Alınması Gereken Önlemler ve Çözüm Önerileri

Alınması Gereken Önlemler ve Çözüm Önerileri

4.1.- Bankalar Yasasındaki Düzenlemeler

Bankalar Yasası’nda yapılan son değişiklerle bankalarla ilgili tüm faaliyetleri siyasi iradeden tümüyle bağımsız bir şekilde yürütülmesi öngörülmüş ve bankalarla ilgili olarak kuruluştan tasfiyeye kadar olan süreçte alınması gereken kararların tümü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yetkisine bırakılmıştır. Bankalar Yasası’nda son yapılan değişikliklerle dolaylı kredi sınırının yüzde 25’e indirilmesi, iştiraklerin kredi tanımı içinde yer alması, konsolide denetim ilkelerinin daha kapsamlı olarak düzenlenmesi ile bankacılık mevzuatı AB ile uyumlu hale getirilmiştir. Bankacılık yasasında yapılan yeni düzenlemeler ile kronik sorunları bulunan bankacılık sisteminin sorunlarının çözümünde ve uluslararası rekabete açılmasında çok önemli adımlar atılmıştır. Bundan sonraki her durumda sektör ile ilgi her türlü yasa geciktirilmeden eksiksiz olarak çıkarılmalıdır. Böyle bir ortam insanların bankalara olan güvenini arttıracak ve kanuni boşlukları dolduracaktır.

4.2- Maliyetlerin Kontrol Altına Alınma Zorunluluğu

Reel faiz marjlarının yüzde 12’lerden yüzde 6-7’lere gerilediği bir dönemde bankaların karlılıklarını koruyabilmek için faiz dışı gelir yaratmanın yanı sıra operasyonel giderlerini de kontrol altına almaları gerekmektedir. Çünkü bankalar açısından, piyasa faiz oranları kontrol edemedikleri bir değişkendir. Oysa maliyetler tamamıyla kontrol edilebilir bir değişkendir. Bankalar böyle bir ortamda bazı operasyonlarını birlikte yaparak da maliyet azalması sağlayabilirler. Şu ana kadar bazı grup bankalarında görülen bu uygulama bankaların verimlilik artırımı açısından büyük bir fayda sağlayacaktır. Maliyet kontrolünün önem kazandığı bu dönemde alternatif dağıtım kanallarına gerekli yatırım yapmış bankalar verimlilik açısından büyük avantajlar sağlayacaktır.

4.3- Müşteri Memnuniyetinin Sağlanması

Şu anda büyük değişimlerin yaşandığı Türk bankacılık sektöründe bankacılığa uzun vadeli bakanlar yani perakende, kurumsal ve bireysel bankacılık alanlarında belirli bir piyasa payına sahip olan ve bu konuda geçmişte gerekli alt yapı ve teknoloji yatırımlarını tamamlamış bankaların daha istikrarlı gelişme kaydetmesini bekliyoruz. Yeni ortamda müşteri memnuniyeti büyük önem kazanacaktır.

Bankaların müşteri memnuniyetini sağlamaları ve onların isteklerine göre her işlemi gerçekleştirmeleri veya onlara birden fazla alternatif ürün sunmaları pazarlama konusunda problemlerini ortadan fazlasıyla kaldıracaktır.

4.4- Bireysel Bankacılık Alanında Büyüme Potansiyeli

Finansal ürünlerdeki düşük penetrasyon oranları beklenen düşük enflasyon ortamında bankalar için mükemmel büyüme potansiyeli yaratacaktır. Kredilere, yatırım fonlarına, sigorta ve sermaye piyasası aracılık servislerine olan talep artacaktır. Hayat standardının yükselmesi ile birlikte bireysel bankacılık ürünlerine talep artacaktır. Nominal ve reel faiz oranlarında yaşanan büyük düşüş paralelinde bireysel kredilerde 2000 yılının ilk 6 ayında büyük bir talep patlaması yaşanmıştır. 1999 sonunda 1.8 milyar dolar olan bireysel krediler Haziran 2000’de 5 milyar dolara ulaşmıştır. Talepteki bu artışın önümüzdeki günlerde de devam etmesi beklenmesine rağmen yaşanan kriz engel olmuştur. Türkiye’de yok denecek kadar düşük seviyededir. Konut kredilerine olan talebin artması ile birlikte 600 milyon dolar olan toplam konut kredi pazarının önümüzdeki birkaç yıl içinde 5 milyar dolar seviyesine ulaşmasını bekliyoruz.

