Parasallaşma – Senyoraj

PARASALLAŞMA VE SENYORAJ

1. PARASALLAŞMA KAVRAMI
Malların para olarak kullanıldığı mal para sisteminde, paranın değerli maden içeriği ile nominal değeri hemen hemen aynıdır. Örneğin, mal-para sistemine örnek teşkil eden altın para standardında altının üretim maliyeti ile nominal değeri arasında fark yoktur.Bu anlamda para otoritesinin altın para sisteminde senyoraj geliri elde etme olanakları, paraların değerli maden içeriğinin azaltılması bir yana bırakılırsa, çok sınırlıdır. Tarihsel olarak incelendiğinde, paraların değerli maden içeriğinin azaltılması Gresham Yasasının işlemesi sonucunda hem ülke içi ticareti takasa döndürücü etki yapmış, hem de uluslararası ticaret hacmini daraltmıştır. Bu bağlamda ele alındığında, esnek bir para sistemi olmayan mal para sisteminin bünyesinde barındırdığı yetersizlikleri aşma çabası tarihsel olarak itibari paranın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Ekonomilerin parasallaşma düzeyinin yükselmesi ve itibari para sisteminin yaygınlaşması senyoraj gelirlerini kamu kesimi açısından önemli bir gelir kaynağı haline getirmiştir.

Kamu kesimi açısından parasal genişleme sürecinde elde edilen gelirlerin önemli bir gelir kaynağı haline gelmesiyle ekonominin parasallaşma düzeyi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Para teorisinde önemli bir kavram olan “parasallaşma” nın nasıl tanımlanacağıyla ilgili olarak literatürde farklı görüşler bulunmaktadır. Dar anlamda parasallaşma bir ekonomide para arzının büyüme oranı olarak tanımlanabilir. Ancak dar anlamda parasallaşmanın anlamlı bir gösterge olabilmesi için, ekonominin reel sektörünün parasallaşma düzeyinin yüksek olması gerekmektedir. Bu ikinci olgu, geniş anlamda parasallaşma kavramı olarak düşünülebilir. Buna göre bir ekonominin geniş anlamda parasallaşma düzeyinin yükselmesi, pazar için üretimin yaygınlaşması demektir. Kuşkusuz pazar için üretimin yaygınlaşması ekonomide uzmanlaşma düzeyini yükseltmekte; uzmanlaşma düzeyinin yükselmesi de “üretim” ve “tüketim” faaliyetlerinin ayrışmasına neden olmaktadır. Başka biçimde ifade edilirse, ekonomide uzmanlaşma düzeyinin yükselmesi üretim hacminin artmasına; üretim hacminin artması mübadeleye konu olan mal ve hizmet hacminin (işlem hacminin) artmasına neden olmaktadır. Işlem hacminin arttığı bir ekonomide paranın kullanılması yaygınlaşmaktadır.

Buraya kadar anlatılanlar bağlamında ele alındığında, bir ekonominin geniş anlamda parasallaşması, dar anlamda parasallaşmasını iktisadi açıdan anlamlı hale getirmektedir.

Bu bölümde “Parasal genişleme nasıl ölçülür?” sorusunun cevaplandırılması amaçlanmamakta, parasal genişlemenin bir nedeni ve aynı zamanda bir sonucu olan senyoraj gelirleri tartışılmaktadır. Ancak parasallaşmanın ölçüsü olarak “para arzının milli gelire oranının” bir ölçü olarak kullanılmasıyla ilgili olarak Alkin şu saptamayı yapmaktadır: ”para arzının milli gelire oranı çoğu zaman, ülke ekonomisinin gelişmişliğini ya da büyümekte olduğunu kanıtlamaktadır”. Alkin ’in yaptığı bu saptama, “ekonomide işlem hacminin artışı yani ekonomik büyüme para miktarının artmasına neden olur” görüşü çerçevesinde ele alındığında doğru gibi görünmektedir. Ancak soruna başka bir açıdan bakıldığında, para arzının milli gelire oranı paranın dolanım hızını vermektedir. Bu anlamda paranın dolanım hızının, Alkin ’in belirttiği gibi, ekonominin gelişmişliğinin ya da büyümekte olduğunun bir kanıtı olarak ele alınıp alınamayacağı tartışılması gereken bir noktadır.

