KREDİ RİSKİ TANIMI

KREDİ RİSKİ TANIMI

Finansal kuruluşlar uzun yıllardır çeşitli nedenlerden ötürü birtakım güçlüklerle karşı karşıya kalmışlardır. Bankacılık sektöründeki ciddi problemlerin başlıca nedeni, yetersiz kredi standartları, zayıf portföy risk yönetimi ya da banka müşterilerinin kredibilitelerinde bozulmaya yol açabilecek türden ekonomik gelişmelerin ve diğer koşullardaki değişmelerin iyi izlenmemesi g bi etmenlere bağlı olmaya devam etmektedir.

Kredi riski, en basit anlamıyla, bir bankanın kredi müşterisinin (borrower) ya da kendisiyle bir anlaşmaya taraf olanın (counterparty), anlaşma koşullarına uygun biçimde yükümlülüklerini karşılayamama olasılığıdır. Kredi risk yönetiminin amacı, uygun parametreler içinde bankanın maruz kalabileceği riskleri yöneterek, bankanın risk ayarlı getirisini maksimize etmektir. Bankalar hem tüm kredi portföyünün taşıdığı riskleri hem de tek tek her kredinin taşıdığı riskleri yönetmek durumundadır. Buna ilaveten kredi risklerinin diğer risklerle ilişkisini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Kredi riskinin etkin şekilde yönetimi, risk yönetiminde kapsamlı bir yaklaşımın önemli unsurlarından birisidir
Pek çok banka için kredi riskinin en geniş ve en görünür kaynağı bankanın açtığı krediler olmakla birlikte, bir bankanın faaliyetlerine bağlı olarak hem bankacılık ve ticaret defterlerinde hem de bilanço ve bilanço dışı hesaplarda yer almaktadır. Bankalar gün geçtikçe krediler dışında da değişik finansal enstrümanlara ilişkin kredi riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar; örneğin interbank işlemleri, ticaret finansmanı, döviz işlemleri, swap işlemleri, bonolar, opsiyonlar, vadeli işlemler, garanti ve kefaletler gibi.

Kredi riski aynı zamanda karşı tarafın kredibilitesindeki zayıflamayı da kapsamaktadır. Bir müşterinin kredibilitesinin zayıflaması doğrudan ödeme güçlüğü içine girmesi anlamına gelmemekle birlikte, bu olasılığın yükseldiğini belirten bir göstergedir.

Risk yönetimi modellemeleri; “Risk alınmaması” ya da “Riskten kaçınma” gibi hedefler taşımamalıdır. Aksine; üstlenilecek olan risklerin tanınması – riskin realize olma ihtimallerinin değerlendirilmesi – risklerin derecelendirilmesi ve taşınacak olan riske karşılık, edinilecek getirilerin dengelenmesini sağlamayı hedeflemelidir.
Günümüzde;
• Bankaların, kamu açıklarının fonlanması amacına yönelik olan faaliyetlerinin azalma eğilimine girmesi
• Bankaların reel kesime kaynak aktarımı konusunda daha aktif hale gelmesi gerekliliği
• Enflasyonist eğilimin azalması paralelinde, şirketlerin finansal sorunlarının daha net
görülebileceği
• Bankaların belirli bir aktif kalitesini yakalaması amacıyla, reel sektöre kullandırılan kredilerin niteliğinin ölçülmesi ve kredi portföyünün derecelendirilmesi
• Uluslar arası uygulamalar
• Global dünyada yaşanan yasal ve ekonomik gelişmeler gibi hususlar “Kredi Riskinin” yönetiminde etkinlik sağlanması gerekliliğini ön plana çıkartmıştır.

“Kredi Risk Yönetimi”; uygun parametreler ile ölçülen kredi risklerine dayanarak; maruz kalınabilecek geri dönmeme riskini, riske göre ayarlanmış olan getiri düzeyi ile ilişkilendirerek karlılığı maksimize ederken, kaliteli bir kredi portföyü sağlamak stratejisine uygun olarak yapılandırılmalıdır.
Bu amaçla, Kredi risk yönetimi çalışmaları içerisinde;
• Firmaların kredi değerliliklerinin ölçülerek, kredi riskinin belirlenmesi
• Kredi portföyünün derecelendirilerek, portföyün tanımlanabilmesi
• Risk derecesine göre teminat – vade – fiyat gibi yan enstrümanların geliştirilmesi ve bunların
kredi riskine uyarlanması
• Kredi değerliliği ölçüm metodu paralelinde kredilerin izlenmesi
• Çeşitli karar parametreleri doğrultusunda, kredi portföyünün kar maksimizasyonu amacıyla yönetilmesi
• Gerek firma ve gerekse belirlenecek Duyarlılık Analizleri ile portföyün, muhtemel zarar karşılıklarının belirlenmesi aşamalarının da değerlendirilmesi ve tanımlanması gerekecektir.

Kredi Risk Yönetiminin temel felsefesi
“Risk almamak değil”, aksine “Ölçülebilen kredi riskleri almak” şeklinde olmalıdır. Kredi riskinin ölçümü ise; karar organlarının bireysel tercihlerine ve objektif kurallarına göre değil, kurumsal hale getirilmiş, objektif parametrelere göre sağlanmalıdır. Ölçülemeyen kredi riskinin spekülatif sonuçlar doğuracağı ve gelişmiş yönetim (management) tekniklerine uygun olmayacağı bilinmelidir.

Kredi Risk Yönetiminin temel hedefi
“Pazardaki rekabet gücünü artıracak” ve “Sorunlu kredilerin oluşumunda minimizasyon sağlayacak” şekilde bir getiri optimizasyonu sağlamak olmalıdır.

Basel Komitesi’nin 2000 yılında yayınladığı “Kredi Riskinin Yönetimine İlişkin İlkeler” dokümanına göre, kredi riski yönetiminin kapsadığı alanlar dört ana başlık altında toplanabilir.
1. Kredi riskiyle ilgili uygun ortamının oluşturulması,
2. Kredi verme sürecinin etkin biçimde işlemesi,
3. Uygun kredi yönetimi, ölçümü ve izleme işlevlerinin sürdürülmesi,
4. Kredi riskinin yeterli kontrolünün sağlanması.

Yorum yazın