Sonuçta bu talep artışı ve işlemlerin fazlalığı büyümeyi sağlayacaktır. Zaten aktif yapısı küçük olan bankalar iyi hizmet ve pazarlama için büyümek zorundadırlar.

4.5- Bankacılık Dışı Finansal Ürünler Sunarak Faiz Dışı Gelirleri Arttırma

Daha önce de belirttiğimiz gibi faiz marjlarının hızla gerilediği ortamda faiz dışı gelirlerin bankalar için önemi artacaktır. Düşen enflasyon ortamında bankaların müşteri tabanlarına bankacılık dışı finansal ürünler sunarak komisyon gelirlerini arttırmaları da mümkün olacaktır. Önümüzdeki dönemlerde derinleşmesi beklenen mali piyasalar ortamında yatırım fonları, özel emeklilik fonları ve sigortacılık büyük önem kazanacaktır. Bankalar bu ürünlerini kendi dağıtım kanalları yoluyla müşterilerine sunarak, bankacılık ürünleri ile çapraz satış imkanları da yaratabilirler.
Bankalarımız açısından internet bankacılığı çağrı merkezi, mobil bankacılık (WAP) gibi teknoloji ağırlıklı dağıtım kanallarının önemi ve gerekliliği yadsınamaz. Ancak, bireysel bankacılık ürünlerinin geniş kullanıcı kitlesine dağıtımında şube ve acenta gibi fiziki dağıtım kanallarının da yaygınlaşması, sektörün piyasa penetrasyonu açısından bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada 4700 şube ve 10.000’in üstünde irtibat acentasına sahip PTT’nin önderliğinde post-bank oluşumunu elzem görmekteyiz. Gelişmiş ülkelerdeki örneklerine benzer şekilde, ülkemizde de isteyen bankanın bireysel bankacılık ürünlerini en fazla sayıda müşterisine ulaştıracağı post-bank dağıtım kanalını kullanmasının, sektörün eksikliklerinden birini telafi edecektir.

4.6- Mevduatta Vadelerin Uzatımının Yapılması

Yukarıda sorunlar bölümünde vade problemi açıklanmıştır. Bankalarımızın plasman politikalarını etkileyen ve kaynaklarının en büyük bölümünü oluşturan mevduatta 1-3 aya sıkışan vadelerin uzatılması için yeni bankacılık argümanları geliştirilmesine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalı, bankalar kendi iç bünyelerinde bu konu ile ilgili çalışmalar yapmalıdır.

4.7- Diğer Önlem ve Öneriler

Yukarıda sayılan önlemler-öneriler dışında aşağıdakiler yapılabilir:

• Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Türkiye’de faaliyete bulunan bankaları daha yakın gözetim ve denetim almalı, sektördeki gelişmeler konusunda banka üst düzey yönetimleriyle sık sık genel görüşmeler yapmalıdır. Bu güven için lazımdır.
• Kamu bankalarının özelleştirilmeleri veya özel sektör bankalarıyla haksız rekabete sebebiyet vermeyecek şekilde yeniden düzenlemeleri yapılmalıdır. Bu sektöre yeni argümanlar ve Pazar derinliği kazandırmak açısından gereklidir.
• Merkez Bankasınca belirlenen karşılık oranları daha makul bir düzeye indirilmelidir.
• Bankaların risklilik derecesine göre, değişen miktarlarda prim ödemek suretiyle oluşturdukları gerçek bir sigorta sistemi kurulmalıdır.
• Müşterilere gün geçtikçe bankacılık ürünleri fazla çeşitte sunulmalı ve herkesin bu ürünlerden gerçekten tam anlamıyla yararlanabilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

Özetlemek gerekirse; bu kriz gibi geçiş sürecinde; bankacılık yapma tarzımızı, iş yapış stilimizi geleneksel bankacılık anlayışından arındırıp, yeni bankacılık tanımına uygun çerçevede değiştirmek zorundayız yani, pazar payı yerine müşteriden alınan pay, aktif satış yerine interaktif satış önem kazanmalıdır. Bu da bankacılığın bu yeni döneminde pasif yönetimi yerine aktif yönetiminin dolayısıyla risk yönetiminin daha öncelik kazandığı bir dönemin başladığının habercisi olmaktadır. Bu yeni dönemin başarılı bankaları; etkin maliyet yönetimi yapan, yeni piyasa koşullarına uygun ürün ve hizmetleri tasarlayan, verimlilik ve hizmet kalitesini arttıran ve en önemlisi bankacılık anlayışının odak noktasına müşteri kavramını oturtan bankalar olacaktır.

Yorum yazın