Çağdaş Banka Sistemi Yapıları

Çağdaş Banka Sistemi Yapıları

Banka sistemi, para ve kredi mekanizması çerçevesinde faaliyette bulunan
merkez bankası, ticari bankalar ağı ile diğer kredi ve hesap merkez birimlerinin
toplamıdır.

Banka sisteminin yapısını bu sistem içerisinde bulunan bankaların sayısı ve mülkiyet biçimleri belirlemektedir. Bazı ülkelerde büyük bankalar banka sistemine egemen olmaktadır. Diğer ülkelerde ise, sektöre daha çok orta veya küçük boy bankalar hakimdir.

Banka sisteminin yapısı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, piyasa
ekonomisine sahip gelişmiş ülkelerde genelde iki düzeyli banka sistemi oluşmuştur.
Sistemin üst düzeyini merkez bankası temsil etmekte, alt düzeyini ise, ihtisaslaşmış
(yatırım, tasarruf ve ipotek bankaları) ve genel bankalar olarak iki gruba ayrılan ticari
bankalar ile banka dışı kredi ve mali kuruluşlar (yatırım şirketleri, yatırım fonları,
sigorta şirketleri, emeklilik fonları vs.) oluşturmaktadır.

Merkez (emisyon) bankası devletçe yönetilen bir kuruluştur. Bununla
birlikte, hükümet resmi olarak onun sermayesine sahip olmayabilir (ABD, İtalya,
İsviçre) veya sadece bir kısmına sahip olabilir (Belçika-%50, Japonya-%55).
Merkez bankası, para emisyonunu gerçekleştirme hakkına sahiptir. Ayrıca, merkez
bankası resmi altın ve döviz rezervlerim bünyesinde bulundurmakla birlikte, para
dolaşımı ile para ve kredi alanım düzenleme ile ilgili hükümet politikasını
gütmektedir.

Çoğu zaman MB’ sı doğrudan doğruya parlamentoya veya onun kurduğu özel
banka komisyonuna bağlı olmakta ve hesabını onlara vermektedir. MB’nın yöneticisi
hükümete dahil değildir. MB’nın yöneticisi, kral (hükümdar), cumhurbaşkanı,
parlamento tarafından tayin edilebilir, fakat parlamentoda çoğunluğuna dayanan
hükümet, adayını seçtirebilir (genelde, hükümet adayım sunmaktadır). MB üst
yönetiminin görevde bulunma süresi herhangi bir süre ile sınırlandırılmayabilir
(Danimarka, Finlandiya, Norveç) veya uzun bir dönem için tayin edilebilir, örneğin:
7 yıl – İrlanda, Avustralya, Kanada, Hollanda, 8 yıl – Almanya.

MB kendi görüşünü bildirme hakkına ve bir dizi üstünlüklere sahiptir. Maliye
Bakanlığı tarafından doğrudan emirlerin verilmesi uygulamasına çok nadiren
başvurulmaktadır. MB ne tür görevleri üstlenirse üstlensin her zaman hem banka
hem de devlet organı özelliklerim taşımaktadır.

Günümüzde merkez bankası, her ülkenin kredi ve mali sisteminin önemli
unsurudur. Merkez bankasının esas fonksiyonları şunlardır:
1) Ekonominin kredi ve para politikaları açısından düzenlenmesi
2) Para emisyonu
3) Kredi kuruluşlarının faaliyetlerinin denetimi

4) Ticari bankalara ait zorunlu rezervlerin muhafaza edilmesi
5) Ticari bankalara kredi sağlanması (refinansman)

6) Devlete kredi ve ödeme hizmetlerinin sunulması

7) Resmi altın ve döviz rezervlerin muhafaza edilmesi

Merkez bankasının esas fonksiyonu ise kredi denetimidir. Bu denetim nasıl
gerçekleştirilir? Soruya yanıt verebilmek için, gelişmiş iki düzeyli banka sistemine
sahip olan ülkelerin deneyimlerini ele alalım.

Batı ülkelerinin merkez bankaları, idari metotlar (ticari bankalara doğrudan
kısıtlamalar uygulamak, teftiş ve kontrol etmek, yönetmelikler yayınlamak, hesap
raporlarım toplamak ve umumileştirmek, vs.) dışında, banka sistemini denetleyen bir
takım finansal araçları da kullanmaktadırlar. Bunlar minimum rezervler politikası,
açık piyasa ve iskonto politikalarıdır.

