Ugarit Nedir

Ugarit, Kuzey Suriye’de, Lazkiye’nin 10 km kuzeyinde, Ras Şamra adıyla bilinen büyük höyüğün üstünde antik kent. Kıyıdan 15 km kadar içeride kalan yıkıntıların ilk izlerine 1928’de toprağı sürmekte olan bir çiftçi rastladı. 1929’da da Claude-F.-A. Schaeffer yönetimindeki bir Fransız ekibi bölgede kazıya başladı.

Ugarit’in günümüze en çok sayıda buluntunun ulaştığı en zengin dönemi İÖ y. 1450-1200 arasıdır. Büyük sarayların, tapınakların ve kutsal yerlerin yanı sıra akropolisteki yüksek rahiplere ait kitaplıkla daha başka

kitaplıklar da bu dönemde yapılmıştır. Taş evlerin altındaki tonozlu aile mezarları Mi-ken etkisini yansıtır. Bölgede çok sayıda Miken ve Kıbrıs çanak çömleği de ele geçmiştir.

Tapınak kitaplığının bulunuşu o güne değin bilinmeyen bir çiviyazısı alfabesinin ve tümüyle yeni mitolojik ve dinsel içerikli bir edebiyatın ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Saray kitaplıklarıyla özel kitaplıklarda ise kentin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel yaşamını çeşitli yönleriyle dile getiren arşivler bulunmuştur.
Ugarit sanatının altın çağının en iyi örnekleri, üstüne günjlük yaşamdan sahneler kazınmış altın bir fincanla kâse, oyularak işlenmiş steller, tunç heykelcikler, tören baltaları, saray yaşamından sahnelerin yer aldığı oyma fildişi levhalar ve gene fildişinden incelikle işlenmiş çeşitli eşyadır. Mısır etkisinin de izlenmesine karşın Ügarit sanatı kendine özgü bir Suriye üslubu ortaya koymuştur.

İÖ 1200’den kısa bir süre sonra Ugarit’in altın çağının sonu gelmiştir. Deniz Halklarının saldırılarından başka deprem ve kıtlık da bu yıkılışı hazırlayan nedenlerdir. Demir Çağında ve İÖ 6-4. yüzyıllar arasında burada yalnızca küçük bazı yerleşimler olmuştur.

Kazılarda çiviyazısıyla yazılmış çok sayıda belge ortaya çıkarılmıştır. Hâlâ süren kazılarda her yıl eski Kuzey Kenan uygarlığına ilişkin yeni ve beklenmedik bilgiler sağlayan buluntular ele geçmektedir. Metinler kil tabletler üstüne ya Babil çiviyazısıyla ya da Ugarit’te geliştirilmiş özel bir çiviyazısıyla yazılıdır. 1949’da ve daha sonra, 30 işareti bulunan bu alfabenin çeşitli kopyaları bulunmuştur. İÖ 13. yüzyılda tüccarların 25 ya da 22 işaretten oluşan daha kısa bir alfabe kullandıkları anlaşılmaktadır.

Metinlerde dört ayrı dilin (Ugarit, Akad, Sümer ve Hurri dilleri) ve yedi ayrı alfabenin (Mısır ve Hitit hiyeroglif yazılarıyla Kıbrıs-Minos, Sümer, Akad, Hurri ve Ugarit çiviyazıları) kullanıldığı saptanmıştır. Bu durum kentin kozmopolit yapısını ortaya koymaktadır.

Orta Tunç Çağı. Firavun I. Sesostris’e (hd İÖ 1971-28) ait olduğu belirlenen bir akik taşı ve Orta Krallık döneminin öteki firavunlarının (II. Sesostris [hd İÖ 1897-78] ve

III. Amenemhet [hd İÖ 1842-1797]) Ugarit krallarına armağan ettikleri stellerle heykelcikler Ugarit tarihinin ilk kesin tarihlemesi-nin .yapılmasına olanak sağlamıştır. İkinci yerleşim katında yer alan mezarlarda ele geçen Orta Minos uygarlığı dönemine ait çok ince Girit çanak çömleğiyle Babil silindir mühürleri de tarih belirlemeye yardımcı olmuştur. İÖ 18. ve 17. yüzyıllarda Ugarit’in, Hyksoslarla ilişkisi olan kabilelerin (belki Hurrilerle Mitannilerin) denetimine geçtiği anlaşılmaktadır.

Ras Şamra metinleri ve Tevrat. Ugarit’te bulunan “Keret Efsanesi”, “Aghat Destanı” (ya da “Danel Efsanesi”), “Baal-Aliyan Mitosu” ve “Baal’in Ölümü” gibi metinler bir Eski Kenan mitolojisinin varlığını ortaya koyar. Ugarit tanrılarıyla bunların Babil’de-ki karşılıklarının sıralandığı bir tabletten El, Aşera ve Baal’in belli başlı tanrılar olduğu anlaşılmıştır. Yüksek düzeyde özgün birer edebiyat örneği olan bu metinler aynı zamanda Tevrat incelemelerine de ışık tutar. Tevrat’ta yer alan krallara ilişkin öykülerin yalnızca sözlü olarak kuşaktan kuşağa iletilmediği, Kenan kökenli yazılı belgelere dayandığı da anlaşılmıştır. Ugarit’te bu metinlerin bulunması Tevrat çalışmalarına ı yeni bir bakış açısı getirmiştir.

Ras Şamra Höyüğü. Ras Şamra Höyüğü’n-de yapılan sondajlar yerleşim katlarının en eskisinin Neolitik Çağdan kaldığını ortaya çıkarmıştır. Bu en alt katın üstünde beş ana kat (V-I) daha belirlenmiştir. En alttaki üç kat kendi aralarında alt katlara bölünmüştür. V. kattaki en eski yerleşim (İÖ 7. binyıla tarihlenen, tahkim edilmiş küçük bir kent), çakmaktaşı aletlerin kullanıldığı bir çanak çömlek öncesi uygarlığıdır. Gene V. katta, ama daha geç tarihli bir yerleşimde de hafif, güneşte kurutulmuş çanak çömlek bulunmuştur. IV. katla III. katın bir bölümü Kalkolitik Çağa tarihlendi. Bölgeye kuzeydoğu ve doğudan yeni etnik grupların geldiği bu dönemde Akdeniz, özellikle de Mezopotamya etkileri görülür. Erken Kalkolitik Çağda Kuzey Irak’taki Hassuna ve Halaf kültürlerinin renkli çanak çömleği yaygınlaşmıştır. Geç Kalkolitik Çağdaki tek renkli, geometrik desenli Tel el-Obeyt çanak çömleği yeni bir Mezopotamya etkisini yansıtmaktadır. Bu dönemde bakırdan yapılma ilk metal aletlerin yanında çakmaktaşı aletler de hâlâ kullanılmaktaydı. III. katın bunu izleyen ve İlk Tunç Çağına (İÖ 3500-2000) tarjhleneıı katlarında boyalı çanak çömlek çıkmamış, ama tek renkli, açkılı kaplarla Anadolu’dan gelmiş parlak ve kırmızı çanak çömlek ele geçmiştir. İlk Tunç Çağının III. evresinde (IÖ 2500-2000) metal işleme tekniği hızla gelişmiş, Orta Tunç Çağında ise İÖ y. 2000-1900 arasında Ugarit’e tunç işlemede usta olan yeni topluluklar gelmiştir. II. ve I. katlarda da İÖ 2. binyıldaki tarihsel dönemlere ait kalıntılar bulunmuştur.

Yorum yazın