Silür dönemi

Silür dönemi
Silür dönemi aşağı yukarı 435 milyon yıl önce başlamış ve sadece 30 milyon yıl sürmüştür. Silür dönemi, yeryüzü tarihinde çok kısa bir süre olmasına karşın, oldukça olaylı bir dönemdi. Bu dönemle karada ilk bitkiler ortaya çıkmıştır, ilkel balık biçimleri gelişmiş ve bunlardan daha gelişmiş hayvanlar ortaya çıkmıştır. Silür dönemindeki hayatın nasıl olduğunu belirten çok sayıda fosil bulunmuştur. Fosiller, ölmüş hayvan ve bitki organizmalarının kayalarda bozulmadan saklanan kalıntılarıdır.
Fosiller üzerinde çalışan bilim adamlarına paleontolog denir. Paleontologlar, fosilleri inceleyerek eski yaşam biçimleriyle bugünkü yaşam biçimlerini karşılaştırırlar.
Silür döneminin başlangıcında karalarda hayat yoktu; sadece sularda hayat vardı. Sularda, midye ve salyangoz gibi yumuşakçaları içeren omurgasız hayvanlar yaşıyordu. Bazı yumuşakçalar denizlerdeki en büyük hayvanları oluşturuyordu. Bu dönemde yaşamış olan euripteridler günümüzdeki yengeçlerin atalarıydı. Bunlar büyük bir olasılıkla denizde değil, tatlısularda yaşıyorlardı. Euripteridlerin bazı cinsleri yassılaşmış vücutlarıyla dev akreplere benziyorlardı. Yaşamlarını ırmak ve göllerin diplerinde sürdürüyorlardı. Euripteridler eklembacaklı hayvanlardı. Eklembacaklı hayvanların bacakları, çok sayıda eklemden meydana gelir. Euripteridlerin boyları birkaç cm.’den, 250 cm.’nin üzerinde bir uzunluğa kadar erişebiliyordu. Bir euripteridin vücudu, kaplumbağa kabuğu gibi bir kabukla ya da boynuz şeklinde bir kalkan ile örtülüydü. Euripteridler aşağı yukarı 145 milyon yıl sonra Perm döneminde tükenmişlerdi
Silür dönemi hayvanlarının bazılarına günümüzde de rastlanmaktadır. Günümüzün deniz lâleleri silür devrinde de yaşamışlardır. İstiridye gibi iki kabuklu yumuşakçalara benzeyen kolsuayaklılar da silür devrinde pek çoktu. Ancak zamanla türlerin birçoğu kaybolmuş ve soyları tükenmiştir. Trilobitler ve graptolitler silür döneminin diğer yaygın hayvanlarıdır. Bunların soyları tamamen tükenmiştir. Trilobitler ağaç bitlerine benzeyen eklembacaklılardı. Graptolitler toplu olarak yaşayan ufak hayvanlardı, iplik ve ağ yaparlardı.
500 milyon yıl önce denizlerde balık yoktu. İlk balık izleri aşağı yukarı 480 milyon yıl önce başlamış olan ordovik dönemin kayalarında bulunmuştur. Gelişmiş balık fosilleri ise silür döneminden kalmadır.
Bu ilk balık fosilleri sadece birkaç santimetre uzunluğunda olan ostrakodermlerin kalıntılarıdır. Bu balıkların düz vücutları, koruyucu bir zırh kaplamayla örtülüydü. Ostrakodermlerin dişleri ve çeneleri yoktu. Yaşadıkları yerlerdeki ırmak ve deniz yataklarından çamur emerek besleniyorlardı. Ayrıca solungaçlarına aldıkları suyun içindeki çeşitli organizmaları da beslenmek amacıyla süzüyorlardı. Irmak taşemeni bugün yaşayan çenesiz bir balıktır. Ostrakodermlerin çoğunun yüzmek için yüzgeçleri yoktu. Silür devrinin sonlarına doğru çeneli balıklar ortaya çıktı; bunların çoğunun gelişmiş yüzgeçleri vardı.
Oksijen ve hayat: Silür kayaları ilk hava solunumu yapan kara hayvanlarının fosillerini içerir. Bunlar akreplerdir. Akreplerin euripteridlerden geliştikleri sanılmaktadır. Akrepler ancak atmosfer yeteri kadar oksijen içermeye başladıktan sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun nedeni hayvanların yaşamak için oksijen solunmak zorunda olmalarıdır.
Havadaki oksijenin çoğunun bitkiler tarafından üretildiği sanılmaktadır. Bitkiler besin yapmak için Güneş ışığının enerjisini kullanırlar. Bu işlem sırasında oksijen çıkarırlar. Böylece gittikçe havada daha fazla oksijen birikmiştir.
Bu oksijen Güneşin morötesi ışınları tarafından etkilenmiştir. Morötesi ışınları oksijeni atomlarına ayırmış, atomlardan bazıları birleşerek ozon gazını oluşturmuştur. Böylece ağır bir ozon tabakası gelişmiştir. Morötesi ışınları canlılar için öldürücüdür. Ancak bu ışınlar su tarafından emildiği için, denizdeki organizmalar morötesi ışınlardan etkilenmemiştir. Ozon da morötesi ışınlarını emer. Ozon tabakasının gelişmesi Dünyayı morötesi ışınlarının zararlı etkilerinden korumaya başlamıştır. Sonunda öldürücü morötesi ışınları karalarda da etkisiz kalmıştır. Ozon tabakasının altında ise oksijen oluşmaya devam etmiştir.
Silür döneminin sonunda birçok şiddetli deprem ve büyük volkanik patlamalar olmuştur. Deniz dibinin geniş alanları yukarı kalkmıştır. Karaların yüzeyi de çok pürüzlü olmuştur. Bunların sonucunda oluşan çukurlara sular dolmuş, göller ve ırmaklar meydana gelmiştir. î kİ im ısınmış ve geniş su alanları kurumaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak birçok balık ölmüştür.
Özel yüzgeçler: Fakat bazı balıkların etli kulak memeleriyle özel yüzgeçleri gelişmiştir: Bu balıklar karada yüzgeçlerinin üzerinde sürünmeye başlamışlardır. Yavaş yavaş bu yüzgeçler bacak haline dönüşmüştür. Havadaki oksijeni daha kolay soluyabilmek için, giderek bu balıklarda akciğerler oluşmuştur. Böylece ilk ikiyaşayışlılar ortaya çıkmıştır. İkiyaşayışlılar kurbağalar gibi hem suda, hem de karada yaşayabilen canlılardır. Bunlar ilk kez silür dönemini izleyen devon döneminde ortaya çıkmışlardır. Daha sonraki milyonlarca yıl boyunca ikiyaşayışlıları, sürüngenler, kuşlar ve insanı da içeren memeliler gibi diğer canlılar izlemiştir.

Yorum yazın