Minimum rezervler politikası ilk olarak ABD’de 30’lu yıllarda denenmişti ve
2. Dünya Savaşı’ndan sonra, önder kapitalist ülkelerin merkez bankaları bu politikayı
uygulamaya başlamıştı. Minimum rezervler, miktarı bankacılık mevduatı tarafından
belirlenen ve ticari bankaların merkez bankasında bulundurmaları zorunlu olan
mevduatlardır, ilk zamanlar, para rezervleri, ticari bankaları sigorta etmek için
kullanılıyordu. Müşterilerden toplanan mevduatların tamamının banka tarafından
krediler vermek için kullanıldığında, müşteriler, banka hesabında bulunan
mevduatlarım geri istedikleri takdirde banka borçlarım ödeyemeyecek hale
düşecekti. Böyle durumlardan kaçınmak için, merkezi bankası kredi olarak
verilmeyen minimum rezervi biriktirme fonksiyonunu yüklenmektedir. Rezerv
tutarının diğer fonksiyonu da, merkez bankasının rezerv oranım değiştirerek, ticari
bankaların yatırım yapabilecekleri serbest sermaye miktarım etkilemesidir. Sermaye
arzının arttığı dönemde merkez bankası, rezerv normlarım düşürmektedir. Rezerv
normlarının %l-2’ye yükseltilmesi, kredi genişlemesini sınırlandıran etkili bir araç
olabilmektedir. Kural olarak, minimum rezerv normları ülkeye göre değişmektedir.

Kredi denetiminin bir diğer finansal aracı ise, ilk olarak ABD’de 20’li yıllarda
uygulanmaya başlayan açık piyasa politikasıdır. Yüksek arz döneminde kredi
fırsatlarım azaltmak için merkez bankası ticari bankalara menkul kıymetleri uygun
fiyattan satırı almalarım teklif eder. Kriz döneminde ise, merkez bankası ticari
bankaların refinansmanı için gerekli koşulları sağlar ve kendi menkul kıymetlerini
merkez bankasına satmalarının karlı kıldığı bir politika izler. Böylelikle, menkul
kıymetlerin alım – satım hacmini ve fiyat seviyelerini değiştirme yoluyla merkez
bankası, ticari bankaların kredi faaliyetleri üzerinde etkili olabilmektedir.

Merkez bankasının uyguladığı diğer klasik mali aracı ise iskonto politikasıdır,
yani merkez bankasının ticari bankalara sağladığı kredilere faiz oranı haddini
belirlemesidir. Bu kredileri elde edebilmek için ticari bankalar öncelikle bir ödeme
yapmaları gerekir. Dolayısıyla, ticari bankalar merkez bankasına ödeme taahhütleri
olan bonolarıyla ödemede bulunurlar. Ödeme taahhütleri, bankaların özel bonoları
olduğu gibi, bankalarda bulunan üçüncü kişilerin taahhütleri de olabilir. Merkez
bankası bu bonoları satın alır ve hesaba katar, aynı zamanda belirli yüzdesini kar
olarak bünyesinde bırakır. Eğer ki, bononun nominal fiyatı $1000 ise, merkez
bankası bonoyu, örneğin, $950’a satın alır. Bu durumda iskonto haddi %5’e eşittir.
Merkez bankası tarafından sağlanan sermaye ticari bankaların müşterilerine (borç
alanlara) verilmektedir. Bu kredinin fiyatı (faiz oranı) iskonto oranından yüksek
olmalı, aksi takdirde ticari bankalar zarar edebilirler. Bundan dolayı, merkez
bankasının iskonto oranını yükseltmesi ticari banka müşterileri için, kredilerin
pahalılaşması anlamına gelir. Böyle bir durum, kredilerin ve yatırımların azalmasına
yol açar. Böylece, iskonto haddi ile oynayarak, merkez bankası üretime yatırım
yapılmasını etkileyebilme olanağına sahiptir.

