MECBURİ (TRETE) REASÜRANS

MECBURİ (TRETE) REASÜRANS
Reasürörler prim gelirlerinin büyük çoğunluğunu Mecburi Reasürans anlaşmalarından sağlarlar. Bu anlaşmalarla risklerin evrensel boyutlara taşınmasında daha etkin rol oynarlar. Ayrıca yeni sigorta türlerinin gelişmesine de bu yolla katkıda bulunurlar.
Mecburi Reasürans sayesinde sedan ve reasürör arasında kurulmuş olan ilişki İhtiyari Reasürans anlaşmalarına kıyasla daha güçlü ve uzun ömürlü olmaktadır.
Bu yöntemin en belirgin özelliği sedan ve reasürör arasında koşullan önceden belirlenmiş bir anlaşmanın olmasıdır. Bu anlaşma hem reasürörü hem de sedanı bağlar ve her ikisine de bazı sorumluluklar yükler. Sedan anlaşmaya uyacak şekilde devir yapmak zorundadır. Reasürör de kendisine devredilen bu işleri kabul etmek zorundadır. İhtiyari yöntemde olduğu gibi reasürörün bir işi tek tek inceleme olanağı yoktur. Otomatik devir yapıldığından sedan şirket kabul ettiği işlerde kendine belli oranda reasürans koruması sağlamış olur.
Sedan anlaşmada belirlenmiş riskleri ayrıntılı bir biçimde devreder Ayrıca hem kendi hem de reasürör adına ortak çıkarları doğrultusunda , riskin belirlenmesi, prim saptanması ve hasar ödenmesi gibi konularda karar verme hakkına sahiptir. Buna karşın reasürör eğer kendi menfaatlerinin sedan tarafından yeterince korunmadığına karar verirse anlaşmayı feshedebilir.
Mecburi Reasürans başlığı altında orantılı olan Kot-Par ve Eksedan anlaşmalarıyla, orantısız olan Excess of Loss ve Stop Loss anlaşmaları incelenecektir.
1.2.1.BELİRLİ PAYLI (Kot-Par) REASÜRANS
Bu yöntemin en belirgin özelliği sedan ve reasürörün sorumluluğu belirli bir oranda paylaşmalarıdır. Sorumluluk hangi oranda paylaşılır ise prim ve hasar da aynı oranda paylaşılır. Bu yöntem uygulama açısından oldukça kolaydır. Sedan ve reasürör anlaşma şartlarını önceden belirlerler. Reasürör belli bir branşta sedanın ürettiği her bir poliçeden önceden belirledikleri oran dahilinde pay alacağını kabul eder.

Bu yöntemde sedan ve reasürör tanı bir kader birliği içindedir. Sedan ürettiği her işten reasüröre pay verdiği ve bu payın oram hiç değişmediğinden sedanın kar etmesi durumunda reasürör de kar edecek, sedanın zarar etmesi durumunda reasürör de zarar edecektir. Her ikisinin de sorumlulukları aynı dönem için geçerlidir ve bu süre çoğunlukla bir yıldır.
Kot-Par Tretesine devredilecek işler için mutlaka bir üst limit belirlenir. Belirlenen bu limitin aşılması halinde sedan aşan kısım için başka bir reasürans yöntemi uygulamak zorunda kalır. Bu da genellikle ihtiyari reasürans yöntemidir. Aşan kısım K.ot-Par reasürörüne ihtiyari olarak teklif edilebileceği gibi başka bir reasüröre de teklif edilebilir. Konuyu bu örnekle açıklayalım;
Sigorta Bedeli 1.250.000.000.-TL olan bir buğday tarlasını doluya karşı 73.750.000.-TL prim ile sigortaladığımızı varsayalım. Sigortalı olunan dönem 15.04.1998 ile 30.09.1998 tarihleri arasıdır. 27.05.1998 tarihinde bir dolu hasarı meydana gelmiş ve sigortalı tarafından sigorta şirketine ihbarda bulunulmuştur. Yapılan ekspertiz çalışması sonucunda toplam sigorta bedeli üzerinden %25 oranında yani 312.500.000.-TL’lik bir hasar olduğu tespit edilmiştir. Bu şartlarda sedan ve reasürörler arasında nasıl bir paylaşım olduğunu inceleyelim,
Sedanın Dolu branşını kapsayan bir Kot-Par Tretesi vardır. Bu treteye göre %25 Konservasyon ayrıldıktan sonra kalanın %15’i Milli Reasürans’a mecburi devir olarak verilecek, arlan %63,75 trete reasürörlerine plase edilecektir. Ayrıca K.ot-Par’a devredilecek işlerde limit sigorta bedelinin %100’ü üzerinden 1.000.000.000,-TL’dir. Bu durumda söyle bir risk paylaşımı söz konusu olur;

