı tüm sigorta şirketleri ürettikleri işlerden kendi konservasyon paylarını düştükten sonra kalanın tamamını enstitüye devrederler. Bu yöntem daha çok Güney Amerika’da kullanılmaktadır.
2- En çok kullanılan ve Türkiye’de de tercih edilmiş olan yöntem Kot-Par esasına dayanan bir devir yapılmasıdır. Buna göre önceden belirlenmiş bir oran dahilinde sigorta şirketleri ürettikleri her işin belli bir yüzdesini enstitüye devrederler. Kalan kısmın nasıl reasüre edileceği ise tamamen kendi tercihlerine kalmıştır. İsterlerse yurtiçi isterlerse yurtdışı reasürörlere devir yapabilirler. Bu yöntem ilkine göre daha çok kabul görmüştür.
3- Uygulama alanı bulmuş olan diğer bir yöntem ise Eksedan esasına göre yapılan devirdir. Bu durumda belirli bir limitin altında kalmış küçük kabul edilen rizikolardan devir yapılmayacak sadeee büyük rizikolarla ilgili devir yapılmış olacak ve yine reasüransın temel işlevi olan riskin dağıtılması prensibine sadık kalınmış olunacaktır.

Her ne kadar gelişmekte olan ülkelerde yerel reasürans enstitülerine mecburi devir yapılması destekleniyor ise de rizikoların tamamının ülke içinde tutulması durumunda yüksek meblağlı bir hasar veya bir afet meydana geldiğinde zararın tamamı ülke içindeki rezervlerden karşılanacağından ülkenin ekonomik yatırımlarını olumsuz yönde etkileyecek hele bir de dövizle ikame eüiimesi gereken kayıplar sözkonusu olduğunda, (havacılık gibi) ülkenin döviz rezervlerinde bir azalmaya sebep olacaktır. Bu yüzden rizikonun tamamının ülke içinde bırakılması yerine bir kısmının yurtdışına plase edilmesi bu tür dengesizlikleri önlemek açısından faydalı olacaktır. Bu durumda Kot-Par esaslı bir reasürans tekeli bu tür tehlikeleri azaltacağından tercih edilebilir.

Eksedan esaslı bir reasürans oluşturulduğunda sonuçlar genellikle reasürör için daha az dengeli ama sigorta şirketi için daha çok dengeli olacaktır. Yerel reasürans enstitüsünün mecburi sesyonlarda her branşta aynı oranda hisse alması gerekir. Kötü sonuç veren branşlarda risk almaktan kaçınmak yerine şartları iyileştirmenin yolları aranmalıdır.
Dünyada reasürans tekelinin uygulandığı ülkelere baktığımızda İtalyanlar tarafından 4 Nisan 1912 tarihinde 305 sayılı kanunla kurulmuş olan “Instituto Nazionale Delle Assicurazioni” hayat sigortalarında ilk kez tekel uygulamasını başlatmıştır. Buna karşın bütün branşlarda reasürans tekeli uygulaması ilk Türkiye’de başlamıştır.
1.3.1 Türkiye’de Reasürans Tekeli
1927 yılında yürürlüğe giren 1160 sayılı “Mükerrer Sigorta Hakkında Kanun”u takiben kurulan ve 19 Temmuz 1929’da faaliyete başlayan Milli Reasürans T.A.Ş. bütün branşlarda, Türkiye’de faaliyet gösteren yerli yabancı sigorta şirketlerinden mecburi olarak is kabul etmeye başlamıştır. Başlangıçtan itibaren uzun bir süre Kot-Par yöntemine göre yapılan devir oranlan zaman zaman değiştirilmiştir. 01.01.1982’den itibaren hayat branşı reasürans tekelinin dışında bırakılmış, Motorlu Taşıt Sigortalan dışında kalan branşlarda da eksedan yöntemine geçilmiştir ki bu şirketlerin saklama paylarını ayırdıktan sonra devir yapmaları demektir.
15.09.1991 tarih ve 91/2276 sayılı Hükümet kararı ile on seneyi kapsayan yeni bir sistem olan “Sigortacılıkta Yurt İçi Saklama Payı ve Reasürans Kapasitesini Arttırma Sistemi” yürürlüğe girmiştir. Günümüzde de halen geçerli olan bu sistem iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Hayat hariç bütün branşlarda yazılan poliçelere ait primlerin belli bir oranda Milli Reasürans’a mecburi olarak devrini düzenler. İkinci bölüm ise Ulusal Saklama Payını arttırmak amacıyla reasürans anlaşmaları üzerinden Milli Reasüransın bir alt kuruluşu olan Tebliğ İşleri Pool’üne yine belli bir oranda zorunlu prim devri yapmayı düzenler.
1998 yılı için birinci bölüm işlerde Kasko, Zorunlu Trafik ve İhtiyari Trafik branşlarında Kot-Par yöntemi benimsenerek her bir sigortanın %10’u Milli Re. Şirketine devredilecektir. Bunların dışında kalan bütün branşlarda ise Eksedan yöntemine uygun bir şekilde konservasyon payı düşüldükten sonra kalan kısmın %15’i oranında prim devri yapılacaktır. İkinci bölüm işlerde ise hayat hariç bütün branşlarda %20 pay ile trete anlaşmalarında Milli’ye devir yapılacaktır. Bu oranların yıllar içindeki değişimi şöyledir;

1. BÖLÜM İŞLER
Süre Motorlu Araç Sig.Hariç Tüm Branşlarda
(Eksedan Esası) Motorlu Araç Sigorta Branşında
(Kot-Par Esasıyla)
1.1.1992-31.12.1994 %25 %15
1.1.1995-31.12.1997 %20 %15
1.1.1998-31.12.2001 %15 %10

2. BÖLÜM İŞLER
Süre Her Tür Reasürans Tretesinden
1.1.1992-31.12.1997 %15
1.1.1998-31.12.2001 %20
Tablo 2. Milli Reasürans Mecburi Devirlerinin Oran Bazında Yıllar İtibariyle Değişimi.
Tablodan da görüleceği gibi oranlar yıldan yıla giderek azalmıştır.
Ülkemizde reasürans tekeli uygulaması 2001 yılına kadar geçerli olacak, bu tarihten sonra ise ya Tekel uygulamasına son verilecek ve serbest uygulamaya geçilecek ya da yeni bir anlaşmayla bir dönem daha Milli TekePe zorunlu devir yapılmaya devam edilecektir.
Yıllar itibariyle Milli TekePe devredilen mecburi işlerin hasar/prim oranlarını gösterir aşağıdaki tabloyu incelediğimizde yıldan yıla sonuçların farklılaştığını, bazı yıllar daha karlı sonuçlara ulaşılırken bazı yıllar hasar/prim oranlarının yükseldiğini görmekteyiz. Buna karşın toplam olarak ve uzun vadede bakıldığında daha dengeli sonuçlara ulaşıldığı da anlaşılmaktadır. Ayrıca Milli Tekel ile sektör oranlarının birbirine yakın gerçekleştiği de dikkati çekmektedir. Her branştan ve her işten pay alınmasının piyasaya hakim olma konusunda Milli’ye sağladığı avantaj oldukça yüksektir.

Yorum yazın