Ticari bankalar, kredi sisteminin önemli halkasıdır ve tüm banka işlemlerim
yapabilirler. Ticari bankaların tarihsel olarak oluşmuş fonksiyonları şunlardır: Cari
hesaba mevduatlar toplamak, sınai ve ticari işletmelere kısa vadeli krediler sağlamak
ve bu işletmeler arasında hesaplaşmayı gerçekleştirmek. Çağdaş koşullarda, ticari
bankalar vadeli ve tasarruf mevduatlarının kabulü, orta ve uzun vadeli kredileri
verme koşullarını önemli derecede genişletebildiler. Bunun yanı sıra, halka kredi
verme sistemini de oluşturmuş durumdadırlar (tüketici kredisi).

Ticari bankalar, hisseler veya senetler esasında kurulur ve nominal sermayenin
oluşumu usulüne göre (hükümet katılımıyla, yabancı sermaye katılımıyla, vs.),
ihtisaslaşmaya göre, yaptığı işlemlere göre, faaliyet bölgesine göre vs.
sınıflandırılabilir. Ticari bankaların sermayeleri öz sermayeden (nominal sermaye,
rezerv fonları ve gelir sayesinden oluşan diğer fonlar) veya borçlardan (işletmelerin
banka hesabındaki paraları, onların mevduatları, bireysel müşterilerin mevduatları)
oluşmaktadır.

Ticari bankalar komisyon ve hesap – ticari işlemlerinin yanı sıra factoring ve
leasing işlemleriyle de uğraşırlar. Ayrıca, gittikçe yurtdışı şube ağlarını genişleterek
çokuluslu konsorsiyumlara (banka sendikaları) katılmaktadırlar.

Yatırım bankaları (İngiltere’de emisyon evleri, Fransa’da iş bankaları), uzun
vadeli yatırımlara ihtiyaç duyan ve hisse senedi ihracım gerçekleştirmek veya tahvil
çıkarmak isteyen şirketlerin isteği üzerine söz konuşu menkul kıymetlerin vadesini,
türünü, koşullarını, miktarını belirleyen ve onların ikincil piyasaya yerleştirilmesini
sağlayan şirketlerdir. Bunlar gerektiği takdirde tedavüle sokulan menkul kıymetlerin
alım ve satımını kendi hesabına yaparak ya da bu amaçlı banka sendikalarını
oluşturarak onların satımını güvence altına alabilir, menkul kıymet alıcılarına kredi
sağlayabilir.

Tasarruf bankaları (ABD’de – karşılıklı tasarruf bankaları, Almanya’da –
tasarruf kasaları), kural olarak, yerel anlamda orta boy kredi kuruluşlarıdır. Tasarruf
bankaları ulusal birlikler altında toplanırlar ve genelde devlet tarafından
denetlenirler, bazı durumlarda da devlete ait olabilirler. Tasarruf bankalarının pasif
işlemleri, cari ve diğer hesaplara halktan mevduat toplamadan ibarettir. Aktif
işlemlerine ise tüketim ve ipotek kredisi, banka kredileri, özel ve devlet menkul
kıymetlerinin alımı dahildir. Tasarruf bankaları, ayrıca, kredi kartlarım da çıkarırlar.

İpotek bankaları, ipotek karşılığı (bina, arazi, tesisler) uzun vadeli kredi sağlayan kuruluşlardır. Bu tür bankaların pasif işlemleri ipotek tahvillerinin ihracından ibarettir.

İpotek kredisi, ticari ve ipotek bankaları, sigorta ve inşaat kuruluşları ile diğer
mali ve kredi kurumları tarafından üretim ve mesken amaçlı yapılar ile arsa rehini
karşılığı verilen uzun vadeli kredidir, ipotek kredisi esas olarak tarım ekonomisinde,
bununla birlikte ev ve diğer inşaatlarda kullanılmaktadır. İpotek kredisinin
sağlanması sonucunda üretimde kullanılan sermaye miktarı artmaktadır.

İpotek kredisinin faiz oranı, ona olan talep ve arza göre belirlenmekte, ve
borçlunun mali durumuna göre farklılaşmaktadır.

Bankacılıkta önemli rolü banka holdingi oynar. Banka holdingi, diğer
şirketlerin menkul kıymetlerine ve hisse senedi portföylerine sahip olan ve bu
menkul kıymetlerle işlemler yapan bir holding şirketidir.

