Nebula Nedir

Nebula Nedir

Nebula NedirUzay, hiç bir maddenin bulunmadığı bir boşluk değildir. Gazlar ve ince toz tanecikleri de içerir. Ortalama olarak uzayda bir santimetre küpte bir atom bulunur. Fakat uzayın bazı yerlerinde, madde gaz ve toz bulutları oluşturacak kadar yoğundur. Bu bulutlara Latince bulutlar anlamına gelen nebula adı verilir.
Önceleri, gökteki her saçaklı parlak görüntüye nebula deniyordu. Milâttan sonra 200 yıllarında yaşayan Mısırlı astronom Batlamyus, bu tür görüntülerden beş’tane saptamıştı. Arap astronom El Sufi ise, M.S. X. yüzyılda Andromeda takımyıldızında bu tür görüntüleri görmüştü. Astronomide teleskop kullanılmaya başlanınca, nebula-ların binlercesi bulundu. William Herschel ve oğlu John, XVIII. ve XIX. yüzyıllarda, toplam 5 000 adet nebula buldular.
Öte yandan, teleskop bazı nebulaların, soluk yıldız kümeleri olduğu ortaya koydu. Bu yıldızları çıplak gözle topluluktan ayırd etme olanağı yoktur. XX. yüzyılda, birçok nebulanın aslında birer galaksi olduğu anlaşıldı. Galaksiler büyük yıldız sistemleridir. Güneş sistemi de böyle bir galaksi içindedir.
1864-1868 yılları arasında, İngiliz astronomu Sir William Huggins, nebula katologlarındaki birçok gökcisminin aslında parlak gaz bulutları olduğunu ortaya koydu Bulgusunu yeni icad edilen spektroskopu kullanarak yaptı. Spektroskop, ışığı içerdiği renklere ayrıştıran bir aygıttır. Bu yöntemle bilim adamları ışığı yayan maddelerin ne olduğunu saptayabilirler. Spektroskopla yapılan sonraki incelemeler, nebulalarda bulunan esas gazın hidrojen olduğunu ortaya koydu. Nebula ayrıca azot, oksijen, neon, helyum ve başka gazlarla birlikte katı halde tozlar da içerir.

Uzayda sis
Bazı nebulalar parlaktır. Yakınlarındaki yıldızların ışığını yansıtırlar. Bu durum daha çok, sisli bir günde bir sokak lambasının çevresinde oluşan parlak alana benzer. Nebulayı aydınlatan yıldız, yıldız ölçülerine göre soğuk, yani 20 000 C derecenin altında olabilir. Bu durumda nebula da soğuk kalır. Teleskopla bakılınca bu nebulalar, soluk yeşilimsi renkte bulutlar şeklinde görünür. Bu türün en tanınmış örneği Ülker takımyıldızı civarındadır. Bir teleskopla bakıldığında, Ülker takımyıldızı çevresinde bir hale şeklinde görülür.
Çok sıcak yıldızlar çevresindeki nebulalar parlar. 20 000 C derecenin üstünde ısıya sahip yıldızlar, nebulayı da ısıtarak kendi ışığını yaymasına neden olurlar. Bu tür nebulaların en tanınmışı Orion takımyıldızı yakınında bulunan Büyük Nebu-ladır. Bu nebulanın Dünyadan uzaklığı 1800 ışık yılı kadardır. Yani ışığının Dünyaya ulaşması 1800 yıl sürmektedir. Işığın hızı saniyede 300 000 km.’dir. Nebulanın kendi çapı da 15 ışık yılı kadardır. Eğer içerdiği yıldızlar çok parlak olmasaydı, bu nebula çıplak gözle görülebilirdi. Fotoğraflar, gökyüzünde başka birçok nebulalar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bunlar genellikle biçimlerine göre adlanırlar. Küçük Gül nebulasının yıldızları, merkezi çevresinde gül yaprakları gibi dizilmiştir. Kuğu takımyıldızı içinde bulunan, Peçe nebulasınm, tüybulutlar gibi saçaklı bir görünüşü vardır. Gezegen nebulalar, özel bir tür oluştururlar. Bunların, diğer nebulalara oranla biçimleri daha belirlidir. Gaz bulutu, merkezdeki sıcak bir yıldızı, bir atmosfer gibi sarar. Parlak diskleri, teleskopta bir gezegen gibi göründüğü için bu nebulalara gezegen denir. En tanınmış gezegen nebula, Çalgı takımyıldızları içindeki Halka nebulasadır. Gezegen nebulayı oluşturan gazı, merkezdeki yıldız salar.
Bazen yıldızlar patlar. Patlayan yıldızların bir kısmına nova denir. Nova birkaç hafta parlar. Sonra solup gider. Ama eski yıldızın yerinde giderek büyüyen bir nebula oluşabilir. Bu nebulayı patlamanın yarattığı gazlar meydana getirir. İlk nova, Milâttan önce 134 yılında Yunanlı astronom Hipparkus tarafından gözlenmiştir.
Boğa takımyıldızında bulunan Yengeç nebulası, parlak nebulaların özel bir örneğidir. Bu görkemli gaz bulutu, bir süpernovanın kalıntısıdır. Novadan daha büyük patlamalara süpernova denir. Bu patlama 900 yıl önce Koreli astronomlar tarafından gözlenmiştir. Bu nebula, halen, saniyede 1300 kilometre hızla yayılmaktadır.
Bazı nebulalar karanlıktır. Bunlar, arkalarındaki yıldızların ışığını örttükleri için sadece teleskoplarla görülebilirler. Kendileri ışık salamayacak kadar soğuktur. Parlak yıldızlar da uzaktadır. Bu nedenle karanlık kalırlar.