Sigorta Bedeli : 1.250.000.000.-TL
Sedan : 1.000.000.000.-TL.x %25 = 250.000.000.-TL.
Milli Tekel : 750.000.000.-TL.x %15 = 112.500.000.-TL.
Kot Par Reasürörü : 1.000.000.000.-TL x %63.75 = 637.500.000.-TL.
1.000.000.000.-TL.
İhtiyari Reasürör : 250.000.000.-TL.

Görüldüğü gibi sigorta bedeli 1.250.000.000.-TL olduğu halde sadece Kot-Par’m üst limiti olan l.000.000.000.-TL’nin reasürans dağılımı yapılmıştır. Geriye kalan 250.000.000.-TL ise ihtiyari olarak reasüröre devredilmiştir. Yukarıdaki dağılıma göre sedanın toplam sigorta bedeli üzerinden sorumluluğu %20, Milli Tekel’in payı %9, Kot-Par reasürörün payı %51 ve ihtiyari reasürörün payı ise %20’dir, Prim ve hasarların paylaşımı da yukarıdaki dağılıma uygun olarak yapılacaktır.
% Prim Hasar
Sedan 20 14.750.000.-TL 62.500.000,-TL
Milli Tekel 9 6.637.500.-TL 28.125.000.-TL
Kot-Par Reasürörü 51 37.612.500.-TL 159.375.000.-TL
İhtiyari Reasürör 20 14.750.000.-TL 62.500.000.-TL
73.750.000,-TL 312.500.000.-TL

Yukarıda görüldüğü gibi risk ne oranda paylaşıldı ise prim ve hasar da aynı oranda paylaşılmıştır. Sonuç olarak en yüksek paya sahip olan Kot-Par reasürörü en fazla primi almış ve yine en fazla hasan ödemiştir.
Sigorta şirketleri yeni kurulduklarında ya da daha önce çalışmadıkları bir alanda çalışmaya başladıklarında tecrübe sahibi oluncaya kadar Kot-Par reasürans yöntemini kullanarak kendilerini güvence altına alırlar. Bu sayede reasürörlerinin deneyimlerinden de faydalanmış olurlar. Yeni kurulan şirketler portföylerini oluştururken sağlam ve istikrarlı olmaya özen gösterirler bu da Kot-Par yöntemini seçmeleri için yeterli sebeptir.
Ayrıca Kot-Par bir çok hasarın aynı anda oluşabilme İhtimaline karşı etkin bir koruma sağlar. Bunun nedeni her bir poliçeden Kot-Par reasürörlerine devir yapıldığından hasar ister büyük ister küçük olsun reasürör hasar ödemesine oranı nispetinde katılır. Oysa Eksedan yönteminde küçük hasarların çoğu konservasyonda kalır.
Kot-Par tretesi diğerlerine göre takibi kolay ve ekonomiktir. Ayrıca reasürans komisyonu diğer trete reasürans yöntemlerine göre daha yüksektir.

