AVRUPA BİRLİĞİN’DE BANKACILIK SİSTEMİ

AVRUPA BİRLİĞİN’DE BANKACILIK SİSTEMİ

Avrupa Birliği’nde finansal hizmetlerin liberalizasyonu 1985 yılında yayınlanan Beyaz Kitap ile başlamıştır. Buna göre Avrupa finans alanının yaratılması açısından sermaye hareketlerinin bütünüyle serbestleşmesi gerekli görülmüştür. Bu konuda 1986 yılında yayınlanan bir yönergeyi 1988 yılında daha zengin içeriğe sahip olan bir başka yönerge izlemiştir. Böylece Topluluk üyesi ülkeler Ortak Pazar’da sermayenin serbest dolaşımına onay vermişlerdir. Bu sürecin devamında Maastricht Anlaşması ile birlikte sermayenin serbest dolaşımında uygulamaya geçilmiştir.

Bankacılık sektörüne yönelik olarak Topluluk 1989 yılında birbirini tamamlayan üç yönergeyi kabul ederek liberalizasyon sürecine ve tüm mali hizmetler sektörüne temel oluşturacak bir başlangıç yapmıştır. Topluluk tarafından kabul edilen üç yönerge arasında en önemli olanı 1993 yılında uygulanmaya başlanan İkinci Bankacılık Yönergesi’dir. Söz konusu yönerge ile tek bir bankacılık lisansı esası getirilmiştir. Böylece üye ülkelerden birinde bankacılık hizmeti veren bir kurum başka bir üye ülkede ayrıca izine gerek duymaksızın bankacılık hizmetleri verebilecek konuma getirilmiştir. Bu yönerge esas itibarıyla finansal hizmetlerde entegrasyonu ve liberalizasyonu güçlendirmiştir. 1993 yılında ise Yatırım Hizmetleri Yönergesi hazırlanmış ve 1996 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu yönerge ile bankalar haricindeki finans kurumlarına da bütün üye ülkelerde çalışabilme yetkisi verilmiştir.

I.I. İKİNCİ BANKACILIK YÖNERGESİ

Kredi kurumlarının finans sektörünü oluşturan diğer kredi veya finans kurumlarına iştirakleri konusunda Topluluk hukukunun oldukça esnek bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Şöyle ki, banka iştirakleri konusunu düzenleyen 15 Mart 1989 tarihli İkinci Bankacılık Koordinasyonu Direktifi , yürürlüğe girdiği tarihte özellikle Almanya’da kabul görmüş ve uygulanmakta olan “evrensel banka” modelinden esinlenerek, Birlik içinde cari kurallara uygun olarak faaliyetler yürüten kredi kurumlarının,

 başka kredi kurumlarının,
 borsa şirketlerinin,
 sigortacılık şirketleri hariç başka finans kuruluşlarının , ve/veya,
 finansal kiralama (leasing), faktoring (factoring), menkul kıymet yatırım fonu yönetimi ve interbank telekomünikasyonu gibi bankacılık faaliyetlerine yardımcı hizmetler veren şirketlerin

sermayelerine sınırlamasız katılmalarına izin vermektedir. Direktif, ayrıca, sigortacılık şirketlerine de iştirakleri prensipte kabul etmekle beraber, bu şirketlere iştirak edilebilmesine ilişkin kararı, Üye Devletler düzeyinde yetkili düzenleyici makamların takdir yetkisine bırakmaktadır.

Görüldüğü üzere, İkinci Bankacılık Koordinasyonu Direktifi, kredi kurumlarının doğrudan doğruya veya başka kuruluşlara iştirak ederek geleneksel bankacılık faaliyetlerinin yanında ticari bankacılık, yatırım bankacılığı ve sigortacılık faaliyetlerini birarada yürütmelerine imkân tanıyan “evrensel bankacılık” modelini bir anlamda teşvik etmektedir. Ancak, buna koşut olarak, mali sektör içinde böylece oluşmasına izin verilen yoğun sermaye bağlarının kredi kurumlarının sağlamlığını ve güvenilirliğini etkilememesi için bazı sıkı ihtiyati kurallar belirlenmiştir. Bu kurallar, evvela kredi kurumlarının sermayelerine iştiraklerin sıkı gözetim altında tutulmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Topluluk hukuku, belli bir seviyeye ulaşan iştirak paylarının bunları edinen kredi kurumunun konsolide ya da alt konsolide hesapları bazında denetlenmesi şartını getirmiştir. Bu şartın uygulanabilirliğini temin etmek için de, Üye Devletler düzeyinde kabul görmüş iştiraklerin tanımı, hesaplanma yöntemleri ve ihtiyati denetim usulleri Topluluk düzeyinde uyumlaştırılmışlardır.

AT üyesi devletlerde bankacılık faaliyeti gösteren ve faaliyet yapılarına göre değişik şekilleri olan pek çok banka tipi vardır. Bu nedenle düzenlemelerde banka yerine kredi kurumları terimi kullanılmaktadır. Birinci bankacılık yönergesinde kredi kurumu, faaliyet konusu kamudan mevduat yada diğer biçimlerde geri ödenebilir fonlar kabul etmek ve kendi hesabına kredi vermekte olan teşebbüs şeklinde tanımlanmıştır.Avrupa Topluluğu’na üye devletlerde faaliyet gösteren bankalar hizmet sundukları alan ve kesime göre gruplandırıldığında şöyle sınıflandırılabilmektedir.(Güzel,Oğuzkan,2003)

 Ticaret Bankaları: Bu tür bankaların çoğu evrensel bankaniteliğindedir. Geniş çaplı mali hizmet sunan çok amaçlı bankalardır. Sanayininfinansmanı, tahvil, hisse senedi ticareti, portföy yönetimi, şirket birleşmesi vesatın alınması gibi konularda danışmanlık hizmeti sunmaktadırlar. AvrupaBankacılık Federasyonu tarafından temsil edilmektedirler.
 Tasarruf Bankaları: Asıl kaynaklarını özel tasarruflar oluşturur.Ticaret bankalarına oranla daha yerel ve bölgesel özellikler taşırlar. AT Tasarruf Bankaları grubu tarafından temsil edilmektedirler.
 Kooperatif Bankaları: Kaynakları, örgütsel yapıları ve fon kullanımı açısından tasarruf bankalarına benzeyen bu tür bankaları AT Kooperatif Bankaları Birliği temsil etmektedir.
 Uzman Bankalar: Belirli birkaç bankacılık hizmeti sunan bankalardır. Bu nedenle İpotekli Kredi Federasyonu, Avrupa Yapı Birliği Federasyonu ve KonutFinansmanı Federasyonu tarafından temsil edilmektedir.

Bunların dışında özel bir takım krediler sunan kurumlar da bulunmaktadır. Ancak bunlar AT yönergelerine göre kredi kurumları değildir.Bunlara finansal kurumlar denilmesinin nedeni fonlarını halktan toplamalarıdır.Bu tür kurumlar özellikle tüketici ve endüstri kredileri, factoring, leasing, otofinansmanı gibi konularda faaliyet gösterirler.Avrupa bankacılık piyasasında entegrasyona yönelik çalışmalar artarken,bankalar ortak bir hareketle etkinliklerini güçlendirmeyi, hizmet çeşitliliğini artırmayı ve ölçeklerini birleşmeler, satın almalar hatta ilgili birliklerle işbirliği yoluyla büyütmeyi hedef almaktadırlar. Diğer yandan bankaların organizasyon yapılarını gerek coğrafi gerek sektörel yapıdan güçlendirmeleri de son derece önemle ele alınmaktadır.

Yorum yazın