BİREYSEL BANKACILIĞIN BANKACILIKTAKİ YERİ VE ÖNEMİ

BİREYSEL BANKACILIĞIN BANKACILIKTAKİ YERİ VE ÖNEMİ

1- Bankalara Göre 2000’li Yıllar ve Bireysel Bankacılık

Arthur Andersen Türkiye birimi Türkiye Bankalar Birliği adına 2000’li yıllarda Türk bankacılık sektörü konulu araştırma için Türkiye’deki 74 bankaya soru kitapçıkları göndermiş ve 53 bankadan gelen cevaplar doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır.

Bu araştırmaya göre 2000’li yıllarda sırasıyla hizmet kalitesi, alınan ücret ve komisyonlar, güvenilirlik, beklenen getiri ve müşteriye yönelik davranışlar kitle bireysel pazarı için banka seçiminde rol oynayacak en önemli kriterlerdir. Yüksek varlıklı müşteriler için ise bu sıralama şu şekildedir : Hizmet kalitesi, güvenirlik, beklenen getiri, ürün çeşitliliği ve gizliliğe verilen önem.

2000’li yıllarda bankalar arasında en yoğun rekabetin gelişmiş teknolojilerin etkin kullanımı ile mümkün olacağı ve bu nedenle bankaların bireysel bankacılık alanında yeni, kaliteli, hızlı ve güvenilir ürünler sunmak konusunda yarışacağı öngörülmektedir. Ayrıca, bireysel bankacılık ürünlerine olan talebin en çok nakit yönetimi, tüketici kredileri, sigorta işlemleri ve kredi kartı gibi ürünlerde olacağı inancı hakimdir.

Bilgisayar fiyatlarının düşmesi teknolojideki yeni ilerlemeler daha fazla kullanım alışkanlığı ve teknolojinin güvenliğine olan inancın artması önemlidir. Müşterilerin kısıtlı saatler içerisinde hizmet veren şubelere karşın istedikleri zaman ulaşabilme ve işlem yapabilme rahatlığını tercih edip etmeyecekleri sorusuna verilecek olan cevap açıktır.

Bankaların %92’si internet bazlı ödeme sistemlerinin kullanımının artacağını, %80’ni PC ve TV kullanan ekran bazlı sistemlerin elektronik tuşlu hizmetlerin yerini alacağını ve bankaların %72’si ise geleneksel şubelerin ve kurumsal müşterilerin öneminin azalarak yerini ekspres şube , mobil şube, müşteriye yerinde hizmet veren bankacılar, dijital elektronik nakit sistemleri ve bireysel müşterilerin alacağını öngörmektedir. Ayrıca dağıtım kanalları açısından şubelerden insana daha az bağımlı dağıtım kanallarına doğru bir yönelim öngörülmektedir.

Araştırma sonuçlarına göre bankaların maliyetlerini düşürmek, operasyonel verimliliklerini artırmak ve riski tabana yaymak için uygulamayı düşündükleri yöntemler: Etkin teknoloji kullanımı ile bireysel bankacılığı geliştirmek ve bireysel müşteri sayısını arttırmak; personelin bilgi, uzmanlık ve becerilerinin eğitim yoluyla iyileştirmektir.

Bilgi işlem teknolojisinin bankacılıkta kullanılması bireysel bankacılık hizmetlerinin türünün, kalitesinin, güvenirliğinin ve sayısının artmasını sağlamıştır. Bankalar bireysel müşterilere göre az sayıda ve yüksek risk oranlarına sahip ticari ve kurumsal müşterilerin risklerini bireysel bankacılık hizmetlerinden elde ettikleri gelirlerle garanti altına almaktadırlar. Ayrıca teknolojideki gelişmeler piyasanın ihtiyaçlarına ve bireysel müşterilerin özel ürün ve hizmet taleplerine cevap verme kabiliyetini arttıracağı, maliyet ve riski yönetecek, mali raporlar hazırlayacak gerekli bilginin sağlanacağı; bilgi paylaşımı ve yaratıcılığı arttıran bir ortam oluşturacağı, ürün ve hizmet kalitesinin devamlı olarak geliştirilmesine yardım edeceği; işlem hızını arttıracağı varsayılmaktadır.

