Michelson-Morley Deneyi

Michelson-Morley Deneyi Hakkında Bilgiler

Eter kavramına karşı saldırılar 19. yüzyılın sonlarında kendini belirgin bir şekilde göstermeye başladı. Birçok bilim adamı eterin varlığını kabul etmek istemiyor ve daha başka bir açıklama bekleyişi içinde bulunuyorlardı. İşte tam bu sıralarda, yani 1887 yılında iki Amerikalı fizikçi Albert A. Michelson (1852 – 1931) ile Edvvard W. Morley (1838 – 1923) , bu görünmeyen eterin gerçekliğini sınama yoluyla gösterilebilecek bir deney yolu geliştirdiler. Deney temelde çok basitti. Eğer eter, uzayı dolduruyorsa, Dünya Güneşin çevresinde dönerken bu eterin içinden pek çabuk geçmesi gerekirdi. Başka deyişle, çabuk da geçse eğer eter var ise ondan etkilenmesi gerekirdi. Böyle olunca ışık da eterden geçerken eterin içinde hareket eden Dünyanın hareketinden etkilenecekti. Bu açıklamayı kolay şekilde anlatmanın yolu; bir akarsuyun kıyısında duran bir kimsenin geçen bir gemiyi gözlemesiydi. Akıntının saatte iki mil gittiğini ve geminin de yirmi mil sürat yaptığını düşünecek olursak, geminin hızı saatte yirmi iki mil olacaktır. Eğer gemi akıntıya karşı gidiyorsa bu kez hızı on sekiz mil olması gerekir. Michelson – Morley deneyinde Dünya akarsuyun kıyısı, eter suyun akıntısı, ışık kaynağı da gemi yerine kullanılmıştır. Deneyde Michelson ve Morley ışık kaynağını geniş bir yüzeyin kenarına
yerleştirdiler. Yüzeyin merkezine konan bir ayna, ışığı iki ışına ayırıyordu. Işının biri eterin içinde ve Dünyanın hareketine paralel olarak yol alıyordu. Diğer ışınsa, Dünyanın hareketine dik açı oluşturacak şekilde yol alıyordu. Yüzeyin kenarındaki bir ayna düzeni, ışık ışınlarının varış zamanını kıyaslayabilmek için bir aygıtın üzerine düşürüyordu. Deneyi yapan bilim adamları, varış zamanlarında bir ayrılık bekliyorlardı.
Deneyin şaşırtıcı sonucu, ışık ışınları nereye yönlendirilirse yönlendirilsin, kesinlikle ayın zamanda yansıyıp aygıt üzerine düşmeleri şeklinde gerçekleşti.
Bu saptamaları, Michelson ve Morley’e eterin var olmadığı sonucuna inandırdı. Michelson – Morley deneyi diğer bilim adamları tarafından birçok kez yinelenip sonuçların doğruluğu kanıtlandı.
Eter kavramı artık geçerli olmadığına göre, bilim adamları onun yerine geçecek seçeneği aramaya başladılar. 20. yüzyılın başlarında Albert Einstein yeni kuramını açıkladı. Bu kuram yalnızca ışığı açıklamakla kalmayıp, hareketin, hacim ve zamana ilişkin yeni bilgiler de getiriyordu.

Yorum yazın