Akanyıldız

Geceleri havada meydana gelen ve hızla akıp giden ışıklı noktalara akanyıldız denir. Ayın parlak olmadığı berrak gecelerde, yüzlerce akanyıldız görülebilir.

Kimi akanyıldızlar birdenbire düşüp yok olan normal bir yıldız izlenimi uyandırırlar. Kimisi de ışıktan bir kuyruğu olan bir rokete benzer. Akan-yıldızın dünyaya uzaklığı çok fazladır. Hızı saniyede 70 km.’yi bulur. Işıktan kuyruğun uzunluğu ise60 km.’ye ulaşabilir. Astronomi bilginleri akan-yıldızlara meteor adını verirler.

Akanyıldız nedir
Yunanca kökenli meteor sözcüğü, “uzak gökte” anlamına gelir. XIX. yüzyılın başlarına kadar bulutlar, gökkuşağı, şimşek ve dolu gibi tüm gökci-simlerine ve olaylarına meteor adı verilmişti. Atmosfer ve gökle ilgili bilim dalı olan meteoroloji de bu sözcükten türetilmiştir. Bugünkü anlamıyla meteor yani akanyıldız, astronomi biliminin kapsamına girer ve bu bilim dalının uzmanları tarafından incelenir.
Güneşin çevresinde dolaşan meteoroit adlı ufak, sert cisimler kimi zaman dünyanın atmosferine girerler. Atmosfer, dünyayı çevreleyen hava tabakasıdır. Havanın içeriğinde küçük gaz parçacıkları ya da molekülleri vardır. Meteoroit bu gazlar arasından geçerken meydana gelen sürtünme sonucu hızını kaybeder. Hareket eden her cisim, kendi hareketi sonucu oluşan belirli bir enerjiye sahiptir. Bu enerjiye kinetik enerji denir. Hızı atmosferdeki gazlar tarafından düşürülen bir meteoroidin kinetik enerjisi ısı ve ışığa dönüşür. Sürtünme sonucu oluşan ısı, meteoroidin parıltılı bir şekilde yanmasına yol açar. Yanmaya başlayan meteoroit meteor adını alır. Meteorun parçalarının ve meteor çevresindeki hava moleküllerinin iyonlaşması meteoru akkor hale getirir. Meteor parçaları ve hava molekülleri elektrik yüklü ve iyon adı verilen küçük parçalara ayrışırlar. Hava atomları ve meteor atomları iyonlaştık-ları zaman elektronlarını kaybederler. Elektronların atomlarla yeniden birleşmeleri sonucu meteorun parlak ışığı ortaya çıkar.

12 kasım 1833 gecesi A.B.D.’nin tüm doğu kesimlerinde sayısız meteorlar görüldü. Bu meteor yağmurundan sonra astronomi bilginleri meteoriarı ayrıntılı bir şekilde incelemeye giriştiler. Araştırmalar sonucunda, her meteorun izlediği yolun, sonunda aynı ortak noktada birleştiği saptandı. Radyan adı verilen bu merkez, Aslan takımyıldızında olduğu için 1833’deki meteor’sağanağına Aslan yağmuru dendi.

Bir sağanakta meteorlar birbirlerine paralel bir yol izlerler. Fakat dünyadaki bir gözlemci, tüm meteorların aynı noktadan çıktıklarını sanır. Bunun nedeni, perspektif adlı görüş kuralıdır, örneğin, bir demiryolunun başında durup görülebildiği kadar uzağa bakılırsa, yolun giderek darlaştığı ve iki rayın bir noktada birleştiği izlenimi uyanır. Oysa gerçekte iki ray birbirine paraleldir.

Meteor sağanakları düzenli aralıklarla meydana gelirler. Bunun nedeni, meteoroitlerin güneşin çevresinde belirli bir yörüngeyi izlemekte olmalarıdır. Dünyanın ve meteoroitlerin yörüngeleri düzenli aralıklarla karşılaşınca meteor sağanağı başlar.

Bilim adamları, meteoroitlerle kuyruklu yıldızların yörüngelerinin birbirlerine çok yakın olduklarını saptamışlardır. Kuyrukluyıldızlar, yine güneş çevresinde yörüngeye oturmuş, fakat meteoroit-lerden ayrı yapıda gökcisimleridir. Donmuş gazlarla birleştirilmiş sert cisimlerden oluşurlar. Kuyrukluyıldız güneşe yaklaştığı zaman gazlar ısınır ve buharlaşırlar. Bu durumda, gazın içinde bulunan sert cisimlerden bazıları kütleden ayrılıp yörüngeden çıkarlar. Meteoroitler gibi atmosfere girip birer meteor olabilirler.

Bilim adamlarının hesaplarına göre, hergün milyonlarca meteoroit dünyanın atmosferinde yanmaktadır. Kimi zaman atmosfere çok büyük cisimler girerler. Bunlar tamamen yanmayıp, dünyaya düşerler. Bunlara göktaşı (meteorit) denir. A.B.D/de, Arizona’da Meteor Krateri adı verilen kâse biçimli büyük bir çukur vardır. Çukurun çapı 1280 m., derinliği 175 m.’dir. Çevresinde toprak düzeyinden 40 m. yükselen bir yükselti vardır. Bilim adamlarının saptadığına göre, bu krater, yaklaşık olarak 50000 yıl önce dünyaya düşmüş olan bir göktaşı tarafından açılmıştır. Bu göktaşı, çok büyük ve çok ağır olduğu için atmosferde hızını kaybetmemiş, yere büyük bir hızla çarpmıştır. Çarpma sırasında, kinetik enerji büyük bir patlamaya neden olmuş, böylece büyük krater açılmıştır. Etrafa saçılan daha küçük parçalar da, kilometrelerce uzanan bir bölgede küçük kraterler açmışlardır.

Dünyaya düşmüş olan en büyük göktaşı Güneybatı Afrika’da, Batı Hobo’dadır. Bu göktaşının yaklaşık olarak 60 ton ağırlığında olduğu sanılmaktadır. Büyük göktaşları çok seyrek olarak düşerler. Çünkü göktaşları genellikle atmosferden geçerken birçok parçalara bölünürler. İçeriklerindeki maddelere göre göktaşları iki gruba ayrılırlar. Sideritler, ya da demirli göktaşları, yüzde 90 demir, yüzde 9 nikel içerirler. İkinci grubu ise silikon ve bunun yanısıra kalsiyum,
demir ve oksijen gibi madenlerden oluşan aeroitler, ya da taşımsı göktaşları oluştururlar. Dünyaya düşen göktaşları daha çok ikinci gruba girerler. Daha küçük göktaşlarının ise genellikle Mars’la Jüpiter arasında hareket eden asteroid adlı gezegenlerden geldikleri sanılmaktadır.
Bilim adamları, radyoaktif ışınların yardımıyla, meteoroitlerin genellikle 4,5 milyon yıl önce oluştuklarını saptamışlardır. Bu rakam, ayın üzerindeki en eski kayalıkların oluşma tarihiyle uyuşmaktadır. 4,5 milyon yıl öncesi belki de tüm güneş sisteminin oluştuğu tarihtir.

Etiketler:

Yorum yazın