Etkin maliyet yönetimi uygulayabilen ve diğerleri ile aynı kalitede hizmeti veya ürünü en düşük maliyetle müşterilerine sunabilen banka rekabet avantajı yakalayacaktır. Bu tür bir organizasyon yaratılması içinse tutarlı bir yönetim vizyonu, bilgi teknolojisinin daha iyi kullanılması, etkin risk yönetimi ve performans ölçümü yapabilecek yönetim bilgi sistemleri kritik faktörlerdir.

Bu araştırma sonuçlarından da anlaşılacağı üzere bankalar günümüzde bilinçli bir şekilde teknolojiyi kullanarak hem kendileri açısından hem de müşterileri açısından olumlu sonuçlar doğuracak bir takım köklü değişikliklere gitmenin gereğinin farkındadırlar. Bu bağlamda da ATM cihazlarından POS cihazlarına; kredi kartlarından kredili banka kartlarına, İnternet hizmetlerinden WAP bankacılığına kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılan bireysel bankacılık hizmetleri tüketiciye birçok olanak sunmaktadır.

Bankacılık sektörünü yeni teknolojileri kullanarak bireysel bankacılığa iten sebepler kısaca; maliyet unsuru, rekabet, bilgi tolumunun talepleri, yeni ürün ve hizmet anlayışı, bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler ve yeni sistemin sağladığı verimliliktir. Bankacılık sektöründe ne kadar kaliteli, miktar olarak fazla ve az maliyetle hizmet sunulursa o oranda rekabet üstünlüğü elde edilebilir. Maliyeti azaltarak kalite ve hizmet sayısını arttırmanın tek yolu uygun teknolojinin en verimli şekilde kullanılmasından geçmektedir. Teknolojiyi yakından takip etmek bankaların hizmetlerin maliyetini düşürmek bir yana, daha geniş bir yelpazeye yayılmış ürünler sunmalarını sağlamaktadır.

2-Bankaları Bireysel Bankacılık Uygulamalarına Yönelten Nedenler

Finansman dünyasının dinamik yapısı bir çok yenilikleri beraberinde getirmektedir. Finansman alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların sundukları finansal hizmetler içerisinde doğrudan bireylere yönelik olanlar, son yıllarda gerek dünyada gerekse Türkiye’de önemli artışlar göstermiştir.

Değişen koşullar ve değişen ortam bankaların rekabet güçlerini arttırmak, kar marjlarını yükseltebilmek için sunmuş oldukları hizmetlerin pazarlanmasına daha sistematik bir şekilde yaklaşmalarına neden olmuştur. Bankacılık hizmetlerine olan talep, her yıl biraz daha değişmekte ve hizmet yeteneği olan bir bankanın müşteri çevresinin istek ve gereksinmelerini karşılamak için yeni hizmet ve yöntemleri sunma yarışına girmekte olduğu görülmektedir.

Bankaların pazarlama etkinliklerini arttıran önlemler arasında önemli bir yeri tutan, doğrudan bireye yönelik, bireylerin gereksinimleri doğrultusunda verilen hizmetleri içeren bireysel bankacılık uygulamalarına yönelişleri ana hatları ile şu şekilde özetlenebilir:

Değişimler : Sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimler,
Rekabet : Banka ve banka dışı finansal kurumlardan kaynaklanan yoğun rekabet ortamı,
Çağdaş Pazarlama Anlayışı : Rekabet ortamında faaliyetlerin sürdürülebilmesi için pazarlama etkinliklerinin arttırılması,
Bankalarda Yenilikler: Teknolojik olanaklardan yararlanarak yeni ürünler, hizmetler geliştirilmesi,
Bireysel İhtiyaçlar : Bireylerin sürekli artan ve değişen gereksinimlerini karşılamaya yönelik hizmetlerin sunulması

1960’lı yıllarda bilgisayar teknolojisinin bulunuşuyla birlikte sosyal ve ekonomik yaşamda pek çok değişimler yaşanmıştır. Teknolojik ilerlemeler genel ekonomik yapıda hızlı gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Başta ticaret ve sanayi sektörü olmak üzere ekonominin değişik kesimlerinde gelir artışı, bankalara yeni müşteri gruplarının yönelmesi bu kurumlarda hem karlılığın hem de riskin artmasına yol açmıştır.