Birkaç karanlık nebulayı çıplak gözle görmek mümkündür. Samanyolundaki boşluklara ve ayrıklara bu nebulalar yol açar. En iyi örnek, gökyüzünün Güney yarısında bulunan Kömür Çuvalı nebulasıdır.
Karanlık nebulalar, arkalarındaki yıldızların ışığını bütünüyle engellemezler. Fotoğraflarda, nebulaların arkasındaki yıldızları görmek mümkündür. Puslu gün batımında, Güneş ışıklarının kızarması gibi, bunlarda kırmızı görünür.

Nebulaların yaydığı radyo dalgaları
Karanlık hidrojen bulutları radyo dalgaları yayar. Radyo dalgaları, yıldızlar arasında toz ve gaz içinde, ışığa oranla daha uzun mesafelere kadar gidebilir. Bu yüzden radyoastronomi, uzayın teleskoplarla incelenemeyen, çok daha uzak bölümlerini araştırabilir. Bu bölgelerden biri bizim galaksimizin merkezidir. Burası, Samanyolunun karanlık bir parçası olan Yay takımyıldızı içindedir. Radyoastronomi, gaz bulutlarının sarmal bir yol izlediğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, bizim yıldız sistemimizin de sarmal galaksilerden olduğunu doğrulamaktadır.
Bazı nebulalar, önceden de belirtildiği gibi, patlamış yıldızların kalıntılarıdır. Astronomlar, patlayan yıldızların yerine yenilerinin doğduğu kanısındadırlar. Milyonlarca yıl içinde, bir nebula yığılarak yoğun bir kütle oluşturur. Bir tek grup içinde bu bulutsu kütlelerden milyonlarcası bulunur. Fler gaz kütlesi, kendi çekim gücü ile bir arada bulunur. Gaz bir araya toplanırken, ısı açığa çıkar. Kütlenin merkezi yeteri kadar ısınınca, bir hidrojen bombasında olduğu gibi nükleer reaksiyon başlar. Flidrojen gazı helyuma dönüşürken ısı ve ışık açığa çıkar. Bu andan itibaren yeni bir yıldız ışıldamaya başlar.
Astronomlar, günümüzde de bu sürecin gözlenebileceği görüşündedir. Böyle yeni yıldızların oluştuğu yerlerden biri de Orion nebulasıdır. Gaz ve tozun çok bulunduğu yerlerde genç yıldızlar vardır. Bu da oralarda yeni yıldızların oluştuğunu doğrulamaktadır. Gaz ve tozun az bulunduğu yerlerde ise yaşlı yıldızlar vardır. Buralarda yeni yıldızları oluşturacak miktarda madde kalmamıştır. Gazı ve tozu çok azalmış, tamamen yaşlı yıldızlardan meydana gelen galaksiler vardır.

Yorum yazın