Kot-Par yöntemini kullanan şirketlerin bu yöntemin avantaj ve dezavantajlarını iyi değerlendirmeleri gerekir. Çünkü sedanın, tamamını kon servasy onunda tutabileceği işlerden de reasüröre devir yapma zorunluluğu gereksiz yere reasürörlere prim akmasına neden olacağından sedanın gelişmesini yavaşlatıcı etki yapacaktır Bu yüzden mali açıdan güçlü olan şirketlerin özellikle karlı branşlarda Kot-Par yerine Eksedan’ı tercih etmeleri kuşkusuz daha yerinde olacaktır.
1.2.2.AŞKIN PAYLI (Eksedan) REASÜRANS
En çok kullanılan ve en yaygın olan reasürans yöntemidir Sigorta bedellerinin farklılıklar gösterdiği branşlarda uygulanır. Bu yöntemde sedan kendi saklama payını aşan kısımları Eksedan rcasürörlerine devreder. Eksedan reasurörleri de kendilerine devredilen kısmı otomatik olarak kabul ederler.
Görüldüğü gibi Sedan saklama payını ağmadığı sürece Eksedan reasurorlerine devir yapmak zorunda değildir Bu yöntem sayesinde Sedan kendi kapasitesini sonuna kadar kullanma ve mümkün olduğu kadar çok iş kabul cime olanağını elde etmiş olur.
Sedan şirket Eksedan Trete anlaşmalını yapmadan önce her risk için kendi saklama payını belirler. Eksedan Tretesine yapılacak olan devirde sedanın saklama payının buyuk önemi vardır. Saklama Payı l plen olarak değerlendirilir ve treteye yapılacak devirler bu plcnin katlan olarak belirlenir. Örneğin, bir Yangın Eksedan Tretesi 7 plen olarak belirlenmiş ise sedanın bu treteye yapacağı devir kendi konservasyonunun en fazla 7 katı olabilir. Daha fazlasını devretme hakkı yoktur. Bu uygulamayla reasürörlere yapılacak devir de sınırlandırılmış oluyor.
Sedanın Eksedan Tretesinden en iyi şekilde yararlanabilmesi için belirlediği konservasyonun ve plen adedinin son derece isabetli olması gerekir. Konservasyon belirlenirken ilgili risk türünde hasar olma ihtimali arttıkça konservasyon miktarının düşmesi ve hasar olma ihtimali azaldıkça konservasyon miktarının artmasıdır. Konservasyon ya sigorta bedelinin toplam değerine göre ya da maksimum olası hasara göre ayrılır. Özellikle endüstriyel risklerde ikinci yönteme başvurulur. Çünkü bir kompleksin hiçbir zaman tamamının zarar görmeyeceği düşünülür.

Yukarıda da belirtildiği gibi Eksedan Tretesine yapılacak devir, konservasyonun belli bir katı olarak önceden belirlendiğinden bu limitin aşılması durumunda sedan aşan kısım için ihtiyari reasürörler bulmak zorundadır. Zahmetli ve uzun zaman alan bu yönteme başvurmak yerine aynı işi görecek ikinci hatta üçüncü bir Eksedan Tretesi için anlaşma yapılabilir. İşleyiş şekli ise birinci Eksedan tam kapasite kullanıldıktan sonra ikincisine geçmektir. Uygulamada bu kurala uyulmadığı da bilinmektedir.
Bu yöntemde sedan saklama payını aşan kısmı Eksedan Tretesine devredeceğinden hasar olduğunda sadece kendi hissesi kadar ödeme yapacağından, eğer konservasyonunu doğru belirlemiş ise hasar olduğunda bundan fazla etkilenmeyecektir. Bu tretenin olumsuz. yanlarından biri aynı anda oluşan bir çok hasarın sedana getireceği yükü azaltamıyor olmasıdır. Ayrıca yapılacak devire bağlı olarak Sedan kar ederken Trete reasürörleri zarar edebilir ya da tersi olabilir. İdari masraflar da diğer yöntemlere göre daha fazladır .
Aşağıda bu yönteme açıklık getireceğini umduğum bir örnek yer almaktadır.
Tek üniteden oluşan bir işyeri için 01.03.1997 – 01.03.1998 tarihlerini kapsayan bir Yangın paket poliçesi hazırlanmış olsun. Bu işyerinin toplam sigorta bedeli 500.000.000.000.-TL olup tahsil edilen prim ise 5.000.000.000.-TL’dir. Poliçe süresinde 400.000.000.-TL/lik bir de hasar meydana gelmiştir. Trete 20 plendir ve tam konservasyon tutulacağı kararlaştınlmıştır.(1.300.000 USD) Konservasyon tespitinde kullanılacak kur da 130.000.-TL olduğuna göre riskin paylaşımı aşağıdaki gibi olur,