Satınlama gücünün yeni gereksinimlere yol açması bireylerin finansal kurumlardan artan gereksinimlerini karşılayacak hizmet talebinde bulunmaları sonucunu doğurmuştur. Bankalar da bu değişimleri yaşayan müşterilerinin gereksinmelerini karşılamak amacıyla radikal değişimlere yönelmek durumunda kalmışlardır.

Uzun yıllardan beri zarar riskinin çok az olduğu belirli bir karın hemen hemen garantilendiği bir uğraş dalı ya da endüstri olarak görülen bankacılık sektörü; yaşanan yeni gelişmeler ve eğilimler sonucunda yalnız kendi içinde değil, diğer finansal kurumlardan da gelen şiddetli rekabet ortamı içerisinde varlığını sürdürmek uğraşısı veren, zarar riskininde söz konusu olduğu bir endüstri dalı haline gelmiştir.

Sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimlerin getirdiği bu yoğun rekabet ortamında bankalar kar marjlarını koruyabilmek için, geleneksel tutumlarını ve stratejilerini gözden geçirmek durumunda kalmışlardır.

Bankalar değişimler sonucunda pazarlama kavramına gerekli önemi vererek, eskiye nazaran çok daha fazla gereksinimleri olan, daha fazla nicelikli düşünen müşterilerini memnun edebilmek ve yoğun rekabete ayak uydurabilmek için pazarlama etkinliklerini arttırma yolunda ele aldıkları stratejiler arasında en önemlilerinden biri de; yeni hizmetler geliştirerek müşterilerinin gereksinmelerini tatmin edebilmek ve yeni rekabet alanlarına girebilmektir.
Bireysel bankacılık hizmetleri olarak adlandırılan tüketici kredileri, kredi kartları ve elektronik fon transfer sistemi, home banking vb. uygulamaları bankaların yeni ürünler ve hizmetler geliştirme çabalarının sonucudur.

Yukarıda sözü edilen bankaların bireysel bankacılık uygulamalarına yöneliş nedenleri satırbaşları olarak şöyle ortaya konulabilir.

• Bankacılıkta serbestleşme, liberalleşme eğilimlerinin güçlenmesi, bazı ülkelerin bankacılık yasalarında bu yönde yapılan düzenlemeler,
• 70’li yıllardan beri dünya ekonomisine kararsız bir dengenin hakim olması, esnek değişken kur sistemine geçiş, petrol krizinin yol açtığı faiz değişimleri, gümrük duvarlarının yıkılışı, sermayenin serbest dolaşımı,
• Finansal hizmetler sektöründe aşırı bir kapasitenin varlığı, çeşitli hizmetler sunan yeni finansal kurumların gelişmesi ve bankacılığın yeni girişlerin sınırlandırıldığı bir endüstri olmaktan çıkması, diğer bir deyişle yeni girişlerin bankacılık için yarattığı keskinleşen rekabet ortamı,
• Toplumun çeşitli bölümlerinde satın alma gücünün yeni gereksinmelere yol açması, hizmetlerin sunuluş biçimini etkilemesi ve böylece geleneksel bankacılık ürün ve yöntemlerinin yaşlanması,
• Euro-Pazarlar’ın oluşumu ve pek çok bankanın bu pazarlarda faaliyet göstermesi, bankacılıkta finansal ve teknolojik yenilikleri hızlandırması,
• Sermaye piyasalarının gelişmesi ve bu piyasalarda çok sayıda finansal kurumların yer alması, sistemde fonların değerlendirilmesinde seçeneklerin ve finansal varlıklarda çeşitliliğin artması,
• Teknolojide gelişmelerin ve özellikle elektronik bankacılığa geçiş sürecinin hızlanması sonucunda rekabetin artması, bankacılıkta finansal yenilikler getirmesi.