Banka holding şirketleri genelde bankayla ilgili işlerin gelişmesini sağlamak
için kurulurlar. Banka holding şirketleri, bankacılık yasasıyla bankaların tek başına
gerçekleştirmeleri yasaklanan birçok faaliyette bulunma imkanına sahiptirler.
Örneğin, banka holding şirketi ayrı sigorta şirketini sahiplenebilir ve onu işletebilir.
Birçok ülkede ise, bankalar bu gibi işlemleri yapma yetkisinden yoksundurlar.
ABD’de banka şubelerinin açılmasında yasal engel bulunan bazı eyaletlerde banka
holding şirketleri, söz konuşu eyalet çapında bankacılık faaliyetlerde
bulunabilmektedir. Bazı ülkelerde ise, banka holding şirketleri yatırım bankacılık
faaliyetlerini yürütmektedir.

Çalışmanın bundan sonraki kısmında, banka sisteminin yapılarına ilişkin kısa
bir açıklama yapıldıktan sonra, genelde kabul edilen banka sisteminden çok farklı
olan eski Sovyet Birliği ‘nin banka sisteminin yapısını ortaya koymaya çalışılacaktır.
Bu model günümüz Kazakistan bankacılık sektörünün anlaşılması bakımından büyük önem taşımakta, çünkü Kazakistan bankacılık sektörünün reform öncesi hareket
noktasını göstermektedir.

Birçok özel bankanın bulunduğu gelişmiş kapitalist ülkelerin tam karşı
kutbunda bulunan Sovyetler Birliği’nin tüm ülke çapında yayılmış şubesi olan tek bir
bankası vardı. Gosbank olarak adlandırılan bu banka, l) kuruluşlar arasında çek ve
banka kredilerinin takası ile emisyonun yapılması bakımından merkez bankası; 2)
devletin tasarruf-yatırım kuruluşu; 3) (hanehalkı ve kuruluşların özel işlemleri ve
tasarruflarım gerçekleştirebilecek) varlık (entities) bankası görevlerini yerine
getiriyordu. 1987’de SSCB’nde yapılan kredi ve banka reformları bazı kooperatif ve
bağımsız bankaların kurulmasına olanak sağladı, fakat toplam mevduat içindeki bu
bankaların payı, 1991 ‘de SSCB yıkıldığında, hala çok küçüktü. Buna ek olarak, 1987
reformları Gosbank’ın yerine sanayiye yönelik birkaç banka kurdu, fakat karar alma
bakımından bu bankalar yine de bir merkeze bağlıydılar. Yeniden yapılandırma, rekabete dayalı karar alma mekanizmasının olmadığı Sovyet banka sisteminin temel
ilkelerini değiştirmemişti.

Sovyet bankacılığında rekabete dayalı ortamın olmaması nedeniyle Gosbank ve
onun yan kuruluşları, tekelci banka olarak tanımlanan bankanın en iyi örneğini
oluşturdular. Bu, kredi faiz oranlarım ve diğer aktiflere ilişkin düzenlemelerin devlet
tarafından belirlendiği anlamına gelmekteydi. Mevduat ile ilgili düzenlemelerin
olduğu gibi, bu mevduatların faiz oranları da merkez tarafından belirleniyordu.

Gosbank’ın kuruluşlar arasında gerçekleştirdiği işlemler de büyük ölçüde merkezin kararlarına bağlıydı. Böylece Gosbank, kapitalist sistemlerde devlet ve özel banka faaliyetleri olarak ayırdedilen etkinlikleri tek bir bünyede toplamaktaydı. Buna ek
olarak, Gosbank’ın yapısı, müşterilerin mevcut mali hizmetlere tatmin olmadıkları
durumda başvurabilecekleri diğer alternatiflerin olmadığı anlamına da geliyordu.
Bunun istisnası, nispeten az sayıdaki kooperatifler ve özel bankalardı.

Gosbank, kendi yönetim kurulu tarafından kabul edilen siyasalar çerçevesinde
spesifik fonksiyonları yerine getiren yan kuruluşlara sahipti. Bu kuruluşların kuruluş
şeması Gosbank tarafından belirleniyordu ve Gosbank’ın kuruluş seması içinde yer
alıyordu. Bu yan kuruluşlar Vneştorgbank (uluslar arası işlemler ile uğraşan banka).
Stroybank (iç yatırım bankası), tasarruf bankaları (hanehalkı tasarrufları) ve Tarım Bankası idi. Bunlara ek olarak, devlete ait “lombardlar” da mevcuttu ve hanehalkı
sektörüne tüketim kredisi sağlıyordu.