Sigorta Bedeli 500.000.000.000.-TL
Sedanl. 300.000.x l30.000. =169.000.000.000.-TL
Milli Tekel 331.000.000.000.x %20 =66.200.000.000,-TL
Eksedan Reasürörleri 264.800.000.000.-TL

Toplam

500.000.000.000.-TL

Görüldüğü gibi sedan trete şartlarında belirtildiği gibi maksimum saklama payı 1.300.000USD karşılığı 169.000.000.000.-Tl’lik riski üzerinde tutmuş buna karşılık Milli Tekele kalan miktarın %20’si devredilmiş ve Eksedan reasürörleri ise geriye kalan riski üstlenmişlerdir.
Yukarıdaki paylaşıma göre sedan riskin %33.8’ini, Milli %13.24’ünü ve Eksedan reasürörleri ise %52,96’sını üstlenmiş olacaklardır. Bu oranlar dahilinde prim ve hasar paylaşımı aşağıdaki gibidir;
Prim Hasar
Sedan (%33.80) 1.690,000.000. 135.200.000.
Milli Tekel (%13.24) 662.000.000. 52.960.000.
Eksedan (%52.96) 2.648.000.000. 211,840.000.
5.000.000.000. 400.000.000.

1.2.3.HASAR FAZLASI (EXCESS OF LOSS) REASÜRANSI
X/L reasürans anlaşmalarının daha önce incelemiş olduğumuz yöntemlere kıyasla bazı farkları vardır. Bunların en önemlisi konservasyonu yani sedanın üzerinde tuttuğu riskleri teminat altına almasıdır. Oysa incelediğimiz diğer yöntemler sedanın konservasyonunda tutamayacağı kısımları teminat altına almaktadırlar. Ayrıca bir X/L anlaşmasında orantılı trete anlaşmalarında olduğu gibi bir prim paylaşımı yoktur ve bir komisyon ödemesi söz konusu değildir. Sadece hasarların söz konusu olduğu bu yöntemde reasürör sedanın konservasyonuna isabet edecek hasarların belirli bir alt limiti aşan kısmını yine belirli bir üst limite kadar ödeyeceğini taahhüt eder. Hasarların paylaşımında belirli bir oran yoktur. Buna karşılık baştan kararlaştırılmış bir prim miktan reasüröre ödenir. Anlaşma aşamasında sedanın öncelikle tahmini olarak X/L’ a konu olan branşta ne kadar “Brüt Net Prim Geliri” elde

edeceğinin tespit edilmesi gerekir. X/L reasürörü tarafından talep edilecek prim bu brüt net prim gelirinin bir yüzdesidir. “Depo Primi” olarak adlandırılan bu prim reasürör tarafından peşin ya da taksitle ilgili dönem içinde tahsil edilir. Bu dönem bir yıldır ve yılın sonunda sedanın gerçek “Brüt Net Prim Geliri” belli olunca reasürörün başta verdiği fiyatla çarparak sedanın gerçek ödemesi gereken prim miktarı bulunmuş olur. Buna “Nihai Prim” denir Arada fark var ise alacaklı tarafa ödenir. Bu arada eğer reasürör baştan alması gerektiği minimum prim miktarını belirlemiş ise ki buna “Asgari Depo Primi” denir, bu durumda Nihai Prim Depo Primi’nden az çıksa bile sedanın aradaki farkı geri alma hakkı yoktur.
X/L yöntemi “Risk Başına” ve “Hadise Başına”olmak üzere iki farklı şekilde uygulanabilir. Risk başına X/L yönteminde amaç sedanın belirli bir riskte uğrayabileceği zararın bir kısmını karşılamaktır. Oysa Hadise başına X/L’ta ise iki ya da daha çok riskin bir olay sonucu hasarlanmaları durumunda konservasyona isabet eden hasarların ödenmesine iştirak etmektir. Daha çok kumul oluşturabilecek dolu, kasko ve nakliyat branşlarında tercih edilir. Özellikle kasko branşında pek çok şirket tarafından uygulanmaktadır.
Bir branşta sigorta şirketi konservasyonunu korumak için X/L anlaşmasına başvururken hem risk başına hem de hadise başına X/L anlaşmalarını birlikte kullanabilir Farklı limitlerle düzenlenmiş birkaç dilimden oluşan bir anlaşma yapılabilir. Bu dilimlerin her birinin limiti sedanın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmelidir. İlk dilimin limiti düşük olduğundan ve çoğunlukla sedanın azami saklama payını üst limit olarak seçtiğinden Risk Başına X/L’tur. sedanın anlaşılan bir dönem içinde bu dilime hasar vurma ihtimali bir kereden çoktur. Bu nedenle bu dilime “Çalışır X/L”denir. 1.Dilimden sonra gelen dilimlerin limitleri daha yüksek olduğundan kumul oluşabilecek hasarları kapsamayı amaçlamıştır ve “Hadise Başına X/L” olarak adlandırılır.
Risk Başına X/L söz konusu olduğunda sedanın riskin ne olduğunu çok iyi belirlemesi gerekir. Benzer şekilde Hadise Başına X/L söz konusu olduğunda ise hadisenin ne olduğu önem kazanır, Bunları belirlemek sedana düşmektedir. Riskin ve hadisenin net olarak belirlenemediği durumlarda hasarın paylaşılmasında sorunlar çıkması doğaldır.