3- Türk Bankacılığını Bireysel Bankacılık Uygulamalarına Yönelten Nedenler

Türkiye’nin 2000’li yıllarda kendine bir alan yaratmasında bankacılık sektörü gerek ülke bazında tasarruf birikimini arttırma, gerekse reel sektörü finanse etme işlevleri ile kilit sektör konumundadır. Ancak Türk bankacılık sektörü bu işlevlerini tam olarak yerine getirememektedir. Uzun yıllardır süregelen makro ekonomik istikrarsızlık ve enflasyonist ortam bu durumun temel sebebini oluşturmaktadır. Devlet bütçesinde gerçekleşen açığın yüksek faiz karşılığında iç borçlanma ile finanse edilme politikası ve en iyi alıcınında bankalar olması, bankaların asıl işlevlerinden uzaklaşmasına neden olmuştur. İnterbank eski Genel Müdürü Nedim Ölçer bankaların öncelikle tasarrufları toplayıp reel sektörü kredilendirmek yerine kamu kesimi borçlanmaya gitmeleri konusunda şu açıklamayı yapmıştır : “Siz bankanız için karar vermek durumundasınız. Siz bu kağıdı alırsanız sizden vergi alınmayacak, muhatabınız devlet, faizi daha yüksek ve likit istediğiniz zaman kullanabiliyorsunuz. Bankalarda doğal olarak bu kağıdı tercih ediyor.” Nedim ölçer’in belirttiği gibi risk taşımayan ve yüksek faiz getirisine sahip bu teklifi bankaların red etmesi beklenemez.

Yüksek enflasyon ve bütçe açıklarının iç borçlanmayla karşılanması politikasının Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri tartışılmaz bir öneme sahiptir. Ancak, tartışılmaz olan bir diğer doğruda enflasyonun etkisiyle gizlenen yüksek faiz marjlarının enflasyonun düşmesiyle birlikte daha belirgin olduğu ve artan rekabetinde etkisiyle bankaların daha daralan marjlarla çalışmak durumunda kaldıklarıdır. Son 15 yılda teknolojiye ve insana büyük yatırımlar yaparak büyüyen bankacılık sektörü 2000’li yıllarda yaptığı bu tercihle sektörde yapılanan kamu açıklarının doldurduğu iç borçlanma faizlerinden kar elde etme oluşumuna karşı bir alternatif yaratma yoluna gitmektedirler. Bankaların devlete iç borçlanma yoluyla para satma olanakları kalmamıştır. Ödemeler Dengesinin açık vermemesi ve devletin uyguladığı antienflasyonist politikalar nedeniyle enflasyonunun düşmesiyle bankaların yüksek kar marjlarıyla çalışma şansları kalmamıştır. Diğer bir ifadeyle bireysel bankacılık enflasyonist olmayan ortama karşı bir güvence niteliğindedir.

Yeni vergi yasasının yürürlüğe girmesine kadar geçerli olan vergi mevzuatı bankalara vergi yükümlülüklerini devlet iç borçlanma senetlerine yatırım yapma yoluyla belirli bir süre erteleme imkanı tanımaktaydı. Bu düzenleme devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi canlı tutarak devletin kolayca iç piyasadan borçlanmasına diğer yandan da bankaların vergi ertelemesi yoluyla enflasyonist ortamda etkin vergi oranının minimize edilmesine yardımcı olmaktaydı. Yeni vergi yasası bu imkanı ortadan kaldırmıştır. İşte bu sebeplerden dolayı günümüzde bankacılık sektörü yeni bir takım getiri alternatiflerini değerlendirmek, maliyetlerini azaltmak zorundadırlar. Bu yüzden bankalar artan bir trendde birbiri arkasına teknolojinin nimetlerinden faydalanarak yeni bireysel bankacılık hizmetleri sunmaya başlamışlardır.