Gosbank ve tüm SSCB’ya yayılan 4100 şubesi, genel banka işlemlerini yerine
getiren ana mali kuruluştu. Gosbank, SSCB’inde kuruluşlar ve şahıslara ait
mevduatları kabul ediyordu. Kuruluşlar arasındaki ödemeler, ister çek veya ödeme
emri, ister kredi olsun, Gosbank aracılığıyla yapılıyordu. Gosbank faiz getiren
tasarruf mevduatlarına ilişkin hizmetleri de sunuyordu. Bununla birlikte, tasarruf
bankaları bireysel hesaplarını bulunduran ana birimdi. Gosbank, yerel yönetimlerin
mevduatlarına ilişkin işlemleri de gerçekleştiriyordu.

Gosbank’ın yukarıda belirtilen fonksiyonları, piyasa ekonomilerindeki özel
bankaların pasiflerine ilişkin fonksiyonlara benzemektedir. Bununla birlikte,
sosyalist ekonomi denetimi, Gosbank aracılığıyla gerçekleşen (yönetilen ve kayda
alınan) işlemler aracılığıyla yapılmaktaydı. Örneğin, eğer A kuruluşu B
kuruluşundan hammadde istemişse ödemeler Gosbank aracılığıyla yapılıyordu.
Gosbank görevlileri A’nın B’den istediği hammaddeyi elde ettiğini öğrendikten
sonra ödeme gerçekleşiyordu. Bununla birlikte, eğer B’nın hammadde kotasını
yerine getirmekte bir kusuru varsa, onun cezalandırılması söz konuşu olabiliyordu.

Gosbank’ın merkez bankasına benzer görevleri de vardı, bunun en önemli
örneği, emisyondu, yani para basımı idi.

Her türlü döviz işlemleri Vneştorgbank aracılığıyla yapılıyordu. Yabancı
şirketlerin Ruble veya döviz bazlı hesapları bu bankada tutuluyordu. Öte yandan,
ithalat ve ihracatçılara kredi vermekte ve onların faaliyetlerim denetlemekte idi.
Bunlara ek olarak Vneştorgbank bir dizi yabancı ülkede (İngiltere, Singapur, Lübnan,
Fransa, İsviçre, Almanya ve Avusturya) banka işletiyordu.

Stroybank (Birlik çapında yatırımların finansmanından sorumlu banka), tarım
sektörü dışındaki dallara kısa vadeli ve uzun vadeli krediler sağlamakla sorumlu
Gosbank’ın bir şubesi niteliğinde idi. Eğer, kuruluş yeni yatırımlar yapmak istiyorsa
veya Gosbank tarafından ona öyle bir talep iletilmişse, söz konuşu kuruluş gerekli fonları Stroybank’tan istiyordu. Eğer başvuru onaylanıyorsa, Stroybank Gosbank
aracılığıyla kredi sağlıyordu.

En yaygın ve hanehalkı mevduatlarını bulunduran bankalar niteliğinde olan
tasarruf bankaları, hesap açma, havale yapma gibi basit bankacılık sektörü
hizmetlerini sunmakla görevli idi.

Tarım bankası, tarımla ilgili kuruluşlara kredi sağlamakla yükümlü idi, fakat
krediler yine Gosbank aracılığıyla veriliyordu.
Lombardların geçmişi Çarlık döneme kadar uzanmaktadır. Çarlık döneminde
özel kişilere ait olanlar, devrimle birlikte devletleştirilmiş ve bulundukları yörenin
ekonomisine yönelik bir şekilde yeniden düzenlenmişlerdi. Dayanıklı ve bazı
dayanıklı olmayan tüketim malları karşılığında lombardlar tüketim kredisi
sağlıyorlardı. Fonlarının kaynağı Gosbank veya Stroybank idi.

Eski Sovyet banka sisteminin yapışım inceledikten sonra Kazakistan’ın bu tür
banka sisteminden yeni banka sistemine geçişinin nasıl başladığına ve nasıl devam
etmekte olduğuna değinmek yararlı olabilir.

Yorum yazın