Bir X/L anlaşmasının alt ve üst limitleri vardır ve şu şekilde ifade edilir;
Reasürans Teminatı xs Alt Limit
Örneğin, 500.000 xs 200.000 Bunun anlamı 200.000’i aşan 500.000’e kadar olan hasarlar X/L reasürörlerinden talep edilecektir. X/L anlaşmasının üst limiti sedanın konservasyon miktarı ile sınırlıdır.
Değişik miktarlarda meydana gelmiş birkaç hasarın sedan ve X/L reasürörleri arasında nasıl paylaşıldığını görelim;
X/L Anlaşma Limiti: 800.000 xs 200.000
Konservasyona Sedan X/L
İsabet Eden Hasar
400.000 200.000 200.000
150.000 150.000 0
700.000 200.000 500.000
1.200.000 400.000 800.000
Yukarıda görüldüğü gibi 4.hasarda X/L’un üst limiti olan 800.000 tam olarak kullanılmış ve hasarın geri kalanı sedan tarafından karşılanmıştır.
X/L anlaşmasının uygulama aşamasında önem kazanan ayrıntılardan biri de “yenilemeler”dir. Sedan ve reasürör baştan her dilim için kaç yenileme olacağını belirlerler, Yenilemenin ne demek olduğuna biraz açıklık getirirsek,
X/L’a bir hasar isabet edipte reasürör bu hasan ödediğinde sedana verdiği teminatlarında ödediği hasar miktarı kadar bir azalma olur. Örneğin, bir X/L tretesinin limiti 50 milyon TL’yi aşan 100 milyonTL’ye kadar ise ve 70 milyon TLlik bir hasar olduğunda Sedan ilk 50 milyon TL’yi kendi karşılayacak, aşan 20 milyon TL’yi ise X/L reasüröründen talep edecektir. Reasürör 20 milyon TL’yi ödediğinde sedana vermiş olduğu 100 milyon TL’lik teminat 80 milyon TL’ya düşmüş olacaktır. Bu teminatı yine 100 milyon TL’ye yükseltebilmek için “yenileme primi” hesaplayıp reasüröre ödemesi gerekmektedir. Bu işleme “Yenileme” denir ve nasıl yapılacağı X/L anlaşmasında mutlaka belirtilmiştir. Eğer tek bir yenileme olacağı önceden belirlenmiş ise reasürörün ödeyeceği hasar toplamı 100 milyon TL’ye ulaşıncaya kadar ödenen her hasarın yenilemesi yapılacaktır.