Ekonomik hayatta ve özellikle ticaret alanında meydana gelen gelişmelerin etkisi bu hizmetlerin boyutlarını genişletmiş ve bankalar için etkin bir gelir kaynağı haline gelmiştir. Bu nedenle bankalar, geleneksel bankacılık uygulamalarının yanısıra sürekli yeni hizmetler geliştirme çabası içerisindedirler.

Son on yılda Türk bankacılığını bireysel bankacılık uygulamalarına yönelten değişiklikler satırbaşları olarak aşağıda sıralanmıştır.

• Mevduat ve kredi faiz oranlarının idari kararlarla belirlenmesinden vazgeçilmesi, bu oranların bankalarca serbestçe tespit edilmeye başlanılması,
• 1980 sonrasında izlenen politika sonucunda, gerek yabancı bankaların hızla ülkemize gelmeleri, gerekse Türk bankalarının yabancı ülkelerde banka satın alarak, şube ve temsilcilik açarak dışarıda faaliyet gösterecek şekilde örgütlenmelerinin bankaların dışa açılmasını sağlaması, bunun yanısıra yabancı bankaların sisteme yeni bir rekabet anlayışı ve dinamizm getirmesi ve bankaların yeni hizmetler sunarak rekabet gücünün arttırılması yönünde stratejiler geliştirmeye başlamaları,
• Sermaye piyasası faaliyetleriyle ilgili mevzuatın yürürlüğe konulması ve 1986 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın yeniden faaliyete geçirilmesi sonucunda bankaların geleneksel fonksiyonlarının yanısıra, menkul kıymet ihracı ve alım satımına aracılık, garanti verme, fon işletmeciliği ve yatırım fonlarının kurulması ile finansal danışmanlık hizmetleri vermeye başlaması,
• 1980 sonrası bankacılıkta teknoloji kullanımının giderek yaygınlaşması bunun sonucu olarak dahili kontrol ve raporlama sistemlerinin gelişme gösterip verimliliğin artması; daha önce ulaşılamayan ve hizmet sunulamayan başta tüketici kesimi olmak üzere bir çok kesime hem yeni hem de daha gelişmiş hizmetler verilmeye başlanması,
• Bankalar sisteminde likiditenin düzenlenmesi amacıyla Nisan 1986 ‘da T.C. Merkez Bankası nezdinde “Bankalararası Para Piyasası (interbank)’ın faaliyete geçmesi,
• Artan banka sayısı, kurumsal rekabetin karlılığı azaltması ve makro ekonomik trendlerden doğan riskler nedeniyle yeni arayışlara giren bankalar bireyi keşfetmişlerdir. Birbiri ardına müşteri odaklı bireysel bankacılık ürünlerini piyasaya süren bankalar hizmet kalitesinde farklılaşmaya gitmek durumunda kalmaları,
• Finansman tekniklerinin çoğalması, finansal konularda danışmanlığın öneminin artması ve yatırım bankacılığının gelişerek teknik bilgi birikimi, transferi, iç ve dış kaynak sağlama kullanma konusunda girişim ve rehberlik yaparak sisteme katkıda bulunması.

Yukarıda sözü edilen değişimler Türk Bankacılık Siseminin yeniden yapılanması konusunda itici rol oynamıştır. Bankaların yeniden yapılanma sürecinde başlattıkları bireysel bankacılık uygulamalarında sözü edilen değişimlerin yanısıra, 1988 Eylül ayındaki yüksek faiz politikaları nedeniyle bankalarda büyük fonların oluşması ve bu fonların kısa sürede plase edilememesi sonucunda ortaya çıkan durumda etkili olmuştur.

