Sus şehri

SUS. Esk. coğ. Elam’da şehir; M.ö. V. binyılda Kerha’nın (esk. Khoaspes) kenarında kuruldu ve ancak Arap devrinde terk edildi, SUmerler, Akkadlar, Babilliler ve Asurlular ile bazen iyi geçinen, bazen savaşan bir krallığın başkenti oldu. M.ö. 640’a doğru Asurbanipal tarafından yıkılan Sus’a, daha sonra Akamanışlar yerleşti. Şehrin tuğladan yapılmış binaları, Yunanlıların tMemnoneiom adım verdikleri bir hisan ve Dara’nın yaptırdığı bir sarayı (Taht-ı Cemşid) vardı. Antiokhos IV tarafından yağmalanan Sus’u Şahpur II tekrar inşa ettirdi. Eskiçağ yıkıntılarının yakınında «Danyal’ın türbesi» denen bir İslâm anıtı yükselir.

Arkeoloji. Sus’da yalnız fransız arkeoloji heyetleri tarafından kazılar yapıldı. 1884-1886 Arası burada ilk kazıları yapan Dieu-lafoy ve karısı, buldukları Okçular frizini ve Akamanışlardan kalma bir sütun başlığım Louvre müzesine verdiler. Morgan’-m İran delegasyonu başkanlığına getirilmesinden (1897) sonra hızlanan kazılara ancak savaş yıllarında ara verildi. R. de Mecquenem ile R. Ghirshman, şarkiyatçıların yardımıyle 123 hektarlık bir alandaki höyükleri açtılar. Bulunan bir yeraltı mezarlığında El-Ubeyd devrinden (M.ö. IV. binyıl) kalma boyalı vazolar (Louvre) ortaya çıkarıldı. Çok Uslûplaştırılmış olan süslemelerde hayvan ve bazen insan tasvirleri görUlür, fakat motiflerde git gide soyutlaşmaya doğru bir eğilim belirir. Her ne kadar İran yaylasında ve Mezopotamya’da bu seramiklere çok rastlanırsa da, hiç bir yerde Sus’daki kadar olgun sanat örnekleri bulunmamıştır. Louvre’da, Elam krallarının Mezopotamya şehirlerinden savaş ganimeti olarak getirdikleri başka anıtlar da vardır: Naram-Sin sunağı, Maniş-tusu piramidi, Hammurabi kanunu (ilk defa 1902’de P. Scheil tarafından çevrildi). II. binyılda Sus, Elam tarihinin parlak bir çağında hüküm süren kral Untaş-Gal-in karısı kraliçe Napir-Asu’nun tunç heykelinde de görüldüğü gibi, maden işçiliğinde önemli bir merkezdi. Sırlı tuğladan Okçular frizi Dara’nın sarayında yer alıyordu; saraydaki kabul salonunun yüzölçümü bir hektardı; tavam taşıyan sütunların yüksekliği 20 m’yi buluyordu; 2’şer metrelik sütun başlıkları boğa protome’leriyle süslenmişti.

Etiketler:

Yorum yazın