Parasallaşmanın önemine bu şekilde değindikten sonra tekrar belirtilmelidir ki, esnek bir para sistemi olarak itibari para sistemi ekonominin dar anlamda parasallaşması için uygun bir ortam yaratmaktadır. Çünkü, itibari para sisteminde paranın üretim maliyetleri ile nominal değeri arasında çok büyük farklar bulunmaktadır.

Tarihsel olarak, altın para yerine kağıt para kullanımının yaygınlaşması, aksi takdirde altın üretimine tahsis edilecek olan kaynaklarla ilgili çok büyük bir sosyal tasarruf sağlamıştır. Bu sosyal tasarruf aynı zamanda, paranın üretim maliyetinin düşüşünü temsil ettiği için, bu biçimde elde edilen senyoraj, Bu
bağlamda kağıt para kullanımının sosyal maliyeti, kağıt para üretmek için kullanılan kaynakların alternatif maliyeti ile ölçülebilir. Başka biçimde ifade edilirse, altının para olarak kullanılmasının alternatif maliyeti; altın üretimine tahsis edilecek olan kaynaklar başka bir alanda kullanıldığında elde edilecek getiri oranıyla ölçülebilir. Buna göre, kağıt para kullanımının alternatif maliyeti ile altın para üretiminin alternatif maliyeti arasındaki fark, hem elde edilecek sosyal tasarrufun derecesini hem de senyoraj gelirinin derecesini ortaya koyar.

Mal-para sisteminden itibari para sistemine geçiş süreci ile ile ilgili olarak Ritter (1995) şu soruyu soruyor: ”Tarihsel açıdan ele alındığında mal para sisteminden itibari para sistemine geçiş niçin çok uzun bir zaman almıştır?”.
Ticaret hacminin genişlemesi ve ekonomide uzmanlaşma düzeyinin artışı, bu sürecin uzun bir zaman almasının gerekçesi olarak gösterilmektedir. Ancak Ritter (1995)’e göre, mal paradan itibari para sistemine geçmeden önce bu sistemin sürdürülebilirliğine olan inancın arttırılmasının, yani itibari para sisteminin güvenilir bir para sistemi haline getirilmesinin zorunlu olması geçiş sürecinin çok büyük bir zaman dilimine yayılmasına neden olmuştur.

Burada ele alınan konu itibariyle, Friedman’ın görüşlerine de değinilmesi yararlı olacaktır. Friedman ’a göre, toplumun bütünü açısından mal para sisteminin yetersizliği, mal para stokunun arttırılması için reel kaynak kullanımının zorunlu olmasıdır. Bu durum tarihsel süreçte ilk olarak “ödeme taahhütlerinin” para olarak kullanımına daha sonra ise itibari paranın doğmasına yol açmıştır. Kağıt para yüzde 100 altın karşılığında ihraç edilirse bu durumda kağıt paranın varlığı sorun yaratmaz. Oysa ki, para ihracının tam altın karşılığı olmadığı koşullarda para sisteminin kamu kesiminin müdahalesi olmadan işlemesi, iki unsurun varlığına bağlıdır: İlk olarak, para ihraç eden kurumlar ödeme taahhütlerini tam olarak karşılamalıdırlar. Ancak ödeme taahhütlerini geleceğe yönelik olduğu için bunu garanti altına alacak bir mekanizma yoktur. İkinci olarak, tüm sorumluluk ödeme taahhütlerini kabul edenlere ait olmalıdır. Ancak bu ikinci koşulu varsaymak bile anlamsızdır. Friedman, mal para sisteminin kaynak maliyetinin yüksek olması nedeniyle itibari para sistemini savunmakta, ancak serbest rekabeti savunan bir iktisatçı olmasına rağmen, itibari para sisteminin devlet müdahalesi olmaksızın sağlıklı biçimde işleyemeyeceğini; çünkü paranın üretim maliyetinin nominal değerinden çok düşük olması durumunda paranın serbest rekabet koşullarında üretilmesinin parasal dengesizlik yaratacağını ifade etmektedir. Friedman’ın kamu müdahalesiyle kastettiği, para ihraç tekeline sahip olan bir merkez bankasının var olması ve bu merkez bankasının bir kurala göre para arz etmesidir. Oysa ki senyorajın bir gelir kaynağı olarak önemli hale gelmesiyle ekonomide istikrarsızlık yaratan bir faktöre dönüşmesinin temel nedenlerinden birisi merkez bankasının parasal tekele sahip olmasıdır.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorum yazın