Günümüzde finans sektörünün en önemli güvencesi olan bireyi kendisine çekmek için bankalar cazip ürünler çıkarmaktadır. Örneğin Vakıflar Bankası bireysel bankacılık alanında düşük faizli ve uzun vadede (20 yıla kadar) ve sabit ödemeli konut kredisi vermeyi Türkiye’de ilk başlatan banka olmuştur. Artık bankalar bireyi kazanmak için sosyal projelere de imza atmak zorundadırlar. Vakıfbank toplumda iyi bir imaj sağlamak, bireysel müşteri saysını arttırmak ve toplumsal fayda sağlamak amacı ile Vergi Kimlik Kartı projesini gerçekleştirmiştir. Maliye Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında vergi kimlik numarası verilen mükelleflere hiç bir ücret talep etmeden Vergi Kimlik Kartını üretmiştir. Ayrıca bu kartların yanında mükelleflere kredi kartı ve Kredili Bankomat-724 kartını vererek bireysel müşteri sayısını artırmıştır.

Bankalar rekabet güçlerini artırmak için hizmetlerini belgelendirmek, kaliteli hizmet sunduklarını bireye belge ile göstermek istemektedirler. Bugün Garanti Bankası, Pamukbank gibi bankalar yurt dışında bulunan belgelendirme kuruluşlarından Bireysel Bankacılık alanında Kalite Sistem Belgeleri almışlardır. Türkiye’de Türk Standartları Enstitüsü’nden (TSE) ilk Kalite Belgesini yine bireysel bankacılık alanında TSE-ISO-EN 9001 ile Vakıflar Bankası almıştır. Görüldüğü gibi bankalar bireysel bankacılığa büyük önem vermekte, rekabet güçlerini arttırmak için hizmetlerini belgelendirmekte ve bunu reklam aracı olarak kullanmaktadırlar.

Bireysel Bankacılığın Türkiye’de gelişimini görmek için en önemli ürünlerinden olan kredi kartlarının gerek sayısında gerekse yapılan işlem tutarlarındaki büyük artışlara bakmak gerekir. Türk insanı da artık alış-veriş işlemlerinde nakit para yerine kredi kartını kullanmakta, yanlarında yeteri kadar para taşımakta, gerekirse debit kartını veya kredi kartını kullanarak ATM cihazlarından para çekmektedirler. 31 Aralık 1999 yılı Bankalar Arası Kart Merkezinin üçer aylık peryotlarla düzenlediği rapora göre:

31.12.1999 itibariyle Bir Önceki Dönemin (1Temmuz-30 Eylül 1999) Kıyaslaması;

• Kredi Kartı Toplam İşyeri Cirosunda %8,7 artışla 1.540’dan 1.675 Trilyon TL’ye
• Kredi Kartı kart hamilleri Cirosunda %14,1 artışla 1.459’dan 1.665 Trilyon TL’ye
• Toplam Kredi Kartı Sayısında %11,2 artışla 9.0’dan 10.0 Milyon adede
• Toplam Banka Kartı Sayısında %5,0 artışla 23,0’dan 24,1 Milyon adede
• Toplam ATM Sayısında %6,0 artışla 9.377’den 9.939 adede
• Toplam POS terminali Sayısında %11,9 artışla 168.844’den 188.957 adede
yükselmiştir

Yıllık olarak (Ocak-Aralık 1999) Bir Önceki Yıla Göre Kıyaslaması;

• Kredi Kartı Toplam İşyeri Cirosunda %107,2 artışla 2.566’dan 5.315 Trilyon TL’ye
• Kredi Kartı Kart Hamilleri Cirosunda %111,1 artışla 2.470’den 5.213 Trilyon TL’ye
• Toplam Kredi Kartı Sayısında %41,1 artışla 7,1’den 10.0 Milyon adede
• Toplam Banka Kartı Sayısında %24,5 artışla 19,3’den 24,1 Milyon adede
• Toplam ATM Sayısında %18,8 artışla 8.363’den 9.939 adede
• Toplam POS terminali Sayısında %66,0 artışla 113.816’dan 188.957 adede

yükselmiştir. Bu veriler bize bireysel bankacılığın en önemli ürünlerinden olan kredi kartı saysısnda ve işlem hacminde önemli bir artış olduğunu göstermektedir.

Yorum yazın