BANKACILIĞIN TARİHİ GELİŞİMİ

BANKACILIĞIN TARİHİ GELİŞİMİ

Bankacılık hizmetleri çok eskilere dayanmaktadır. Bankanın ilk çıkış noktası altı bin yıl öncesi olarak gösterilmektedir. Para kavramındaki gelişmede bankacılık etkileşim sonucu ciddi bir değişim göstermiş ve günümüzdeki boyutuna ulaşmıştır.

“Tarihte ilk bankacılık hizmetlerinin Sümer ve Babil’e kadar uzandığı sanılmaktadır.Sümerlerde M.Ö. 3500 yılında kurulan maket bilinen ilk banka kuruluşudur. Maketin rahipleri ilk borç verenlerdi. Maketler harman zamanı ödenmek üzere tohum vb. gibi hammadde ve teçhizat alımı için çiftçilere ilk dönemlerde fiziki (ayni) daha sonra parasal kredi açtıkları, kazılar sonucu saptanmıştır. Kazılarda çıkan belgeleri bir hesaptan diğer hesaba transferlerin, tediye ve teslim emirlerini, mal belgeleri talimatının varlığını ortaya koymaktadır. Maketlerin başlıca uğraş konularının ödünç ve mevduat kabul işlemlerini oluşturduğunu ve bu maketlerde değişim düzeninin çok düzenli biçimde örgütlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ünlü Hammurabi kanunlarında maketlerin ödünç işlerini nasıl yöneteceği, borcun vadesinde nasıl tahsil olunacağı, borçlunun hangi mallarının ne yolla borcun tasfiyesinde kullanılacağı yazılmıştır. Ödünç işleri sırasında faiz tahsiline de izin verilmekteydi. Bu faizin oranlı tahıl ya da hurma ihracatında ana sermayenin üçte bir, nakil para ihracatında beşte biri olarak saptanmıştır. Öte yandan karşılaşılan doğal afetler sonucu ürün elde edilemeyen yıllarda faiz tahakkuk ettirilemeyeceği, borcun tahsiline gidilemeyeceği belirtilmiştir. Yapılan ödünç karşılık her türlü taşınır (menkul) mal rehinine, taşınmaz (gayrimenkul) mal ve özellikle tarla ipoteğine, hatta saygın kişilerin kefaletine yer verilmiştir.”

Daha sonraki yüzyıllarda bankacılık hizmetleri maketlerin tekelinden çıkmıştır. Ticaretle uğraşan bazı zengin aileler bankacılık hizmetlerinde uzmanlaşma yoluna gitmişlerdir.

“Yapılan kazıların ortaya çıkardığı Mezopotamya’da Uruk kenti yakınlarındaki “Kızıl Tapınak” (M.Ö. 3400 – 3200) bilinen en eski banka yapısıdır. Günümüze ulaşan en eski bankacılık yasaları Eshunnanca Krallığındadır. (yaklaşık M.Ö. 2000) Bunlar faiz oranlarıyla ilgilenmişlerdir. Tahminen herhangi bir kullanım süresi için faiz oranı % 20’dir.”

“Eski Mısır, Eski Yunan ve Roma’da banka işlemleriyle uğraşan kurumların varlığı bilinmektedir. Hatta Eski Mısır’da tefeciliği ve bileşik faizi yasaklayan yasalar vardı. Eski Yunan’da da ticaretin gelişmesi ve halkın zenginleşmesi ile Atina’daki zengin maketlerin yanı sıra trapezitai adlı özel bankerler ortaya çıkmıştır. Eski Yunan’da faize bir sınırlama getirilmemişti. Faiz oranlarının yüksekliği karşısında bağımsız site ve devletler belli başlı kentlerde devlet kurmaya başlamışlardır.”

1453 de İstanbul’un fethi ve ortaya çıkardığı Rönesans hareketleri bugünkü batı ülkelerinin kilise hukukunun Roma Hukukuna yerini vermesiyle sonuçlanmıştır. İstanbul’un fethi ve Rönesans hareketlerinden kısa bir süre sonra keşfedilen yeni kıtalar ve okyanuslara kayan ve genişleyen ticaret sonucu kilise hukuku ve dolayısıyla faize olan bakış açısı da değişmiştir. Artık faiz yasal sayılmaya başlamıştır. Bütün bu gelişmelerin bankacılığın gelişmesine büyük katkı sağladığı açıkça görülmektedir.

“Modern anlamda bankacılık etkinliğini ilk gösteren banka 1609 yılında kurulan “Amsterdam Sche Bank (Amsterdam Bankası)’dır.”

“1637’de Venedik’te de Venedik Bankası kurulmuş ve bu banka çek ve banknot kullanımına yol açan Contadi Banka sistemini geliştirmiştir. 1640’da İngiltere’de kralın, tüccarların Londra Kulesinde saklanan altın külçelerine el koyması tüccarların devlete olan güvenini sarstı ve tüccarlar bundan böyle altınlarını goldsmith denilen tüccarlara vermeye ve bunun karşılığında bir şehadetname almaya başladılar. Bir süre sonra goldsmithler kasalarındaki altınların atıl olduğunu görerek bunlara dayalı olarak borç isteyenlere goldsmithnates denilen kendi senetlerini vermeye başladılar. İşte bu senetler ilk banknot sistemini oluşturmuştur. O denem de Fransa ile yapılan savaş nedeniyle İngiltere’nin para sıkıntısına düşmesi, bir devlet bankası kurulması ve onun aracılığıyla piyasada paranın dolaşması fikrini doğurdu. Bunun üzerine İngiltere Bankası kuruldu. Bu banka ilk merkez bankasıdır.”

Daha önceki yüzyıllardaki bankalar ve bankerler daha çok kendi sermaye ve kaynaklarını ödünç veren kurumlar durumundaydı. Oysa ki 18.yy’dan itibaren bankalar bu niteliğinden sıyrılmaya başlamış, 19. yy. bankacılığı ise artık geniş olanakları ve güçleri sayesinde önceki yüzyıllarla kıyaslanamayacak duruma gelmiştir. 19. yy.dan itibaren bankalar ekonomik ve ticari faaliyetleri düzenleyen kurumlar halini alarak faaliyet alanlarına göre uzmanlaşma seviyesine gelmişlerdir. 2. Dünya Savaşından sonra Yatırım ve Kalkınma Bankaları bankacılık sistemi içinde kapsadıkları yeri büyütmüşlerdir. Bu gelişimden ticari bankalar da etkilenmiştir. Ticari Bankalar 1973 petrol krizinden sonra atağa kalkmıştır. Çünkü 1973 petrol krizi bankacılık sektörüne kaynak girişimi artırıcı bir etki yaratmıştır. Petrol krizi sonrası parasal kaynaklar batı ülkelerine Euro dolar olarak akmaya başlamış ve bu bankaların kredi hacmini yükseltmiştir. Bu gelişim teknolojik değişimi ile desteklenince yeni finansal araçlar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Etiketler:

Yorum yazın