Hasar toplamı 100 milyon TL’ye ulaşınca artık yenileme yapılmayacak, buna karşılık hasarlar toplamı tekrar 100 milyon TL’ye ulaşana kadar reasürör ödeme yapmaya devam edecektir. Böylece sedan X/L reasüröründen 100 milyon TL yenilemeli ve 100 milyon TL yenilemesiz olmak üzere toplam 7.00 milyon TL, teminat almış olur. venileme primlerinin nasıl hesaplandığını ayrıntılı bir şekilde konunun sonunda verilecek örnekte görmek mümkündür.
X/L yönteminde idari masraflar diğer yöntemlere göre daha düşüktür. Çünkü sedan ne prim ve hasarları paylaştırmaya çalışacak ne de her poliçe için konservasyon belirlemeye çalışacaktır. Sedan kendi payına düşecek hasar miktarını bu yöntem sayesinde belirli bir seviyede tutabilir. Meydana gelebilecek çok sayıda hasar sedanın belirlemiş olduğu X/L/un, alt limitinin altında kalırsa bu durumda sedan hasar ödemelerinde zorlanabilir ve tretesinden de gereği gibi yararlanamayabilir.
Ülkemiz hemen hemen her branşta reasürörler tarafından oldukça riskli bir bölge olarak nitelendirildiğinden X/L için verilen fiyat yüksek olmakta bu da sedanın daha fazla ödeme yapmasına neden olmakta ve treteden yeteri kadar yararlanmasına engel olmaktadır.
Aşağıda bu yönteme uygun bir örnek verilmiştir:
OLAY Sigorta Şirketi’nin iki dilimden oluşan oto kaza branşı X/L trete şartları şöyledir;
Minimum Depo Primi: 1.Dilim 10.395.000.000.-TL
2.Dilim 4.950.000.OOO.-TL
Limit: l .Dilim 25.500.000.000 xs 4.500.000.000
2.Dilim 50.000.000.000 xs 30.000.000.000
Fiyat: 1. Dilim %0.21 – 2. Dilim %0.10
Yenileme 1.Dilim l adet%100, 3 adet % 150 ilave primle
2.Dilim l adet %150

Yıl içerisinde aşağıda listelenmiş hasarlar meydana gelmiştir:

Hasar Dönemi Ocak
Şubat
Mart
Haziran
Temmuz
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
TOPLAM

Hasar Miktarı Konservasyon Payı 12.500.000.000
3.400.000.000
7.788.128.591
1.188.943.751
1.122.480.000
1.623.737.706
9.876.151.751
9.092.001.351 16.382.861.449 62.974.304.599

Yukarıdaki hasarlar için yenileme primi hesaplayıp X/L reasürörlerine ödenmesi gerekmektedir. Trete şartlarına göre 1.dilim için l adet %100, 3 adet %150 ek primle yenileme yapılacak, 2.dilim için ise sadece l adet %150 ek primle yenileme yapılacaktır. Yukarıdaki hasarların büyüklüğüne baktığımızda tamamının 1.dilimin limitleri içinde kaldığını görmekteyiz. Bu durumda sadece l .dilim için yenileme yapılacaktır. Bu örneğin yıl sonunda yapıldığını farz edersek yenileme prim hesabına geçmeden önce nihai primin hesaplanması gerekmektedir.
Nihai Prim = X/L’un Fiyatı x Konservasyon Primi
l .Dilim Nihai Primi – %0.21 x 6.927.089.763.417 = 14.546.888.503.-TL 2.Dilim Nihai Primi = %0.10 x 6.927.089.763.417 = 6.927.089.763.-TL
Yıl içerisinde ödenmiş olan depo primlerinin düşülerek kalan kısmın reasürörlere “Fark Primi” olarak ödenmesi gerekir.
l .Dilim Fark Primi = 14.546.888.503 – 10.395.000.000 = 4.151.888.503.-TL 2.Dilim Fark Primi – 6.927.089.763 – 4.950.000.000 = 1.977.089,763.-TL
Yenileme prim hesabına geri dönecek olursak yukarıda vermiş olduğumuz hasarların toplamı için yıl sonunda hesaplayacağımız yenileme primi şöyledir;

