Prekambriyen Dönemi Nedir

Prekambriyen Dönemi Nedir

Son yirmi otuz yıldır bilim ve teknolojinin attığı dev adımlar, evren konusunda keşfedilecek çok az
şey kaldığı izlenimini uyandırmaktadır. Ne var ki, bu düşünce gerçekten çok uzaktır; çünkü yeryüzünün tarihinin, özellikle en eski tarihinin incelenmesi, pek fazla olgu bilinmediğini ortaya koyar.
Yeryüzünün nasıl oluştuğu, günümüzde hâlâ tartışma konusudur. Bir kurama göre, yeryüzü, sıcak yıldız gazından oluşan dev bir bulutun yoğunlaşmasıyla oluşmuştur. Dış bölümü soğuyarak, depremler ve yanardağ etkinlikleri gibi şiddetli güçlerin etkisine açık olan katı bir kabuk haline gelmiştir. Başka bir kurama göre ise, yeryüzü, soğuk bir gaz ve toz tanecikleri bulutundan ortaya çıkmıştır. Bunlar gibi daha birçok başka kuram vardır. Ancak, hangisi doğru olursa olsun, sert bir kabuk ve okyanuslar oluşmadan yaşamın başlayamayacağı kesindir.
Yeryüzünde yaşamın ilk olarak ne zaman başladığı kesinlikle bilinmiyor. Bundan 3 milyar yıl önce bazı yaşam biçimlerinin varolduğu kesindir; çünkü, radyoaktif yöntemlerle, 3 milyar yaşında oldukları sanılan kayaların içinde suyosunlarına benzer organizmaların fosilleri bulunmuştur. Yaşam denizde başlamış, o zamandan beri de sürekli bir evrimin konusu olmuştur.

GİZ DOLU BİR ZAMAN
Jeologlar, zamanı jeolojik zamanlara bölmektedirler. En eskisinden en yenisine doğru gelindiğinde, zamanlar şöyle sıralanır: İlk zaman (Arkeozoik + Proterozoik), Birinci zaman, ikinci zaman, Üçüncü ve Dördüncü zaman. Arkeozoik ve Proterozoik dönemler, çoğunlukla bir tek uzun zaman sayılarak, Prekambriyen bundan en az 3 milyar yıl önce başlamış ve 600 milyon yıl önce Birinci zamanın başlamasıyla sona ermiştir— diye adlandırılır. Prekambriyen adı, Birinci zamanın içindeki ilk devir olan Kambriyen devrinden hemen önce olmasından gelir.
Prekambriyen, kendinden sonraki devirlerin tümünden daha uzun sürmüştür. Üst Prekambriyen kayalarında fosiller bulunduğu bilinen bir gerçektir; ancak, daha sonraki zamanlarla karşılaştırıldığında, bunların sayısının az olduğu söylenebilir. Prekambriyen çağlarının ilk tabakalarında da çok az olmakla birlikte, fosillere raslanır.
İlk tabakaların bazılarında hiç fosile raslanmamış olmasının, o sıralarda yaşamın başlamadığını gösterdiği söylenemez. Çünkü, varolan en yaşlı kayalar olarak bilinen Prekambriyen kayaları, dünyanın birçok yerinde, derinlerdeki tortullarla kaplanmıştır. Ancak açıkta oldukları (Doğu Kanada’daki gibi) yada yüzeye yakın oldukları yerlerde, fosil kapsayıp kapsamadıkları açısından bir incelemeye konu olabilirler. İkinci olafak da, ilk organizmaların, ölünce tamamen çözülüp fosil bırakmayan yalın mikroorganizmalar olması gerekir.
Üçüncü olarak, Prekambriyen kayaları kadar yaşlı kayalarda korunmuş fosillerin, daha sonra da, kayalar üstünde etkinlik gösteren aynı güçlere açık olması gerekir. Bazı kayalar, yeryüzünün sıcaklığıyla erimiş, daha sonra katılaşmıştır. Başkaları ise, üstlerinde birikmiş daha genç tortul katlarının ağırlığından doğan büyük basınç altında yada büyük tabaka bloklarının yatay hareketleri sonucu değişmeye uğramıştır. Kayaların içine sızan bileşiklerin oluşturduğu kimyasal tepkimeler, onların bileşimlerini değiştirmiştir. Bütün değişiklikler, fosilleri yok eder. Prekambriyen fosilleri gibi yaşlı fosillerin yok olma olasılıkları, daha yakın zamanlardan kalma fosillerin- kinden yüksektir. Çünkü yok edici güçlerin etkisine açık olma olasılıkları daha çoktur.
Son olarak, deniz kökenli ve ilk zamanlardan bugüne kalmış tortul kayalara, oldukça az Taşlanmaktadır. O zamanın tortul kayalarının çoğunun, kara kökenli tortullardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Yaşam büyük bir olasılıkla denizlerde başladığı için, günümüzde o günlerdeki yaşam tiplerinin ancak çok az sayıda fosili vardır.

Yorum yazın