Bireysel Bankacılığın Gelişimi

Bireysel Bankacılığın Gelişimi

Bireysel bankacılık son yirmi yıllık dönemde büyük önem kazanmış ve sektörün yapısı ülkeden ülkeye farklılık göstermesine karşın finansal kurumlar aslında tüm ülkelerde yaklaşık olarak aynı hizmeti sunmaktadırlar.

Bu hizmetler; kredi, havale, seyahat, döviz vb. hizmetleridir. Tüketiciler bu hizmetler yolu ile giderek bankacılık sektörüne daha sıkı şekilde bağlanmaktadırlar. Bu durum, bankaları büyük ve karlı bir sektör halinde getirmiştir. Bu nedenle bireysel bankacılık hizmetleri; özel tasarıma, piyasa araştırmasına ve bilgi birikimine ihtiyaç duyan tüketici ürünleri haline gelmiştir.

Bireylere yönelik olan finansal hizmetlerin sunumunda bazı önemli unsurların bankalar tarafından göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bireylerin bu hizmetlerin tümüne en uygun şartlarla ulaşabilmeleri, ihtiyaçlarını karşılayacak en uygun hizmetleri seçebilmeleri, bu hizmetler hakkında doğru ve kapsamlı bilgiye sahip olmaları sağlanmalıdır.

Ülkemizde bankaların tüketici kredisi alanına girmeleri 1988 yılının yaz aylarında olmuştur, kredi kartlarının kullanımı 1960 yıllarında başlamış olmakla beraber 1980 yıllarının ortasından sonra yaygınlaşmıştır.

Bu göstergeler ülkemizde bireysel bankacılık faaliyetlerine 1988’de yaşanan yüksek faiz şokundan önce başladıklarını göstermektedir. Ekim 1988’de gelen yüksek faiz şokunun bankaların bireysel bankacılık, özellikle tüketici kredisi faaliyetlerine belirli bir ivme kazandırdığı bir gerçektir. Yüksek maliyetlerle toplanan fonları 1989 yılı içerisinde satacak kredi müşterisi bulamayan bankalar “zararın neresinden dönersen kardır” mantığı ile önce spot piyasalarda sonra kredi piyasasında fiyatları düşürmüştür. Ancak, bu ucuzlukda bankaların ellerindeki fonları karlı değerlendirmesine yetmemiş, Merkez Bankası’nın kur ayarlamasının hızını düşürmesi ve sanayi sektöründe yaşanan durgunluk bankacılıkta verimin düşmesine neden olmuştur.

Daralan pazarı açmak için küçük tasarruf sahibine ve harcama gücü olan orta gelir gruplarına yönelen büyük ve orta ölçekli bankalar başta kredi kartları olmak üzere, birçok teknolojik gelişmelerle halkı çekmeye çalışmaktadır. Rekabetin yoğunlaştığı para pazarında satılamayan fonlar tüketici kredisi, ihtiyaç kredisi, otomobil kredisi gibi adlar altında riski düşük tüketim kabiliyeti yüksek kesime yönelmiştir.

Bu arada Türk Bankacılık Sistemindeki bankaların bireysel bankacılık ve elektronik bankacılık tekniklere yönelmelerini sağlayan bir diğer etken ise 1980 sonrası yabancı bankaların sisteme girmesi ve para pazarında meydana gelen yoğun rekabettir.

Gerçekten dışa açılma sürecinde yabancı bankaların Türkiye’de şube açmaları Türk Bankacılık Sistemine bir canlılık ve rekabet getirmiş; yaratılan bu dinamizim bankalarımızın elektronik bankacılığa yönelmesini sağlamıştır.

Bir diğer neden olarak da 1980 sonrası uygulanan yüksek faiz politikasını belirtebiliriz. Bu politika ile birlikte paranın maliyeti de artmış ve dolayısıyla bankaların plasmanları önemli ölçüde etkilenmiştir.

Yüksek faiz politikasıyla krebiletesi yüksek firmalar kendi özkaynaklarına yönelmiş ve kredi talepleri azalmıştır. Kredi taleplerinin daha çok küçük firmalardan gelmesi, kredi riskinin artmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler bankaları, tüketici kredileri yoluyla fon fazlası pahalı maliyetli kaynakları plase etmek, riski dağıtmak, kredi verimini arttırmak, reklamlar ve hizmetin yaygınlaştırılması yoluyla müşteri sayılarını çoğaltmak yollarına yönlendirmiştir.
Yakın geçmişe kadar Türkiye’de tüketici kredileri uzun bir zincirden geçerek halka ulaşmaktaydı. Ticari bankalar finansal olarak üretici şirketleri, üretici şirketler de ana bayileri desteklemekte ve nihayet bayiler tüketicilere kredi açmaktaydı. Dolayısıyla özde hane halkının parası yine hane halkının tüketimini finanse etmek için uzun bir yol katetmekte ve pahalılaşarak hane halkına ulaşmaktaydı. Bugünkü şekli ile taksitli satış uygulamasının diğer önemli bir sakıncası da Türkiye gibi kaynakları sınırlı bir ülkenin üreticilerinin kaynaklarının önemli bir bölümünü taksitli satışların finansmanında kullanmalarıdır.

Bankaların vermeye başladıkları tüketici kredileri ile uzun zincir kırılmış ve tüketici doğrudan doğruya bankanın muhatabı olmaya başlamıştır. Böylece birey sadece bir mevduat aracı olarak görülmekten çıkmıştır.

Bireysel Bankacılık tekniklerinden bir diğeri olan 24 saat “Elektronik Bankacılık” insanlara mesai saatleri dışında belirli bankacılık hizmetlerinden yararlanma olanağı vererek bireyin yaşamına rahatlık ve esneklik getirmiştir. Bunun büyük psikolojik avantaj olduğu bir gerçektir.

ATM (Automated Teller Maschines)’ler sayesinde bireylerin yanlarında her an nakit para taşıma zorunluluğu büyük ölçüde kalkmıştır. Elektronik bankacılık daha da ileri giderek satış noktasında fon transferi (Elektronik Funds Transfer From The Point of Sale/ EFTPOS) tekniği meydana getirmiştir. Bu teknik sayesinde satış noktalarında yapılan ödemelerde, bir kart vasıtasıyla çalışan terminallerden müşterilerin kendi banka hesaplarından satıcının banka hesabına para aktarılması mümkün olmuştur.

Bireysel bankacılık pekçok hizmet çeşidinin bileşimidir.

A. Teknoloji Ağırlıklı Olmayan Bireysel Bankacılık Hizmetleri

1. Tüketici Kredileri
2. Banka Kartları
3. Elektronik Fon Transfer Sistemleri
a) Otomatik Vezne Makinaları
b) Satış Noktasından Elektronik Fon Transferi
c) Ev / Ofis Bankacılığı
d) Telefon Bankacılığı
e) Düzenli Ödemeler

B. Teknoloji Ağırlıklı Bireysel Bankacılık Hizmetleri

1. Çağrı Merkezleri (Call Center)
2. İnternet Bankacılığı
3. WAP Bankacılığı

Bireysel bankacılık hizmetlerine yönelen banka sayısındaki artış beraberinde bu alana aktarılan kaynaklarında büyümesi sonucunu doğurmuştur.

Yorum yazın