Yenileme Primi = Hasar / Trete Limiti x Nihai Prim x %100
1. Yenileme Primi = 25.500.000.000 / 25.500.000.000 x 14.546.888.503 x 100/100
= 14.546.888.503.-TL
2. Yenileme Primi = 25.500,000,000/25,500.000.000 x 14.546.888.503 x 150/100
= 21.820.332.755.-TL
3. Yenileme Primi = 11.974.304.599/25.500.000.000 x 14.546.888.503 x 150/100
=10.246.404.347.-TL
Toplam Yenileme Primi = 46.613.625.605.-TL
Hesaplamadan da kolayca anlaşılacağı gibi önce 1.Dilimin üst limiti olan 25.500 milyon TL’lik kapasite tam olarak kullanılacak ve %100’lük bir yenileme yapılacak ardından yeniden 25.500 milyon TL’lik kapasite tam olarak kullanıldığından bu kez %150’Iik bir yenileme yapılacak ve nihayet geriye kalan 11.974.304.599.-TL’lik hasar için de %150’lik 3.yenileme yapılacaktır.
1.2.4.HASAR ORANI FAZLASI (Stop Loss) REASÜRANSI
Stop Loss reasürans yöntemi pek çok yönden X/L reasürans yöntemine benzer. Temel amaç, bir sigorta branşında ya da sedanın portföyünün bir kısmı için olabilecek Kasadardaki dalgalanmaları önlemektir. Stop Loss reasürörü tek tek hasarlarla ilgilenmez. Onun yerine bir yıllık bir süre içerisinde meydana gelmiş hasarların toplamı yıl .içinde elde edilmiş brüt net primlerin belirli bir yüzdesini aşarsa aşan kısmı yine primin bir yüzdesi olarak ifade edilen bir üst limite kadar ödeyeceğini taahhüt eder. Bu ait limitin aşılmasında, küçük hasarların toplamı mı yoksa bir büyük hasarın mı söz konusu olduğuna bakılmaz.
Tahinin edileceği gibi bir yıl içerisinde meydana gelecek hasarlar toplamı ancak yıl sonu belli olacağından ve sedanın gerçek brüt net prim geliri de yıl sonunda kesinleşeceğinden reasürörün sedana ne kadar hasar ödeyeceği yıl sonunda belirlenip reasürör tarafından sedana ödenir. Daha yıl ortasında sedan belirlenmiş olan üst limiti aşar ise bu durumda daha sonra meydana gelecek hasarlar için yeteri kadar titizlik göstermeyebilir ve reasürör gereğinden fazla hasar ödemek zorunda kalabilir. Bunu önlemek için bazen Stop Loss anlaşmalarına sedanın Stop Loss’a düşen hasarların ufak bir yüzdesine katılma sartı konur.
Stop Loss anlaşmalarında birden çok dilim olabilir. 1.Dilimin üst limitinin bittiği yerde 2.Dilim devreye girebilir.
Stop Loss reasürörü sedana vereceği teminat karşılığında belirli bir miktar prim tahsil etmek zorundadır. Bu miktar sedanın tahmini brüt net prim gelirinin Stop Loss anlaşmasının fiyatıyla çarpılarak bulunur. Kullanılacak olan tahmini brüt net prim gelirinin iyi belirlenememesi durumunda hem sedan hem de reasürör açısından olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla Stop Loss anlaşmasının yüzde olarak belirlenen alt ve üst limitlerinin istenilenin altında veya üstünde oluşması söz konusu olabilir. Bu durumu önlemek için anlaşmaya yüzde olarak ifade edilen alt ve üst limitlerin yamsıra mutlak rakamlar da eklenebilir. Örneğin, hasarların primin %80’ini aşması halinde %110’una kadar olan hasarların %90’ını en çok 200.000 $a kadar Stop Loss reasürörü ödeyecektir gibi.
Reasürör Stop Loss anlaşmasının fiyatını belirlerken gelecekteki hasar olma ihtimalini geçmiş yıllara bakarak tespit etmek zorundadır. Buna karını ve idari masraflarını da eklediğinde fiyatı bulmuş olur.
Yeni faaliyete başlayan sigorta şirketleri portföylerinde olabilecek aşırı dalgalanmaları önlemek ve ödeyeceği hasarları bir noktada durdurabilmek için bu yöntemi kullanabilir. Ayrıca X/L yönteminin kullanılamadığı durumlarda yani ilgili branşla riskin veya hasarın tanımının yapılamadığı durumlarda bu yönteme başvurulabilir. Örneğin, Dolu ve Hayvan Hayat Branşları Stop Loss yönteminin en çok başvurulduğu sigorta dallandır. Ayrıca ürün sorumluluk sigortaları da hasar söz konusu olduğunda geniş alanlara yayıSabilme özelliklerinden dolayı bu yöntemle teminat altına alınabilirler. Günümüzde pek fazla başvurulmayan bir yöntemdir.

Yorum yazın